Serdar Durat

Atanmış Akillerin Saha Mesaisi

Değerli düşünür dostlarım,

Malumlarınız olduğu üzere ‘’Çözüm sürecinin’’ PR (Halkla ilişkiler) çalışmalarına katkı sağlamak, geniş tabanlı bir farkındalık yaratmak, toplumun sempatisini-desteğini kazanmak ve en önemlisi bu konudaki Hükümet programının ve politikalarının lansmanını yapmak amacı ile akil insanlar heyeti oluşturulmuştur. Önümüzdeki iki aylık dönem içinde görev yapmak üzere bizzat sayın Başbakan tarafından atanan akil insanlar görev bölgelerine intikal ederek mesailerine başladılar.
Her ne kadar siyasal ve sosyolojik anlamda temsil yeteneğinin, toplumumuzun tüm kesimlerini kapsayıcılık oranının yeterliliği konusunda ciddi endişelerim olmakla birlikte bu heyette yer alan kişilerin Vatan sevgilerine ve iyi niyetlerine güvenmek – inanmak istiyorum. Eminim hepsi kendi müktesebatlarının ve fikir zenginliklerinin elverdiği ölçüde Türkiye’nin daha ileri bir demokrasiye kavuşmasına ve terör kaynaklı akan kanın durdurulmasına, iç barışın tesisine yönelik samimi çaba içinde olacaklardır. Bu ‘’akıllı insanların’’ ayni zamanda çok cesur insanlar da olduklarını
kabul etmek zorundayız. Zira böylesine karmaşık, üzerinde fikir yürütebilmek için çok farklı disiplinlerde birikim ve donanım gerektiren hayati önemi haiz bir memleket meselesinin çözümüne katkı sağlayabileceklerine dair özgüvenleri ve yürekleri var demektir.

Sevgili Okurlar, bundan bir on yıl kadar öncesine kadar gerek resmi ve gerekse özel organizasyonlar için çok sık kullanılan,günlük yaşantılarımıza-terminolojik kültürümüze yeni yeni girmeye başlayan üç sihirli ve havalı kelime vardı.

Bunlar MİSYON -VİZYON ve STRATEJİ idi. Sırf bu üç kelimenin anlamını ve önemini anlatmaları için yabancı danışmanlık firmalarına dünyanın paraları ödenirdi. Kurumların ofislerinin duvarları bu kapsamda hazırlanmış yaldızlı panolarla donatılırdı, her lafın başında bu üç kavramdan bahsedilirdi. Kurumların tepe yönetiminden aşağıya doğru tüm paydaşların bu kavramları ezbere
bilmeleri beklenirdi ama her ne hikmetse gerçekte pek içselleştirilemez ve hayata geçirilemezdi. Birer cümle ile basit olarak belirtmek gerekirse,

Misyon; Varlık nedeni,
Vizyon;akıl ve gönül gözü ile görülen-tasarlanan gelecek,
Strateji; misyon ve vizyon doğrultusunda takip edilecek yol haritası-hareket tarzları şeklinde tanımlanabilir.

Bu kapsamda Akil insanlar heyetinin misyon-vizyon ve stratejisi tam olarak belirlenmiş ve üyelerine empoze edilmişmidir ? ve onlar tarafından iyi anlaşılmış- benimsenmişmidir ? dersiniz. Bireysel açıklamalara bakılırsa Akil insanlar sorumlu oldukları bölgelerde yerel halk ,STK ları ve kanaat önderleri ile istişarelerde- temaslarda bulunacaklar, onları dinleyecekler, talepleri,düşünceleri, önerileri toplayıp bir rapor haline getirecekler ve görevi aldıkları makama sunacaklarmış.

Bu tarz bir raportörlük için fazla akil olmaya gerek yoktur kanısındayım. Dolayısı ile bu muhterem ! insanlarımızın daha derin ve etkin rolleri olmalı diye düşünüyorum.

Sıradan insanlar üzerindeki cazibelerini, etkilerini, ikna kabiliyetlerini titizlikle kullanabilmeleri gerekir. Bölge insanlarımızın özellikle sanatçı kimlikli akil insanlarımızı görünce birlikte fotoğraf çektirmek ve imza almak konusundaki heveslerini görünce aklıma geldi doğrusu.

Değerli düşünürler, bu misyonerlerden bazılarının geçmişte beyan ettikleri kerameti kendinden menkul ‘’kıymetli’’ görüşlerine bakacak olursak ;

-Kürt başka PKK başka denilemez. PKK lılar neden kardeşimiz olmasın ?
-Sadece Asker değil dağda ölen kardeşlerimiz de şehit oluyor,
-Devletten Ordudan yana değil de, dağdaki Kürt’le yaşamak isterim,
-PKK lılar da bu ülkenin evlatları, bir şehit tutturdular gidiyorlar,
-Türk Bayrağının adı değişmeli,Türkiye bayrağı olmalı..

şeklinde marjinal ve ürkütücü değerlendirmeleri görebiliriz..Hal böyle iken; İsimleri ile müsemma bu şahsiyetlerin, Ülkemize barış ve huzur gelsin, akan kan dursun, analar ağlamasın gibi her kesin anonim kabulü olan klişeler kullanarak Milletin tümünü tatmin ve onore edebilecek bir çözüm formülü yaratmalarını beklemek aşırı iyimserlik olacaktır.

Merhum Aziz Nesin’den sonra bu kez de dünyaca ünlü yazar Umberto Eco geçen gün Boğaziçi Üniversitesinin 150.kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında yaptığı konuşmasında İnsanların % 50 sinin aptal olduğunu düşündüğünü belirtmiş. Eğer onun dediği gibi nüfusumuzun yarısı bu durumda ise bu heyetin işi pek zor olmasa gerek ancak kuyuda evvelce ‘’görece daha az akıllılar’’ tarafından atılmış ve üst üste yığılmış o kadar çok taş var ki bu 63 akıllı’nın iki ayda bütün bu taşları
çıkartabilmesi pek mümkün olmayabilir. Her şeye rağmen kendilerine kolay gelsin der, emeklerinin hayırlara vesile olmasını dilerim.

Saygılarımla

Serdar DURAT
Stratejist
15.04.2013

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS