Serdar Durat

AKP ve Cemaat Kavgası Olmasaydı Biz Ne Yapardık ?

Değerli düşünür dostlarım,

AKP ve ''Hizmet Hareketi'' arasında önceleri bilek güreşi şeklinde başlayan nüfuz mücadelesi giderek sertleşmiş ve göze göz ,dişe diş şeklinde acımasız ve kuralsız bir hal almıştır. Artık örtülü olmaktan çıkan bu çatışma her iki tarafında tüm kozlarını devreye sokarak kesin sonuç almaya odaklanmıştır. Şüphesiz demokratik çağdaş bir ülkede devlet içinde devlet anlayışı , yönetime ve iktidara ortak olmak tutkusu ile paralel yapılanmalar kabul edilemez. Ancak ülkeyi yöneten iktidarın icraatlarında ; kamu yararına zarar verici, toplumsal vicdana sığmayan, gizli kapaklı, hukuk dışı ve uluslararası antlaşmalara aykırı hususların ortaya çıkmasında böyle bir fraksiyon savaşının rolü yadsınamaz olunca insan istemez , iyi ki bu çatışma çıktı da toplum aydınlanma şansını yakaladı diye düşünmekten kendisini alamıyor.

Sevgili Okurlar,

Bir an düşününüz lütfen, eğer bu muhteremler bir şekilde birbirlerine düşmeselerdi biz sıradan insanlar nelerden haberdar olamayacak neleri kaçıracaktık? Gelin isterseniz birlikte hafızalarımızı tazelemeye çalışalım.

- İktidarı denetleyen kurumların fonksiyonlarını yerine getiremeyecek şekilde nötralize edildiğini,

- Dış güç odaklarının örtülü desteği ile hükümet olan AKP zihniyetinin bu diyet borcunu ödemek üzere milli menfaatlerimizden inanılmaz tavizler verdiğini,

- Yüzlerce yıldır ayni coğrafyada yaşadığımız komşularımızla jenerik hayali nedenlerle hasmane ilişkiler içine girdiğimizi,

-Dış borçlanma yolu ile temin edilen finansmanın, kamu yararına dönük yatırımlardan çok sempatizan ve yandaşlara kredi olarak verilerek, bir kesim mutlu azınlık insanın süratle zenginleştiğini,

- Demokratik rejimin yaşaması için hayati önemi olan  erk ler ayrılığı ilkesi”nin erozyona uğratıldığını ve AKP iktidarının egemenlik yetkisini keyfi olarak kullanmaya başladığını,

- Son on yıl içinde ; Devlet bankalarının bile genel müdürlerinin imam-hatipliler arasından seçildiğini. AKP iktidarında, 5 bin okulun imam-hatipe dönüştürüldüğünü, 2002'de 74 bin olan Diyanet'in personelinin bugün itibariyle 129 bin 376'ya çıktığını. Buna karşılık, 300 binin üzerinde ataması yapılmayan öğretmenimiz olduğunu. Diyanetin, 5 milyar 442 milyar liralık bütçesi ile genel bütçeden 13 bakanlıktan fazla pay aldığını.

-Kuran kurslarında yaş sınırının kaldırılmasının ardından, Diyanet İşleri Başkanlığının Kuran Kursları Okul öncesi Din Eğitimi Projesi” hazırladığını. 4-6 yaş arasındaki çocuklara, “oyun ve şarkılarla” temel dini bilgilerin öğretileceğini,

-Bütün bunlar yaşanırken Türkiye laik bir ülkedir diyen Cumhurbaşkanı, Başbakan  ve Bakanların halkımızın akıl sağlığını küçümsediklerini,

-12 yıllık iktidarında; yaklaşık 400 milyar dolar civarında borçlanan bu hükümetin yolsuzluk operasyonlarına ilişkin iddialar kapsamında dolaylı veya dolaysız olarak neden olduğu yolsuzluğun boyutunun 100 milyar doları aştığını, yani toplam dış borcumuzun dörtte birinin haksız kazanç sahibi yandaşlara gittiğini,

-Başbakan'ın “yedirmeyiz” dediği Halkbank'ın çoktan yenmiş olduğunu; % 48.9'u nun yabancılara satılmış olduğu bu bankanın, borsada işlem gören hisselerinin % 78'i nin  zaten yabancıların elinde olduğunu, Sayıştay'ın 2012 yılı hesapları ile ilgili hazırladığı rapora göre, 30 Mart 2013 tarihi itibariyle 3 milyar TL üzerindeki batık kredi sayısının 124 ve bu şirketlerin bankaya olan toplam 627.7 milyar liralık borçlarının takipte olduğunu,

- TSK ne yargı ve kolluk güçleri tarafından yapılan manüplasyonlar ile kumpas kurulduğunu ve AKP iktidarının göz göre göre bu duruma sessiz kaldığını,

- Yargı ve kolluk arasındaki hiyerarşinin dejenere olduğunu,

-Yolsuzluk operasyonu kapsamında soruşturma yapan savcıların “çete üyesi” olarak damgalanmaya çalışıldığını,

-Hâkim ve savcıların tarafsızlıklarını muhafaza etmek imkanlarının hemen tümüyle yok edildiğini, siyasetin veya cemaatin etki alanında -baskısında görev yaptıklarını,

-Hukuken böyle bir imtiyazları olmadığı halde bir takım seçkinlerin “dokunulmazlık” zırhında korunmaya çalışıldıklarını,

-Rüşvetin ve yolsuzluğun kamufle edilmesi için hedef saptırılmaya çalışıldığını,

- “Yargıtay’da , emniyette , adliyede  ve hatta TSK bünyesinde imam ların var olduklarını asla öğrenemeyecektik..

Değerli düşünürler,

Bir kısmını yukarıda özetle sunduğum bu yeni öğrendiklerimizin hemen hepsini AKP ve Cemaat arasındaki kavgaya borçluyuz. Gayet tabidir ki bu kavganın sebep olduğu başta ekonomik kayıplar olmak üzere her türlü olumsuzluk canımızı acıtıyor ama malum ''her şer de bir hayır vardır ''deriz biz bu topraklarda. Yaşadığımız bu tecrübenin, en azından koşulsuz bir tapınma duygusu ile bu iktidara bağlı olan insanlarımızın kısmen bile olsa aydınlanmalarına vesile olmasını dilerim.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS