Biraz fazla mı aceleciyim, bilmiyorum. Bu konuyla ilgili düşüncelerimi aktarmanın zamanlaması konusunda epeyce bir süre sorguladım kendimi. Sonuçta çiçeği burnunda bir parti liderinin yaptıklarını ya da yapmadıklarını eleştirecektim, zaman tanımam gerektiğinin ve değindiğim konuların zamanla istenilen düzeye oturabileceğinin de bilincindeyim. Öte yandan eğer Anayasa Mahkemesi iptal etmezse ülkenin kaderini belirleyecek referanduma 75 gün, genel seçimlere bir yıl var. Ve zaman, su gibi akıp geçiyor.
%40 oy alarak tek başına iktidar olmayı hedefleyen bir partiyseniz dakikaların, hatta saniyelerin altın değeri taşıdığını bilirsiniz. CHPLİ yöneticiler de bu önemli noktayı ayırt ediyor olacak ki daha kurultayın bir hafta sonrası ve her hafta sonu köy köy miting düzenliyorlar. Lakin biraz saldım çayıra Mevlâ’m kayıra gibi bir hava esiyor, yani meydandakilerin tepkilerine göre anlık söylevler üretiliyor. Halkçı olmak halkın her söylediğini mikrofondan haykırmak anlamına gelmez bana göre. Bu yapılanın adı halkçılık değil de başka bir şey olsa gerek! Oysa bir lider tüm gücüyle meydana hâkimdir ve halkı konuşmasıyla kendisi yönlendirir.
"Yiğidi vur ama hakkını teslim et," demiş atalarımız. Biz de öyle yapalım ve önce iyi taraflarından söz edelim. Baykal'ın akıcı ama bir türlü anlaşılamayan ve anlaşılamadığı için de CHP'ye büyük oranda oy kaybettiren konuşmasına nazire yapar gibi Kılıçdaroğlu yalın ve anlaşılır dili tercih ediyor. Eskiden çoğunlukla genel başkan açıklama yapardı, şimdilerdeyse tam bir takım oyunu varmış gibi gözüküyor. Kılıçdaroğlu'nun başkan yardımcısıyken yaptığı çıkışlar ve bazı AKP yöneticilerini istifa etmek zorunda bırakışı halka sempatik gelmişti. Ancak... Bu olumlu rüzgârlar her zaman için tehlikelidir. Bir bakarsınız, fırtına çıkıverir ve o fırtına sizi okyanusun derin ve karanlık sularına doğru itekleyiverir. Böyle bir kötü sonla karşılaşmamak için önleminizi almanız gerekmektedir elbette.
CHP'nin şu anki durumu bana nedense dümeni kilitlenmiş vapurları anımsatıyor. Çapalar suya zamanında bırakılamazsa vapur önüne çıkan ilk kara parçasına çarpabilir. CHP de onu kurtaracak çapaları, yani projelerini ve iktidara yürüyüş yolundaki stratejilerini belirlemeliydi diyorum. Kurultay konuşmasının miting meydanlarında da yinelenmesi bende büyük bir düş kırıklığı yarattı açıkçası. Bir başka düş kırıklığım da şu ana dek tek kelime engellilerden söz edilmemesi yüzünden oluştu. Oysa şimdiki iktidarın sadaka dağıtma politikasının en mağdur olanı engelliler ve dolayısıyla da engelli aileleri. Bizlerin, yani sekiz buçuk milyon engellinin ciddi projelerle topluma kazandırılması şart. Ayda 500 TL. maaş bağlasanız bile yolunu, gideceği binanın yapısını engelli bireyin yaşamını kolaylaştıracak halde düzenlemezseniz topluma kazandırmayı umut edemezsiniz.
Kılıçdaroğlu'nun intibak yasasını çıkarmayı vaat etmesi emekliler için sevindirici bir gelişme ancak niye hiç maaş farklılıklarının daraltılmasından söz edilmiyor? Aynı oranda emek vermiş insanın eşit miktarda para alması gerekmez mi? Robin Hood gibi zenginden alınıp fakire verilsin de demiyorum üstelik. Örneğin yandaş medyaya akıtılan kredilerin musluğunu kapatırsanız ve TRT'nin kanal açma savurganlığını önlerseniz önemli bir kaynak yaratmış olursunuz.
Unutulan ya da bir başka ifadeyle konuşulursa bomba gibi patlayacakmış izlenimi veren bir başka konu ise Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan Kürt kökenli yurttaşların bugünkü durumu ve terör. Bu konu aslında tam anlamıyla yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal hali aldı. Yapılan hamleler ne yazık ki iki tarafı da aynı anda memnun etmeyecek hiçbir zaman. Çünkü toplum olarak tam bir demokrasiyi özümsediğiniz söylenemez. Bunu iyi bilen terörist ve ağalar da yıllarca bu eksikliğimizden yararlandı. O yüzden Güneydoğu sorununun CHP'yi çok fazla zorlayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.
İşsizlik, yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele edilmesi, dış politikadaki yanlışlıklar yüzünden bozulan ilişkilerin düzeltilmesi gibi konularda da söylevin dışına çıkıp uygulanabilir planlar yapması ve bunları kamuoyuna doğru aktarması gerekiyor. Sonuçta büyük ağabeyden icazet alarak gelinmeyeceği için kontrolü elden bırakmamak CHP'nin işine gelecektir. Aksi halde bu gemi batar.