• İstanbul 22°
  • Ankara 23°
  • İzmir 20°
  • Adana 28°
  • Antalya 26°
  • Bursa 20°
  • Diyarbakır 26°
  • BIST: 80.825
  • Altın: 596,15
  • Dolar: 2,1628
  • Euro: 2,8382
Neslihan Yalman

2012 Bir Porno Bağımlısının Seks Sitelerine Giriş Şifresi Olabilir mi?

Dikkatli bir gözlemciyseniz, çevrenizde birkaç kişinin ‘2012’nin gizeminin düğümünü biz çözelim’, ‘kişiliğimizi geliştirip üstün varlıklar olalım’ ya da ‘hepimiz kardeşiz bu öfke ne diye?’ tarzından Amerikan patentli ‘new age’ kitaplar okuduğuna şahit olursunuz.

 

Bu kitapları okuyanların çoğu da emekliler, ev kadınları, işlerinde mutsuz olan avukatlar, sigaradan dişleri sararmış doktorlar, yığma batı tipi eğitim görmüş adamlar, ultra modern çiftler ve cinsel bunalım yaşayan -yaşları ilerlemiş ya da dul-  bayanlardır.  

 

CHP’ye ve AKP’ye oy veren ‘Diyonizyak’ (Dionysiak) kitlenin kadın olması gibi, sorgusuz sualsiz tutunacak dal arayan bu kesimin çoğunluğunu da kadınlar oluşturmaktadır. Bu durum, kadın beyninin sırf dünyevi kurnazlıklara çalışmasından ve ruhsal titreşimleri yakalayamamasından mıdır acaba? Yani, kendine hep bir çoban, bir önder, reenkarnatif üst bir insan ya da koca aramasından mı?

 

Neyse ki, benim size üzerinden örnek vererek gideceğim insan bir kadın değil. Sadece, annesiyle göbek bağını koparamamış, ‘Issız Adam’ Alper ve elemlere gark olmuş şarkıcı Teoman sendromları yaşayan koca bir adam… Benim arkadaşım(dı)… (Ahlaki açıdan ismini vermemeyi uygun buluyorum.)

 

Bu arkadaşım da kendisini 2012 senaryolarına kaptırıp, transandantal teranelerle transa geçtiğini zanneden; öte tarafta elektriklerin kesilmesinden ötürü olsa gerek, bir milim öteye bile ışınlanamayan bir insan… Fakat; soyut tespitler yapmadığımı belirtmek adına,  ismini vermeden değindiğim şahsın durumunu bu yazı için payanda olarak kullanacağım. Onun okuduğu kitaplardan, fasiküllerden, gidip geldiği derneklerden ve internetteki yazışmalarından yola çıkacağım.

 

Bu yazıyı yazma sebebime gelince… Tamamen gaza gelmek diyebilirim. Nitekim; kendisi adında Mevlana geçen bir vakfa üye olan ve kardeşlik için 12, 5 TL. aidat yatıran biri olarak, bu konuda yazarsam vakıftaki insanların başıma iş açabileceğini belirtti.

 

‘İyi de ben hakaret etmiyorum ki, eleştiriyorum. Peki ne gibi bir iş açabilirler başıma?’ dediğimde; kardeşlik söylemi Fettullah Gülen’in ‘Medeniyetler Arası Diyalog’ söylemine çok benzeyen bu vakfın hiper düzeyde bir özelliği olduğunu öğrendim. O da, vakıftaki gönüllülerin enerjilerinin onlara inanmayan kişiyi/kişileri çarpması… Bu dünyada o insanın/insanların dertten kurtulamaması… (Demek ki, birçoklarının işsizlik, evsizlik, mutsuzluk ve hastalık gibi sorunları bundan kaynaklanıyor. Onlara inanmadıklarından…)

 

Yazılarımda sığ ve hakaretamiz ifadeler kullanmamaya özen gösteriyorum. Bana göre, herkes kendi yaşamından mesuldür. Fakat; bu, hiçbir şeyi görmeyip, üç maymunu oynayacağım anlamına gelmiyor. Ne de olsa; ben de her Allah'ın kulu gibi, çelişki ve zaaf karmaşası içinde debelenen zavallı bir zerreyim. Eleştirel tavrımı ve kritik etmek istediğim noktaları usturuplu bir şekilde ortaya koymak en doğal hakkım… Diğer yandan, dozunda yapılan eleştirilere de açık olduğumu belirtmek isterim.

 

Bu yüzden; adında kardeşlik ifadesi bulunan bir vakıfta, kardeşçe değil de düşmanca davranıp beni enerjileriyle çarpacak insanlar varsa, bunu kendilerinin iç dünyalarındaki o muazzam kuantum evrene sormak gerekir diye düşünüyorum. (Eğer, ben bu yazıyı yazdıktan sonra ölmüş olursam, bilin ki bu yüzdendir.)

 

2012 soslu Mevlana ve Elif Şafak’ın tasavvuf tesellisi

 

Koyduğum bu ara başlığı hayli postmodern bulduğunuzu düşünüyorum. Çünkü; 2012’den ‘siddha’ kavramına, dilim dilim ve renk renk ‘chakra’lardan reenkarnasyon açmazına kadar her şey bu yarı dini, yarı dünyevi kültik söylemin içinde debelenip duruyor.

 

Ne dedikleri anlaşılmayacak kadar soyut konuşan, her biri iyi döşenmiş evlerde oturan, pasta kesip güle oynaya yaşamlarını sürdüren bu insanların Mevlana’yı, onun Divan-ı Kebir’ini ya da Mesnevi’sini okumadan, Mevlana’nın adını kullanmalarını garipsiyorum. Bunun sebebini merak ediyorum.

 

Bir de; neden her gördüğümüz insanın Mevlana, Atatürk, Gandhi gibi önemli kişilerin ya da Kızılderililerin ve şamanların reenkarnasyonu olduğunu, bir kere de Mısır’da piramitlere taş taşıyan bir kölenin, Sudanlı bir pazarcının veya Bolivyalı bir çöpçünün reenkarnasyonu olmadığını öğrenmek istiyorum? 

 

Abdülbaki Gölpınarlı gibi bir isim varken, Elif Şafak’ın kitabından tasavvufu ve Mevleviliği öğrenmek; ‘şarkıcı Shakira da Mevlana okuyormuş’ spotlarıyla dünyada Mevlana’nın içini boşaltan söylemler geliştirmek moda oldu.

 

2012 hakkındaki kitapların neredeyse tamamının Amerikalı yazarlar tarafından yazılması ve bu konuda bir de Hollywood filmi çekilmesi size masumca mı geliyor?

 

İnternette ruh, kozmos, yoga, reiki diyerek her şeyi karıştırıp çorba eden ve Tibet, Hindistan patentli Asyatik terimlerle oryantalizm yapmaktan çekinmeyen; ‘yahoo’, ‘facebook’ grupları kuran, elektronik postalar vasıtasıyla birbirlerine büyük puntolarla yazılmış ve İngilizce’den çevrilmiş iyilik, güzellik mesajları yanında ‘Temel Safari’de’, ‘Temel Amerika’da’ gibi absürd fıkralar yollayan, ve ‘Tayyip’in ampulü bitecek’ gibi laikperest (bu kelime Emin Şirin’den alıntı) refleksler ortaya koyan insanlar öyle çoğaldı ki…

 

Girin Ufolarla ilgili yorumlara ya da Mevlana’yla ilgili forumlara. Açın televizyonu ve 2012 konulu tartışmaları izleyin. Durumun vahametini göreceksiniz. (Bu arada, inandığı değerler uğruna müze kuran, çalışmalar yapan ve seviyesini koruyan Haktan Akdoğan vb. isimleri bu eleştirilerden tenzih ediyorum.)   

 

Pek çoğu olmasa da, bahsettiğim arınmış(!) güruhtakilerin bir kısmı SDC Swinger Club, Erotik İtiraf, Meetlocals, Seks Partner ve LeydiX gibi pornografik sohbet sitelerinde ‘maya2012’, ‘arkturus’, ‘meditationgirl’, ‘kaosuncazibesi’, ‘kuantumvekristal’, ‘kaosverastlantı’ ‘aztek’, ‘ametist’, ‘larimar’ gibi lakaplarla eşcinsel flörtler ve grup seks ilişkileri için Türkçe’yi katlederek yazışmaktan da çekinmiyor. Herhalde onların inançlarında 2012 gizemi ve kardeşlik, doğal bir ensestik- antropolojik bağ oluşturuyor.

 

Fakat; bu insanlar, işlerine gelince suya okuyup üflemekten, dua etmekten, içe dönmekten, tanrının ışığı olarak kötü enerjilerden arınmaktan bahsederek, kendilerini diğer sapkın internet kullanıcılarından ayırmayı da ihmal etmiyorlar. Yoksa, kimsenin yatak odası mahremiyetleri veya al gülüm ver gülüm hesapları bizi ilgilendirmiyor. Bu kişilerden ricam; Türkçe'nin gramer yapısını mümkün olduğunca korumaları, kendilerini zaafsız Atlantis varlıkları ve karşıdakileri de sütü bozuk Orion yaratıkları olarak görmemeleridir. 'Zaaflı Atlantislilik', bu planetteki insanoğlunun hamuruna daha uygundur.

 

Anahtar sözcükler: Hindistan, Tibet ve Dalai Lama

 

‘Kozmik Tibet’in ışığını keşfetme’ gibi afili başlıklara, Budist rahiplerin tanrının yeryüzündeki tomurcukları olduğu gibi söylemlere, duvar yazılarına, aforizmalara ve kitaplara bayılan…

 

Maharişi’ye, Dalai Lama’ya ve Shri Mataji Nirmala’ya sorgulamaksızın tapan…

 

‘Mantra’ları ayyuk ötesine sıçrama yapsın diye bir CD’yi 15-20 TL’ye almaktan çekinmeyen…

 

Meditasyon, yaşam koçluğu, kristaller ve şifa masajları derken her inancı ve öğretiyi kapitalist düzenin küçük vakıf ve dernek çarklarıyla birlikte paraya çeviren bu insanların davranışlarını nasıl yorumlamalıyız?

 

Patolojik bir dikkat çekme durumu mu, bilim dışı manipülasyonlar mı, yoksa tamamen doğal ve samimi bir içsel arınma mı? Doğru mu, yanlış mı? Hastalıklı bir ruh hali mi, sağlıklı yaşama atılan adımın ilk belirtisi mi? İnanın, insan şaşırıp kalıyor.

 

Bu YDDC (Yeni Dünya Düzeni Cemaatleri) müritlerinin; boynuna, kalçasına, koluna Hintçe, Urduca ya da Tibetçe dövmeler yaptırıp gerine gerine gezinen, Türkçe dövme ve  ay yıldız gördüğünde milliyetçi, kıro gibi tabirlerle karşısındakini alaya alan insandan bir farkı var mı?

 

Bence yok. Çünkü; 17 ağustos 1999 acısını görmüş, 1989’dan beri meditasyon yaptığını söyleyen, dedelerinin Osmanlı’dan gelmesiyle övünen bir insanın, -yani bahsettiğim arkadaşımın- dedesine yüreğindeki saf köklerle bağlı olmadığını, 17 Ağustos’u ontolojik bir yarılma olarak yaşamadığını ve güçlü meditasyonlarla dünyevi zevklerden, şehvetten arınmadığını düşünüyorum. Bizim dedemiz de paşaydı diye, duvara reprodüksiyon tablolar asan insanların sendromları ve kültürel kopuşları ne düzeydeyse, onunki de o düzeyde… 

 

Bugün değişmeyen, 2012’de de değişmeyecek olan budur. İnsani zaafların ruhani paketlerle pazarlanması… Karşıdakilerin kötü, öfkeler içinde yanıp tutuşan, hakaret etmeyi gelenek haline getiren, arınmamış, dengesiz, evrimini ve varoluşunu tamamlayamamış zayıf insanlar; kendilerinin ruhani titreşimler alan, olayları hissikablelvukuyla hisseden, yumuşak başlı ve dürtülerine engel olabilme meziyetine sahip üstün insanlar olmaları…

 

Yani, sorun ben ve benim gibilerin üvey kardeş statüsünden yükselerek, bir türlü NLP sıçraması yapamaması… Öz kardeş olamaması… 

 

Komplo teorileriyle ve pornografik ilişkilerle sıvanan, Aztekler’den girip Machapichu’dan çıkan bu tarz insanlar, özellikle kadınlar ve kadınlara askıntı entelektüel vibratörlü adamlar giderek çoğalacak çevrenizde hiç merak etmeyin.

 

Unutmadan… Şimdiden duanızı edin, sandal tütsünüzü yakın ve derin bir nefes alın. Evrenin size gelmesine izin verin. Rahatlayamadınız mı? Olmuyor mu? ‘Kök chakra’ tıkandı mı? Öyleyse; gidin önce Çin yemekleriyle karnınızı bir güzel doyurun. Ardından, toplu seks partilerinde 'ommmmm' inlemeleriyle eğlenin. Çünkü; kıyamet koptu kopacak. Bunlar iyi günleriniz…

 

2010’a düşülen not:

 

Kıyamet 2012'ye kalmadan kapımıza dayanacak galiba? Arzu ederseniz, bu yazının bir çıktısını saklayabilirsiniz. Kopmazsa, iki sene sonra kurabiyeli-pastalı, çörekli-börekli, çaylı-kahveli bir toplantıda biz de ‘Yunus Emre’nin Adından Çıktım Yola, Transa Geçtim Beni Sakın Unutma Vakfı’nın toplantısında buluşuruz.

 

Esenlikle…

 

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Haber3Group © 2001-2014 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
    Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim
    Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS