- IMKB

- 59.662
- Dolar

- 1,7675
- Euro

- 2,3245
- Altın

- 653,05
- Ankara : -3 °C
- İstanbul : 1 °C
- İzmir : 5 °C
- Adana : 8 °C
- Antalya : 7 °C
- Diyarbakır : -2 °C
Artık ayakları sağlam basıyor

Kendi adını verdiği ilk albümü satış listelerinde haftalardır bir numara olan hacı aranjör Mustafa Ceceli, ENBE Orkestrası'nın albümünde 'Unutamam'ı seslendirene kadar yorumculuğun aklında bile olmadığını söyledi: Ben bu hayat programında biraz sonra hangi taşa basacağımı bilmiyorum.
ENBE Orkestrası'nın albümünde Sezen Aksu'nun yazdığı 'Unutamam' adlı şarkıyı seslendirerek yorumcu olarak da adını duyuran aranjör Mustafa Ceceli bu albümden tam iki yıl sonra kendi adını verdiği ilk albümünü çıkardı. Kenan Doğulu'dan Serdar Ortaç'a, Sezen Aksu'dan Ajda Pekkan'a kadar pek çok sanatçının şarkısına düzenleme yapan Ceceli ile hacılığından müzisyenliğine, sahne önünden arkasına kadar her şeyi konuştuk...
Yaz ortalarında çıkan 'Limon Çiçekleri' şarkınız çok beğenildi. Bu single albüm habercisi miydi, yoksa dinleyicinin nabzını mı yokladınız?
Planında şarkıcılık olmayan biri olarak ayaklarım yere sağlam bassın istedim. 'Limon Çiçekleri'ni Sezen Aksu'nun İzmir konserinde seslendirdim, çok beğenilince single yaptık. 2000 yılından bu yana aranjörlük yapıyorum. Kenan Doğulu'nun seslendirdiği 'Aklım Karıştı' ile başlayan aranjörlüğüme devam ediyordum.
İyi bir başlangıç mıydı?
Ozan ve Kenan Doğulu benim yolumun başlangıcıdır. Şarkı söylemeye kadar olan kısmımda hemen hemen tüm sanatçılarla çalıştım. Çalıştığım herkes benim için bir onur kaynağı çünkü çocukluğum onların albüm kartonetlerinde isimlerini okuyarak geçti.
KADERLERİMİZ BENZİYOR
Bugüne kadar hep slow şarkıları mı düzenlediniz?
'Çakkıdı'ya kadar hep 'slow şarkıların aranjörü' olarak anıldım. Emel'in albümü sırasında Sezen Aksu ile tanıştım. O albümde 'İkili Delilik' ve 'Hükümsüzdür' şarkılarını düzenledim. Sezen Aksu ile çalışmaya başlamamız, sahnede de birliktelik getirdi. Sahnede keyboard çalıyorum ve geri vokal yapıyorum.
Levent Yüksel'i çağrıştırıyorsunuz. O da gitar çalıyordu ve Sezen Aksu ile tanışana kadar yorumcu olmak aklının ucundan geçmemişti...
Açıkçası, kaderlerimiz benziyor Levent Abi ile. Hatta Sertab Erener, Aşkın Nur Yengi ve Harun Kolçak ile de... Tabir-i caizse, onlar da Sezen Aksu okulundan mezun olmuş öğrenciler ama benim öğrenciliğim hâlâ sürüyor.
Sesiniz ilk kez ENBE albümünde duyuldu. O nasıl oldu?
Ben o albüm için bir şarkı düzenlemiştim. Sanatçılara ön çalışmayı dinletmek için şarkıyı kendi sesimle kaydetmiştim. Fakat bu kayıt internete düşmüş ve çok ilgi görmüş. Bunun üzerine plak şirketi DMC, 'şarkıyı albüme alıyoruz ama şarkıcısını da istiyoruz' dedi. Şarkı söylemek aklımın ucundan geçmiyordu ama sonra anı kalır ileride çoluğa çocuğa dinletirim diye düşündüm. Arkası çorap söküğü gibi geldi.
O albümün sizin o şarkınız sayesinde bu kadar öne çıktığını düşünüyor musunuz?
Bu çok zor bir soru benim için. O albümde birçok kişi var. Muhakkak ki benim de katkım olmuştur. O bir orkestra albümü, bireylerle anılması doğru değil. Ama şarkının gördüğü o ilgiden sonra benim albüm fikrim de gündeme geldi. İki yıl çalıştım bu albüm için.
SESİM DE BİR ENSTRÜMAN
Albümünüzün aranjörü de sizsiniz. Çok uzun değil mi iki yıl?
Bunun iki sebebi var. Birincisi repertuvar çalışması. Çünkü o repertuvarın içimize sinip, olgunlaşması, gerekiyordu. İkincisi de benim aktif olarak aranjörlüğe devam etmem, Sezen Aksu ile Levent Yüksel'in orkestralarında görev almam. Sadece kendime odaklanmak istemedim. Öbür türlü mesleğini bırakmış ve artık başka bir iş yapan bir insan pozisyonuna dönüşecektim çünkü ben müzisyenim. Yani sadece şarkı söylemiyorum. Sesim de enstrümanlarımdan bir tanesi. Hep bu gözle baktım. Yoksa, 'Unutamam'ın üzerine iki ay içinde hemen bir albüm yapıp çıkabilirdim. Şarkıcılık anlamında da kendimi geliştirmem gerekiyordu. Teknik çalıştım. 30'dan fazla şarkı söyledim, içinden eledik. Bazı şarkılar tarz, bazıları anlatım olarak uymadı. Araya başka işler de girdi. Mesela 'Uzay Heparı Sonsuza' albümü için teklif geldi. Uzay Heparı, tarzını çok beğendiğim, tanımayı çok istediğim iki kişiden biriydi. Diğeri de Onno Tunç'tu. Allah her ikisine de rahmet eylesin...
FİLM MÜZİĞİ YAPIYORUM
Tek tek şarkılar ile yerinizi sağlamlaştırdınız gibi... Bu bir strateji miydi?
Bunu bana başkaları da sordu. Bu tamamen çizilmiş, programlanmış bir oyun. Hayat programı... Ben bu hayat programında biraz sonra hangi taşa basacağımı bilmiyorum ama bu yazılı çizili oyunu oynamaya devam ediyoruz hepimiz. Dinleyiciler sevdi benim şarkılarımı. Ben, kariyerinde albüm yapmadan üç şarkı seslendirmiş ve hepsine de klip çekilmiş biriyim. Ne mutlu bana.
Sahne üzerinde solist olarak yer almakla müzisyen olarak yer almayı birlikte götürebilecek misiniz?
Albümümün çıktığı günün akşamı Ghetto'da Levent Yüksel konseri vardı, keyboard çalıyordum. Ertesi gün de Sertab Erener'in 'Açık Adres' şarkısının mixi vardı stüdyoda, onu yaptım. Bir yandan da 'Kahramanlar' dizisinin müziklerini yapıyorum. Şubat ayında vizyona girecek sinema filmi 'Sakın Ölme'nin müziklerini de hazırlıyorum. Böyle, her taraftan sarılmış durumdayım. Elimden geldiği kadar hepsine yetişmek istiyorum.
Başka yorumcunun sahnesine müzisyen olarak çıktığınızda rol karışıklığı yaşanacak mı?
Ben başkasının sahnesinde de çalarım, müzisyenim. Konser sonunda adım lanse edildiğinde seyircinin şaşkınlığını görmek de çok hoş. Ben mutfağa ve üretime alışkım, ön tarafta, ürettiğiniz şeyi anlatıyorsunuz. Eğer insanlarla göz göze şarkı söyleyebiliyorsanız evet, bu dünyanın en büyük keyfi. Tabii sahne önünde olmak daha geniş bir kesime hitap etmenizi de sağlıyor.
Sezen Aksu'nun sahnesinde olmak müzisyerler için ayrıcalık ama yaşıtınız bir popçunun sahnesinde de keyboard çalar mısınız bu saatten sonra?
Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum ki bundan hiç rahatsız olmam. Müzisyenlikte ve yorumculukta kesin çizgileri ve sınırları olan biri değilim. 'Şunun sahnesinde çalmam', 'şununla asla çalışmam' gibi cümleler asla kurmam.
Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim







































