Ali Sökmen

Almanya'nın 4+6+2 Sisteminden Neler Öğrenebiliriz?

Türkiyeli Türkler, neden Almanyalı Türklerden daha başarılı?
Ülkemizde kademeli eğitime geçiş ve 4+4+4 sisteminin
tartışıldığı bu günlerde Alman eğitim sisteminin son 10 senede
geçirdiği değişiminden yapılacak çıkarımların iyi
değerlendirilmesi gerekmektedir.

Önerilen sistemde öğrencilerin Almanya'daki çoğu eyalette olduğu gibi 4. sınıfın sonunda mesleki veya akademik olmak üzere çeşitli okul tiplerinden birine yerleştirilmesi öngörülmektedir. Buna göre amaç, mesleki eğitimin öne alınarak daha erken yaşlardan başlaması ve daha eğitimli ara elemanların yetiştirilmesidir.2008 krizi ertesindeki sıkıntılı dönemdeki başarılı performansıyla öne çıkan Alman ekonomisinin bel kemiği olan sanayi sektörünün en büyük avantalarından biri, bu ülkede uzun bir geçmişi olan ve özel sektör ile çok iyi entegre olmuş mesleki eğitim ve çıraklık sistemidir.

Almanya’daki öğrenciler 4. sınıfın ardından başarılarına göre akademik eğitim veren prestijli Gymnasium, mesleki ve teknik eğitim veren Realschule veya temel eğitim veren ve başarısı düşük Hauptschule üçlüsünden birine ayrılıp eğitim hayatlarının geri kalanını bu okullarda ve onların devamı olan yüksekokullarda geçirmektedir.

Bu sistemin başka ülkelerdeki uygulanabilirliğinin boyutları sıkça tartışılsa da Alman mesleki eğitim sisteminden çıkarılabilecek çok sayıda ders olduğu bir gerçektir. Peki bir benzerini uygulamak istediğimiz bu modelin onlarca senedir uygulanmakta olduğu Almanya’da eğitim sisteminin ve öğrencilerin genel performansına olan etkisi nasıldır? Ayrıca, aynı sistemin anadili Almanca olmayan Türk göçmenlerin performansına nasıl bir etkisi bulunmaktadır?

2000 yılından itibaren üç senelik aralıklarla yapılan uluslararası ortaöğretim performans ölçümü ve karşılaştırması PISA (Programme for International Student Assessment/Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı),  34 OECD ülkesi ve 30 civarında dış katılımcı ülkenin ortaöğretim sistemlerinin 15 yaşındaki öğrencilerin katıldığı standardize testler yolu ile detaylı bir performans analizini sunmaktadır. Tavan Puanın 698 olduğu testlerde 39 puan, ortalama bir senelik eğitimle kazanılan becerilere denk sayılmaktadır.

Türkiye, 2003 yılından itibaren bu programa dahil olmuş ve o tarihten beri test edilen üç alanda (bilim, matematik, okuma) da sürekli bir ilerleme göstermiş olsa dahi her seferinde OECD ülkeleri içerisinde son sıralarda yer almıştır. 2003 ve 2006 testlerinde Yunanistan'ın altında ve Meksika'nın üstünde sondan ikinci olan Türk eğitim sistemi, 2009'da Şili'nin OECD'ye katılması ile sondan üçüncü olmuştur.

Almanya’da PISA Şoku ve Almanya’daki Türk Öğrenciler

PISA 2000 sonuçlarının açıklanmasına kadar eğitim sisteminin dünyanın en iyilerinden biri olduğu inancında olan Almanya, bu sonuçların açıklanmasından sonra büyük bir şok yaşamıştır. Bu şokun birinci sebebi, Alman eğitim sisteminin sanılanın aksine başarısız sonuçlar üretmesi ve dolayısı ile OECD ortalamasının oldukça altında kalmasıydı. İkinci sebep ise sistemin bütün katılımcı ülkeler arasında en adaletsizlerden biri çıkması idi. Sosyoekonomik durum ve göçmen kökenli olmak bütün OECD ülkeleri arasında en fazla Almanyalı öğrencilerin başarısını negatif olarak etkiliyordu.

Bu bağlamda Almanyalı Türk öğrencilerin de gerek düşük sosyoekonomik durumları gerek göçmen kökenleri sebebiyle Almanya ortalamasının oldukça altında, hatta
Türkiye'deki öğrencilerden dahi daha düşük bir performans gösterdiği ortaya çıkmıştı.

Görüldüğü üzere 2003 yılında yapılan testlerde Almanya'daki Türk öğrenciler hem bulundukları ülkenin hem de Türkiye'nin ortalamasının gerisinde kalmıştır. Almanya'daki Türk öğrencilerin Alman kökenli öğrencilerle ise aralarında 120 puanlık dev bir uçurum vardır. PISA Testlerinde Yaklaşık 39 puanın bir senelik eğitim süresince kazanılan becerilere denk olarak ölçüldüğü göze alınırsa, 15 yaşındaki Almanyalı Türk öğrencilerin Alman öğrencilerin yaklaşık olarak 3 sene gerisinde olduğu sonucuna varılabilir

Dördüncü Sınıftan Sonra Ayrıştırma Politikasının Eğitim Performansına Etkisi ve Göçmenler için Yarattığı Dengesizlikler

Bu sonuçların açıklanmasının ardından Alman eğitim sistemi üzerine ulusal çapta büyük bir tartışma başlamıştır. Bu tartışmanın en büyük odak noktası ise, ilkokul öğrencilerini daha 4. sınıfta iken 3 farklı okul tipinden (Gymnasium, Realschule, Hauptschule) birine yönlendiren ve sonrasında bu okullar arasında geçişi imkansız kılan ayrıştırma sistemidir.

Kökenleri 16. yüzyıldaki Protestan Reformasyonuna dayanan Gymnasium, en başarılı öğrencilerin girebildiği ve sonrasında üniversite eğitimine devam etme hakkı kazandığı akademik ağırlıklı müfredata dayalı bir okuldur.

Mesleki ve teknik öğretim ağırlıklı olan Realschule ise performansı daha düşük öğrencilerin yönlendirildiği ve sonunda meslek yüksek okullarına veya bir sene fazla okuyarak üniversitelere girilebilen meslek okuludur.

Hauptschule ise başarısı en düşük öğrencilerin yönlendirildiği ve müfredatı en temel olan okul tipidir ve bu okulun mezunları için lise başka bir okulda tekrardan okunmadığı takdirde yükseköğretime geçmek imkansızdır.

Ayrıştırma sisteminin temelinde benzer seviyedeki öğrencilerin bir arada öğretim görmesinin hem  pedagojik açıdan daha kolay ve verimli olacağı hem de başarılı öğrencilerin başarısını daha da arttıracağı fikri yatmaktadır. Fakat bu sistem özellikle adaletsiz olması ve başarılı öğrencilerin ortalamasını yükseltirken geride kalanların ortalamasını düşürmesi sebebiyle eleştirilmektedir.

Yapılan araştırmalar da göstermektedir ki ayrıştırma sistemine sahip olan ülkeler başarıyı etkileyen diğer faktörler göze alındığında dahi PISA testlerinde bu sisteme sahip olmayanlara göre ortalamada daha düşük başarılı sonuçlar üretmektedirler (Hanuschek& Woesmann 2006). Buna karşılık başarısız öğrenciler başarılı öğrencilerle birlikte ders aldıkları zaman bunun başarılı öğrencilere olan zararının çok az olmasına karşı başarısız öğrenciler üzerinde olumlu etkilerinin büyük olduğu görülmüştür (Entorf & Lauk 2007)

Bu sistemin en çok tartışılan yönü ise eğitimde dengesizliği arttırması ve doğal olarak sosyal adaletsizliklere yol açmasıdır. Özellikle yoksul ve göçmen kökenli öğrenciler daha 10 yaşında iken kapasitelerini tam olarak değerlendiremeyecekleri alt seviye okullara yönlendirilmektedir. Buna örnek olarak Almanya'daki Alman öğrencilerin %35'lik bir kısmı en düşük seviye  okul olan Hauptschule'de okurken Türk öğrencilerde bu oran %75 seviyesindedir, buna karşın en üst seviye okul Gymnasium'da bu oranlar %34'e %8 seviyesindedir (Kristen 2002).

Almanya'nın Eğitim Reformu ve Göçmenlere Etkisi

PISA testlerinin ortaya çıkardığı bu durum üzerinde yapılan yoğun tartışmalar sonucu Almanya'da 2001 yılından itibaren eğitim sistemi reform edilmeye başlandı.  İlk etapta eyaletler tarafından yönetilen eğitim hizmetlerinin ölçülebilmesi için yerel otonomiden ödün vermeden ulusal kalite standartları oluşturuldu. Özellikle anadili Almanca olmayan göçmen ve yoksul öğrenciler düşünülerek dönemin Başbakanı Gerhard Schröder inisiyatifiyle normalde yarım gün olan okul sistemine alternatif tam gün okulları açılmaya başladı.

Berlin başta olmak üzere bazı eyaletlerde ayrıştırma zamanı 4. sınıftan 6. sınıf sonuna ertelendi ve üçlü okul sisteminden ikili sisteme geçiş amacıyla değişik okul tiplerini birleştiren Gesamtschule, yeni bir okul turu olarak Realschule ve Hauptschule'nin yerini aldı. Göçmen kökenli öğrenciler için okul bünyesinde dil kursları açılması ve anaokulu eğitiminin yaygınlaştırılması ise çeşitli eyaletlerin geliştirdiği çözümlerden oldu. Bu değişikliklerin sonucunda göçmen ve yerli öğrenciler arasındaki uçurum tamamen kapanmadıysa da olumlu yönde fark edilebilir bir ilerleme oldu.

Türk öğrencilerin ülke ortalamasıyla aralarındaki performans farkını okuma gibi göçmen öğrencilerin genelde daha düşük puan aldığı bir alanda bile kapatmaya başladığını görebiliriz. Aradaki fark henüz iyimser olunamayacak kadar yüksek olsa da eğitim reformlarının aynı yönde devam etmesi koşuluyla kapanmaya devam edecektir. Türkiyeli öğrencilere kıyasla Almanyalı Türk öğrenciler PISA testlerinden hala düşük not Almaktadır.

Öğrencilerin anadilleri dışında bir dilden değerlendirildiği göz önüne alınırsa objektif bir değerlendirme için matematik sonuçlarını inceleyecek olan PISA 2012'nin önümüzdeki sene yayınlanmasını beklemek doğru olur.

Buna karşılık grafikte Almanya'daki Türk öğrencilerin sosyoekonomik faktörlerin etkisinden arındırılmış okuma puanları ile Türkiye'deki öğrencilerin puanları birbirine oldukça yakındır. Türkiye'nin kişi başı milli gelire göre ayarlanmış puanı bundan biraz daha yüksek olmakla birlikte Almanya'daki eğitim reformlarının siyasi direnişe rağmen devam etmesi varsayımı ile orta vadede Almanya'daki Türk öğrencilerin ülkemizin PISA'daki en zayıf dersi olan matematikte Türkiyeli öğrencilerin önüne geçmesi dahi beklenebilir.

Almanya'nın Tecrübesinden Türkiye İçin Dersler

Ülkemizde kademeli eğitime geçiş ve 4+4+4 sisteminin tartışıldığı bu günlerde Almanya'nın son 10 senede geçirdiği değişiminden yapılacak çıkarımların iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Önerilen sistemde öğrencilerin Almanya'da olduğu gibi 4. sınıfın sonunda mesleki veya akademik olmak üzere çeşitli okul tiplerinden birine yerleştirilmesi öngörülmektedir. Buna göre amaç, mesleki eğitimin öne alınarak daha erken yaşlardan başlaması ve daha eğitimli ara elemanların yetiştirilmesidir.

Türkiye, Almanya gibi bir göçmen ülkesi olmasa dahi mesleki eğitime giden yol ayrımının 4. sınıfa çekilmesi yoksul ailelerden gelen veya eğitim kariyerinin başında kötü performans gösteren öğrencilerimiz açısından Almanya'dakine benzer negatif sonuçlar doğuracaktır.

Başarılı öğrenciler üniversite yolunu kolaylaştıran okullara yönelip bu kurumlara girişteki rekabeti arttırarak başarısı daha düşük olan öğrencileri daha az talep gören mesleki eğitim ağırlıklı okullara itecektir. Bu okullarda kendileri gibi performansı düşük öğrencilerle eğitim görecek olan çocuklar başarılı öğrencilerle birlikte okumanın sağladığı faydalardan yoksun kalacaktır. Dolayısıyla, Türkiye’de bugün tartışılmakta olan yeni eğitim sistemin yaratacağı adaletsizlikler açısından da değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Mesleki eğitim için yol ayrımını 4. sınıftan 6. sınıfa ertelemeye ve  öğrencileri mümkün mertebe karma okullarda okutmaya başlayan Almanya dahi artık bu yanlıştan dönmekteyken bizim bu ülkenin terk ettiği sistemin bazı özelliklerini almamız hem öğrencilerin eğitim performansı hem de eğitim sisteminin adaleti açısından kötü sonuçlar doğurabilecektir.

Nitekim PISA testlerinde en yüksek puanı alan iki ülke olan Finlandiya ve Güney Kore'de 10. sınıfa kadar mesleki tercihlerine bakılmaksızın bütün öğrenciler aynı tip okullarda okumaktadır. Dünyaya yüksek teknoloji ürünleri ihraç ederek son yıllarda büyük bir kalkınma gerçekleştiren Güney Kore'de 10. Sınıfta meslek liselerine geçen öğrenciler bir sene daha tüm liselerin okuduğu genel müfredata göre eğitim gördükten sonra ancak 11. Sınıfta seçtikleri uzmanlık alanlarında uygulamalı mesleki dersleri görmeye başlamaktadır

Sonuçta başarılı bir meslek insanı yetiştirmek için öncelikle güçlü bir temel eğitim altyapısı gerekmektedir. Bunu yaygın bir şekilde sağlamanın yollarından biri de öğrencilerin başarı seviyelerine veya mesleki tercihlerine göre ayrıştırılmasının ortaöğretimin daha ileri aşamalarına bırakılarak değişik yeteneklere sahip öğrencilerin ilk etapta beraber okumalarıdır.

Buna ilaveten eğitim kurumlarında ulusal kalite standartlarının ve performans ölçümünün şeffaf bir şekilde uygulanmaya başlaması Almanya'nın tecrübesinden çıkarılacak bir başka derstir. Almanya, merkezi yönetim olduğu kadar eyaletler tarafından yerel olarak geliştirilen çözümlerle kat edilen ilerleme sonucunda da eğitim sistemini iyileştirebilmiştir. Bu sebeple ülkemizde yeni anayasa hazırlıkları çerçevesinde tartışılan yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve yeniden yapılandırılması konusuna bir de eğitim sistemi açısından bakmakta fayda vardır.

ALİ SÖKMEN
Analist
TEPAV Vakfı

 

KAYNAKÇA:

Entorf, H & Lauk, M 2007. ‘Peer Effects , Social Multipliers and Migrants at School : An
International Comparison’. Forthcoming: Journal of Ethic and Migration Studies.

Hanushek, E. A. & Woessmann, L 2006. 'Does educational tracking affect performance
and inequality? Differences-in-differences evidence across countries'. Economic
Journal. 116. C63-C76.

Kristen, C 2002. 'Hauptschule, Realschule oder Gymnasium? Ethnische Unterschiede am
ersten Bildungsubergang'. Ko  lner Zeitschrift fu  r Soziologie und Sozialpsychologie. 54, 3.
P.534 – 552.

OECD 2006. Where immigrant students succeed  - A comparative review of
performance and engagement in PISA 2003. OECD. Paris.

OECD 2010. PISA 2009 Results: Overcoming Social Background  – Equity in Learning
Opportunities and Outcomes (Volume II) http://dx.doi.org/10.1787/9789264091504-en
http://english.mest.go.kr/web/1695/site/contents/en/en_0205.jsp

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS