Serdar Durat

Ağızdan Çıkanı Kulağın Duyması Şart !

Değerli düşünür dostlarım,

Malum salı günleri siyasi partilerin TBMM de yapılan grup toplantılarında , liderlerin birbirlerine karşı sözlü sataşmaları adeta geleneksel bir hal aldı.

Bu güne kadar bir çok defa nezaket sınırlarının zorlandığı ve devlet adamlığı ciddiyetinden uzaklaşıldığı görülmüştü ancak ilk kez bu hafta sözlü atışmalar müstehcenlik düzeyine inmiş ve toplumda geniş tabanlı bir hayal kırıklığına ve güven bunalımına neden olmuştur.

Kim haklı kim haksız tartışmasına bile  girmeden, kim çanak tuttu sorusuna cevap aramadan Başbakan Erdoğan ve CHP ideri Kılıçdaroğlu arasındaki en hafif deyişle talihsiz (bahtsız..!) söz düellosu her iki parti sempatizanlarından da aklı selim ve edep sahibi her kesi üzmüş ve utandırmıştır.

Sevgili okurlar,

Lider niteliklerinin en önemli ve öncelikli olanları soğukkanlılık, öfke kontrolu becerisi , her hal ve şart altında uslupta asgari vazgeçilmez nezaket ve endazeyi muhafaza edebilmektir.

Bağırıp çağırmadan, hakaret ve argoya tevessül etmeden de pek ala eleştiri yapılabilir ve/veya eleştirilere cevap verilebilir. Gelişmiş modern toplumlarda en ağır tenkitler dahi hafif bir gülümseme ile sakin ses tonu kullanarak ve asla genel  etik standartlar aşılmadan yapılır. Çok kıvrak ve ince bir zeka ürünü olan mizah -hiciv yöntemleri tercih edilir. Örnek vermek gerekirse ABD başkanlık seçiminde yarışan Obama ve Romney arasındaki canlı tv yayınlarındaki yüz yüze tartışmalarında birbirlerini şiddetle suçlamalarına, eleştirmelerine ,çok keskin ironiler-mecazlar ve teşbihler kullanmalarına rağmen uygarca yaklaşımlarından kopmamışlar ve kesinlikle eski tabirle adaba mugayir (genel terbiye kurallarına aykırı) sözler sarfetmemişlerdir. Romney bir beyanatında
seçim kampanyalarında kendi yanında güzel karısının olduğunu, Obama'nın yanında ise eski Başkan Bill Clinton'un olduğunu bu espiri anlayışı içinde ve gülümseyerek ifade etmiştir.

Değerli düşünürler, haspel kader Nato çerçevesinde bazı uluslar arası toplantılarda ; her katılımcının kendi ülkesinin çıkarlarını kıran kırana savunduğu müzakerelerde Ülkemizi temsil etmek onurunu yaşadım ve bizzat gördüm ki diplomat gülümsemesini yüzünden eksik etmeyen, beden dilini ve ses tonunu etkili kullanabilen, güçlü argümanlarını uluslararası ilişkiler için mutlak bir gerek olan nezaketi elden bırakmadan sergileyebilenler en başarılı sonuçları alırlardı. Nitekim tabiri caizse gıtlak gırtlağa gelme eşiğine kadar tartışmamıza rağmen sonunda hep birlikte kahve içilirdi ve kimse kimseye en azından açıktan gönül koymazdı.

Yaşadığımız dönemde ulusal sorun stoklarımızın neredeyse tavan yaptığı buna karşılık sorun çözme yeteneklerimizin ve süratimizin pek arzu edilen düzeyde olmadığı aşikardır. İç barış ve huzur arayışı içinde iken, toplumsal ayrışma ve duygusal kopuş, birbirimizden uzaklaşma hali giderek artan bir tehlike durumuna gelmişken siyasi liderlerin aralarındaki kavga toplumu germekte ve kutuplaşmayı beslemektedir. Acil çözüm bekleyen milli kronik meselelerimiz böylesine bir siyasi iklim içinde asla olumlu sonuçlara ulaşamaz.

Enerjimizi ve kaynaklarımızı rasyonel bir şekilde kullanmak ve uzlaşma yollarını bulmak zorundayız. Zaman , siyasi  rant elde etmek ve gelecek seçimlerde oy devşirmek için suni gündemlerle uğraşmak ,sokak jargonu ile racon kesmek  zamanı değildir. Türkiye'nin böyle bir lüksü yoktur.

Bu asil Millet tarihte, devlet adamlığı vakarını ve uslup nezaketini elden bırakmayan, ağzından her çıkanı kulağının duyduğu  liderleri bağrından çıkarmıştır bundan sonra da çıkarabilir.

Saygılarımla,

Serdar Durat
Stratejist
7.11.2012

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS