Başbakan'ın azarladığı paşalar
- IMKB

- 59.662
- Dolar

- 1,7675
- Euro

- 2,3245
- Altın

- 653,05
- Ankara : -3 °C
- İstanbul : 1 °C
- İzmir : 5 °C
- Adana : 8 °C
- Antalya : 7 °C
- Diyarbakır : -1 °C
Baykal'dan AK Parti'ye ilginç tanımlama !

CHP lideri Baykal, AK Parti'yi "komplocu iktidar" olarak tanımladı.
GÖZE ÇARPANLAR |
11 Ocak 2010 / 09:57CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Vatan gazetesinden Aydın Ayaydının sorularını yanıtladı. Baykal, muhalefetin darbecilikle suçlanmasına yanıt verdi: Yargıtay Başkanı Savunmadayız, Genelkurmay Başkanı ise Silahlı Kuvvetlere karşı psikolojik harekat yürütülüyor diyor...
İktidarın temel kurumlarla ilişkisi çığrından çıktı. TSKya karşı vahim iddialar ortaya atılıyor, fos çıkınca araştırılmıyor. Suikast iddiasını kimler ortaya attı, şimdi hangi amaçla kullanıyorlar...
Ülkenin yoğun siyasi ve ekonomik gündemine ilişkin Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı Deniz Baykalın görüşlerini almak üzere, CHP Genel Merkezine gittim. Özel Kalem Müdürü Nilgün Şahin tarafından karşılandım, randevulaştığımız gibi saat 14.00te de Baykalın odasından içeri girdim; karşımda iki Deniz Baykal buldum... Baykal beni torunu Deniz Baykalla birlikte karşıladı. Torun Deniz Baykal, mahcup bir edayla sessizce dışarı çıkmayı başardı ama ısrarım üzerine Baykal, torununu yeniden içeri davet etti ve birlikte fotoğraf çektirdik. Baykalla sohbet ederken, bir taraftan da bizim için hazırlattığı taze acıbademlerin tadına da baktık... İşte Baykala yönelttiğim sorular ve yanıtlar şöyle...
Sayın Baykal, Türkiye iyi idare ediliyor mu? Ülkenin geleceğini nasıl buluyorsunuz?
Daha geçen yıl ekonomisi yüzde 6 civarında küçülerek dünyada en büyük başarısızlık yaşayan ilk 5 ülke arasında yer alan, işsizlikte dünya ikincisi olan bir ülkenin iyi yönetildiğini düşünmek mümkün müdür? 7 yılda iç ve dış borçları, 82 yılda cumhuriyet hükümetlerinin toplam borçlarının 2 kat üstüne çıkan, 30 milyar dolardan fazla varlık satışı yapan ama iş adamları intihar eden, gençleri işsiz dolaşan bir ülke. Basını baskı altında, hakimleri telekulak şantajlarına açık, suikast ve terör senaryoları ile aydınları, askerleri tutuklanan, etnik ayrışma dayatılan, kardeşlik betonu çatlatılmak istenen bir ülke.
Türkiyenin kötü yönetilmekte olduğu çok açık. Türkiyede iktidar çözümlerin değil, sorunların kaynağıdır. Hiç şüphem yok ki Türkiyenin geleceği çok parlak. Eğer bizi bölüp parçalamak isteyenlere dur demeyi başarabilirsek 21. yüzyıl Türkiyenin yüzyılı olacaktır.
Size göre halkın gündemi ile siyasilerin gündemi örtüşüyor mu?
Hayır, örtüşmüyor. Çünkü iktidar halkın gündemine sahip çıkmayı değil, kendi gündemine göre Türkiyeyi şekillendirmeyi amaçlıyor. Halk, basın susturulsun, asker yıpratılsın, yargı yıldırılsın, yolsuzluklar örtbas edilsin, Deniz Feneri sanıkları himaye edilsin, dokunulmazlıklar kaldırılmasın, terör sanıkları affedilsin diye düşünmüyor. Bunlar iktidarın gündemi. Halk, işsizlik, ekonomik sıkıntılar, yolsuzluklar ortadan kaldırılsın, basın özgür, yargı bağımsız, asker saygın olsun istiyor. Kimse Türkiyeyi ne dışarıdan terörle, ne de içeriden siyasetle bölemesin, parçalayamasın istiyor.
Ekonomiyi nasıl buluyorsunuz? İşsizlik sizi korkutuyor mu?
Türkiyenin bankacılık sistemi 2002 seçimlerinden önce alınan önlemler sayesinde bu son krizi hasarsız atlatabilmiştir. Ama reel sektör açısından en ağır tahribatı yaşayan ülkelerin başında Türkiye vardır. Dünya 2002-2007 yılları arasında çok uygun bir kalkınma konjonktürü yaşamıştır. Ama ne yazık ki Türkiye bu dönemi değerlendirememiş, 2008-2009 yılları ise tamamen kayıp yıllar olmuştur. 2002 yılında Türkiye kalkınma hızı bakımından 149 gelişmekte olan ülke arasında 29uncu, G20 ülkeleri arasında 3üncüyken, 2010da G20 ülkeleri arasında 17nci sıraya, gelişmekte olan ülkeler arasında ise 136ncı sıraya düşmüş olacaktır. AKP iktidarının ortalama kalkınma hızı, Türkiyenin 80 yıldır 2002ye kadar gerçekleştirdiği ortalama kalkınma hızının altındadır. Ki o 80 yılın içinde 1929 bunalımı, 2. Dünya Savaşı, Kıbrıs Harekatı, Körfez Savaşları, askeri darbeler, petrol şokları vardır. Cumhuriyet tarihi toplamından fazla iç ve dış borçlanmaya, elde avuçta ne varsa satılmış olmasına rağmen bu son AKP iktidarı dönemindeki kalkınma hızı 80 yıllık ortalamanın altında kalmıştır. İşsizlik en temel sorundur. Türkiyenin yerleşme düzeni, aile yapısı, toplumsal dokusu, değerler sistemi değiştikçe daha da büyük sorun olmaktadır. Sorun, iane ve iaşe destekleriyle çözülebilir olmaktan hızla çıkıyor. Bir an önce ekonomik ve sosyal düzenlemeler yapmaya ihtiyaç var.
Peki işsizliği yenmek için ne gibi önerileriniz var?
İşsizliği yenmek için Türkiyenin yeni bir kalkınma ve büyüme stratejisine ihtiyacı var. İthalaatı değil, ihracatı arttırmayı amaçlayan, ekonomimizin rekabet üstünlüğünü ortaya çıkaran ve artıran bir politikalar demetine gerek var. Ayrıca bölgesel kalkınma projelerini temel almak gerekir. Tarım ve hayvancılık konularının işsizliği yenme potansiyeli değerlendirilmeli. Bu açıdan turizm ve eğitimde de yeni düzenlemelere ihtiyaç var. CHP iktidarında işsizlikle mücadele diğer politikaların sonucu olarak değerlendirilmeyecek, bağımsız bir hedef olarak ele alınacak. Güneydoğuda işsizlikle mücadele ve eğitim yoluyla entegrasyon bir ana politika olacak. Mali önceliklerin yatırımı, istihdamı ve ekonomik büyümeyi engellemesine göz yumulmayacak. İstihdam üzerindeki mali yüklerin azaltılması işsizlik sorunun çözümü açısından büyük önem taşımaktadır. Mesleki eğitim, eğitim politikamızın temel ekseni olacaktır. KOBİler ve bağımsız girişimciler bilinçli bir programla desteklenecektir.
İktidarın ve Başbakanın hiç mi yaptığı olumlu bir iş yok?
Olmaz olur mu... Elbette birçok olumlu işleri ve hizmetleri vardır. Türkiyede iktidara gelmiş hangi hükümet için hiçbir olumlu işi ya da hizmeti yoktur denilebilir. Böyle şey olur mu? Atatürk, İnönü hükümetlerinin de Bayar, Menderes hükümetlerinin de Demirel, Özal hükümetlerinin de Ecevit hükümetlerinin de bu memlekete büyük hizmetleri olmuştur. Onlar sayesinde bugün Türkiye, bölgenin hukuk ve demokrasi düzeni, laik devlet yapısı, kadın erkek eşitliği, dinamik ekonomisiyle büyük ve saygın bir ülke olmuştur. Onlar Türkiyeyi 1920 tablosundan bugüne taşımışlardır. Önemli olan günün şartları, eldeki imkanlar ve kaynaklarla sağlanan sonuç ve ilerlemedir. Biz bu açıdan bakınca son 8 yılın hakkının verilmediğini, israf edildiğini düşünüyoruz. Sağlanan kalkınma hızı dünya ortalamasının da AKP öncesi 80 yılın ortalamasının da altındadır. Buna karşılık 80 yılda yapılandan fazla borç yapılmıştır. Elde avuçta ne varsa satılmıştır. Daha da önemlisi devlet ve toplum, hiç gerekli olmadığı halde kendi içinde ayrıştırılıp birbiriyle çatıştırılmaya başlanmıştır. Türkiyenin tarihsel başarısının altında yatan, siyasal ve anayasal uyum ve düzen hedef seçilmiş, laiklik, ulus devlet, bağımsız yargı, silahlı kuvvetler ve muhalefet yapan medyaya karşı husumet, iktidar olanakları ile tahrik edilmiştir. Türkiye çok tehlikeli olabilecek bir ayrıştırma ve bölünme tehdidine maruz bırakılmaktadır. Bu iktidara karşı tepkimizin altında yatan işte bu gerçeklerdir.
Erken seçim tartışmalarına ne diyorsunuz?
Erken seçim konusunu gündeme getiren bizim söylemimiz değildir. Türkiyenin artık yönetilemez hale gelmekte olduğuna dair gelişen, yaygınlaşan toplumsal anlayıştır. Gerçekten, iktidarın temel devlet kurumları ile ilişkisi çığırından çıkmaya başlamıştır. Yargıtay Başkanı, Yargı savunmadadır diyor. Genelkurmay Başkanı ise Silahlı Kuvvetlere karşı bir psikolojik harekat yürütülüyor diyor. Sormak gerekir; yargıyı savunmada bırakan, yargıya saldıran kimdir. TSKya karşı kim harekat yürütmektedir. Hükümetin bilgisi ve himayesi olmadan bu olabilir mi! Vahim iddialar ortaya atılıyor. Belgeler çıkarılıyor, sonra iddialar ve belgeler fos çıkınca bunun arkasında kim var araştırılmıyor. İrtica Eylem Planı ile ilgili belgenin incelenmesine niçin izin verilmiyor. O belgeyi ortaya çıkardığı söylenen kişi hani tanık olarak ifade vermeye hazırdı. Kimdir, nerededir, niçin soruşturulmuyor... Suikast iddiasını kimler hangi amaçla ortaya attılar. Şimdi kimler bu iddiayı hangi amaçla kullanıyorlar. Nasıl oldu da Genelkurmayın kozmik odası, bir terör örgütünün karargahı olma ithamı ve şüphesi altına sokuldu. Bu itham ve şüphenin sahibi kimdir. Bu itham ve şüphenin muhatapları ne düşünüyorlar bilmiyorum ama haftalardır sürdürülen bu tablonun milletimizin onurunu rencide ettiğinden hiç kuşku duymuyorum. Artık görülmüş olmalıdır ki Türkiyenin sorunu darbeci bir muhalefetin varlığı değil komplocu bir iktidarın işbaşında olmasıdır.
Türkiyenin bir rehabilitasyona ihtiyacı var
2012de Cumhurbaşkanlığı seçimi var... Siz, Deniz Baykal olarak aday olmayı düşünüyor musunuz?
Benim böyle bir gelecek planlamam yok. Türkiyenin önümüzdeki dönemde bir rehabilitasyona, bünyesini güçlendirmeye ihtiyacı var. Devleti de toplumu da hem kendi içlerinde, hem de birbirleriyle ilişkilerinde kaynaştırıp bütünleştirmek en öncelikli sorumluluktur. Bu görev de Cumhurbaşkanlığından başlayarak her düzeyde yeni oluşumlarla yerine getirilebilir. Türkiyenin bu ihtiyaçlara en iyi şekilde cevap verebilecek yeterli kadroları her alanda vardır.
İmralı, İtalyan gazetesine yazı yazan gazetecinin ofisine dönüştü
AKPnin Kürt açılımı politikasını nasıl buluyorsunuz? İktidar partisinin bu açılımı size göre varolan bir ihtiyacı gidermek için değil mi?
Bu Kürt açılımı ne yazık ki bir PKK açılımı olmuştur. Onun içindir ki PKKlı terör sanıkları, bakanların, müsteşarların, savcıların, hakimlerin işbirliği ile serbest bırakılmıştır. PKK eylemcileri, Tekel işçileri ile mukayese edilince güvenlik güçleri açısından daha imtiyazlı bir konumda. İmralı da cezaevi olmaktan çıkmış, bir İtalyan gazetesine düzenli yazılar yazan bir gazetecinin ofisine ve PKKnın yönetim karargahına dönüşmüştür. Devlet yetkilileri de bu faaliyetlere lojistik destek veren görevliler durumdadır. Bir açıdan Kürt açılımının sonuçları bunlardır. Diğer açıdan ise toplum etnik temelde ayrıştırılmaya başlanmış, etnik gerginliklere yol açılmıştır. Ev kiralama, mal-mülk satma, istihdam konularında yaşanmaya başlanan etnik sıkıntılar açılım denilen yanlış politikanın sonucudur. Bu politika maalesef Türkiyeyi etnik bir ayrıştırmaya sürüklemek isteyen başta PKK olmak üzere, bazı iç ve dış çevrelerin amaçlarına hizmet etmektedir.
Açılım bundan mı ibaret? PKK dışındaki bölgedeki Kürt kökenli insanlara yönelik demokratik haklar ve Kürtçe yayın yapan TRT Şeşe ne diyorsunuz?
TRTde Kürtçe yayın, açılımdan çok önce gerçekleştiridi. Toplumda da bir gerginlik konusu olmadı. Aslında orada da bir yanlış yapılmıştır. Devlet yanlış olarak bir etnik faaliyetin içine sokuldu. Doğrusu bu televizyon yayınlarının özel kuruluşlar eliyle yapılmasını sağlamaktır. CHP olarak biz açılımın bir parçası diye düşündüğünüz bu televizyon yayın uygulamasını demokratik anlayışımızın bir gereği olarak 21 yıl önce önermiştik. Maalesef bölge halkının temel bekleyişlerine yönelik bir gerçek açılımdan söz etmek olanağı yoktur. GAP ihmal edilmiş, işsizlik bölgede bir faciadır. Ekonomik kamu kuruluşları zarar ediyor diye kapatılmıştır. Bölgede çok iddialı bir eğitim ve atılım projesine ihtiyaç var. Doğu ve Güneydoğuda yaşayan Kürt kökenli vatandaşlar bizim vatandaşımız olup asla ikinci sınıf vatandaş değildir. Batıda yaşayanla eşit ederecede Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Bunları bölücü kimliklilerle aynı kefeye koymak yanlıştır. Ancak AKPnin gündeme getirdiği Kürt açılımının ne yazık ki böyle konularla ilgisi yok.
Başbakan parasıyla yaptırdığı anketleri açıklayamıyor, neden?
AKPnin oyunun yüzde 30ların altında olacağını söylüyorsunuz? Elinizde bu konuda bir araştırma sonucu mu var, yoksa sizin öngörünüz mü?
Aslında bu tablo benim değil, bizzat Başbakanın parasını verip yaptırdığı araştırmaların ortaya koyduğu sonuç. Başbakan araştırmayı parasını verip kendisi yaptırıyor ama sonucunu açıklayamıyor. Şu anda en iyimser araştırmada bile AKPnin oyu yüzde 32nin üzerine çıkamıyor. AKP, 2007 Temmuzunda yüzde 47 oy aldı. 18 ayda, üstelik bir genel seçimde oyları yüzde 38.5a düştü. 8.5 puan oy kaybetti. Mart 2009dan, en geç 2011 ortalarında yapılacak bir seçime kadar geçecek 2 yılda oy kaybının daha fazla olacağına hiç şüphe yoktur. Yüzde 6 ekonomik küçülme, rekor işsizlik, esnafın, çiftçinin, emeklinin artan sıkıntıları, yağmur gibi yağan ve yağacak zamlar, yolsuzluklar, kurumların ve toplumun çatıştırılması, Kürt açılımı... AKPlilerin bile tepkisini çeken uygulamalar elbette geçen dönemden daha da büyük bir oy kaybına yol açacaktır. Başbakanın yaptırdığı araştırmalara da bu durum yansımaya başlamıştır. Artık güvenle söyleyebiliriz ki AKP gidicidir. Başbakanın gerginliği, muhalefete kızgınlığı, saldırganlığı da bunu gösteriyor.
Yargıtaya üye pazarlıkla değil seçimle olur
33 Yargıtay üyesinin seçimi ile ilgili gerilime ne diyorsunuz?
Yargıtaya üye seçimi konusunun HSYK gündemine alınmaması bir görev ihmalidir. Anayasa suçudur. Yargıtaya üye pazarlıkla değil HSYKnın seçimi ile gerçekleştirilir. Bu utanç verici duruma bir an önce son verilmelidir. Bakanın bu temel konuyu gündeme almama yetkisi ve hakkı yoktur.
İKİ DENİZ BAYKAL
Dedesiyle aynı ismi taşıyan Deniz Baykal, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Profesörü Prof. Dr. Ataç Baykalın tek oğlu. Benim ısrarım üzerine birlikte fotoğraf çektirdik... Torun Deniz Baykal, İngilterede Birmingham Üniversitesinde iktisat eğitimi görüyor, üstelik benim gibi koyu bir Beşiktaş taraftarı. Deniz Baykalın kızı Aslı Baykaldan da Mehmet ve Ali Can Erkılıç adında iki torunu var...
Vatan / Aydın AYAYDIN
İktidarın temel kurumlarla ilişkisi çığrından çıktı. TSKya karşı vahim iddialar ortaya atılıyor, fos çıkınca araştırılmıyor. Suikast iddiasını kimler ortaya attı, şimdi hangi amaçla kullanıyorlar...
Ülkenin yoğun siyasi ve ekonomik gündemine ilişkin Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı Deniz Baykalın görüşlerini almak üzere, CHP Genel Merkezine gittim. Özel Kalem Müdürü Nilgün Şahin tarafından karşılandım, randevulaştığımız gibi saat 14.00te de Baykalın odasından içeri girdim; karşımda iki Deniz Baykal buldum... Baykal beni torunu Deniz Baykalla birlikte karşıladı. Torun Deniz Baykal, mahcup bir edayla sessizce dışarı çıkmayı başardı ama ısrarım üzerine Baykal, torununu yeniden içeri davet etti ve birlikte fotoğraf çektirdik. Baykalla sohbet ederken, bir taraftan da bizim için hazırlattığı taze acıbademlerin tadına da baktık... İşte Baykala yönelttiğim sorular ve yanıtlar şöyle...
Sayın Baykal, Türkiye iyi idare ediliyor mu? Ülkenin geleceğini nasıl buluyorsunuz?
Daha geçen yıl ekonomisi yüzde 6 civarında küçülerek dünyada en büyük başarısızlık yaşayan ilk 5 ülke arasında yer alan, işsizlikte dünya ikincisi olan bir ülkenin iyi yönetildiğini düşünmek mümkün müdür? 7 yılda iç ve dış borçları, 82 yılda cumhuriyet hükümetlerinin toplam borçlarının 2 kat üstüne çıkan, 30 milyar dolardan fazla varlık satışı yapan ama iş adamları intihar eden, gençleri işsiz dolaşan bir ülke. Basını baskı altında, hakimleri telekulak şantajlarına açık, suikast ve terör senaryoları ile aydınları, askerleri tutuklanan, etnik ayrışma dayatılan, kardeşlik betonu çatlatılmak istenen bir ülke.
Türkiyenin kötü yönetilmekte olduğu çok açık. Türkiyede iktidar çözümlerin değil, sorunların kaynağıdır. Hiç şüphem yok ki Türkiyenin geleceği çok parlak. Eğer bizi bölüp parçalamak isteyenlere dur demeyi başarabilirsek 21. yüzyıl Türkiyenin yüzyılı olacaktır.
Size göre halkın gündemi ile siyasilerin gündemi örtüşüyor mu?
Hayır, örtüşmüyor. Çünkü iktidar halkın gündemine sahip çıkmayı değil, kendi gündemine göre Türkiyeyi şekillendirmeyi amaçlıyor. Halk, basın susturulsun, asker yıpratılsın, yargı yıldırılsın, yolsuzluklar örtbas edilsin, Deniz Feneri sanıkları himaye edilsin, dokunulmazlıklar kaldırılmasın, terör sanıkları affedilsin diye düşünmüyor. Bunlar iktidarın gündemi. Halk, işsizlik, ekonomik sıkıntılar, yolsuzluklar ortadan kaldırılsın, basın özgür, yargı bağımsız, asker saygın olsun istiyor. Kimse Türkiyeyi ne dışarıdan terörle, ne de içeriden siyasetle bölemesin, parçalayamasın istiyor.
Ekonomiyi nasıl buluyorsunuz? İşsizlik sizi korkutuyor mu?
Türkiyenin bankacılık sistemi 2002 seçimlerinden önce alınan önlemler sayesinde bu son krizi hasarsız atlatabilmiştir. Ama reel sektör açısından en ağır tahribatı yaşayan ülkelerin başında Türkiye vardır. Dünya 2002-2007 yılları arasında çok uygun bir kalkınma konjonktürü yaşamıştır. Ama ne yazık ki Türkiye bu dönemi değerlendirememiş, 2008-2009 yılları ise tamamen kayıp yıllar olmuştur. 2002 yılında Türkiye kalkınma hızı bakımından 149 gelişmekte olan ülke arasında 29uncu, G20 ülkeleri arasında 3üncüyken, 2010da G20 ülkeleri arasında 17nci sıraya, gelişmekte olan ülkeler arasında ise 136ncı sıraya düşmüş olacaktır. AKP iktidarının ortalama kalkınma hızı, Türkiyenin 80 yıldır 2002ye kadar gerçekleştirdiği ortalama kalkınma hızının altındadır. Ki o 80 yılın içinde 1929 bunalımı, 2. Dünya Savaşı, Kıbrıs Harekatı, Körfez Savaşları, askeri darbeler, petrol şokları vardır. Cumhuriyet tarihi toplamından fazla iç ve dış borçlanmaya, elde avuçta ne varsa satılmış olmasına rağmen bu son AKP iktidarı dönemindeki kalkınma hızı 80 yıllık ortalamanın altında kalmıştır. İşsizlik en temel sorundur. Türkiyenin yerleşme düzeni, aile yapısı, toplumsal dokusu, değerler sistemi değiştikçe daha da büyük sorun olmaktadır. Sorun, iane ve iaşe destekleriyle çözülebilir olmaktan hızla çıkıyor. Bir an önce ekonomik ve sosyal düzenlemeler yapmaya ihtiyaç var.
Peki işsizliği yenmek için ne gibi önerileriniz var?
İşsizliği yenmek için Türkiyenin yeni bir kalkınma ve büyüme stratejisine ihtiyacı var. İthalaatı değil, ihracatı arttırmayı amaçlayan, ekonomimizin rekabet üstünlüğünü ortaya çıkaran ve artıran bir politikalar demetine gerek var. Ayrıca bölgesel kalkınma projelerini temel almak gerekir. Tarım ve hayvancılık konularının işsizliği yenme potansiyeli değerlendirilmeli. Bu açıdan turizm ve eğitimde de yeni düzenlemelere ihtiyaç var. CHP iktidarında işsizlikle mücadele diğer politikaların sonucu olarak değerlendirilmeyecek, bağımsız bir hedef olarak ele alınacak. Güneydoğuda işsizlikle mücadele ve eğitim yoluyla entegrasyon bir ana politika olacak. Mali önceliklerin yatırımı, istihdamı ve ekonomik büyümeyi engellemesine göz yumulmayacak. İstihdam üzerindeki mali yüklerin azaltılması işsizlik sorunun çözümü açısından büyük önem taşımaktadır. Mesleki eğitim, eğitim politikamızın temel ekseni olacaktır. KOBİler ve bağımsız girişimciler bilinçli bir programla desteklenecektir.
İktidarın ve Başbakanın hiç mi yaptığı olumlu bir iş yok?
Olmaz olur mu... Elbette birçok olumlu işleri ve hizmetleri vardır. Türkiyede iktidara gelmiş hangi hükümet için hiçbir olumlu işi ya da hizmeti yoktur denilebilir. Böyle şey olur mu? Atatürk, İnönü hükümetlerinin de Bayar, Menderes hükümetlerinin de Demirel, Özal hükümetlerinin de Ecevit hükümetlerinin de bu memlekete büyük hizmetleri olmuştur. Onlar sayesinde bugün Türkiye, bölgenin hukuk ve demokrasi düzeni, laik devlet yapısı, kadın erkek eşitliği, dinamik ekonomisiyle büyük ve saygın bir ülke olmuştur. Onlar Türkiyeyi 1920 tablosundan bugüne taşımışlardır. Önemli olan günün şartları, eldeki imkanlar ve kaynaklarla sağlanan sonuç ve ilerlemedir. Biz bu açıdan bakınca son 8 yılın hakkının verilmediğini, israf edildiğini düşünüyoruz. Sağlanan kalkınma hızı dünya ortalamasının da AKP öncesi 80 yılın ortalamasının da altındadır. Buna karşılık 80 yılda yapılandan fazla borç yapılmıştır. Elde avuçta ne varsa satılmıştır. Daha da önemlisi devlet ve toplum, hiç gerekli olmadığı halde kendi içinde ayrıştırılıp birbiriyle çatıştırılmaya başlanmıştır. Türkiyenin tarihsel başarısının altında yatan, siyasal ve anayasal uyum ve düzen hedef seçilmiş, laiklik, ulus devlet, bağımsız yargı, silahlı kuvvetler ve muhalefet yapan medyaya karşı husumet, iktidar olanakları ile tahrik edilmiştir. Türkiye çok tehlikeli olabilecek bir ayrıştırma ve bölünme tehdidine maruz bırakılmaktadır. Bu iktidara karşı tepkimizin altında yatan işte bu gerçeklerdir.
Erken seçim tartışmalarına ne diyorsunuz?
Erken seçim konusunu gündeme getiren bizim söylemimiz değildir. Türkiyenin artık yönetilemez hale gelmekte olduğuna dair gelişen, yaygınlaşan toplumsal anlayıştır. Gerçekten, iktidarın temel devlet kurumları ile ilişkisi çığırından çıkmaya başlamıştır. Yargıtay Başkanı, Yargı savunmadadır diyor. Genelkurmay Başkanı ise Silahlı Kuvvetlere karşı bir psikolojik harekat yürütülüyor diyor. Sormak gerekir; yargıyı savunmada bırakan, yargıya saldıran kimdir. TSKya karşı kim harekat yürütmektedir. Hükümetin bilgisi ve himayesi olmadan bu olabilir mi! Vahim iddialar ortaya atılıyor. Belgeler çıkarılıyor, sonra iddialar ve belgeler fos çıkınca bunun arkasında kim var araştırılmıyor. İrtica Eylem Planı ile ilgili belgenin incelenmesine niçin izin verilmiyor. O belgeyi ortaya çıkardığı söylenen kişi hani tanık olarak ifade vermeye hazırdı. Kimdir, nerededir, niçin soruşturulmuyor... Suikast iddiasını kimler hangi amaçla ortaya attılar. Şimdi kimler bu iddiayı hangi amaçla kullanıyorlar. Nasıl oldu da Genelkurmayın kozmik odası, bir terör örgütünün karargahı olma ithamı ve şüphesi altına sokuldu. Bu itham ve şüphenin sahibi kimdir. Bu itham ve şüphenin muhatapları ne düşünüyorlar bilmiyorum ama haftalardır sürdürülen bu tablonun milletimizin onurunu rencide ettiğinden hiç kuşku duymuyorum. Artık görülmüş olmalıdır ki Türkiyenin sorunu darbeci bir muhalefetin varlığı değil komplocu bir iktidarın işbaşında olmasıdır.
Türkiyenin bir rehabilitasyona ihtiyacı var
2012de Cumhurbaşkanlığı seçimi var... Siz, Deniz Baykal olarak aday olmayı düşünüyor musunuz?
Benim böyle bir gelecek planlamam yok. Türkiyenin önümüzdeki dönemde bir rehabilitasyona, bünyesini güçlendirmeye ihtiyacı var. Devleti de toplumu da hem kendi içlerinde, hem de birbirleriyle ilişkilerinde kaynaştırıp bütünleştirmek en öncelikli sorumluluktur. Bu görev de Cumhurbaşkanlığından başlayarak her düzeyde yeni oluşumlarla yerine getirilebilir. Türkiyenin bu ihtiyaçlara en iyi şekilde cevap verebilecek yeterli kadroları her alanda vardır.
İmralı, İtalyan gazetesine yazı yazan gazetecinin ofisine dönüştü
AKPnin Kürt açılımı politikasını nasıl buluyorsunuz? İktidar partisinin bu açılımı size göre varolan bir ihtiyacı gidermek için değil mi?
Bu Kürt açılımı ne yazık ki bir PKK açılımı olmuştur. Onun içindir ki PKKlı terör sanıkları, bakanların, müsteşarların, savcıların, hakimlerin işbirliği ile serbest bırakılmıştır. PKK eylemcileri, Tekel işçileri ile mukayese edilince güvenlik güçleri açısından daha imtiyazlı bir konumda. İmralı da cezaevi olmaktan çıkmış, bir İtalyan gazetesine düzenli yazılar yazan bir gazetecinin ofisine ve PKKnın yönetim karargahına dönüşmüştür. Devlet yetkilileri de bu faaliyetlere lojistik destek veren görevliler durumdadır. Bir açıdan Kürt açılımının sonuçları bunlardır. Diğer açıdan ise toplum etnik temelde ayrıştırılmaya başlanmış, etnik gerginliklere yol açılmıştır. Ev kiralama, mal-mülk satma, istihdam konularında yaşanmaya başlanan etnik sıkıntılar açılım denilen yanlış politikanın sonucudur. Bu politika maalesef Türkiyeyi etnik bir ayrıştırmaya sürüklemek isteyen başta PKK olmak üzere, bazı iç ve dış çevrelerin amaçlarına hizmet etmektedir.
Açılım bundan mı ibaret? PKK dışındaki bölgedeki Kürt kökenli insanlara yönelik demokratik haklar ve Kürtçe yayın yapan TRT Şeşe ne diyorsunuz?
TRTde Kürtçe yayın, açılımdan çok önce gerçekleştiridi. Toplumda da bir gerginlik konusu olmadı. Aslında orada da bir yanlış yapılmıştır. Devlet yanlış olarak bir etnik faaliyetin içine sokuldu. Doğrusu bu televizyon yayınlarının özel kuruluşlar eliyle yapılmasını sağlamaktır. CHP olarak biz açılımın bir parçası diye düşündüğünüz bu televizyon yayın uygulamasını demokratik anlayışımızın bir gereği olarak 21 yıl önce önermiştik. Maalesef bölge halkının temel bekleyişlerine yönelik bir gerçek açılımdan söz etmek olanağı yoktur. GAP ihmal edilmiş, işsizlik bölgede bir faciadır. Ekonomik kamu kuruluşları zarar ediyor diye kapatılmıştır. Bölgede çok iddialı bir eğitim ve atılım projesine ihtiyaç var. Doğu ve Güneydoğuda yaşayan Kürt kökenli vatandaşlar bizim vatandaşımız olup asla ikinci sınıf vatandaş değildir. Batıda yaşayanla eşit ederecede Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Bunları bölücü kimliklilerle aynı kefeye koymak yanlıştır. Ancak AKPnin gündeme getirdiği Kürt açılımının ne yazık ki böyle konularla ilgisi yok.
Başbakan parasıyla yaptırdığı anketleri açıklayamıyor, neden?
AKPnin oyunun yüzde 30ların altında olacağını söylüyorsunuz? Elinizde bu konuda bir araştırma sonucu mu var, yoksa sizin öngörünüz mü?
Aslında bu tablo benim değil, bizzat Başbakanın parasını verip yaptırdığı araştırmaların ortaya koyduğu sonuç. Başbakan araştırmayı parasını verip kendisi yaptırıyor ama sonucunu açıklayamıyor. Şu anda en iyimser araştırmada bile AKPnin oyu yüzde 32nin üzerine çıkamıyor. AKP, 2007 Temmuzunda yüzde 47 oy aldı. 18 ayda, üstelik bir genel seçimde oyları yüzde 38.5a düştü. 8.5 puan oy kaybetti. Mart 2009dan, en geç 2011 ortalarında yapılacak bir seçime kadar geçecek 2 yılda oy kaybının daha fazla olacağına hiç şüphe yoktur. Yüzde 6 ekonomik küçülme, rekor işsizlik, esnafın, çiftçinin, emeklinin artan sıkıntıları, yağmur gibi yağan ve yağacak zamlar, yolsuzluklar, kurumların ve toplumun çatıştırılması, Kürt açılımı... AKPlilerin bile tepkisini çeken uygulamalar elbette geçen dönemden daha da büyük bir oy kaybına yol açacaktır. Başbakanın yaptırdığı araştırmalara da bu durum yansımaya başlamıştır. Artık güvenle söyleyebiliriz ki AKP gidicidir. Başbakanın gerginliği, muhalefete kızgınlığı, saldırganlığı da bunu gösteriyor.
Yargıtaya üye pazarlıkla değil seçimle olur
33 Yargıtay üyesinin seçimi ile ilgili gerilime ne diyorsunuz?
Yargıtaya üye seçimi konusunun HSYK gündemine alınmaması bir görev ihmalidir. Anayasa suçudur. Yargıtaya üye pazarlıkla değil HSYKnın seçimi ile gerçekleştirilir. Bu utanç verici duruma bir an önce son verilmelidir. Bakanın bu temel konuyu gündeme almama yetkisi ve hakkı yoktur.
İKİ DENİZ BAYKAL
Dedesiyle aynı ismi taşıyan Deniz Baykal, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Profesörü Prof. Dr. Ataç Baykalın tek oğlu. Benim ısrarım üzerine birlikte fotoğraf çektirdik... Torun Deniz Baykal, İngilterede Birmingham Üniversitesinde iktisat eğitimi görüyor, üstelik benim gibi koyu bir Beşiktaş taraftarı. Deniz Baykalın kızı Aslı Baykaldan da Mehmet ve Ali Can Erkılıç adında iki torunu var...
Vatan / Aydın AYAYDIN
Etiketler: Aydın, Başbakan, CHP, Türkiye, Telekulak, İngiltere, Kıbrıs, Kürt Açılımı, kadın, tarım, istihdam, Anayasa, suikast, cezaevi, yanıt, foto, bölücü, Bugün, esnaf, Mart, Kürt, Cumhuriyet, Taraf, Vatan, yağmur, Ulus, Hani, Aydın Ayaydın, Mali, Bağımsız, kozmik, Sosyal, Arkas, karargah, laik, Yargıtay, hukuk, demokrasi, 2010, erken seçim, Tekel işçileri, HSYK, ATV
1562
Günün Popüler Haberleri
Bu Kategorinin Diğer Haberleri
Son Dakika Haberleri
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim
Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim




































