• Seçmenler sınırı yürüyerek geçmeye başladı
  • Ege'de büyük facia ! Cesetleri kıyıya vurdu
  • İğrenç tuzak karakolda bitti
  • Son ankette MHP'li seçmen sürprizi
  • Osmanlı torunu Nilhan Osmanoğlu'ndan Atatürk çıkışı
Osman Balcıgil

Cumhurbaşkanı'nın Anonim Şirketi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri töreninde, “devleti anonim şirket gibi yönetmek istediğini” yüksek perdeden tekrarladı.

Sayın Cumhurbaşkanı bu lafı ilk kez etmiyor.

Daha önce de (üstüne vazife olduğu zamanları kastediyorum) defalarca söyledi.

Yani, Bay Erdoğan’ın ağzından kazayla çıkmış bir laf değil, devleti şirket gibi yönetmek.

Düşünülmüş, tasarlanmış nedenleri olan bir yaklaşım bu...

Ağızdan kaçmış bir laf olsa, hangi biriyle uğraşacağız diye düşünüp, boş verebiliriz belki ama maalesef değil.

Üstelik, dillendirdiği bu yaklaşım ülke açısından çok önemli sonuçlara yol açabilecek cinsten.

Neden böyle olduğunu söylemeden evvel, sizi yüz yıl kadar öncesine götürmeme izin verin.

***

Lenin, Devlet ve Devrim isimli kitabında, “Devlet olduğu sürece özgürlük, özgürlük olduğu zaman da devlet olmaz” der.

Doğrudur!

Durun, hemen celallenmeyin J

Lenin bu lafı etmiştir de hemen devlet mekanizmasını yıkmaya, tümüyle yok etmeye mi kalkışmıştır?

Tabii ki hayır.

Söz konusu  kitap, yani Devlet ve Devrim 1917’nin Ağustos-Eylül aylarında yazılmıştır.

Ekim Devrimi de zaten, bir ay sonra geçekleşecektir...

Yani Sovyet Devrimi’nin önderi Yoldaş Lenin, yıkacağı mekanizmanın yerini neyle dolduracağını düşünmekte, seslendirmektedir....

Devrimin hedeflerine ulaşabilmesi için, öncelikle eski köhnemiş devletin yerine “şahane” bir yeni devlet mekanizması kurulmasının zamanıdır çünkü.

Kitap dikkatlice okunduğunda, Lenin’in devletin ortadan kalkmasını derhal gerçekleşecek değil, ulaşılacak bir hedef olarak gördüğü anlaşılır.

Genç SSCB”nin kurucusu, izinden yürüdüğü Marx gibi, aslında bir özgürlükler toplumunun hayalini kurmaktadır.

Özgürlükler o kadar gelişecektir ki, göbek adı “kontrol” olan devlet mekanizması, zamanla kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Bir başka şekilde söylenecek olursa, ihtiyaç kalmayacağı için, kendiliğinden sönüp gidecektir.

Hoş bir hayal, değil mi?

***

Ne yazık ki Lenin’in teorisi, pratikte beklenen, arzu edilen sonuçları vermemiştir.

Özlenen “pür demokrasi”ye, yeni devlet sistemi olan Proleterya Diktatörlüğü üzerinden ulaşılamayacağı, daha Lenin’in kendi zamanında anlaşılacaktır.

Yine de köhne devlet mekanizması yıkılmıştır!

Bu kez de onun yerini, yine dibine kadar baskıcı, “şahane” bir başka “kontrol” mekanizması olan Proletarya Diktatörlüğü almıştır.

Stalin’le birlikte, yani zaman içinde, dünyanın görebileceği en kanlı diktatörlüklerden birine ulaşılacaktır...

Demokrasinin dibini bulacağını düşün, içine çok sayıda ülkeyi alan, sayıları belki de milyara yaklaşan koca bir insan topluluğunu, diktatörlüklerin en korkunçlarından birine taşı...

***

Yetmiş yıl süren felaketten sonra, 1980’li yılların başlarından itibaren, SSCB’de “prestroyka” adı altında “yeniden yapılanma” konuşulmaya başlandı.

Devletin hem siyaset hem de ekonomiyi, bilinen (hani şu bizde de uygulanan) normlarla yeniden yapılandırması demekti bu.

Boşa giden yetmiş yıl, çekilen onca acı... Dehşet, kan, gözyaşı...

***

Gelelim bize.

Sayın Cumhurbaşkanı boşuna, devletin yapısını değiştirmek istemiyor.

Çünkü şu anda sahip olunan devlet mekanizmasının (tüm budamalara rağmen) elini kolunu bağladığını düşünüyor.

27 Mayıs ve 12 Eylül eskisi olarak görüyor...

Yani, köhne ve eskimiş...

Soğuk savaş dönemini hatırlattığından dertleniyor...

Bileklerine bağlıyorlar prangayı, yürü yürüyebilirsen” diye söylenmesinden de anlaşılıyor ki, devrim niteliğinde bir değişiklik yapmak istiyor.

***

Ayağındaki prangalar çözülürse ve rahat rahat yürürse ne yapacak peki Sayın Cumhurbaşkanı?

Mesela, tüm bürokrasiyi yeniden yapılandıracak.

Lafın gelişi, o “şak” diye söyleyecek, Merkez Bankası Başkanı “tak” diye yapacak.

Merkez Bankası’nın ve öteki özerk olması gereken kuruluşların bağımsızlığı filan kalmayacak.

Türk tipi demokraside, bütün yollar Bay Başkan’a, bir başka şekilde söylenecek olursa, anonim şirketin genel müdürüne çıkacak.

Sadece bürokrasiyi değil, siyaset mekanizmasını da baştan sona yeniden kurgulayacak Sayın Erdoğan.

***

Kısacası, hedefine ulaşırsa, genel anlamda devletin “patronu” olacak Sayın Cumhurbaşkanı.

Tepeden tırnağa bir anonim şirket kuracak ve yönetecek!

***

Ama devlet, sadece mali bir yapı değil ki!

Yani bir sermaye koyup, üretimde bulunup, en iyi fiyata mal satmaktan ibaret (ve görece basit) bir mekanizma değil ki üzerine konuşulan.

Sene sonunda kar ya da zarar durumuna bakıp, genel müdürüne “başarılı oldun, al sana şu kadar ikramiye” ya da tersine “zarar ettirdin kovuldun, gelsin yeni genel müdür” diyerek yoluna devam edecek bir yapı değil ki devlet.

***

Bir ya da birkaç kişiden oluşan bir sahip profili yok ki devletin.

Seksen milyona yakın bireyin sahibi olduğu, son derece girift bir yapı...

İnsanlar bu yapıyı oluşturmak için, dile kolay, beş bin yıla yakın zamandır uğraşıyorlar...

16. yüzyıldan bu yana, geçmişte edinilen tecrübelerin ışığında modern bir devlet yapısı kurma uğraşındalar...

Ve, Sayın Cumhurbaşkanı bir sabah uyanıp “Beğenmiyorum, değiştireceğim. Çünkü, bileklerime pranga bağlıyorlar, yürü yürüyebilirsen” diyor.

Vah benim güzel vatanım!

***

Bayanlar, Baylar ve Çocuklar,

Devlet, belki kolay yıkılan (Rusya’da filan da görüldüğü gibi) ama kurulması gerçekten zor bir yapı.

Yüz yıllardır mücadele ettikleri halde, hala bir devlete sahip olamayan, ya da sahip oldukları devletleri yıktıkları için sürüm sürüm sürünen öteki toplumların durumlarına bakmamız, bunu anlamak için yeter de artar bile.

İyi ya da kötü, yüzlerce yılda oluşmuş olan bir mekanizmaya sahibiz.

Devlet adını verdiğimiz bu mekanizma, (yüceltmediği zamanlarda bile) bizleri bir şekilde korumanın, kollamanın yollarını bulmaya çalışıyor.

Dünya kadar insanın yaşadığı bir yerde, doğal olarak kimilerinin işine gelen ötekilerin işine gelmez, birilerinin kar olarak gördüğünü öbürleri zarar olarak görür.

Böylesi durumlarda, devlet bir bölüm insanına “yürü” derken ötekilere “dur” deme hakkına sahip yegane müessesedir devlet.

Yanlış anlaşılmasın diye, hemen açayım ne demeye çalıştığımı:

Mesela hırsızlık yapanların yolunu tıkarken, ülkeyi refaha ulaştırmaya çalışanlara destek olur...

Zenginlerden vergi alırken, fakirlere sosyal yardımda bulunur...

Bütün bunları da Sayın Cumhurbaşkanı’nın (gerçekleştirdiği tüm değişikliklere rağmen) bir türlü beğenmediği denge ve kontrol mekanizmalarıyla yapar.

Yasama, yürütme, yargı ve dördüncü kuvvet medyasıyla (içinde bulunduğumuz dönemde Türkiye’de her ne kadar yerlerde sürünüyorsa da), modern anlamda devlet, önüne hedef olarak, herkesin yararına çalışmayı koyar.

Herkese eşit uzaklıktadır ama yeri geldiğinde pozitif ayırımcılık yapar.

Bu yolla, azınlıkta kalanların haklarına sahip çıkar, kimsenin aç ve açıkta kalmaması için çaba sarf eder...

Bir çok kurumu özerktir... Üniversiteler onlardan biridir mesela...

(Tamam, Türkiye’de bugün için böyle değil. Ama yerine Anonim Şirket kurmamız da gerekmez pek tabii...)

***

Oysa anonim şirketler,  genel müdür eliyle yürütülen, kar ve zarardan başka düşüncesi olmayan, basit ticari yapılanmalardır.

Belki Sayın Cumhurbaşkanı herkes daha kolay anlasın diye bu tabiri kullanmaktadır ama o farkında olsun ya da olmasın, ettiği laf,  içinde çok ama çok büyük tehlikeler barındırmaktadır.

Zamanında Marx tarafından geliştirilmiş, Lenin tarafından ete kemiğe büründürülmüş Proleterya Diktatörlüğü kavramı da zamanında pek çok insana “şahane” bir özgürleşme projesi olarak görünmüştü...

İçinde bulunan “diktatörlük” kavramı bile, en aydın olanlara dahi itici gelmedi...

Ama, çok sayıda ülkenin ve bu ülkelerin üzerinde yaşayan milyara yakın insanın cehennem’i oldu.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın Anonim Şirket projesi de Türkiye’yi, böyle derin, geri dönülmesi yüz yıl sürebilecek sonuçlarla sürükleyebilir.

Benden söylemesi.

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS