• Adana'da kanlı gece ! 5 ölü
  • Kılıçdaroğlu'ndan önemli açıklamalar
  • PKK'dan kaçan terörist yaşadıklarını anlattı
  • Dursun Özbek'ten Hakan Şükür ve Arif Erdem açıklaması
  • İstanbul'da taksici dehşeti
Serdar Durat

ABD - Türkiye ilişkilerindeki değişim AKP döneminin bitişi midir ?

Değerli Düşünür Dostlarım,

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen hafta ABD de yaklaşık 50 ülkenin liderlerinin hazır bulunduğu  " Nükleer Güvenlik Zirvesi" ne katıldı. Bahsekonu zirve kapsamında Obama ile Erdoğan arasında baş başa bir görüşme olup olmayacağına ilişkin spekülasyonlar gerek ABD ve gerekse Türk basınında geniş yer aldı. Önceden belirlenmiş bir randevu olmaması Erdoğan karşıtlarının Obama Erdoğan'ı gözden çıkarttı yorumlarına yol açtı. Bilahare gerçekleşen 50 dk lık özel bir görüşme neticesinde ise Erdoğan ve AKP sempatizanları zafer kazanmışçasına tezahürat yaptılar. Bu görüşme yapılmasaydı diplomatik bir skandal mı olacaktı ? yapıldı da başımız göğe mi erdi ? Türkiye ve ABD ilişkilerine nasıl bir etkisi oldu ? sorularının doğru cevaplarını bulmak ikili ilişkilerimizin geleceği açısından önemlidir.

Gelin isterseniz bu ziyareti başından sonuna ve sonrasına birlikte kısaca bir gözden geçirelim ve durum tespiti yapalım. Malumlarınız olduğu üzere 

CB Erdoğan zirveye katılan diğer liderlerlerle birlikte 31 Mart 2016 günü Beyaz Saray'daki çalışma akşam yemeğine ( Working Dinner ) geldi.

Beyaz Saray'dan ve ABD Dış İşleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamalara göre ; Obama , Erdoğan ile yüz yüze yaptığı ikili görüşmede ABD nin İŞİD le mücadelesinde Türkiye'nin kritik önemi haiz bir müttefik olduğunu belirtmiş ve Türkiye'nin İŞİD'e karşı güvenliğinin sağlanmasında ABD nin daima Türkiye'nin yanında olduğu konusunda teminat vermiş. İki lider İŞİD savaşçıları ile mücadeleye dönük stratejilerini birbirlerine açıklamışlar. Obama Diyarbakır'daki terörist saldırılar neticesinde şehit olan 7 polisimiz ve 27 yaralımız için taziye ve acil şifa dileklerini bildirmiş. Diplomatik ve politik nezaket gereği hal hatır sormak için geçen süre yi de düşünürsek, tercümanlar aracılığı ile yapılan bu istişarenin gerçek zamanı 15-20 dk.kadar olabilir. Her ne kadar Obama'nın çok yoğun programı nedeniyle her ülkenin lideri ile uzun uzun görüşmesi mümkün görülmese de Suriye krizinin doğrudan paydaşlarından olan iki ülkenin liderlerinin böylesine hayati güvenlik konuları varken sadece 15 dk kadar görüşmeleri yeterince manidardır. 

img_1326-001.jpg

Ayni gün erken saatlerde ABD Başkan yardımcısı Joe Biden, CB Erdoğan'ı kaldığı otelde ziyaret etmiş ve benzer konular oarada da görüşülmüş.

Her iki görüşmede de YPG - PYD ( Kürt Demokratik Birliği ) konusundaki ABD ve Türkiye arasındaki süregelen görüş ayrılığının devam ettiği anlaşılmış ve karşılıklı hayal kırıklığı yaşanmasına neden olmuş. Bu köşeyi takip eden okurlar bilirler, daha evvel de yazdım. ABD , PYD yi Suriye'nin kuzeyinde İşid'le savaşan yegane ve etkili kara muharip gücü olarak değerlendirmekte, tabiri caizse taşeron olarak kullanmakta, her türlü desteği sağlamaktadır. Türkiye ise PYD yi PKK nın Suriye"deki ayağı olan bir terör örgütü olarak değerlendirmektedir.

Sevgili Okurlar,

Hatırlarsınız ABD Başkan Yardımcısı Biden, 2016 yılı başında Türkiye'yi ziyaret etmiş ve bizzat bu ziyareti esnasında yaptığı açıklamaları ile Türkiye'de " ifade özgürlüğü " hakkının korunmadığını, liderlerin bu hak konusunda duyarsız davrandıklarını, Türk Hükümetinin gazetecileri hapsederek, Kürt azınlıklara karşı orantısız silahlı güç kullanılmasını eleştiren akademisyenler hakkında soruşturma başlatarak ifade özgürlüğüne saygısı bakımından hiç iyi örnek teşkil etmediğini vurgulamıştır. ABD nin, basın özgürlüğü ve bağımsız medya konusunda Türkiye de dahil dünyanın tüm demokratik ülkelerinde çok hassas ve takipçi olduğu bilinmektedir.

Obama, Nükleer Güvenlik Zirvesi kapsamında Erdoğan'la baş başa görüşmesinden bir gün sonra yapmış olduğu açıklamada aşağıdaki keskin hatlarla tanımlanan fikir ayrılıklarını ve eleştirilerini yüksek sesle dillendirmiştir.

Erdoğan'la ABD Başkanlığı görevine başladığı yedi yıl önce muhatap olmaya başladığını anlatan ve değişik alanlarda verimli ortaklığa sahip olduklarının vurgulayan Obama , "Gerçek olan bir şey var ve bunu doğrudan da söyledim: Türkiye'deki bazı eğilimlerden rahatsız olduğum bir sır değil. Ben basın özgürlüğüne, din özgürlüğüne, hukuk ve demokrasiye güçlü bir şekilde inanıyorum" diye konuştu.

CB Erdoğan'ın demokratik bir süreçle seçildiğini dile getiren Obama, Basına yönelik sergilemekte oldukları yaklaşımın Türkiye'yi çok rahatsız edici bir yola sokabileceğini düşünüyorum ve biz onlara önerilerde bulunmayı sürdüreceğiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, göreve demokrasi sözü vererek geldiğini hatırlattığını söyleyen Başkan Obama, Türkiye'nin derin İslam inancı ve modernliği geçmişten bu yana artan bir açılımla birlikte yaşattığını belirterek, "Erdoğan böyle bir mirasın takipçisi olmalı, bilgiyi baskı altına alan ve demokratik tartışmaya son veren bir stratejinin değil" şeklinde konuştu.

Obama bunu söylemekle birlikte, Türkiye'nin çeşitli uluslararası ve bölgesel konularda kritik işbirliği sağladığını ve sağlamaya sürdüreceğini belirtti. "Birçok dostumuz ve ortağımız gibi Türkiye ile de birlikte çalışıyoruz" "Türkiye'nin çabalarına müteşekkiriz ama görüş ayrılıklarımız da olacak. Görüş ayrılıkları olduğu zamanda bunları ifade edeceğiz. Ben de burada bunu yapmaya çalıştım" dedi.

Kıymetli okurlar,

Obama'nın " Topal Ördek" ( Görev süresinin sonuna yaklaşmış olan) konumundaki Başkan olmasına rağmen CB Erdoğan'a bu kadar açık ve somut olarak ayar vermesi, ikaz etmesi , bu sefer oval ofiste telefonla görüşürken çektirdiği fotoğraftaki baseball sopasını değil aba altındaki sopayı göstermesi üzerinde çok dikkatle düşünülmesi ve iyi okunması gereken bir durumdur. Yüksek tirajlı Amerikan gazeteleri zirve arefesindeki yayınlarında  Obama'ya şu çağrıyı yapmışlardır.

"Gazetecileri hapseden, Gazeteleri kapatan, Demokratik eleştirilere dahi tahammül etmeyen, Kürt azınlıklara bomba yağdırırken, bizim terör örgütü olarak değerlendirdiğimiz bazı aşırı gruplara silah yardımı yapan ve giderek diktatörleşen Erdoğan ABD nin dostu olamaz. Diplomatik nezaket uslubunu bırak ve doğrudan haddini bildir. ABD İşid le savaşmak için Türkiye'ye muhtaç değildir. Bu kozu Erdoğan'ın elinden al " demişlerdir.

Sonuç olarak ; ABD deki siyasi iklim ve stratejik paradigmalar CB Erdoğan'ın aleyhine değişmeye başlamıştır. Güvenilir bir müttefik ve stratejik ortak ilişkisi erozyona uğramıştır. ABD kendi yüksek demokratik ve uygarlık standartlarından , özgürlük anlayışından çok uzak gördüğü , ulusal menfaatleri için muhtaç olmadığını düşündüğü CB Erdoğan'ı mevcut politikalarında ve uygulamalarında ısrar ettiği sürece dost ve müttefik bir ülke olan Türkiye'nin başında görmek istemediğini zımnen de olsa ifade etmiştir. Erdoğan'ın olmadığı yerde AKP nin iktidarda kalması hayal bile edilemeyeceğine göre demektir ki ABD artık AKP zihniyetinin Türkiye'yi yönetmesini milli menfaatlerine uygun bulmamaktadır.
Hal böyle iken iki seçenek söz konusu olabilir. Ya CB Erdoğan Obama'nın verdiği ayara göre yeni bir pozisyon alacak, Türkiye'nin dış politikası revize edilecek, demokrasiye bağlılık ve özgürlük alanlarına saygı yemini edecek, Başkanlık hevesinden vazgeçecek, ülkenin süratle normalleşmesi için çaba sarfedecek, Anayasal görev ve yetki sınırlarına geri çekilecek..
Ya da yüksek egosuna ve güç tutkusuna yenik düşerek gittiği yere kadar gider, inceldiği yerden kopar diyerek şansını zorlayacaktır.

Saygılarımla

Serdar Durat

Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS