Osman Balcıgil

AKP, İzciliğe Ne Yaptı ?

Cumartesi günü Ankara’da, İzcilik Gönüllüleri Derneği tarafından düzenlenen Ulusal İzcilik Konseyi toplantısındaydım.

Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen izci liderleriyle 8. kez toplandık, Türkiye’nin ve izciliğin içinde bulunduğu durumu masaya yatırdık, neler yapılması gerektiğini konuştuk.

Hemen “Yahu, bu kadar memleket meselesi’nin arasında, izciliğin de lafı mı olur?” demeyin.

Aslında tam da şimdi, size, çok önemli bir memleket meselesi’nden bahsedeceğim.

On iki yaşından bu yana, yani yaklaşık yarım asırdır izciliği yaşamış, çeşitli kademelerinde liderlik yapmış, geçmiş federasyonlarda görev almış bir izci olan bana, dikkatle kulak verin.

***

Türkiye’de izcilik, federasyon eliyle icra edilir. Ülkemiz izciliğini dünya izciliğine bağlayan kuruluş Türkiye İzcilik Federasyonu’dur.

Öyleydi, demek daha doğru olur!

En doğrusu ise, 13 yıl öncesine kadar Türkiye, Dünya izciliğinin bir parçasıydı demektir!

***

Evet, cumartesi günü, son 13 yıldır yaptığımız gibi, Türkiye’nin izciliğe emek vermiş ve vermeye devam eden liderleriyle, İzcilik Gönüllüleri Derneği’nin önderliğinde toplandık.

Ve kelimenin tam anlamıyla KAN AĞLADIK!

***

Tam da 13 yıl önce tahmin ettiğimiz gibi olmuş, siyasal iktidarı teslim alan AKP zihniyeti ve bir gecede onun devamı haline gelen Türkiye İzcilik Federasyonu, ülkemizde pek çok kurumun olduğu gibi izciliğin de köküne kibrit suyu dökmüştü...

İzciliğin ne olduğunu bilmeyen okuyucular için söylememde yarar var, bugün Türkiye’de İzcilik, eskiyle (mesela benim çocuk ve gençlik günlerimdekiyle kıyaslandığında) neredeyse hiç yapılmıyor.

Federasyona soracak olursanız, İzcilik de tüm öteki memleket meselelerinde olduğu gibi, çağ atlamış durumda!

Ama gelin görün ki durum hiç de öyle değil!

Dünya bürosuna bildirilen rakamların 100’de biri kadar bile izcisi olmayan (100 binin üzerinde olduğu söyleniyor !) bir ülkeyiz.

Var olan izciliğin ise, evrensel izcilik metot ve prensipleriyle hiçbir alakası kalmamış vaziyette.

***

Bayanlar, baylar ve çocuklar,

Burada size uzun uzun İzcilik anlatmak istemiyorum.

Meraklı okur, bir gençlik hareketi olan izciliğin ne işe yaradığını, doğru gerçekleştiğinde ne tür yararlarının olacağını, yanlış uygulandığında ise ne tür felaketlere yol açabileceğini arar, bulur.

Yine de izin verin, tek bir cümle edeyim:

İzcilik din, dil, ırk farkı gözetmeksizin, bütün dünya çocuk ve gençlerini kucaklayan, onlara evrensel anlamda kardeşlik duygusu aşılayan bir gençlik hareketidir.

Bu tek cümleyi okuduğunuzda bile, Türkiye’de bugün hakim olan karanlık zihniyet’le, izciliğin birlikte yaşayamayacağını, doğalarının birbirine uygun olmayacağını, aralarında kan uyuşmazlığı meydana geleceğini tahmin edebilirsiniz.

***

İzcilik Gönüllüleri Derneği, 13 yıldır bunu yaşayarak görüyor...

AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte, Türkiye İzcilik Federasyonu’nda gerçek izcilere kapı gösterildi.

Onların yerine izci yemini etmemiş, hayatında bir kez bile olsun izci füları takmamış, izci töresinden bir madde bile söyleyemeyecek olanlar “görev”e çağrıldı.

Tıpkı bütün öteki federasyonlarda olduğu gibi...

Nasıl hayatında bisiklete binmemiş olanlar bisiklet federasyonunun, yüzmeyi bilmeyenler yüzme federasyonunun yönetimine getirildiyse, izcilikte de tıpkı böyle oldu, gerçek izciler kapı dışarı edildi, yerlerine tarikat mensupları dolduruldu...

Sonra, köprülerin altından çok sular aktı...

Ve, gelindi bu güne...

***

Bayanlar, baylar ve çocuklar,

AKP iktidarı çatırdıyor...

Çünkü, bu zihniyeti iktidara taşıyanlar, ülke yönetmenin son derece girift bir “iş” olduğunu bilmiyorlardı ve öğrenmeye de niyetleri yoktu...

Sadece dindar (ve tabii kindar) bir nesil yetiştirerek ülkeyi  kurtarabileceklerini düşünmüşlerdi, o kadar!

İktidarı ele geçirir geçirmez, bütün federasyonlara ve İzcilik Federasyonu’na, mal bulmuş Mağribi gibi saldırmalarının temel nedeni de buydu.

Aradan 13 yıl geçtikten sonra, bugün, Türkiye’nin bütün öteki spor dallarında ve bir gençlik hareketi olan izcilikte dibe vurmuş olmasının nedeni de tam olarak budur.

***

Az önce söylediğim gibi, ülke yönetmek kolay bir “iş” değildir.

Tabii ki din, insan hayatına yön veren unsurlardan biridir.

Ama sadece “biri”.

Ve işte, zurnanın “zırt” dediği nokta da tam burasıdır.

***

İzciliği bildiğim için ondan örnek vereyim:

Bu güzide gençlik hareketi, ülkemizde 1912 yılında kuruldu. Yani 100 yılı aşkın bir geleneğe sahip.

Geçen bu süre içinde liderler (Oymakbaşı vs.) yetişti, o liderler yeni liderler yetiştirdi ve onlar da yenilerini...

Bu arada, 13 yıl öncesine kadar bir parçası olduğumuz dünya izcilik hareketinin muhteşem bir yazılı ve sözlü birikimi olduğunu da söylemem lazım.

Bu birikim, ulusal ve uluslararası kurslar ve kamplarda, çocuk ve genç eğitimcisi görevi üstlenecek izci liderlerine aktarılır, zaman içinde bilgilerinin tazelenmesi sağlanır. Ayrıca liderlerden, kendi deneyimlerinin ışığında “sistemin geliştiricisi” olmaları da beklenir.

Demek istediğim, sistem son derece sofistike bir biçimde çalışır.

***

Buna karşılık, AKP zihniyeti için, dinini öğrenirse, çocuk ve gencin evvel Allah önünde hiç bir engel kalmaz, her şeyi olduğu gibi izciliği de fevkalade yapar...

***

Emin olun, AKP’yi yıkacak olan da işte tam bu zihniyettir!

Dinlerin tek başlarına dünyayı yönetmeye aday oldukları ve uzunca bir süre yettiği günler, yıllar, yüzyıllar çok gerilerde kaldı.

Geçen zaman içinde kaydedilen gelişmeler nedeniyle, toplumlara yön vermek 1500, 2000 yıl önce olduğu gibi kolay değil.

Çocukları ve gençleri, önlerine birer “günah” ve “sevap” listesi koyarak oyalamak, nereden baksanız 500 yıldır sadece bir hayal...

Hatta önlerine, “bedava”dan izci kampları, “hediyelik” t-shirtler, fülarlar koysanız  bile...

***

Peki Türkiye’de izcilik bitti mi?

Tabii ki hayır!

Bir kere ve en önemlisi, gelenek muhafaza ediliyor...

İzcilik Gönüllüleri Derneği’nin 13 yıl içinde 8 kez Ulusal Konsey toplayabilmesi, bu konseyde, yirmi yaşından seksen yaşına kadar her yaştan izci liderinin birikimlerine, öngörülerine başvurabilmesi bunun en güzel örneği.

Öte yandan, kendisini gerçek izci olarak gören ülkemiz izcileri, TİF’ten bağımsız olarak, başta Jamboree (5 yılda bir yapılan dünya buluşması) olmak üzere dünyanın her yerinde gerçekleşen etkinliklere katılıp, gelişmeleri günü gününe takip ediyorlar.

Bu yaz da Japonya’da yapılacak olana katılacaklar!

Yine Türkiye’nin her yerinde, birer sivil toplum kuruluşu olarak izcilik oluşumları birer ikişer boy veriyor.

Kendilerini Türkiye İzcilik Federasyonu’ndan bağımsızlaştıran irili ufaklı bu gurupların ve gerçekleştirilmeye çalışılan aktivitelerin en büyük eksikliği, tabii ki devlet desteği.

Desteklemek şöyle dursun, TİF, kendisinden bağımsız hareket eden her izci liderinin ya da gurubunun, “devletlu” sıfatıyla tepesine binmeyi, çalışamaz hale getirmeyi marifet sayıyor.

Davalar açıyor, kamu kurumlarına şikayetlerde bulunuyor...

Hasılı kelam, federasyon, bu topraklarda nefes alıp veren tüm çocuk ve gençlerin kendi güdümünde olmasını istiyor...

Ama “nedense” gençler bu kuruma itibar göstermiyor.

İçinde yer almak istemiyor.

Neden mi? Şundan:

İstesek de istemesek de Türkiye’nin çocuk ve gençleri, sadece ülkelerinin değil  dünyanın da birer vatandaşı.

Bütün öteki İslam ülkelerinden farklı olarak, Türkiye AKP iktidara gelene kadar dünyayla bütünleşmesini tamamladı.

Çağdaş batı medeniyetinin bir parçası oldu!

Eksiklikleri ve aksaklıklarıyla da olsa, ne mutlu bize ki zamanında batıya entegre olmayı, çağdaş yaşam standartlarını yakalamayı hedefine koymuş bir ülkenin vatandaşlarıyız.

Ve hepimizin bildiği gibi, yatağı değiştirilmeye çalışılsa da, nehir bir gün çağlıyor ve eski yatağına geri dönüyor.

Geçen cumartesi günü katıldığım 8. Ulusal İzcilik Konseyi’nin bana düşündürdükleri işte bunlar.

***

Bu vesileyle, tam 13 yıldır “GERÇEK İZCİLİK” için gecelerini gündüzlerine katarak çalışan tüm İzcilik Gönülleri Derneği Üyelerine, Yönetim Kurulu Üyelerine ve tüm imkansızlıkları bir yolunu bularak imkana çevirmesini beceren Başkan Aşkın Üçvet’e, bir İZCİ olarak teşekkür ederim.

Tıpkı bir izci marşında söylendiği gibi:

“Yollar uzun dikenli taşlı olsa da,

Bastığın yer üzüntülerle dolsa da,

Sel, çığ, ateş, önünde her ne olsa da,

İzci gülerek yürür.” 

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS