Serdar Durat

Başkomutan'dan kurmaylarına konferans

Değerli Düşünür Dostlarım,

CB Erdoğan Dünya Nükleer Silah Zirvesine katılmak üzere ABD' ne gitmeden önce Maslak-Ayazağa/ İst daki Harp Akademileri Komutanlığı'nı ziyaret etmiş ve "Atatürk "Harp Oyunu-Kültür Merkezi salonunda Kurmay Subaylara /namzetlerine hitap ederek özel bir konuşma yapmış.

Cumhurbaşkanı ,Harp Akademileri Komutanı Korgeneral Tahir Bekiroğlu tarafından askeri törenle karşılanmış, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Kuvvet Komutanları ve Milli Savunma Bakanı da karşılamada hazır bulunmuşlar. Yaklaşık 45 dakika süren konuşmasında CB ,terörle mücadelede gelinen duruma ilişkin olarak bu mücadeleyi bizzat veren TSK personeline bilgi vermiş. Teröristlere ve onlara her türlü desteği sağlayan iç ve dış tüm güçlere rağmen, demokrasiden, hukuk devletinden, insan haklarından taviz vermeden terörün üzerine yürümeyi sürdüreceklerini söyleyerek, "Bunun için kimsenin telkinine, dayatmasına ihtiyacımız yok" demiş..

Konuşma içeriğinden önemli satırbaşları aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.

" Terör örgütüne karşı operasyonların başladığı geçen yılın Temmuz ayından bugüne kadar"215'i asker, 133'ü polis, 7'si korucu olmak üzere toplam 355 şehit verdik" diyen CB "Aynı dönemde, yurt içi ve yurt dışında toplam ölü, yaralı, yakalama olarak 5 bin 359 terörist etkisiz hale getirildi. Ama bu durum, şehitlerimizin acılarının yüreğimizi daima yakmaya devam edeceği gerçeğini değiştirmiyor. Gönül bağımızın olduğu coğrafyaların hiçbirine kayıtsız kalma hakkına sahip değiliz.

Terörle mücadelede öncelikli meselenin özgürlük-güvenlik dengesinin nasıl sağlanacağı, sınırlarının nasıl belirleneceği, uygulamalarının nasıl hayata geçirileceği olduğunu söyleyen Erdoğan, "özgürlük-güvenlik dengesini en sağlıklı koruyabilen ülke, Türkiye'dir. Çünkü biz vatandaşlarımızın özgürlük alanını değil, teröristlerin hareket alanını kısıtlamak için çalışıyoruz." demiş.

"Demokratik Açılım" diyerek başlattıkları çalışmaları "Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi" adı altında daha ileri bir seviyeye taşıdıklarını hatırlatan CB, son olarak da çalışmayı, "Çözüm Süreci" başlığı altında, 30 yılı aşkın süredir devam eden silahlı eylemleri kalıcı olarak bitirmeyi hedef alan bir safhaya getirdiklerini söyledi. "Ama şundan emin olun, ne yaptıysak ülkemizin ve milletimizin birliğini, beraberliğini güçlendirmek, bekasını güvence altına almak için yaptık" diye konuşmuş.

Paralel yapının yol açtığı sıkıntıları hızla telafi ederek, askeriyle, polisiyle, korucusuyla, istihbaratıyla bölgedeki mücadeleyi fedakarlıkla ve başarıyla yürüttüklerini söyleyen CB, "Öyle ki güvenlik güçlerimiz çoğu defa, çatışma bölgelerinde yaşayan sivillerimizin hayatlarını koruma uğruna kendi hayatlarını riske atıyorlar. Teröristler vatandaşlarımıza karşı ne kadar insafsız, vicdansız, ahlaksız davranıyorsa, tam tersine güvenlik güçlerimiz de o derece dikkatli, özenli, şefkatli yaklaşıyorlar. Bu durum, terörle mücadele konusunda son yıllarda elde ettiğimiz en önemli kazanımı beraberinde getirdi. Çünkü terörle mücadelenin en kritik unsuru, vatandaşın devletine güvenmesi, itimat etmesi, onun yanında yer almasıdır" demiş.

Değerli okurlar,

Ordunun birliğinin, beraberliğinin, emir komuta zincirinin gücününün mutlaka en üst düzeyde tutulması ve korunması gerektiğini söyleyen CB, "Her fırsatta söylüyorum, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Sizlerin huzurunda buna bir de tek ordu, tek komutan vurgusunu da eklemek isterim. Anayasamızın 117'nci maddesi, 'Başkomutanlık TBMM'nin manevi varlığından ayrılamaz ve CB tarafından temsil olunur' diyor. Yine aynı maddenin devamında da, 'Genelkurmay Başkanı, silahlı kuvvetlerin komutanı olup, savaşta Başkomutanlık görevlerini CB namına yerine getirir' ifadesi yer alıyor. Buna göre, burada bulunan tüm subaylarımız, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm mensupları, Başkomutan sıfatıyla benim yakın mesai arkadaşlarımdır. Hayatım boyunca, inanmadığım hiçbir şeyi söylemedim; bu yüzden başım çok belaya girmiş olsa da, hep hasbi konuştum, hasbi davrandım. Şimdi de diyorum ki; buradaki her bir subayımızın benim için öz kardeşimden, öz evladımdan, yakın çalışma ekibimden en küçük bir farkı yoktur. Sizler gibi yiğit, cesur, eğitimli, bilgili, dirayetli ve sadakatli mesai arkadaşlarına sahip olduğum için, ne kadar iftihar etsem azdır. Rabbim her birinizi korusun; çalışmalarınızda sizlere güç, kuvvet versin" demiş.

Sevgili okurlar,

Askerlerin Cumhurbaşkanına ve Başbakan’a öncelikle ve özellikle güvenlik konularında olmak üzere brifing vermeleri geleneksel ve doğal bir durumdur.

Doğrusunu söylemek gerekirse rutin içinde görülür ve pek haber değeri yoktur. Ancak Cumhurbaşkanının güvenlik konusunda askerlere konferans vermesi pek alışılagelmiş bir faaliyet olmayıp kesinlikle haber değeri taşır.

Sayın CB nın güçlü belagatı ile irticalen konuşma yeteneği ve karizmatik liderliği asla tartışılamaz ve takdire şayandır. Tabiatı ile Liderlik konusunda rol model olabileceği kesindir. Eminim kurmay subaylar moral ve motivasyon açısından bu konuşmadan çok yararlanmışlar, müktesebatlarını zenginleştirmişlerdir.

Değerli düşünürler,

CB nın konuşmasının metnini dikkatle inceledikten sonra, konuşma yaptığı kurumun atmosferini bir parça bilen, suyunu içmiş, ekmeğini yemiş eski bir mezun olarak aklıma gelen soruları aşağıda sundum. Takdir sizlerindir..

1. Bu ziyaret ve konferans geleneksel hale mi gelmektedir ? Bundan böyle Harp Akademilerinde yeni eğitim ve öğretim yılı başlangıç açılış törenlerinde          "İlk Ders" sayın CB tarafından mı verilecektir ?

2. Zamanlaması manidarmı dır ?

3. Talep-Davet Genel Kurmay Başkanlığı tarafından mı yapılmıştır? yoksa Cumhurbaşkanı mı böyle bir konferans vermek istemiştir ?

4. Gaye genç kurmay subayları aydınlatmakmı dır ? yoksa kamuoyuna Cumhurbaşkanının ciheti askeriye üzerindeki etkisini göstermekmi dir ?

5. Konferansa katılan akademisyen subaylar; geçmiş dönem baş komutanlarının ve belkide kendilerine örnek aldıkları , rol model seçtikleri üst rütbeli subayların, CB Erdoğan'ın başında olduğu hükümeti yıkma teşebbüsünde bulunmak ve terörist faaliyetlere katılmak gibi hukuksuz, asılsız ve ahlaksız suçlamalar ile tutsak edildikleri dönemi hatırlamışlarmı dır ? 

Ülkemiz adeta cenaze evine dönmüşken , analar ağlarken , hatta şehit düşen evlatlarının acılarına dayanamayarak can verirken, günahsız insanlarımız canlı bomba saldırıları ile hayatlarını kayberken/ yaralanırlarken, can güvenliği olmadığı için büyük kentlerde hayatın olağan akışı durma seviyesine gelmişken salt güvenlikçi politikalarla terörü sonlandırmak konusundaki ısrarı vurgulayıp politik, sosyo-ekonomik ve uluslararası ilişkiler açılarından neler yapılması gerektiğinden bahsedilmemesini kaygı ve endişe ile karşılamışlarmı dır ?

Saygılarımla
Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS