Serdar Durat

Boğulacaksan büyük denizde boğul


Değerli düşünür dostlarım,
Bilirsiniz bizim kültürümüzde çok anlamlı atasözlerimiz, vecizelerimiz ve halk arasında yerleşmiş, kabul görmüş anonim deyişlerimiz vardır. Dünyanın bir çok ülkesinde bu tür yerel sözlere rastlamak mümkündür. Salt bu sözlere bakarak bile o coğrafyada yaşayan insanların sosyo kültürel değer' leri, alışkanlıkları, tercihleri ve öncelikleri hakkında genel hatları ile bir fikir edinebilmek mümkündür. Bu kapsamda özümüzden bir kaç örnek hatırlatmak maksadıyla aşağıda sunulmuştur.
- Bana dokunmayan yılan bin yaşasın
- Devletin malı deniz yemeyen domuz
- Eski köye yeni adet getirme
- Yeni icatlar çıkarma
- Söz büyüğün sus küçüğün
- Elle gelen düğün bayram
- Kızını dövmeyen dizini döver
- El öpmekle dudak aşınmaz
- Boğulacaksan büyük denizde boğul

 Sevgili okurlar,

Bunlar benim bir nefes te ilk aklıma gelenler ve benzer örnekleri çoğaltmak kolay.

Lütfen bir an için düşününüz içinde bulunduğumuz  Bilgi - iletişim çağında ,küreselleşen dünya da , şeffaflık - hesap verilebilirlik kavramlarının yükselen kıymet olduğu bu devirde bu sözlerden gurur duymak mümkün mü dür ? Bir yabancı dostunuza bu sözleri nasıl tercüme edebilir ve izah edebilirsiniz ?

Yaşadığımız günlerin konjonktürü itibarı ile bu yazımda " Boğulacaksan büyük denizde boğul" atasözümüzü incelemek geldi içimden. Bu sözün çok derin anlamı var.

Mealen : "Büyük düşün, büyük işler yap, büyük riskler al , namın yürüsün , başarırsan büyük kazançların olur, başaramazsan da görkemli bir batışın" manasına gelir.

Bir başka deyişle ; Büyük işler yapmak için büyük oynamak gerekir. Küçük işlerle uğraşmayın, bu sizi küçültür. Her zaman en mükemmeli isteyin, büyük işlerle uğraşın. Bu da sizi büyükleştirir.

Değerli düşünürler,

17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk dosyası için savcılık "Takipsizlik" kararı vermiş. Gerekçe olarak ise ; 

- Delillerin usülsüz toplanması,

- İşin içeriğinde bir örgüt olmayışı,

- Suçun unsurlarının oluşmaması gösterilmiş.

Her ne kadar balık hafızalı bir toplum olduğumuz söylense de, dünyanın belki de en süratli gündem üretilen ve tüketilen ülkesi olsak ta , yaşananları pek sık hatırlamasak ve başta korku olmak üzere muhtelif nedenlerle yüksek sesle telaffuz etmesekte gönüllerimizde ve zihinlerimizde sekel bıraktığını yadsıyamayız. İşte 17 Aralık ta her ne kadar unutturulmaya çalışılsa da bu ülkenin vicdanında derin bir sekel bırakmıştır.

Yaşanmamış kabul edilmesi mümkün değildir.

Telefon görüşmelerine ait tape lerin elde ediliş tarzı ve yöntemi legal ve etik olmayabilir 

( ki suç teşkil edecek şekilde ise hukuk tabanında cezai müeyyideyi amirdir) ama içeriğindeki bilgilerin gerçekliği ispatlandığı sürece sadece suç değil ayni zamanda sansasyon ve rezalet unsuru vardır. Bu muhteşem atasözümüzün empoze ettiği gibi

" Ne yapalım canım , adamlar büyük düşünmüşler, büyük risk almışlar ve büyük başarılar elde etmişler helal olsun" denilemez. 

 

Kimbilir belki de farklı bir paradigma ile konuya şu şekilde yaklaşmak daha doğru olabilir. "Bir diğer atasözümüzün öngördüğü üzere kimileri devletin malını deniz olarak görmüşler, hem büyük ve fırtınalı olan bu derya içlne dalacak yürekliliği sergilemişler ve hem de boğulmadan salimen sahile ulaşmışlardır." Eğer bu da bir başarı öyküsü ise takdir etmek gerekir.

Malum hiç bir mazeret başarıdan üstün değildir.

Saygılarımla

Serdar Durat

Stratejist

 

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS