Serdar Durat

Başkanlar Ülkesi

Değerli Düşünür dostlarım,

Bizim ülkemizde Başkan sıfatı her ne hikmetse pek sevilir. Devletin en tepesinden itibaren sokaktaki sıradan insanımıza kadar her kes bir şekilde bir yerlerde Başkan olmayı hayal eder. Zira Başkan olunca güç sahibi olunacağı ve kendi kurumsal çatısı altında başkalarını sevk ve idare etme imkanına kavuşulacağı düşünülür. İlk aklıma gelen ve bir nefeste sayabileceğim bazı Başkan örnekleri aşağıda sunulmuştur. Her biri özel bir makamdır ve saygı duyarım. Layiki ile taşıyabilene , görev tanımına uygun liyakat sahiplerine daha da saygı duyarım.

Cumhurbaşkanı

Meclis Başkanı

Genel Kurmay Başkanı

Yönetim Kurulu Başkanı

Odalar Başkanı

Kooperatif Başkanı

Cemiyet Başkanı

Kulüp Başkanı

Grup Başkanı

Sınıf Başkanı 

Sevgili Okurlar bu listeyi uzatmak mümkün ama bu kadarı bile ülkemizde Başkanlık sıfatının ne kadar çok ve çeşitli olduğuna ilişkin bir fikir verir sanırım.

Hal böyle olunca siyasi anlamda Başkanlık da milletimize ilginç gelmektedir. CB Erdoğan zaten her fırsatta bu konuyu gündeme getirerek sürekli sıcak tutmaktadır. Zatı devletlerinin Cumhurbaşkanı olarak yeterince etkili hizmetler veremediğini düşündüğünü , parlamenter sistemin adeta elini kolunu bağladığını, özetle ifade etmek gerekirse ve tabiri caiz ise istediği gibi at koşturamadığını dolayısı ile Başkanlık sistemine geçilmesinin gerekli olduğuna inanadığını açıklamalarından anlıyoruz. 

Nitekim TÜMSİAD'ın İstanbul'daki 6. Genel Kurulu'nda başkanlık sistemine ilişkin yaptığı son açıklamasında 

"Hızlı gitmemiz lazım. Bir yerlere takılmamız lazım. Siz birini görevden alıyorsunuz onlar iade ediyor. Böyle devlet olur mu? İlahi nihaye çalıştırmaya mecbur musunuz? Çalışanlar sistemini getirmek suretiyle bu işi ilerletmek lazım. Yeni bir anayasa, yeni bir idare sistemi siyasetin, ekonominin de üzerindeki tüm yükleri kaldıracaktır. Bunu daha fazla ertelememek lazım. Muhalefet başkanlık sistemini istiyor mu? İstemiyor. İstemiyorsa çok doğru bir iştir bu. Bu kadar basit. " demiş.

Erdoğan, kendi tabiri ile Külliyesinde gazetecilere verdiği davet kapsamında yaştığı konuşmasında ise şu ifadeleri kullanmış ; 

"Mevcut sistemle üçlü kararnameyle bir kişiyi istediğimiz makama atamakta sorunlar yaşıyoruz ama başkanlık sisteminde böyle bir sorunun yaşanmayacaktır.  Çalışacağım adamı ben belirlerim. Benle gelen benle gider. Bunu şu andaki sistemde yapamazsınız, sizinle gelen sizinle gitmiyor. Birileri bunu engelliyor, mesela yargı engelliyor. Yargı bunu engellediği zaman yerindelik ne olacak? Halk sorumlu olarak kimi tutuyor? Siyasiyi tutuyor. Yargıdakini tutuyor mu? Hayır. Yargıdaki gelip 'ben 11 defa alırım, 12'nci defa tekrar atarım' diyor. Yargıyla böyle bir sürtüşmenin içerisine giriyorsunuz. Böyle memleket yönetilmez ki şehirler yönetilmez ki kurullar yönetilmez ki. Bunların hepsi parlamenter sistemin bana göre eksikleridir, yanlışlarıdır. Başkanlık sistemiyle bunların ben aşılabileceğine inanıyorum"

Değerli okurlar,

Bu arada basına sızan / sızdırılan haberlerde AK Parti'nin daha önce Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na sunduğu başkanlık modelinin çerçeve alınacağı sistemin detayları yer aldı . Bu kapsamda anlaşılan odur ki,

- AK Parti, yine tek Meclis'li olacak sistemde, bütün kesimlerin temsil edilebilmesi için baraj uygulamasının kaldırılmasına veya düşürülmesine sıcak bakıyormuş. Mevcut parlamenter sistemde yüzde 10 barajı uygulaması istikrarı sağladığı için korunuyormuş

- Başkanlık sisteminde koalisyonlar tarih olacağı, ülke seçilen 'Başkan' ve onun atadığı bakanlar tarafından yönetileceği için istikrar sorunu da ortadan kalkmış olacakmış

- AK Parti, gençlerin ülke sorunlarında daha çok söz sahibi olması ve Meclis'te temsil edilmelerinin önünü açmak için milletvekili seçilme yaşını Başkanlık sistemi ile birlikte 18'e düşürülmesine sıcak bakıyormuş.

- Mevcut sistemde Cumhurbaşkanı'nın hiçbir sorumluluğu bulunmuyor. Cumhurbaşkanları 'vatana ihanet dışında' hiçbir suçtan yargılanamıyor. Ama seçilecek Başkan yaptığı bütün işlerden tıpkı Başbakan ve bakanlar gibi sorumlu olacak. Başkan hakkında yaptığı işlerden dolayı Meclis'te milletvekillerini 3'te ikisinin teklifi ile soruşturma açılabilecek, yine milletvekillerinin dörtte üç çoğunluğu ile yargılanabilecekmiş,

- Mevcut sistemde Cumhurbaşkanı'nı Anayasa Mahkemesi 'Yüce Divan' sıfatıyla yargılıyor iken.  Başkan, milletvekilleri ve Anayasa Mahkemesi üyelerinden oluşan 'güçlendirilmiş bir heyet tarafından yargılanabilecekmiş,

- Başkanlık sisteminde vatandaşın önüne iki sandık koyulacakmış ve 5 yılda bir hem Başkanlık hem de milletvekilliği seçimleri aynı anda yapılacakmış

- Başkanlık sisteminde yürütmeye güvenoyunu başkanı seçerek vatandaş kendisi verecekmiş.

Değerli okurlar,

Bu muhteşem propoganda karşısında insanın " yahu ne muhteşem bir sistem imiş bu Başkan'lık şimdiye kadar neden uygulanmamış ta ülkemizin çağdaş medeniyet seviyesine erişmesinin önü tıkanmış diyesi geliyor" içinden..!

Yalnız bizim kafamızı karıştıran bir küçük husus var .

Bu kadar reklam arasında bir satır dahi olsa neden acaba Yasama-Yargı ve Yürütme konularındaki Kuvvetler Ayrılığı prensibinin idamesinden, Cumhuriyet değerlerinin ve Atatürk'ümüzün ilkelerinin muhafaza edileceğinden hiç bahsedilmiyor ? 

Ülkemizin demokratikleşme, aydınlanma, modernleşme , daha müreffeh yaşam standartlarına kavuşma ve özgürleşme yolunda ki rotasından herhangi bir sapma yapılamayacağı, yukarıda belirtilen erk'ler ayrılığının değiştirilmeyeceği, Cumhuriyetimizin ilelebet muhafaza ve müdafa edileceği garantisi verilsin de varsın çok istiyorsa CB erdoğan kendisine Başkan desin.

Saygılarımla
Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS