Serdar Durat

CHP ve Asker Arasındaki Mesafe Açılıyor Mu?

Değerli düşünür dostlarım,

CHP genel başkanı sayın Kılıçdaroğlu son meclis grup toplantısında yaptığı konuşmasında,Genel Kurmay Başkanı orgeneral Özel’i hedef alan ve diplomatik nezaket sınırlarını zorlayan ifadeler kullanmıştır. Bu uslup sn.Kılıçdaroğlu’nun alışılan soğukkanlı,ağırbaşlı ve sakin tarzı ile pek örtüşmemektedir. Belki de asker’i doğrudan hedef alan ilk ve en sert söylemi olmuştur. Eleştirilerinde haklı olduğu yönler vardır muhakkak ama genel görüntüsü, zamanlaması, beden dili ve tonlamasından anlaşıldığı kadarı ile mevcut konjonktüre yenik düşmüş, şu sıralar asker’e kafa tutanların toplum içindeki  itibarının ve sempatizanlarının arttığı yanılgısına kapıldığı algısı oluşmuştur.

Oysaki bugüne kadar CHP ve Asker ilişkisine ait toplumdaki yaygın kanaat ; Cumhuriyet değerlerini, Laiklik ve Kemalizmi birlikte sahiplendikleri, tabiatı ile ortak bir vizyon ve ülkü doğrultusunda birbirleri ile uyumlu hareket ettikleri yönünde idi.

Çok uzun yıllar boyu her iki kurum da referanslarını Mustafa Kemal Atatürk’ten aldıklarını beyan etmişler ve durumdan vazife çıkartarak onun eserlerinin yegane muhafızları olduklarını düşünmüşlerdir.

Ne yazıktır ki bu inanç yeterince doğru ve etkin bir şekilde halka anlatılamadığı için toplumda geniş tabanlı bir karşılık bulamamış, gerek laiklik ve gerekse Kemalizm muayyen seçkin zümrelerin tekelindeki değerlermişçesine saklı kalmıştır. Bir diğer  büyük stratejik hata da bu değerlerin sanki dini ve dindar kesimi dışlıyormuş gibi bir iklimin yaratılmış olmasıdır. Nitekim çok partili sisteme geçildikten itibaren CHP nin Kemalist ideolojiyi ve laikliği kullanarak kendi ayrıcalıklı sınıflarını yarattığı ve daima Asker’e yakın durmaya çalıştığı intibaını yadsıyabilmek pek kolay değildir.

Ciheti askeriyenin de siyasi yelpaze içinde CHP ye göreceli olarak daha sıcak baktığını bu ülkede yaşayan ‘’sağır sultan’’ bile bilir. Hal böyle olunca CHP, rahmetli Ecevit’in Karaoğlan rüzgarından sonra bir daha asla tüm halkı kucaklayan, toplumun her katmanına ümit ve umut verebilen, ülkenin her köşesinden az veya çok oy alabilen bir parti olamamıştır/olamamaktadır.

Sosyo-ekonomik sınıflar itibarı ile A-B grubu haricindeki orta- alt gelir- eğitim düzeyindeki çoğunluğun kendisinden uzak ve farklı hissettiği, zengin elitler kulübü olarak gördüğü bir parti imajını bir türlü değiştirememiştir. Parti içi nüfuz mücadeleleri ve kutuplaşmalar da cabası..

Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu durumun farkında olduğu ve zihinsel/duygusal kilitleri kırmak istediği aşikardır ve anlaşılabilir bir yaklaşımdır. Ancak bu hedefe varmanın yolu dönemsel ve geçici modaya kapılıp asker’le çatışma görüntüsü vermekten geçmez. Bu asil millet askerinin horlanmasını, aşağılanmasını içine sindirmez, vatanı için can veren/canı pahasına görev yapan kahraman yiğitlerini kimselere ezdirmez. TSK nin kurumsal kimliği ile mensuplarının bireysel kimliklerini birbirinden ayırd edebilecek  durumdadır. Netice itibarı ile Asker’le çatışarak siyasi rant devşirme planı pek uzun vadeli/soluklu olmaz. Demokratik olgunluğumuz geliştikçe, standartlarımız yükseldikçe Asker’in milli savunma ve güvenlik konuları haricinde ülke yönetimine ilişkin politikalara müdahil olması geleneği kendiliğinden yok olmaktadır zaten.

Değerli düşünürler, özellikle 68 kuşağı sonrası yaklaşık 20 yıl süre ile çeşitli baskılarla apolitize olan gençlik şu sıralar Mustafa Kemal Atatürk’ü yeniden keşfetmeye ve ülkenin yönetimine ortak olmaya çalışmaktadır.

Bahsekonu bu genç kitleler milyonlar mertebesindedirler.Hem laikliğe ve hem de Kemalizme sahip çıkarken, ayni zamanda dini değerlere saygılı ve dindar kardeşleri ile barışıktırlar. Hep birlikte el ele verip Türkiye’yi ivedilikle kalkındırmak ve çağcıl uygarlık düzeyine eriştirmek,daha geniş özgürlük alanlarına ve daha yüksek refah seviyesine kavuşturmak uğruna çabalarını, emek ve enerjilerini hizmete sunmak istemektedirler. Örgütlenmek adına çatı arayışındadırlar.Kendilerini yüreklendirecek, hayran olmak istedikleri ve peşinden yürüyecekleri bir lidere ihtiyaçları vardır.

Onurlu ve omurgalı politikalar isteyen bu genç insanlar;

- İyi eğitimli,
- Teknolojiye hakim,
- Uluslararası ilişkiler bilincine sahip,
- Demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne inanan,
- Güce ve sermayeye tapınmayan,
- Emeğe saygılı ve tam bağımsızlığa sevdalı muazzam bir potansiyel teşkil etmektedirler.

Kimbilir gönüllerine ve zihinlerine hitap edebilen doğru bir slogan, açıklanabilir temel hedefler ve anlaşılabilir bir strateji onları kazanmak için yeter de artar bile.
Emin olunuz ki; ne hak etmedikleri, gereğinden fazla para- ne şan şöhret ve ne de makam talepleri var bu deli yüreklerin.

Saygılarımla

Serdar DURAT

Stratejist

10.05.2012

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS