• Haber3 FaceBook
  • Haber3 Twitter
  • Haber3 Friendfeed.com
  • Haber3 RSS
  • IMKB
  • 54.917
  • Dolar
  • 1,8425
  • Euro
  • 2,3205
  • Altın
  • 623,25
  • Ankara : 11 °C
  • İstanbul : 15 °C
  • İzmir : 13 °C
  • Adana : 16 °C
  • Antalya : 15 °C
  • Diyarbakır : 12 °C
''O emri hangi hayvan verdi ?''
Uludere bakanları birbirine düşürdü
Memur maaşı bin doları aşacak !
Kadınları etkilemenin en kolay yolu
Yazıyı küçült/büyüt :Yazıyı küçültYazıyı büyüt

Artık, Bir Kılıçdaroğlu Yazısı Yazmak Farz Oldu

Neslihan Yalman

Bu yazıyı, bir önceki yazıda olduğu gibi iki bölüme ayırmak istiyorum. İlk bölüm, yazılarımın geneline yapılan yorumlarla ilgilidir. Kullandıkları Türkçe ifadeleri(!) anlamakta zorluk çektiğim yorum sahiplerinin yorumlarına değinmek niyetindeyim. İkinci bölümde de, Kemal Kılıçdaroğlu konusundaki hislerimi ifade etmeye çalışacağım.

 

Birinci Bölüm: Yorumlara cevaben…

 

Yazılarıma yorum yapan çoğunluğun erkeklerden ve kendilerini garip bir İslam savunuculuğu içinde hisseden reaksiyoner insanlardan oluştuğunu belirtmeliyim. Kimi noktalarda, MHP gibi yine reaksiyoner partilere oy vermiş kişilerin de yazılarımı takip ettiğini düşünüyorum. Bu durum, sosyolojik düzeyde ‘Haber 3’ portalını daha çok hangi okuyucu kesiminin izlediğinin de göstergesi olabilir.

 

Öncelikli olarak, kendilerini saf İslam inancı içinde görüp; diğerlerini günahkar, öteki ve kafir sıfatı kapsamında yargılayıp, bu çarpık körlüklerle tipime, yaşıma ve cinsiyetime saldıran insanların eleştirilerini haksız bulduğumu söylemeliyim. Bu söylemleri, fikirlerime yönelik olmadıkları için kabul etmediğimi de eklemeliyim. Mevcut yorumlara yapabileceğim tek yorum: ‘Yaradılanı hoş gör, Yaradan’dan ötürü’ düsturudur.

 

İkinci olarak; yazılarımı yanlış anlamak için ısrar eden yorum sahiplerinin tavırlarını ve ‘siz de şunu ne bilirsiniz ki’, ‘bence şunu iyice okuyup araştırın’ yargılarıyla dolu yorumları da kabul edemeyeceğimi eklemeliyim. Bu yorumlara yapabileceğim tek yorum: ‘Eleştirmek için eleştirmek de bir eleştiridir’ düsturu olabilir.

                                                                                                

Üçüncü olarak; ‘sizin gibi köşe mantığı içinde yazan genç yazarlar yerine, bence sözü yaşlı ve deneyimli yazarlara bırakalım’ gibi sıradan ifadeleri, ‘siz başınızı örtmeden başörtüsü hakkında nasıl yazabilirsiniz?’ gibi gereksiz tepkileri, ‘Konca Kuriş’i Fettullah Gülen öldürtmedi’ ya da ‘siz Fettullah Gülen’i tanımadan konuşuyorsunuz’ gibi kraldan çok kralcılıkları, ‘görüntüleri Vakit gazetesi servis etmedi, siz ne demeye çalışıyorsunuz?’ gibi öfke saçan yorumları vb… anlamakta zorluk çekiyorum. Kısacası; yazılarımda kurmaya çalışmadığım alakasız bağlamları benim adıma zorla kurmaya çalışanların, Türkçe’yi bozarak yazdıkları yorumları da dikkate almıyorum. Bu yorumlara yapabileceğim tek yorum: ‘Keskin sirke küpüne zarardır’ atasözü olabilir.         

 

Dördüncü olarak; ‘vajina kelimesini tam olarak yazıp, ‘g..tünü’ kelimesini neden noktalı yazıyorsunuz?’, ‘efendim dinimizde öyle başını örtüp dar giyinmek yoktur’, ‘göğüs imanın aynasıdır ve kapatılmalıdır’ tarzı erkek-egemen söylemleri de dikkate almadığımı belirtiyor; biyolojik terminolojide cinsel organ olarak geçen vajinayla, argoda geçen ‘g.t’ gibi bir ifadeyi sırf kadınla ilgili bir konu diye yan yana düşünerek yorum yapan, kendilerini başörtüsünden ya da Ergenekon’dan sorumlu devlet bakanları ilan eden ‘erkeklerin’ eleştirilerini de reddediyorum. Kendilerinin yazılarımı anlamamak konusundaki ısrarlarını ve sırf bir kadın yazar yazıyor diye saldırma mecburiyeti hissetmelerini yok yere nefes tüketmek şeklinde tanımlıyorum. Bu yorumlara yapabileceğim tek yorum: Dilimizde ‘boşa kürek çekmek’ diye bir deyimin olduğunu hatırlatmaktır.

 

Tüm bunların dışında; yaptığım kelime ve isim hataları konusunda gözümden kaçanları yakalayarak beni uyaran ya da kibarca fikirlerini ifade eden tüm erkek yorumculara çok teşekkür ediyorum. Dileğim, ‘daha fazla bayanın politika, felsefe, sanat ve dünya meseleleri konusunda yazıp çizmesi ve yorum yapmasıdır’ diyerek son yorumumu da ortaya koyuyorum.

 

İzninizle, yazımın gövdesini oluşturan asıl bölüme geçmek istiyorum.

 

İkinci bölüm: 'Kılıçlar çekildi'

 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP kurultayında genel başkan seçilmesi incelenmesi gereken önemli bir durumdur. Bunun hemen ardından, Vakit gazetesine ait ‘habervaktim’ portalında ‘Kılıçdaroğlu sünnetsiz mi?’ gibi küçük düşürücü ifadeler kullanılması, Zaman gazetesinde ‘söylem aynı’ vurgulu başlıkların yer alması ve Recep Tayyip Erdoğan’ın, Kılıçdaroğlu’na ‘tamam biz çözemedik; ama, sen nasıl çözeceksin işsizliği?’ diye sorarak yaptıklarını kabul etmesi, aslında AKP ve cemaat tarafında alarm zillerinin çaldığının göstergesidir.

 

Zaten, bu ziller İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun oy oranının Kadir Topbaş’a yaklaşmasıyla, Melih Gökçek’in ve Dengir Mir Mehmet Fırat’ın köşeye sıkıştırılmasıyla çalmaya başlamıştı. Şimdi ziller, kimsenin tahmin etmediği bir zamanda ve tahmin etmediği bir şekilde, daha yüksek bir tınıyla çalmaya başladı.

 

Öyle ki; Kılıçdaroğlu’nu canevinden vuramayanlar; ‘495 TL’lik gömlek giyiyor’, ‘neresi Gandhi’ye benziyor?’ gibi alakasız haberlerle boşa kürek çekmektedirler. CHP kurultayındaki konuşmayı dinleyen ve ömründe iki kez oy kullanan 80 sonrası bir genç bile, Deniz Baykal’ın konuşmalarıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarını karşılaştırdığında, söylemin aynı olmadığını, daha sola kaydığını, hatta kimi yerlerde ulusal-sağcı vurgularla bezenip, -bir arkadaşımın dediği gibi- sosyalizme doğru uzandığını görecektir.

 

Üstelik, söylemi geçelim. Bu kurultayla birlikte; Rahşan Ecevit, Yaşar Okuyan, Kamer Genç, Yaşar Nuri Öztürk gibi Türkiye’nin önemli isimlerinin Kılıçdaroğlu’na destek vermesi; Muharrem İnce gibi güçlü CHP aktörlerinin öne çıkması ve Nihat Genç gibi binlerce kişi tarafından takip edilen özgün isimlerin Kemal Kılıçdaroğlu’na hoş geldin demesi bile, toplumda AKP’den rahatsızlık duyan büyük bir kitle olduğunun ve bu kitleye katılanların sayısının arttığının ispatıdır.    

 

Artık, insanlar madencilerinin ölümüne ‘kader’, çiftçisine ‘ananı da al git’ diyen, havuzlu mavuzlu villalarda oturan, helikopterli melikopterli, gemili memili bir başbakan istememektedirler.

 

İtiraf etmeliyim ki, AKP’nin işi zordur. Çünkü; baştan itibaren karşılarına aldıkları Turhan Çömez, Yalçın Küçük, Nihat Genç, Yaşar Nuri Öztürk, Kamer Genç, Kemal Kılıçdaroğlu, Yılmaz Büyükerşen, radyocu Nihat Sırdar ve rahmetli Erhan Göksel gibi isimler, Türkiye’nin en karizmatik ve en zeki  kişileridir. İktidar partisinin en büyük sorunu, karizmatik adamlar çıkaramaması, kıvrak olamaması ve ortalama söylemlerle işi götürmeye, günü kurtarmaya çalışmasıdır.

 

Bir başbakan kadere inanabilir, ama Zonguldak’taki maden işçilerinin ölümüne ‘kader’ diyemez. Derse, onun başbakanlığı sarsılır. Bugün, Tayyip Erdoğan’a olan da budur. Kendi elleriyle kendi karzimasını çamura bulamış ve bindiği dalı kesmiştir.

 

Dün Deniz Baykal’ın görüntülerini ‘CHP ahlakı’ diye yerden yere vuran kesim, yarın Kılıçdaroğlu’yla birlikte iktidara gelecek söylemin altında kalacaktır. Çünkü; siyaset bir iktidar, bir karizma ve bir umut savaşıdır.

 

Türkiye’de kim kadınların ve gençlerin oyunu aldıysa, yukarı tırmanmıştır. Kılıçdaroğlu da, benim gibi CHP’ye sıcak bakmadığı için hiçbir zaman oy vermemiş, ama gelecek seçimlerde oy vermeyi düşünen kadınlardan ve AKP tarafından umutları parça parça edilen gençlerden oy alacaktır.

 

Dün turuncularla, mavilerle, beyazlarla dolu bir renk cümbüşü içinde kadın ve gençlik kollarında coşkuyla konuşan Tayyip Erdoğan, yarın yerini Kılıçdaroğlu’na bırakmak zorunda kalacaktır. Umarım; Gandhi’ye benzetilen bu siyasetçi, fırsat verilirse onu en doğru şekilde değerlendirir.  

 

İstanbul milletvekili olmasına rağmen; doğudaki Tunceli'yi de temsil eden bir CHP'li, Türkiye'nin batısında genel başkanlığa kadar yükselmiştir. Bu bile, üzerinde durulması gereken mühim bir ayrıntıdır.

 

Ömründe ilk defa böylesi coşkulu bir kurultay gören CHP, tahminimce % 40’lara varan bir oy potansiyeline yaklaşacaktır. Yaklaşmasa dahi; sokaktaki teyzenin ve on altı yaşındaki genç bir kızın bile ‘bunlar gitsin de kurtulalım’ dediği AKP büyük bir oy kaybına uğrayacaktır.

 

İnşallah; Bülent Ecevit, Mahatma Gandhi gibi Türkiye ve dünya tarihinin önemli isimleriyle özdeşleştirilen, yüzündeki gülümsemesiyle ve halim selim tavırlarıyla pek çok kişinin sempatisini kazanan Kemal Kılıçdaroğlu, icraatlarıyla da insanlara ümit kapıları açar.

 

‘Facebook’ sosyal paylaşım sitelerinde şimdiden illegal olarak başbakan ilan edilen, hakkında yapılan marş herkesin diline dolanan, CHP’li olsun olmasın pek çok kesimi kurultaya, ekran ve radyo başına toplayan bu ismin yolunun açık olmasını temenni ediyoruz. Onun, böylesi kötü bir dönemde insanlara umut aşılaması bile, kendisine yakışır bir hareketti diyoruz.

 

 

 

 

Bu yazı toplam 2512 defa okunmuştur
    * Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
  • ellerine sağlıkmisafir10 Haziran 2010 Perşembe 20:22

    Yazını büyük bir zevkle okudum,bu kadar açık yüreklilikle içindekileri döktüğün için seni alnından öpüyorum,harikasın korkmadan yılmadan yazılarının devamını bekliyoruz.Ülkemizin senin gibi gençlere o kadar ihtiyacı varki,her zaman yanındayız ve seni çok seviyoruz.

    BeğendimBeğenmedim
  • sevinmekmisafir28 Mayıs 2010 Cuma 22:49

    Sayin yazar,Turkmilleti verdi elini kurtaramaz kolunu,bu emevi'm denilen zihniyet Hz,Muhamedin kabilesini tekbir kisi birakmadan kilicladi,bu zihniyet selcukluya gecti,osnali derken basimiza cullandi.Kurtulmaz Turk mileti biline

    BeğendimBeğenmedim
Yazarın Diğer Yazıları
MANŞETLER
Başbakan Erdoğan uyardı !Bonomo finale kaldıKilo vermenin en kolay yoluBu çocuklarda ışık var !Ordu'da çılgın protesto !Karakola havan toplu saldırı !Hindistan'da korkunç insanlık suçuİzmirlileri korkutan ''şey''İzmir göle döndü !Anayasa Mahkemesi'nden 4+4+4 kararı
FIRSATLAR
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim