Serdar Durat

101 Çileli gün ve sonrası

101 ÇİLELİ GÜN VE SONRASI ; Değerli düşünür dostlarım, Terör örgütü Irak Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) alıkoyduğu Musul konsolosluğumuzda görevli vatandaşlarımız ve aileleri, 101 günlük esaretin ardından kurtuldular ve çok şükür sağ salim ülkemize geri döndüler. Başbakan Ahmet Davutoğlu, Azerbeycan ziyaretini yarıda keserek konsolosluk personelini karşılamak üzere yurda döndü ve özel devlet uçağı ile Şanlıurfa'ya gitti. Başbakan uçakta yaptığı konuşmasında, kurtarılan Türk vatandaşlarına da hitap etmiş ve , "Bu bayramı bize yaşatan öncelikle Allah'ın lütfudur, sizlerin metanetli, basiretli tutumunuzdur. Ayrıca bu uçağımız da yeni uçak. İlk özel misafirleri sizler oldunuz.  Allah bir daha böyle bir ayrılık sizlere, alilerinize göstermesin. Yaşananlar göstermiştir ki böyle bir durumda karşılaşıldığında tüm millet tek bir bütün haline geliyor, zor şartlarda olan devlet görevlilerimiz omuz omuza veriyorlar. Allah bir daha acı göstermesin "demiş. Davutoğlu Ankara Esenboğa havaalanında da şeref salonun önünde hazır bekletilen başbakanlık otobüsünün üstüne çıkarak vatandaşlara seslenmiş; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti yetkililerinin, kendi vatandaşının saçının bir tek telini bile dünyaya ve aleme değişmeyeceği vurgusunu yapmış "Onların bir tek saç teline zarar gelmesindense bütün makamları terk ederiz, bütün mevkilerden fedakarlık ederiz. Canımızdan dahi fedakarlık ederiz ki tek bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının kılı bile incinmesin" demiş. Provokasyon yapan muhalif grupları hedef alarak "gelin bari bugün bu sevinci paylaşın, artık spekülasyonları bırakın. Bir kere de bu millet ne hissediyorsa onu hissedin, bu milletle üzülün, bu milletle ağlayın" ifadelerini kullanmıştır. TSK, emniyet ve MİT'in omuz omuza çalıştıklarını anlatan Davutoğlu, "Vatandaşlarımızı alıp getiren ve belki de yüzünü hiçbir zaman görmeyeceğiniz, yolda karşılaştığımızda tanıyamayacağımız öyle isimsiz kahramanlar var ki... Allah onlardan razı olsun, hepsini alınlarından öpüyorum diyerek takdir ve teşekkürlerini dile getirmiştir. Sevgili okurlar, Bu operasyon ve süreç hakkında bir nefeste onlarca olumsuzluk bulmak ve eleştirmek çok kolay ama bu aşamada ancak teferruat olabilir , asıl olan bu vatandaşlarımızın gayet soğukkanlı bir şekilde kafa kesen canilerin elinden sağ salim kurtulmuş olmalarıdır.  Zor olan ise AKP iktidarının bu süreçteki başarısını takdir edebilmektir. Biz de bu sefer zor olanı seçiyor ve aralarında bebeklerin, kadınlarımızın da bulunduğu tutsak yurttaşlarımızın kurtarılmalarında emeği ve katkısı olan tüm kişi, kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz. Tüm duygularımdan ve önyargılarımdan arınmaya çalışarak açık seçik ifade etmek isterim ki her ikisinin de bulundukları makamlarda olmasından dolayı asla mutlu olmadığım ve gönülden onaylamadığım Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğluna bu hayırlı sonucun oluşmasında bilmediğimiz tüm mesaileri, çabaları ve emekleri için de samimi teşekkürü borç bilirim. Değerli düşünürler, NLP ve beden dili okuma uzmanı değilim ancak Musul Başkonsolosumuz Öztürk Yılmaz'ı izlerken aklımdan geçenleri sizlerle paylaşmak isterim. - Esaret altındaki 101 gün çok çileli ve yaşamla ölüm arasındaki çizgide geçmiş, - Gerçek anlamda yaşadıklarını, çektiklerini tam olarak ve açıkça anlatmaması için bir şekilde ikna edilmiş, mimikleri ve jestleri, 14 kilo kaybetmesinden dolayı çökmüş yüzü ve feri sönmek üzere olan gözleri sözlerinden çok daha fazlasını anlatıyordu. Sevgili okurlar, Açık kaynaklardan anlayabildiğimiz kadarı ile kurtarma operasyonu, MİT Dış Operasyonlar Daire Başkanlığınca tamamen "yerli bir operasyon" olarak yürütülmüş. Dış Operasyonlar Daire Başkanlığı, Musul'daki rehin alınma olayının ardından IŞİD'in Suriye, Afganistan ve Irak'ta daha önce gerçekleştirdiği tüm rehin alma operasyonlarını analiz ederek, uzun soluklu bir çalışma yürütmüş. Bundan yola çıkarak bir strateji geliştiren Başkanlık, tamamen yerli operasyon kapsamında, kendi profesyonel elemanlarını, bölgedeki yerel unsurları, insansız hava araçlarını ve elektronik iletişim aygıtlarının devreye sokmuş ve bu çerçevede sonuca ulaşmış.  Musul'da rehin alınanlar için herhangi bir fidye ödenmemiş, bırakılmaları karşılığında herhangi bir şart kabul edilmemiş. Şüphesiz bu acımasız teröristler nasıl oldu da koşulsuz bir şekilde rehin tuttukları vatandaşlarımızı sağ olarak kurtarılmalarına izin verdiler sorusu zihinlerde muhafaza edilecektir. 49 insanımızın canları fidye miktarı ile ölçeklendirilemeyecek kadar paha biçilmezdir dolayısı ile ne verdik ne aldık sorgulaması gayriahlaki ve insalık dışı olur. Geçmiş olsun güzel ülkem, bu olaydan yetkili ve sorumlu makamların çok iyi dersler çıkaracağına eminim. Saygılarımla Serdar Durat Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS