• Haber3 FaceBook
  • Haber3 Twitter
  • Haber3 Friendfeed.com
  • Haber3 RSS
  • IMKB
  • 60.557
  • Dolar
  • 1,7748
  • Euro
  • 2,3342
  • Altın
  • 652,04
  • Ankara : -5 °C
  • İstanbul : 3 °C
  • İzmir : 5 °C
  • Adana : 8 °C
  • Antalya : 7 °C
  • Diyarbakır : 0 °C
Polise atacağı molotofla kendisi yandı
İşte PKK'nın infaz belgeleri
MİT ajanına infaz iddiası
2 evladımız şehit düştü
Yazıyı küçült/büyüt :Yazıyı küçültYazıyı büyüt

CHP'li Baykal konuştu !

CHP'li Baykal konuştu !
CHP'li Deniz Baykal, ''Balyoz Güvenlik Harekatı Planı'' iddialarına ilişkin konuştu.
23 Şubat 2010 / 17:16

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Balyoz Güvenlik Harekatı Planı'' iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmayla ilgili olarak, ''Malta sürgünleri yeniden Türkiye'nin gündemine geliyor'' dedi.

Baykal, partisinin TBMM grubunda ekonomideki gelişmeleri ve eski kuvvet komutanlarının gözaltına alınmasını değerlendirdi.

Konuşmasına, alkışlar ve tezahüratlar arasında başlayan Baykal, salondakilere ''Bu hafta başka bir havanız var, hayrola? İş çığırından çıktıkça, özgüveniniz, umudunuz, inancınız daha da artıyor, Türkiye'yi daha çok sahip çıkıyorsunuz'' diye seslendi.

''YARGI, YARGININ KARŞISINA ÇIKARILDI''

Baykal, ilk kez Türkiye'de, yargının, yargı karşısına Hükümet kararıyla çıkarıldığını öne sürerek, ''Türkiye'nin bu içine girdiği süreç; adaletin, yargının siyasalaşmakta olduğunu, siyasetin, yargıyı kendi amaçları için artık fiilen kullanmaya başladığını bize göstermektedir. Bunun sonucunda Türkiye'de ilk kez kuvvet komutanları, ordu komutanları gözaltına alınmıştır'' görüşünü savundu.

''SÜTÇÜ DİYEBİLİYORSANIZ...''

Baykal, bildiği kadarıyla hiçbir demokratik ülkede, bu kadar büyük, çarpıcı bir operasyon olmadığını ifade etti.

Demokrasi ve hukuk devletini, ''öngörülebilirlik rejimi'' olarak nitelendiren Baykal, ''Sabaha karşı 4'te kapınız çalındığı zaman, 'olsa olsa sütçüdür' diyebiliyorsanız, demokrasi vardır. Sabaha karşı 4'te ister hukuk adamı, ister siyaset adamı, gazeteci, emekli asker, görevde asker olun, kapı çalındığında 'eyvah geldiler' demek durumunda kalıyorsanız, eğer korku sizin ruhunuza işlediyse ve bunda haklıysanız, o ülke demokratik ülke olmaktan çıkmış demektir'' görüşünü dile getirdi.

''7 YIL BOYUNCA NEYİ BEKLEDİNİZ?''


Tutuklamalar karşısında vatandaşın doğal olarak ''Niçin?'' diye sorduğunu vurgulayan Baykal, şöyle devam etti:

''Bu tatbikattan, Genelkurmayın, bütün yetkililerin, Milli Savunma Bakanı'nın haberi var, saklı gizli bir şey değil. Bu arada 'sen askeri darbe planlaması yapıyorsun' diye düşünmüşler? 7 yıl sonra mı düşündünüz? O zaman niye harekete geçmediniz? 7 yıl boyunca neyi beklediniz? 'Bilmiyorduk, yeni öğrendik' Allah Allah, her şey ortada, resmi bir tatbikat uygulaması, gizli, kapalı bir olay yok, açık bir olay var. O açık olay, darbe hazırlığıymış. Bu hazırlığı sadece bu 48 kişi mi yapmış? Bu 48 kişi bunu yaparken, onların kumandanları, amirleri, onların bakanları, başbakanları neredeymiş?''

''PİJAMASINI GİYMİŞ, AYAĞINDA TERLİKLERİ''

Baykal, yapılan işin arkasında, gelecekte bir darbeyi önlemek için tedbir almanın yatmadığını, geçmişte kimsenin haberdar olmadığı gizli bir darbe organizasyonuyla ilgili hesap sormanın bulunduğunu söyledi.

O zamanki komutanlardan hesap sorulduğunu vurgulayan Baykal, o zamanki komutanların da ''pijamasını giymiş, ayağına terliğini geçirmiş, televizyon seyrettiğini'' ifade etti. Baykal, şöyle devam etti:

''Şimdi birileri, hangi ihtiyaçtaysa, bu konuda dava açma kararı almışlar. Çok çeşitli teoriler var, o ihtiyacın neden hissedildiği konusunda. Kimisi diyor ki, 'muhtemel parti kapatma davasına karşı gözdağı vermek üzere düğmeye basıldı.' İnsanların hayatlarıyla, özgürlükleriyle, kendi siyasi hesaplarınız için uğraşmayı nasıl kabul edebilirsiniz, nasıl bunu gerçekleştirebilirsiniz? Bu kadar ucuz mu bu işler? 'Anayasanın geçici 15. maddesi hukuk koruması getiriyor' diyorsan, aylar öncesinden 'kaldıralım' dedik. 'Kafanın arkasında darbe projesi var' diye insanları toplayıp, hesap sormaya kalkıyorsun. Bu hukuk süreci değildir, bu bir siyasal hesaplaşma sürecidir.''

''İNTİKAM ALMA HEVESİ...''

Baykal, bunu 2 gün önce AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan'ın açıkça ifade ettiğini, açıklamaların, ağızdan kaçmış bir söz olmadığını söyledi.

Baykal, namazında, niyazında, orucunu tutan, muhafazakar milyonlarca insan bulunduğunu sözlerini şöyle sürdürdü:

''Kim kimi fişliyor, ne biçim laf bu? İnsanları korkutacak. 'Şimdi biz onları fişliyoruz' diyor. Bu, olayın çok açık, dürüst şekilde ifade edilmesidir. 'Geçmişte bize yapıldı' dediği işler, hiçbir şekilde bugün kimsenin içine sindirebileceği işler değildir. Hiç böyle bir ayırımı, uygulamayı kabul etmek mümkün değildir. Bugün yaşanan olayları, sakın ha kimse 'hukuktu, demokrasinin işleyişi' diye izah etmeye kalkmasın. Bunun altında, bir hesaplaşma duygusu, kararı, bir intikam alma hevesi, arayışı var.

'Ergenekon' dediğimiz de aslında budur. Türkiye manzarasına baktığımız zaman, sanki Türkiye'de darbe yapıldı. Duymadık, haberimiz yok ama Türkiye manzarasına bakınca bir darbe yapıldığı duygusu, düşüncesi var. Ya da Türkiye işgal edildi, yabancı güçler, Türkiye'ye el koydu, kendi çıkarları doğrultusunda, bu memleketi allak bullak etmek üzere her yere elini uzatmaya başladılar. Yani Malta sürgünleri yeniden Türkiye'nin gündemine geliyor. Türkiye'yi kendi amaçlarına hizmet eder noktaya sürükleyebilmek için, uydurma suçlamalar dolayısıyla hesap sorabilmek için, yargılayacağız diye geçmişte İstanbul'u işgal eden yabancı gücün girişimiyle bu memleketin evlatları toplanmış Malta'ya sürgüne gönderilmiştir. En ağır suçlamalar ortaya atılmıştı. Daha sonra yargılamalardan hiçbir şey ortaya çıkmadı. Hepsi şerefli vatansever insanlar olarak topluma döndüler. Şimdi Türkiye tekrar böyle bir tabloya doğru sürüklenmek isteniyor. Bu manzara başka türlü izah edilemez.''

"TARAFSIZ YARGI"

Baykal, yargının birdenbire hedef haline getirildiğini, bunun rastlantı olmadığını söyledi. Hükümetin bağımsız yargı sözünden hoşlanmadığını, onun yerine ''tarafsız yargı'' demeye çalıştığını ifade eden Baykal, bağımlı yargının hiçbir şart altında tarafsız olamayacağını kaydetti. Baykal, ''Yargı bağımlı ise 'tarafsız yargı' demek ya cehalettir ya olayları saklamak için karşısındakini geri zekalı zannetmektir'' dedi.

''Özel yetkili savcı ve mahkemeler'' konusunda eleştiriler yapan Baykal, ''türkiye'de yaşanan yargı facialarının temelinde, bu özel yetkili adli sistem vardır. Bunun artık ortadan kaldırılması lazım" diye konuştu.

Baykal, ''kanunsuz telefon dinlemelerinin'' de yargıyı zaafa uğrattığını vurgulayarak, Başbakan Yardımcısı'nın (Cemil Çiçek) telefonla Erzincan'da bir soruşturma götüren başsavcıya, o soruşturmayı götürüş şekli ile ilgili müdahale ettiğini öne sürdü. Baykal, ''Neymiş? (Oradaki çocukları tahliye edin...) Çocuklar gözaltında değil ki... Sadece orada mı edildi? Burada ne denk geldi? Gözü pek bir savcı çıktı. Peki çıkmadığı yerlerde ne oluyor? Sistem çığırından çıkmış'' dedi.

Erzincan olayının arkasında ticaret, tarikat, cemaat, siyaset, ihale ve medyanın olduğunu, bunun resmi telefon dinlemeleriyle tespit edildiğini ileri süren Baykal, ''Utanç verici manzaralar... 'Bunu kurcaladı' diye bu memleketin dürüst savcısı en ağır acıları yaşamaya mahkum ediliyor'' dedi.

Baykal, sözlerini Sıkın dişinizi, bugünler gelir geçer. Bütün bunların da hesap vereceği gün mutlaka gelir. Türkiye'yi bunlara teslim edecek değiliz. Geldikleri gibi gideceklerdir, hiç merak etmeyin'' diye tamamladı.

1243
 
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim