• Bakan'dan kıdem tazminatı açıklaması
  • TSK PKK'ya bomba yağdırdı
  • Antalya'da Milli zafer !
  • ''Cinci hoca'' insaları böyle kandırdı !
  • Seçmenler sınırı yürüyerek geçmeye başladı
Serdar Durat

Cumhurbaşkanımızın Namusu ve Şerefi

Değerli Düşünür Dostlarım,

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun bu hafta Meclis grup toplantısındaki  konuşması ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Külliyesinde muhtarlara hitaben yaptığı konuşma siyaset gündemine damgasını vurmuştur. Karşılıklı ithamlar, hakaret sınırlarını zorlayan ağır ifadeler dikkat çekmiştir. Kılıçdaroğlu'nun, ocak ayında yapılacak olan CHP kongresi öncesinde sesini yükselterek , muhalefetini sertleştirerek delegelerin takdirini kazanmaya ve yeni genel başkan adaylarının önünde liderlik konumunu muhafazaya etmeye çalıştığı kanaati yaygındır. Bu kapsamda Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından önemli bazı satırbaşları aşağıda olduğu gibidir.

İktidarın amacının, bir milletvekili üzerinden, bütün yanlışlarını, kamuoyunun gündeminden gizlemek olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu , şöyle konuştu:

"Yavuz hırsız misali, ben bunu anlarım. Ama anlamakta zorluk çektiğim başka bir şey var; Bir diktatör bozuntusunun da bu işlere burnunu sokmuş olması. Nasıl birisin sen? Ana muhalefeti suçluyor, sen geldin Mecliste 550 milletvekilinin önünde 'namusun ve şerefin üzerine' yemin ettin. Altını çiziyorum, 78 milyon vatandaşım duy artık, duy. Namusu ve şerefi üzerine yemin etti, tarafsız davranacağına. Erdoğan'a soruyorum; bu namus ve şeref kavramı nerede satılıyor acaba? Nerede pazarlanıyor, bu namus ve şeref? Bir ülkenin Cumhurbaşkanı namusuna ve şerefine sahip çıkmazsa, kim sahip çıkacak? Tarafsızlığını bozduğun her dönemde, ben, namus ve şeref kavramını sana hatırlatacağım. Namusu ve şerefi öğreteceğim sana, sözüm söz."-"Partide adam kalmayacak"Kılıçdaroğlu, 17-25 Aralık tarihinin "yolsuzluk haftası" olduğunu ileri sürerek, bu haftada, bir hükümetin, bir devleti nasıl soyduğuna tanık olunduğunu iddia etti.Hükümetin, devletin elini, kolunu bağlayarak, savcıları, hakimleri, polisleri görevden alarak dosyaları kapattığını öne süren Kılıçdaroğlu, "Onlar sanıyorlar ki 'Bu iş bitti.' Yemezler, bu iş bitmez. Bazı önemli yerlere geldiler diye bu işin biteceğini sanıyorlar yok öyle bir şey" dedi. İstanbul'da hırsızlık yapan üç çocuğun, 3 lira için 45 yıl hapisle yargılandığını anlatan Kılıçdaroğlu, Başbakan Davutoğlu'nun "Eğer bir parti görevlisi, görev aldıktan sonra evini, arabasını, yaşam tarzını değiştiriyorsa, ben o adamı partiye almam" dediğini hatırlattı.Kılıçdaroğlu, "İyi de Davutoğlu o zaman ortada parti kalmayacak" dedi.

Sevgili okurlar,

Kılıçdaroğlu'nun bu konuşmasından bir gün sonra CB Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 17. Muhtarlar Buluşması'nda konuşmuş, ayni şiddet ve tonda cevaplar vermiştir. Sözlerinin bazı çarpıcı kısımları aşağıda belirtilmiştir.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu doğrudan hedef alan Erdoğan, "2002 yılından beri siyasette boy gösteren ama bugüne kadar girdiği hiçbir seçimi kazanamayan bu zat, ağzına ve şahsına hiç yakışmayan bir namus, şeref edebiyatı tutturmuş gidiyor. Benim şahsımla alakalı. Her seçimden önce 'Başarısız olursam burada oturmam' deyip de her seferinde sözünü tutmayan, böylesine bir pişkinlik içinde olan birisine ne desek fayda yok. Onun farkındayım. Hiç şüphesiz milletimiz kendisine haddini seçim sandıklarında bildirmeye devam edecektir. Bu zat esnaflardan da sorunlarını kendisine mektup yazarak bildirmesini talep etmiş. Bu çağrıyı son derece olumlu, son derece yerinde buluyorum. Ben de tüm milletimden bu zata mektup yazmalarını istiyorum. Milletimin bu mektuplarda bu zatın başında bulunduğu partinin her iktidar olduğunda ülkemizi nasıl felaketlere sürüklediğini, milletimizi nasıl sefalete mahkum ettiğini anlatmaya çağırmasını istiyorum. Hatta babalarınızdan, dedelerinizden kalma nüfus kağıtları varsa onlardaki o karne ile ekmek alınan dönemlerin fotokopilerini de gönderirseniz çok isabetli olur. Daha yakına geleceğim, 1992-1999 yılları arasında Sosyal Sigortalar Kurumu'nu nasıl batırdığının, nasıl bir çıkmaza soktuğunun hesabını sormasını istiyorum. Bu zatın kendi kabiliyetiyle kendi birikimiyle kendi mücadelesiyle değil nasıl bir kaset kumpasıyla CHP'nin başına getirildiğinin yüzüne vurulmasını istiyorum. Bu zatın niçin kendi doğduğu topraklardan kendi kültüründen kendi meşrebinden utandığının, niçin bunları ağzına dahi alamadığının sorulmasını istiyorum. Bu zatın partisine terör örgütü mensuplarını nasıl milletvekili adayı yaptığının izahını vermesinin talep edilmesini istiyorum. Bu zatın Suriye'de 400 bin kişinin katili zalim Esed'le nasıl kol kola girebildiğini hesabını vermeye davet edilmesini istiyorum. Bu zatın düne kadar demediğini bırakmadığı paralel devlet yapılanması adındaki ihanet şebekesinin kuklası haline gelmeyi nasıl içine sindirebildiğinin sorulmasını istiyorum. Bu zatın devletin güvenlik güçlerinin fedakarlıklarla kahramanca mücadele ettiği bölücü terör örgütü mensuplarıyla kurduğu arkadaşlığının mahiyetini açıklamaya çağrılmasını istiyorum. Bu zatın ağzını her açtığında 'hesap uzmanıyım' demesine rağmen bırakın ülkenin hesabını kendi partisinin hesabının içinden dahi nasıl çıkamadığının izahının yapılmasının talep edilmesini istiyorum. Bu zatın milletvekilleri ve arkadaşlarıyla birlikte Türkiye'ye husumet besleyen herkesin yanında yer alarak yaptığı siyasetin namus ve şeref kavramları çerçevesinde değerlendirilmesini bekliyorum. Hiç ümidim yok ama ola ki bu mektuplar o zata kendi gerçek durumunu anlama, algılama, sorgulama fırsatı verebilir."

Erdoğan, şunları kaydetti: "Ben bu görüntüden, bu üsluptan, bu tefessühten onlar adına utanıyorum. Bu söylediklerimin Cumhurbaşkanlığı konumumla, Cumhurbaşkanının tarafsızlığıyla bir ilgisi yoktur. Bu zatın eskiden beri şahsıma yönelik terbiyesizliklerini de kendi karakterine verdiğim için çok önemli görmüyorum. Dünkü grup toplantısında yaptığı konuşma yenilir, yutulur bir konuşma değildir. Zira siz ülkenizin Cumhurbaşkanına bu şekilde hakaret edemezsiniz"

Değerli Düşünürler,

Bizim de sıradan vatandaşlar olarak böylesine bir usluptan, gergin ve saldırgan diyaloglardan üzüntü ve hicap duyduğumuzu belirtmek sorumluluğumuz vardır. Bu tür konuşmaların ülkemizin huzur ve barış ortamına hiç bir katkı sağlamayacağı aşikardır. Bizim siyasi geleneklerimizde Cumhurbaşkanımızın bir siyasi parti lideri ile doğrudan muhatap olması, polemiklere girmesi ve adeta rekabet edercesine münakaşaya girmesi yoktur.

Ayni şekilde ana muhalaefet partisi liderinin gerçek muhatabı olan Başbakan ve İktidar partisinden çok doğrudan Cumhurbaşkanını hedef alarak siyasi mücadele içine girmesi, eleştirilerini bireyselleştirerek hakarete varan çıkışlar yapması da siyasi nezaket ve teamüllerimize aykırıdır.

Sayın Kılıçdaroğlu'na önerimiz daha evvel çok deneyip başarılı olamadığı, salt Erdoğan karşıtlığına odaklanan muhalefetten vazgeçmesi, kendi politikalarını, paradigmalarını ve önerilerini merkeze alan bir muhalefet tarzını benimsesi yönündedir.

Sayın CB dan beklentimiz ise siyaset üstü konum ve devlet vakarını muhafaza ederek politikacıların günlük çatışmalarının tarafı ve bir parçası olmamalarıdır.

Saygılarımla,
Serdar Durat

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS