• Haber3 FaceBook
  • Haber3 Twitter
  • Haber3 Friendfeed.com
  • Haber3 RSS
  • IMKB
  • 60.557
  • Dolar
  • 1,7625
  • Euro
  • 2,3305
  • Altın
  • 652,04
  • Ankara : -9 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • İzmir : 5 °C
  • Adana : 7 °C
  • Antalya : 7 °C
  • Diyarbakır : -2 °C
Atatürk'ün heykeli Şeyh Sait'in mezarını mı gösteriyor ?
2 evladımız şehit düştü
İstanbul'a asıl kar şimdi geliyor !
İstanbul'da saldırı hazırlığında yakalandılar
Yazıyı küçült/büyüt :Yazıyı küçültYazıyı büyüt

Bir Şey Yapmalı !

06 Nisan 2010 Salı

Anımsıyorum da iki yıl önce Dikili Demokrasi, Barış ve Emek Şenlikleri etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen panele Türkiye'deki büyük sendikaların temsilcileri konuşmacı olarak katılmıştı ve ben, DİSK Başkanı Süleyman Çelebi'ye; "işçi hakkını savunuyorsunuz ama eylemlerinize destek vermeyen halk, televizyonda gördüğünde size terörist gözüyle bakıyor, işçiler arasında birlik olmadan hak elde edilebilir mi," diye sormuştum. O zaman Çelebi soruma yanıt vermek istememişti ya da verememişti. Çünkü değişimi isteyenlerin sokaklarda “değişim istiyoruz” diye bağırmasına gösterilen tepkiyi o da anlayamamıştı belki. Şimdi aylar sonra bu soruyu niye mi anımsadım, bu sessiz kalış, bu kaderciliğe itirazım var da arkadaş, ondan… Dışarıya çıkıp avaz avaz bağırmak istiyorum, köleleşmeyi çok önceden kabul etmiş kabuğunu kıramayan bu topluma…

Bu, adam sendeciliği ömrümün sonuna dek anlayabileceğimi sanmıyorum. Geçmişte de üzerine ölü toprağı serpili insanları uyandırmaya çalışanlar olmuştu; ama nafile... Hatta tepkileri ters tepip düzenin böyle sürüp gitmesini isteyenler tarafından bombayla susturulmuş, diri diri yakılmak istenilmişti. Şimdilerde ise düzen koruyucular memurun, işçinin, öğrencinin, öğretmenin gerçek gündemi olan geçim sıkıntısını unutturmak için ilaç yapıyorlar ve kendilerini eleştirenleri çayırlarda güreşmeye çağırıyorlar. Neler olduğunun pek ayrımına varamayanlar da ayların su gibi akıp geçmesine karşın, ilk günkü kadar heyecanla onlardan desteklerini esirgemiyorlar.

Peki, umutsuzluğa kapılıp ülkeyi kaderiyle baş başa bırakmak mı gerekiyor? Tabi ki hayır; ama ülkenin refaha ulaştığını sanan ve siyasiler tarafından gözü boyanan halkın, toplum bilimciler tarafından da irdelenmesi gerektiği kanısındayım. Toplumbilimcilerin bu konudaki düşüncelerini bilemesem de, görüş ayrımı yapmadan iletişim kurduğum insanlardan edindiğim izlenimleri önemsiyorum.

Kendimce çıkardığım sonuçlarda insanları; bilinçli ama bilgisini kimseyle paylaşmak istemeyen ve dolayısıyla bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyen, düşünenler ama kitleleri peşinden sürükleyecek gücü kendilerinde göremeyenler ve bu nedenle önderlik yapamayanlar, padişahlık yıllarından gelme kulluk zihniyetini içlerinde sürdürenler diye üç gruba ayırmam olası. Toplumun içinde çoğunlukta olan ikinci gruptakiler; seksen darbesinin yol açtığı korkunç travmayı hala üzerlerinde taşıdıklarından olsa gerek, psikolojik olarak bir karşı çıkışa hazır değiller ve burunlarını dışarı çıkartamıyorlar.

Başka bir sonuç da bizim ülkede en çok hak arama yeri ne mahkemeler, ne de kent meydanları! Bizde devrimler masa başında yapılır. Alkol sınırı aşılmaya görsün, ne olacak bu memleketin hali sorusuyla başlar, ezberdeki devrim şarkılarını olabildiğince detone bir şekilde söylemekle sürer, miting yapmak için sözleşmekle gece sona erer. Ertesi gün bir tek kişiyi söz verilen saatte o yerde göremezsiniz, çünkü herkes ayılmakla meşguldür o an. Sorunları dillendirip çözüm talep etmek de bir başka rakı masasına kalmıştır böylece.

Niyetim halkı hükümete karşı teşvik etmek değil, diğer ülkelerdeki gibi önünüze çıkanı kırın, dökün, parçalayın da demiyorum. Olaylara bu denli seyirci kalmakla da başta çocuklarımıza, Denizli'den Bursa'ya iş aramak için giden ve bulamayınca da intihar etmeye karar veren ama eylemini gerçekleştiremeden açlıktan bayılan gence, dershane ücretini ödeyemediği için hapse atılan annenin düştüğü durumdan kendisini sorumlu tutan ve bu yüzden yaşamını sonlandıran Fethiyeli öğrenciye, hak aramak için taa Ankara’ya kadar gidip polisin biber gazına maruz kalan işçiye haksızlık yaptığımızı düşünüyorum.

Bu toplum binaların tepesinde çekirdek çıtlatıp neler olacağını izlemek yerine, bir gün kendisinin de aynı duruma düşeceğini düşünüp insanca yaşamak isteyen işçiye destek verir mi, bilemiyorum. Bildiğim bir şey var ki hani şu çok bildik şarkıdaki gibi, Katar’a ülkenin uçağını kullanıp düğüne giden halkına yabancı kişiler için bir şey yapmalı!

Bu yazı toplam 1490 defa okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları
 
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim