Serdar Durat

Allah Yar ve Yardımcınız Olsun

Değerli düşünür dostlarım,

CHP genel başkanı sayın Kılıçdaroğlu ‘’Kürt sorununa’’ ilişkin çözüm önerilerini sunmak  üzere sayın Başbakandan randevu talep etmiştir. Bahsekonu talebin kabul edildiği ve altı Haziran 2012 Çarşamba günü yüz yüze bir görüşmenin gerçekleşeceği açıklanmıştır.

Bu tarihten sadece saatler evvel her iki lider geniş kitleler önünde yaptıkları konuşmalarda birbirlerine ağır suçlamalarda bulunmuşlar ve diplomatik nezaket sınırlarını zorlamışlardır. Sayın Kılıçdaroğlu bu güne kadar başbakan Erdoğan için yalancı-cahil-ikiyüzlü-omurgasız gibi sıfatları yakıştırmış,en son Manisa-İzmir il kongrelerinde Batı Ülkelerinin taşeronluğunu yapan post-modern diktatör benzetmesi yapmıştır.Buna karşılık sayın Başbakan ise bugüne dek çeşitli vesilelerle sayın Kılıçdaroğlu için cibiliyetsiz-umut simsarı-amatör şeyhülislam-çapsız-vizyonsuz gibi ifadeler kullanmıştır. En son Diyarbakır il kongresinde CHP genel başkanını Güney doğudaki illerimizin ve hatta Mersin’in haritadaki yerini dahi bilmemekle suçlamış,’’İmam hazreti Ali’’ demesi gerekirken büyük islam düşünürü Ali diyen bir adamla hangi yola çıkılır? ifadesini kullanmıştır.Yine sayın başbakan,CHP’nin kurultaylar partisi olduğunu belirtmiş ve BDP ile birleşmesini ironik bir şekilde önermiştir.

Sevgili okurlar,Anadolu kültüründe bir söz vardır‘’Bakılacak yüze tükürülmez’’derler.

Teşbihte hata olmaz buradaki tükürmek tabiri mecazi anlamda ve aşağılamak-hor görmek yerine kullanılmıştır.

Devlet idaresinde yer alan makam sahiplerinin bu sorumluluğun idrakinde olmaları ve her türlü eleştiriye,muhalefete,siyasi mücadeleye/rekabete rağmen karşılıklı,yüz kızartıcı-hakarethamiz hitaplardan kaçınmaları,birbirlerinin suratına bakamayacak hale gelmemeye özen göstermeleri beklenir.Unutulmamalıdır ki kurumsal ilişkilerdeki başarı bireysel ilişkilerin seviyesi ile yakından ilgilidir.

İki lider arasındaki böylesine gergin olan kişisel münasebetler dikkate alındığında halen tıkanmış durumda olan iletişim kanallarının açık tutulması,siyasi kaygılardan ve duygulardan arınmış,ülke çıkarlarının gerektirdiği ortak akıl odaklı müzakere ikliminin yaratılmasının pek kolay olamayacağı kanaatindeyim. Nitekim, bunca ağır sözden sonra nasıl birbirlerinin gözlerinin içine bakabilecekleri toplum içinde merak konusudur. Kimbilir belkide görüşmeye başlamadan evvel her ikisi de bir diğerinden özür diler veya sayın Başbakanın deyişi ile birbirlerinden helallik isterler.
Değerli düşünürler,bu görüşmeye ilişkin bir diğer önemli konu da Kürt meselesinin ve dolayısı ile terörün bitirilmesinde tarafların tek başlarına kahraman olmak yerine çözümün bir parçası olmayı kabul edip etmeyecekleri ve bu yolda kazanılabilecek başarıyı birbirleri ile paylaşmaya razı olup olmayacaklarıdır.

Bu arada hazır bir araya gelmişken aşağıdaki konuları da biraz istişare etmelerinde yarar olabileceği inancındayım.

1. Türkiye’de insan hakları konusunda çok ciddi sıkıntılar varken cenin-fetus haklarını tartışmak ne kadar gereklidir ?

2. Yeni Anayasa hazırlık çalışmalarında değiştirilemez değerlerimiz saklı tutularak daha şeffaf,uzlaşıcı ve paylaşımcı bir yol haritası nasıl hazırlanabilir?

3. Uluslararası ilişkilerimizde takip edilen politikalar ve stratejiler ülkemizin milli menfaatleri ile ne kadar örtüşmektedir ?

Netice itibarı ile bu buluşmanın-yüz yüze yapılacak görüşmenin hem sayın Erdoğan ve hem de sayın Kılıçdaroğlu için zor geçeceği aşikardır. Umutlu olmaya çalışmaktan,hayırlara vesile olmasını dilemekten ve sayın başbakanın çok sık kullandığı tabiri ile; Allah yar ve yardımcıları olsun demekten başka elimizden bir şey gelmez.

Saygılarımla,

Serdar DURAT

Stratejist

04.06.2012

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS