Nefise Seda Yanık

Bir Kadın Erkek Olursa?

Kadınlarda merhamet ve annelik duygusunun ağır basmasından olsa gerek.. Cinsiyet değiştirme olayına da daha yumuşak tepkiler verenler genelde kadınlar.  Bazen çok katı eleştirdiğim hemcinslerimi, bu konuda takdir ediyorum.

Son günlerin en çok konuşulan konularından biri; Nil Erkoçlar’ın cinsiyet değiştirmesi oldu. Bu olayın bu kadar konuşulup tepki almasını bir bakıma normal karşılarken, bir bakıma şaşırıyorum. Normal karşıladım çünkü Müslüman ve ataerkil bir ülkedeyiz. İnsanlarımız birçok konuda hala ön yargılı ve tutucu. Fakat bu cevabı burada verirken şunun da altını çizmek isterim. İslamiyet birçok insanın yansıtmak istediği gibi, zulüm ve baskı dini değildir. Zira Kuran-ı Kerim’de “Dinde zorlama yoktur” (Bakara 256) diye bir ayet  de vardır. O yüzden yaptıkları zulüm ve baskıları, İslamiyet adına yaptıklarını iddia edenlerin aslında kendi egolarıyla hareket ettikleri çok aşikardır.

Şaşırmamın sebeplerine gelince.. Bülent Ersoy gerçeğini yaşamış, şarkılarını severek dinlemiş, Fatih Ürek izleyerek eğlenebilmiş, Kuşum Aydın’ın sabah programlarını kaçırmadan zevkle izlemiş bir kuşağız. Üstelik bu sabah programlarını izleyenler de, o çok tutucu olduğuna inandığımız ev hanımlarıydı. Avrupa’yı her yönden örnek alıyoruz derken aslında işimize gelenleri tercih ediyoruz sanırım. Çünkü insan hakları ve insana saygı konusunda çok gerideyiz. Bu yüzden Nil Erkoçlar’ın erkek olmasına bu kadar tepki verenleri anlamakta biraz da zorlandım ve şaşırdım açıkçası. Sanırım bizim alıştığımız bir erkeğin kadın olmasıydı? Yanılıyor muyum? Bir kadının erkek olmasına alışmak için de Nil Erkoçlar’ın, Rüzgar olmasına ihtiyacımız varmış.  Peki bu duruma alışmak zorunda mıyız?

Elbette ki değiliz.. Ama gerçekleri reddederek önüne geçemeyiz, önce onlarla yüzleşmek gerekir. İnsanların en başta anlaması gereken bir şey var. Keyfi olarak cinsiyet değiştirmeyi tercih edenler olduğu gibi, doğuştan bedeniyle uyumsuz bir ruhu içinde taşıyanlar da var. Bunun adını ne koyarsanız koyun.. Ama bu durumun bilimsel açıklaması mevcut. Cinsiyetleri belirleyen “X ve Y” kromozomlarından birinin ağır basmaması, yani eşit gelmesi halinde kişi bu tip kimlik bunalımları yaşayabiliyor.

Daha 4 yaşından itibaren aynanın karşısından ayrılmayan, ruj sürmeye çalışan erkek çocukları bunu bilinçli bir tercih olarak yapmıyorlar elbette. Çok yakınımda, çok sevdiğim bir hanımın böyle bir problemi vardı. Oğlunda feminen tavırlar olduğunu henüz çok küçükken hissedip doktora götürmüş ve doktordan; bunu erken fark ettiği için teşekkür almıştı. Doktorun verdiği tavsiyelere uyarak oğlunu 17 yaşına kadar büyütmüştü. Fakat artık delikanlı çağında olan bu gencin kadınsı davranışları, çok bariz olmamakla birlikte hala devam ediyordu. Benim bu hadiseyi öğrendiğim dönem içerisinde henüz tercihini yapmamıştı delikanlı.. Fakat o kadar şanslıydı ki annesinin ağzından bizzat şu cümleyi duydum; “Öyle olmaması için elimden geleni yaptım fakat tercihi bu olursa evladıma tabii ki sonuna kadar sahip çıkarım.”

Doğuştan bu şekilde hissetmenin ve bir karar vermenin yükü zaten yeterince ağır olsa gerek. Özellikle Türk erkeklerinin ağzından böyle bir evlat sahibi olmaları ihtimalinde “İstemem, reddederim, döverim, söverim, atarım cümleleri” çok rahat dökülüyor. Emin olun şu anda bu probleme sahip olan ailelerin birçoğu da onlar gibi düşünüyordu zamanında. O yüzden nasıl bu kadar rahat atıp tuttuklarına, nasıl bu kadar kolay yorum yaptıklarına cidden şaşıyorum. Oysa bununla ilgili hadis bile var. “Kınadığınız şey başınıza gelmeden ölmezsiniz” diyor hadiste. İnançsız bir insansanız dahi, istemediğiniz durumların, evrenin çekim yasasından dolayı sürekli başınıza geldiğine şahit olmuşsunuzdur. O yüzden ne düşündüğünüze, kimi veya neyi kınadığınıza dikkat edin derim.

Üstelik cinsiyet değiştirmeye bu kadar tepki veren Türk erkeklerinin bir kısmının, yol kenarında para karşılığı sex yapan travestileri hiç çekinmeden arabalarına almaları da ayrı bir ironi. Bu tarz görüntüde ‘adam’lardansa, cesur davranıp kimliğini ortaya koyanlar saygıya emin olun çok daha layık.

Bütün bunları göz önüne alarak herkesten, etrafına ve etraflarında ki insanların seçimlerine karşı saygılı olmalarını rica ediyorum. Bir insanın tercihini beğenmesek bile, onu yargılamak, eleştirmek bize düşmez. Kınamak hele hiç haddimiz değil.. Bu tip görevleri bizi Yaradan’a bırakmak ve kendi eksiklerimizi tamamlamaya çalışmak çok daha doğru bir davranış olacaktır.

Sevgi ve Saygıyla Kalın..

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS