Serdar Durat

Alaturka Zihniyetin Makam ve İmtiyaz Hevesi

Değerli düşünür dostlarım,
Millet vekillerinin özlük hakları ve imtiyazlarına ilişkin ‘’ Islah ‘’ çalışmalarının TBMM plan ve bütçe komisyonu aşaması başarı ve % 100 uzlaşı ile tamamlanmış, genel kurulda oylamaya hazır hale getirilmiştir. Açık kaynaklardan izleyebildiğim kadarı ile sadece iki yıl dahi millet vekilliği yapan her kes ömür boyu diplomatik (kırmızı) pasaport sahibi olabilecekmiş. Protokol deki yerleri yeniden belirlenecek ve törenlerde kim kimin yanında-önünde-arkasında duracak/oturacak gibi’’ hayati önemi haiz’’ konu açıklığa kavuşturulacakmış. Ayrıca trafikte geçiş üstünlüğüne de kavuşup bir kaç dakika dahi beklemeye tahammülü olmayan memleket meselelerinin çözümü için zaman kazanacaklarmış. Estetik kaygıları da dahil tüm sağlık sorunları devlet garantisi altına alınacakmış. Umarım ve dilerim bunların bir kısmı abartıdır / dezenformasyondur. Nitekim toplumda oluşan yoğun tepkiler ve eleştiriler üzerine CHP-MHP ve BDP Millet vekilleri bahsekonu kanun tasarısından imzalarını geri çektiklerini açıklamışlar ancak imtiyaz kazanma amacına yönelik zihniyetlerinin afişe olmasını engelleyememişlerdir. AKP ise yalnız kalmasına rağmen konuya ilişkin ısrarını sürdürmektedir. Bu kapsamda AKP sözcüsü Sn.Çelik yaptığı açıklama ile imzalarının arkasında durduklarını ve diğer partiler olmasalar bile kanun teklifini TBMM ne getireceklerini ve geçireceklerini belirtmiştir. Demokrasi adına ne hazin ve talihsiz bir yaklaşım. TBMM başkanı Sn.Cemil Çiçek te bahse konu yasa teklifinin halen geçerli olduğunu ve nihai kararı Meclisin vereceğini belirtmiştir. Tüm muhalefet partileri çekildiklerini ve tabiatı ile zımnen de olsa genel kurul oylamasında kabul oyu vermeyeceklerini açıkladıklarına göre bu beyanat AKP nin tek başına teklifi yasalaştıracağı anlamına mı geliyor ?

Sevgili okurlar, Dünya’nın bize nazaran daha gelişmiş, ekonomik yönden daha zengin,modern ve demokratik ülkelerinin çoğunda bizde olduğu kadar makam arabası yoktur. Bizdeki gibi 7/24, kişiye özel tahsisli makam aracı uygulaması olmayıp resmi kurumların ‘’Araç havuzu’’  dedikleri ve göreve müteallik hizmet veren sistemleri bulunmaktadır. Mesaiye gelirken-giderken devletin makam arabasını değil kendi şahsi bisikletini kullanan Başbakan’lar, Bakan’lar dahi vardır. Makam arabası ile seyahat edenler ise trafik kurallarına saygılıdırlar. Kırmızı ışıkta dururlar, emniyet şeritlerini kullanmazlar,uçak bekletmezler. Makam arabalarının arka sağ koltuğunda oturmak gibi bir kompleksleri de yoktur.Çoğu zaman makam şöförü bile almazlar, arabalarını bizzat kendileri kullanırlar. Güvenlik güçlerinin herhangi bir çevirme-kimlik kontrolu esnasında görevli memura ‘’ Sen benim kim olduğumu biliyormusun ? ‘’ diye sormazlar. Zira kendilerini, oyları ile seçildikleri halktan asla daha üstün görmezler. Görevlerinin gerektirmediği ayrıcalıkları/dokunulmazlıkları talep etmezler, toplumu işverenleri olarak görür, sorumluluk hissederler. Görev sürelerinin hitamında sıradan vatandaş olmayı içlerine sindirirler.

Sosyal statüleri,sınıfsal farlılıkları günlük yaşantıda ayrıcalık sağlamak adına kullanmak hevesi, sıradan insanların gözüne gözüne sokarcacına her fırsatta dile getirmek,hissettirmeye çalışmak sanırım olgunluk ve hazım meselesidir.

Bu kazanımları tevazu ve vakar ile taşıyabilmek takdire şayan, aksi ise bireysel hezeyandır. Kendi anılarımdan küçük bir örnek vermek isterim ;
Eğitim maksadı ile İngiltere’de bulunduğum dönemde; daha önce ayni kurumda eğitim görmüş ve ziyarete gelmiş olan Veliaht Prens Charles ‘ın açık büfe yemek kuyruğunda elinde tepsisi ile sırasını beklediğini görmüş ve hayrete düşmüştüm.

Değerli düşünürler, Kırmızı Pasaport devlet görevlerine ilişkin olarak ve bu görevler süresince kullanılabilecek bir hakediş ve prestij olarak kabul edilmelidir. Bu hakediş ailecek ve ömür boyu kullanılamaz. Ayrıca, esas olan pasaportların renkleri ile değil üzerindeki milli şeref ve onur simgemiz olan ay yıldızımız ile yani ulusal kimliğimizle itibar görebilmesini sağlayabilmektir.
Haspel kader Nato daimi görevim esnasında benim ve aile fertlerimin de Kırmızı Pasaportumuz olmuştu. Onurla ve ciddiyetle ülkemizi temsil görevlerinde kullanmış, görev süremin hitamında iade ederek o dönemdeki devlet statümün karşılığı olan yeşil pasaport ile değiştirmiştim.
Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, Nato toplantılarına ve konferanslarına katılmak üzere yine Nato üyesi yabancı ülkelere yaptığım seyahatlerimde birlikte görev yaptığımız ABD li ve İngiliz dostlarımız servis pasaportları ile rahatlıkla giriş yaparlarken bize, Kırmızı pasaportumuza rağmen sırf T.C vatandaşı olduğumuz için ellerinden gelen her türlü zorluğu çıkarmaktan geri durmazlardı. Kırmızı Pasaporta dahi vize şartı getiren ‘’dost ve müttefik’’ ülkeler bile vardı. Dolayısı ile uluslararası camiada bizim ülkemize ellerini kollarını sallayarak rahatça girdikleri halde bizim kendi ülkelerine girişlerimizi vize ile sınırlayan bunca ülke varken senin pasaportunun rengi kırmızı olsa ne yazar mor olsa ne..? Olay sadece VIP salonlarından isitifade etmek ve gümrük kontrolünden muaf tutulmak arzusu ise eğer vah bizim halimize..!

Netice olarak demem odur ki ; Kuru kuruya makam ve itibar hevesi-iştahı gerçekte pek bir şey kazandırmaz. Ayrıca imtiyazlar talep edilemez ancak hak edilmeye çalışılır kanısındayım. Onun da materyalist ortamlarda değil gönüllerde yeri olanı makbuldur.

Saygılarımla

Serdar DURAT
Stratejist
11.05.2013

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS