• Haber3 FaceBook
  • Haber3 Twitter
  • Haber3 Friendfeed.com
  • Haber3 RSS
  • IMKB
  • 60.663
  • Dolar
  • 1,7655
  • Euro
  • 2,3325
  • Altın
  • 651,49
  • Ankara : -3 °C
  • İstanbul : 2 °C
  • İzmir : 5 °C
  • Adana : 8 °C
  • Antalya : 7 °C
  • Diyarbakır : 0 °C
Çerkezler ve Lazlar da anadil için karar aldı
Dünya bu işkenceyi konuşuyor
Bu listede sizin de adınız olabilir
İşte PKK'nın infaz belgeleri
Yazıyı küçült/büyüt :Yazıyı küçültYazıyı büyüt

Ayşe CHP otobüsüne çıktı

Ayşe CHP otobüsüne çıktı
Minisiyle CHP seçim otobüsüne çıkan Ayşe Arman, yaşadıklarını anlattı.
23 Ağustos 2010 / 09:38

Yaptığı röportaj ve yazılarıyla olay yaratan Hürriyet Gazetesi yazarı Ayşe Arman, bu kez umulmadık bir yerde karşımıza çıktı. Mini eteğiyle CHP'nin seçim otobüsüne çıkan Arman 4 miting gezdi ve yaşadıklarını bugün köşesinde anlattı. 

İŞTE O YAZI:

Oley!

Hayatımda ilk defa bir seçim otobüsünün içindeyim.
En önde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu.
Ayakta.
Ne emniyet kemeri ne başka bir önlem.
Ani bir frende dışarı fırlar, Allah korusun.
Aklım çıkıyor.
Ama benden başka buna takan yok.

Trakya’ya gidiyoruz.
İlk durak Kırklareli, sonra Babaeski, sonra Lüleburgaz...
Seçim otobüsü, belediye otobüsü gibi maşallah, her durakta, o ilin ve ilçenin başkanları, milletvekilleri ekleniyor.
Gittikçe kalabalıklaşıyoruz.
Ama herkesin yüzü gülüyor.
Bir bayramlaşma havası.
Birinci ağır top Kemal Kılıçdaroğlu, Önder Sav otobüsün ikinci ağır topu. Sonra Gürsel Tekin ve Hakkı Süha Okay...
Kemal Kılıçdaroğlu, şimdiye kadar gördüğüm en sahici, en duyarlı insanlardan biri.
Ve empati yeteneği tavan yapmış durumda.
Otobüsün içinde ayakta dururken, görüş alanına giren herkese ama herkese balkonlardan sarkanlara, otobüsün peşinden koşanlara, yolu kesenlere sesleniyor, selam veriyor, gülümsüyor, bir şekilde ilişki kuruyor.
Küsmesin diye elini uzatan herkese dokunuyor.
Onu korumak isteyen polislere aldırmadan, otobüsten fırlayıp gidiyor, özellikle çocuklulara, yaşlı teyzelere sarılıyor...
Bir saat değil, iki saat değil, bütün gün yaptı.
Şaşırdım.
Kırklarleli’nde, Babaeski’de, Lüleburgaz’da mitinglerdeki gençlerin ve kadınların çokluğunu görünce de şaşırdım.
Hani CHP, yaşlıların partisiydi?
Yoksa, gerçekten de büyük bir değişim mi gerçekleşiyor?

Üç gün önce Kopenhag’ta büyük bir rock konseri izledim, 35 bin kişilik.
Ve gözümü kırpmadan söyleyebilirim ki, Kemal Kılıçdaroğlu da kitleleri etkilemek açısından kendi çapında bir rock star.
İnsanı çok etkileyen, saygı uyandıran mütevazi bir hali var ama kendine güveni muazzam ve beden dili değişmiş, sahnede artık yürüyerek konuşuyor, üstelik çok rahat doğaçlama konuşabiliyor, elinde kağıt yok, her hangi bir ekrandan da okumuyor.
“Her mitingte ben de yeni bir şey öğreniyorum” diyor, 23 Mayıs’tan beri adım adım Türkiye’yi dolaşıyor, şu ana kadar 53 il dolaşmış, 400’ün üzerinde miting gerçekleştirmiş.
İl il değil, ilçe ilçe dolaşıyor, bıraksan mahalle mahalle de gezecek.
45 derece sıcakta bile, saat gecenin 12’sinde bile çalışıyor Kemal Kılıçdaroğlu, gerçekten çalışıyor.
Onların söylediklerine göre Başbakan daha 22 il ziyaret etmiş.
Dili entelektüel değil, insanları yakalıyor, göz teması var, bazen bir pankart üzerinden miting kitlesiyle interaktif ilişki kuruyor.
Trakyalıların ona olan ilgisi, bana çok gerçek geldi.
Miting alanındakiler de toplama bir kalabalık değildi, belli ki isteyerek gelmişler.

En çok kullandığı cümleler...
“Evet derseniz Recep Bey’i kurtarırsınız, hayır derseniz memleketi...”
“Önce yasayı değil, kafayı değiştirsin!”
“Recep Bey, ben, sizden biriyim diyor, sokak aralarında su sattım, simit sattım, çay sattım diyor ama şu an dolar milyoneri, sizin gibiyse o da, neden siz onu kadar zengin değilsiniz...”
“Sırlar, devlette mezara gitmez, mafyada gider. Recep Bey niye açıklamıyor Yaşar Büyükanıt’la ne konuştuğunu? Neden söylemiyor sonradan ona neden üstün hizmet madalyası taktığını?
“Söz müüü? Peki o zaman söz verdiğinizi Recep Bey de duysun, ezberi bozulsun. Ben onun kimyasını da bozacağım!”
 
Ben gazetelerden, televizyonlardan izleyince Kılıçdaroğlu ve Başbakan arasında hiç bitmeyen bir kapışma var zannediyordum. Tam öyle değilmiş.
Kılıçdaroğlu’nun konuşması bir bütünlük içinde.
Sadece bir bölümü o kapışmaya yönelik.
İçinden o kısımları çekip çıkarınca, sanki başka bir şey söylemiyor gibi duruyor.
Oysa, altını çizdiği, yargının bağımsızlığı...
Siyaset tarafından ele geçirilmesinin önlemesi...
Bunları da güzel anlatıyor.

4 miting’de de çok yaratıcı pankartlar vardı.
Beni en çok eğlendiren pankartlardan biri şuydu:
“Delikanlılık ömür boyu sürer, artizlik one minute!”
Seçim otobüsü ise bir başka alemdi.
Bir aile gibi oluyorsunuz.
Arkada “war room” diye bir oda var, stratejiler konuşuluyormuş.
Çaylar, kahveler geliyor.
Hatta köfte ekmek.
Uzun uzun sohbetler yapılıyor.
Kılıçdaroğlu, CHP’li eski siyasilerin söylediğine göre, parti içinde ne kadar küskün varsa hepsini barıştırmış.

Ve İstanbul...
Ooooo oooo...
İnanılacak gibi değil.
Müthiş bir kalabalık.
Çağlayan’a dört koldan insan akmış.
Gerçekten büyük bir gösteri.
Belli ki içlerinden gelmiş, meydana akmışlar, katılımcı bir topluluk...
CHP için, gerçekten çok çok umut vericiydi... Bizim için de...

11788
 
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim