Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim
- IMKB

- 59.662
- Dolar

- 1,7675
- Euro

- 2,3245
- Altın

- 653,05
- Ankara : 0 °C
- İstanbul : 2 °C
- İzmir : 5 °C
- Adana : 8 °C
- Antalya : 7 °C
- Diyarbakır : 0 °C
'Bugünlere hazırlanmıştım'

Süper Lig ihalesinin ardından Digiturk ile yolları ayrılan Erman Toroğlu, ilk kez konuştu..
GÖZE ÇARPANLAR |
24 Ocak 2010 Pazar 14:21Süper Lig ihalesinin sonrasında, ne ihaledeki rekor fiyat, ne de Mehmet Emin Karamehmetin soğukkanlılığı bu kadar konuşuldu. İhaleden bir gün sonra, Futbolda küfür bitecek, yoksa bu para çıkmaz diyen Digiturk Genel
Müdürü Ertan Özerdemin açıklamasında da herkes sözün nereye gittiğini biliyordu. Pazar akşamları futbol tutkunlarını ekrana kilitleyen Maratonun iki koşucusundan (!) biri Erman Toroğlu, ihale sonrasının tartışılan en önemli ismi olarak 14 yıllık koşusunda mola aldı.
Bütün bunlar yaşanırken Londrada olan Toroğlunun telefonu kilitlendi.
Dostları, gazeteciler, herkes Hocam ne oluyor? diye aradı. Erman Hoca Londra uçağından cuma öğle saatlerinde indi, ardından Digiturk Genel Müdürü Ertan Özerdem ile buluştu. Sonra da soluğu, dostlarıyla hoş beş ettiği Beyoğlu Balıkpazarındaki mekânı Merihte aldı... Vişneli cinini
sipariş etti, rendelenmiş turp salatası, turşu tabağı masaya geldi. Muhabbet koyulaştı...
Salatalık Antalyadan kamyona konuyor, gelene kadar uzuyor dediniz, fiyatlar düştü, Hormonlu tavuk yemem dediniz tavuk tüketimi düştü.
Digiturkten ayrıldınız şimdi ne olacak?
Ekonomi konuşacaktık, şimdi bu soruya cevap vermem. Çarşambadan sonra... Aslında bilmiyorum, şu aşamada hiçbir şey bilmiyorum. Resmi bir şey yok hâlâ daha.
Gönlünüzde ne var?
Şu aşamada hiçbir yorum yapma şansım yok. Çarşamba günü yazacağım olan biteni.
Bir köşe yetecek mi yaşadıklarınızı anlatmaya?
Ben uzatmam, kısacık yer yeter.
Başka bir kanaldan yorumculuk teklifi geldi mi?
Geldi.
Diyelim ki kabul ettiniz. Hemen başlar mısınız? Yoksa biraz ara vermek, dinlenmek mi istersiniz?
Ligin ortasında başlamam. Yarım başlamak yarım bırakmaktır bir işi.
Bu hayatta içinizde kalan bir şey var mı?
Futbol oynadım, milli takım forması giydim. Hakemlik yaptım, hayalim dünya kupalarında görev almaktı. Ben girdim, iki sene sonra yaş 48e, bir sene sonra 45e indi. Olmadı. Lisede okurken kafamda, Avustralya, ABD, ya da Kanadaya gidip okumak vardı. Bu üç ülkeydi hayalim, şimdi düşünüyorum üçü de doğru seçimmiş. Ama olmadı.
Bundan sonra içinizde kalan şeyleri yapmak gibi bir projeniz olabilir mi?
Her şeyi yapabilirim, dedim ya mikrop almaya hazır yara gibiyim.
Mersinde limon bahçeniz vardı, ilgileniyor musunuz hâlâ?
Babadan kalma bir bahçem var Mersinde. Ama limon bahçesini bozdum. Şeftali, mandalina ektim. Para için değil, babamın hatırası için yapıyorum o işi ben. Çünkü tarım Türkiyede ölmüş, üreticilik iş değil. İşin kötü tarafı tohumlarımızı kaybettik. Domatesi kesiyorum, domates işiyor. Biz işemek deriz. Kesersin su akar. Halbuki elini attığın zaman insan teni gibi basıp çıkmalı. İçi akmamalı. Bizi tohuma bağlı bir ülke haline getirdiler.
Organik tarım yapılıyor evet. Ama organiğin yüzde 25i hakikidir. Gerisi sahte organik.
Tavuk yemiyor musunuz gerçekten?
Ben hormonlu tavuk yemem dedim. Ama mutlaka doğru üreten şirketler var.
Ben genelden bahsediyorum. Mesela Türkiyede futbol denince Alexin, Fatih Terimin, Erman Toroğlunun aldığı paradan bahsediliyor. Ama genele bakmak lazım. Bu ülkede evine et götüremeyen futbolcu var. Birinci ligden
bahsetmiyorum. Ama genelin yüzde 70i evine et götüremez. Ben bunu çok gündeme getirdim, getirdiğim için de başımı ağrıtıyorlar. İstemiyorlar, bu konuların yansıtılmasını... Futbolcular arasında ekonomik düzen son derece
çarpık. Uçurum var.
Sayın Özerdem, ihalede verilen tutarın yüksekliğinden bahsederken, Kulüpler bu parayı yüksek transfer ücretleriyle çar çur etmesin demişti...Şimdi o topa girmem. Daha sonra girerim.
Hal Yasasını değiştiriyorlar. İncelediniz mi taslağı?
İnceledim biraz. Orada enteresan işler var. Bakıyorsunuz hep bir yerde sakatlık var. Yaş-sebze meyvede şu anda satışın yüzde 70i kaçak. Devlet bir taraftan düzeltiyor bir taraftan çanak tutuyor. Şimdi hallerle büyük marketler kavgası başladı. Eskiden pazarlarla haller çarpışıyordu. Çünkü pazarlar parsellenmişti. Pazar falan kalmadı şimdi.
Sever misiniz pazar gezmeyi?
Pazara çıkmaya bayılırım, maldan anlarım çünkü. Geçen yıl Bodrumda pazarda geziyoruz. Domates alacağız. Yanımdaki arkadaşım, Ya alalım şuradan çıkalım dedi. İstediğim gibi bulamıyorum ki... Maldan anlamak da kötü. Sonunda buldum istediğim gibi.
Ekonomide her ürünün, hizmetin bir ömrü vardır. Ürün ya da hizmet kendini yenilemezse yok olur. Siz kendinizi yenilediniz mi?
Kendinizi değiştiremezsiniz. Ama ben insanla iç içe yaşamayı seviyorum. Mesela Şansal diyor ki, Beyoğlunda hadiseler oluyormuş, niçin gidiyorsun. Şansal burada gezmez, ama ben oğluyla geziyorum. Burası benim ülkem,
İti var kopuğu var diyor Şansal, burası benim ülkem, ben mücadeleyi severim. Ha Şansal sevmez mi, o da sever. O da sokak adamıdır. Açık hava sinemasında gazoz satan bir adamdır. Ama gelmiyor işte.
Sürekli masanız hazır. Kaç yıldır geliyorsunuz Merihe?
Çok eski değil, 1.5-2 yıldır. Bakın buranın dekorasyonunu yeniledim ben. Duvarları ahşap yaptım. Mutfak bölümünün üzerini bir evin çatısı gibi düzenledim. Mey İçki o bölgeyi istemiş, dedim ki vermeyelim orasını. Ama yan duvar olursa olur. Sonra baştan başa bir duvarı alıp rakıların vitrini
yaptılar. Dizaynı ben veriyorum, iç mimari zevkim vardır benim. Evlerimi de kendim dekore ederim. Bir de iyi yemek yaparım.
MEYHANESİNİN DEKORASYONUNU DEĞİŞTİRDİ
Kazandığınızı neye yatırdınız?
Para yatıracaksanız arsaya ve gayrimenkule yatıracaksınız ve belediyelere yakın olup planları bileceksiniz. Ben yapamadım. Çünkü yaptığım iş öyle bir iş ki, açığın olmayacak. Bundan sonra bir şey kazanmasam da yaşarım, onun için de rahatım. Topluma bir şey verir miyim diye uğraşan bir adamım, doğru
yaptığım da gözüküyor. Hatalarım olabilir. Ama az olduğuna inanıyorum.
Marka olarak değerlendirseniz kendinizi?
Ben halk markasıyım. Geçen hafta Londradaydım. Bir mağazaya girdim, alışveriş yapmak önemli değil, alışverişten sonra parayı ödemek mesele. 20 kasa var, her birinde kuyruk 50 metre. Sordum bu ne iş? Mağazanın konsepti şu, hani yollarda tezgâh kurup mal satanlar var ya işte o malları alıp mağazaya taşımışlar. Bir şeyler değişiyor. Ama değişimi kontrollü yapmak lazım.
Tutumlu musunuz?
Alırken kazanacaksın, ticarette bu çok önemlidir, satarken değil. Alırken kazanamazsan satarken kazanamazsın.
Herhalde bugüne kadar iyi paralar kazandınız...
Yoo, futboldan ve hakemlikten iyi para kazanmadım. Yorumculuktan -Allah razı olsun- iyi para kazandım. Ama para her zaman gelmez. Ayağını yorganına göre uzatacaksın. Her şeyin sonu var. Bugünlere kesinlikle hazırdım.
Esen Evran / Gazete Habertürk
Müdürü Ertan Özerdemin açıklamasında da herkes sözün nereye gittiğini biliyordu. Pazar akşamları futbol tutkunlarını ekrana kilitleyen Maratonun iki koşucusundan (!) biri Erman Toroğlu, ihale sonrasının tartışılan en önemli ismi olarak 14 yıllık koşusunda mola aldı.
Bütün bunlar yaşanırken Londrada olan Toroğlunun telefonu kilitlendi.
Dostları, gazeteciler, herkes Hocam ne oluyor? diye aradı. Erman Hoca Londra uçağından cuma öğle saatlerinde indi, ardından Digiturk Genel Müdürü Ertan Özerdem ile buluştu. Sonra da soluğu, dostlarıyla hoş beş ettiği Beyoğlu Balıkpazarındaki mekânı Merihte aldı... Vişneli cinini
sipariş etti, rendelenmiş turp salatası, turşu tabağı masaya geldi. Muhabbet koyulaştı...
Salatalık Antalyadan kamyona konuyor, gelene kadar uzuyor dediniz, fiyatlar düştü, Hormonlu tavuk yemem dediniz tavuk tüketimi düştü.
Digiturkten ayrıldınız şimdi ne olacak?
Ekonomi konuşacaktık, şimdi bu soruya cevap vermem. Çarşambadan sonra... Aslında bilmiyorum, şu aşamada hiçbir şey bilmiyorum. Resmi bir şey yok hâlâ daha.
Gönlünüzde ne var?
Şu aşamada hiçbir yorum yapma şansım yok. Çarşamba günü yazacağım olan biteni.
Bir köşe yetecek mi yaşadıklarınızı anlatmaya?
Ben uzatmam, kısacık yer yeter.
Başka bir kanaldan yorumculuk teklifi geldi mi?
Geldi.
Diyelim ki kabul ettiniz. Hemen başlar mısınız? Yoksa biraz ara vermek, dinlenmek mi istersiniz?
Ligin ortasında başlamam. Yarım başlamak yarım bırakmaktır bir işi.
Bu hayatta içinizde kalan bir şey var mı?
Futbol oynadım, milli takım forması giydim. Hakemlik yaptım, hayalim dünya kupalarında görev almaktı. Ben girdim, iki sene sonra yaş 48e, bir sene sonra 45e indi. Olmadı. Lisede okurken kafamda, Avustralya, ABD, ya da Kanadaya gidip okumak vardı. Bu üç ülkeydi hayalim, şimdi düşünüyorum üçü de doğru seçimmiş. Ama olmadı.
Bundan sonra içinizde kalan şeyleri yapmak gibi bir projeniz olabilir mi?
Her şeyi yapabilirim, dedim ya mikrop almaya hazır yara gibiyim.
Mersinde limon bahçeniz vardı, ilgileniyor musunuz hâlâ?
Babadan kalma bir bahçem var Mersinde. Ama limon bahçesini bozdum. Şeftali, mandalina ektim. Para için değil, babamın hatırası için yapıyorum o işi ben. Çünkü tarım Türkiyede ölmüş, üreticilik iş değil. İşin kötü tarafı tohumlarımızı kaybettik. Domatesi kesiyorum, domates işiyor. Biz işemek deriz. Kesersin su akar. Halbuki elini attığın zaman insan teni gibi basıp çıkmalı. İçi akmamalı. Bizi tohuma bağlı bir ülke haline getirdiler.
Organik tarım yapılıyor evet. Ama organiğin yüzde 25i hakikidir. Gerisi sahte organik.
Tavuk yemiyor musunuz gerçekten?
Ben hormonlu tavuk yemem dedim. Ama mutlaka doğru üreten şirketler var.
Ben genelden bahsediyorum. Mesela Türkiyede futbol denince Alexin, Fatih Terimin, Erman Toroğlunun aldığı paradan bahsediliyor. Ama genele bakmak lazım. Bu ülkede evine et götüremeyen futbolcu var. Birinci ligden
bahsetmiyorum. Ama genelin yüzde 70i evine et götüremez. Ben bunu çok gündeme getirdim, getirdiğim için de başımı ağrıtıyorlar. İstemiyorlar, bu konuların yansıtılmasını... Futbolcular arasında ekonomik düzen son derece
çarpık. Uçurum var.
Sayın Özerdem, ihalede verilen tutarın yüksekliğinden bahsederken, Kulüpler bu parayı yüksek transfer ücretleriyle çar çur etmesin demişti...Şimdi o topa girmem. Daha sonra girerim.
Hal Yasasını değiştiriyorlar. İncelediniz mi taslağı?
İnceledim biraz. Orada enteresan işler var. Bakıyorsunuz hep bir yerde sakatlık var. Yaş-sebze meyvede şu anda satışın yüzde 70i kaçak. Devlet bir taraftan düzeltiyor bir taraftan çanak tutuyor. Şimdi hallerle büyük marketler kavgası başladı. Eskiden pazarlarla haller çarpışıyordu. Çünkü pazarlar parsellenmişti. Pazar falan kalmadı şimdi.
Sever misiniz pazar gezmeyi?
Pazara çıkmaya bayılırım, maldan anlarım çünkü. Geçen yıl Bodrumda pazarda geziyoruz. Domates alacağız. Yanımdaki arkadaşım, Ya alalım şuradan çıkalım dedi. İstediğim gibi bulamıyorum ki... Maldan anlamak da kötü. Sonunda buldum istediğim gibi.
Ekonomide her ürünün, hizmetin bir ömrü vardır. Ürün ya da hizmet kendini yenilemezse yok olur. Siz kendinizi yenilediniz mi?
Kendinizi değiştiremezsiniz. Ama ben insanla iç içe yaşamayı seviyorum. Mesela Şansal diyor ki, Beyoğlunda hadiseler oluyormuş, niçin gidiyorsun. Şansal burada gezmez, ama ben oğluyla geziyorum. Burası benim ülkem,
İti var kopuğu var diyor Şansal, burası benim ülkem, ben mücadeleyi severim. Ha Şansal sevmez mi, o da sever. O da sokak adamıdır. Açık hava sinemasında gazoz satan bir adamdır. Ama gelmiyor işte.
Sürekli masanız hazır. Kaç yıldır geliyorsunuz Merihe?
Çok eski değil, 1.5-2 yıldır. Bakın buranın dekorasyonunu yeniledim ben. Duvarları ahşap yaptım. Mutfak bölümünün üzerini bir evin çatısı gibi düzenledim. Mey İçki o bölgeyi istemiş, dedim ki vermeyelim orasını. Ama yan duvar olursa olur. Sonra baştan başa bir duvarı alıp rakıların vitrini
yaptılar. Dizaynı ben veriyorum, iç mimari zevkim vardır benim. Evlerimi de kendim dekore ederim. Bir de iyi yemek yaparım.
MEYHANESİNİN DEKORASYONUNU DEĞİŞTİRDİ
Kazandığınızı neye yatırdınız?
Para yatıracaksanız arsaya ve gayrimenkule yatıracaksınız ve belediyelere yakın olup planları bileceksiniz. Ben yapamadım. Çünkü yaptığım iş öyle bir iş ki, açığın olmayacak. Bundan sonra bir şey kazanmasam da yaşarım, onun için de rahatım. Topluma bir şey verir miyim diye uğraşan bir adamım, doğru
yaptığım da gözüküyor. Hatalarım olabilir. Ama az olduğuna inanıyorum.
Marka olarak değerlendirseniz kendinizi?
Ben halk markasıyım. Geçen hafta Londradaydım. Bir mağazaya girdim, alışveriş yapmak önemli değil, alışverişten sonra parayı ödemek mesele. 20 kasa var, her birinde kuyruk 50 metre. Sordum bu ne iş? Mağazanın konsepti şu, hani yollarda tezgâh kurup mal satanlar var ya işte o malları alıp mağazaya taşımışlar. Bir şeyler değişiyor. Ama değişimi kontrollü yapmak lazım.
Tutumlu musunuz?
Alırken kazanacaksın, ticarette bu çok önemlidir, satarken değil. Alırken kazanamazsan satarken kazanamazsın.
Herhalde bugüne kadar iyi paralar kazandınız...
Yoo, futboldan ve hakemlikten iyi para kazanmadım. Yorumculuktan -Allah razı olsun- iyi para kazandım. Ama para her zaman gelmez. Ayağını yorganına göre uzatacaksın. Her şeyin sonu var. Bugünlere kesinlikle hazırdım.
Esen Evran / Gazete Habertürk
Etiketler: Antalya, Mersin, Türkiye, futbol, Erman Toroğlu, ABD, tarım, küfür, erman toroğlu, Taraf, Zaman, Yorum, Hani, Avustralya, Kanada, Allah, Laz, genel müdür
8940
Günün Popüler Haberleri
Bu Kategorinin Diğer Haberleri
Son Dakika Haberleri
Foto-Galeriler
YAZARLAR






































