Serdar Durat

Çanakkale ve Erivan Türküsü

Değerli Düşünür Dostlarım,

Muhteşem bir siyasi maharet midir ? basit bir tesadüf müdür ? yoksa takdiri ilahimi ? bilinmez ama Çanakkale Savaşlarının 100.yıldönümü anma törenleri , Anzaklar'ın istila amacı ile topraklarımıza ayak bastığı tarih ile ve Erivan'daki  sözde Ermeni Soykırımının 100.yıldönümü anma törenleri ile ayni güne ( 24 Nisan 2015 ) denk geldi.
Çanakkale Savaşları'nın 100. yıldönümü törenleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı ile, üç bakanlık tarafından organize edilmiş.

Konu ile ilgili olarak açılan resmi site'den anlaşıldığına göre törenlere, bugüne kadar savaşa asker gönderen ülkelerin devlet ve hükümet başkanları davet edilmiş. Planlama Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından koordineli olarak yürütülmüş.

Basından öğrendiğimiz kadarı ile  muhalafet partilerinin liderleri veya temsilcileri anma törenlerine davet edilmemiş. Çanakkale asla tek bir siyasi zihniyetin ve geçici olarak ülke yönetimindeki hükümetin tarihi değildir.
Bu ayrımcı yaklaşım kamu oyunda yadırganmış olup bizzat Başbakan'ın bir açıklama yapmak borcu vardır. Kimbilir baskıya giderken dosyadan düştüğü söylenen AKP seçim bildirgesinde olması gerekip de olmayan çözüm süreci gibi CHP,MHP ve HDP  yönetici kadrolarına ve Millet Vekillerine gönderilen bu tören davetiyeleri de belki posta da kaybolmuştur..

Sevgili Okurlar,

Tüm dünya liderlerinin davet edildiği Çanakkale anma törenlerine katılan yabancı Devlet ve hükümet başkanları ile muhtelif düzeydeki temsilcilerin listesine açık kaynaklardan ulaşmak mümkündür. Davetimize icabet etmeyip ayni tarihteki Erivan törenlerine katılmayı tercih eden liderler arasında Vladimir Putin özellikle dikkat çekmiştir.  

Öyle ya daha bir kaç ay evvel CB Erdoğan için çok mert ve delikanlı bir adam diyen Putin'nin bu davranışı da ,1915 Ermeni olayları bir soykırımdır ifadesi de hiç beklenmiyordu herhalde. 

Fransa Cumhurbaşkanı , Sırbistan Cumhurbaşkanı , Rum kesimi liderinin Erivan'da olmaları öngürülebilirdi ama doğrusu Putin , başta CB Erdoğan olmak üzere tüm devlet ve hükümet cenahını hayal kırıklığına uğratmıştır.

Kısa süre önce AB Parlementosundan Ermeni soykırımı kararı çıkmış ve Türkiye'nin bu gerçeği kabul etmesi, arşivlerini açması yönünde telkinde bulunulmuştu.  Malumlarınız olduğu üzere sayın CB mız bu karar karşısında , "Bizim umrumuzda olmaz, bir kulağımızdan girer öteki kulağımızdan çıkar " dedi.

Almanya, Avusturya, Rusya, Fransa  ve Vatikan ( Papa ) 1915 Ermeni tarihini Soykırım olarak nitelediklerini en yetkili ağızlardan ifade ettiler. Sayın CB ımız yine hiç gecikmeden en sert şekilde cevap verdi ve " Bu ülkeler önce kendi tarihlerindeki kara lekeleri temizlesinler daha sonra bizim hakkımızda yorum yapsınlar" mealinde ifade buyurdular. 

Keşke mevcut gerginliği arttırıcı ve zaten aleyhimize olan genel algıyı besleyici böyle bir uslup yerine Atatürk'ümüzün o muhteşem soğukkanlılığı ile, sade ve itiraz edilemeyecek kadar net bir şekilde açıkladığı gibi bir karşı argüman kullanılmış olsaydı. Gelin isterseniz hep birlikte hatırlayalım Atatürk'ümüzün Ermeni olaylarına bakış açısını ;
"Düşmanca ithamda bulunanların sürdükleri büyük mübalağalar dışında Ermenilerin tehciri meselesi aslında şuna inhisar etmektedir: Rus Ordusu 1915'de bize karşı büyük taarruzunu başlattığı bir sırada o zaman Çarlığın hizmetinde bulunan TAŞNAK KOMİTESİ, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmişti. Düşmanın sayı ve malzeme üstünlüğü karşısında çekilmeye mecbur kaldığımız için kendimizi daima iki ateş arasında kalmış gibi görüyorduk. İkmal ve yaralı konvoylarımız acımasız bir şekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler ve yollar tahrip ediliyor ve Türk köylerinde terör hüküm sürdürülüyordu. Bu cinayetleri işleten saflarına eli silah tutabilen bütün Ermenileri katan çeteler, silah, cephane ve iaşe ikmallerini, bazı büyük devletlerin daha sulh zamanından itibaren kendilerine kapitülasyonların bahşettiği dokunulmazlıklardan istifade ve bu maksada matuf olarak büyük stoklar husule getirmeye muvaffak oldukları Ermeni köylerinde yapıyorlardı.

Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve bunlardan ekserisi şayet İtilaf Devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi evlerine dönmüş olurlardı." Ermeni sorunu, Ermeni milletinin gerçek yararından çok, dünya kapitalistlerinin ekonomik çıkarlarına göre çözülmek istenen bir sorun hüviyetindeydi.

(Kaynak: Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt: 1, Sayfa: 233)

Değerli düşünürler,

Uluslar arası ilişkilerde duygusallığa, öfkeye, alınganlığa yer yoktur. Ayni zamanda bu kapsamda ebedi dostluklar ve ebedi düşmanlıklar da yoktur, ebedi olan yegane parametre milli menfaatlerdir.  Eğer ulusal çıkarlar öyle gerektiriyorsa dün düşman olduğunuzla bu gün dost olabilmeyi becerebilmek zorundasınızdır. Bakın dünya ülkelerine , zamanında birbirlerini boğazlayanlar bu gün kol kola ,ortak çıkarlar doğrultusunda dost ve müttefik olmuşlar.

Saygılarımla
Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS