• İstanbul 32°
  • Ankara 28°
  • İzmir 37°
  • Adana 37°
  • Antalya 41°
  • Bursa 30°
  • Diyarbakır 38°
  • BIST: 78.930
  • Altın: 597,43
  • Dolar: 2,1765
  • Euro: 2,8805
Serdar Durat

Cumhuriyeti Korumak ve Kollamak Kimin Görevi

Değerli düşünür dostlarım,

Ümmet nitelikli bir toplum halinden modern ulus/millet yapısına kavuşmamızı sağlayan, ülkemizin en değerli ve önemli kazanımı olan Cumhuriyetimizin 88.kuruluş yıl dönümü; Van depremine ilişkin acılarımız nedeniyle bu sene biraz buruk ve hak etmediği şekilde kutlandı. Yas durumunda olduğumuz için Törenler, resepsiyonlar iptal edildi. Toplumun bir kesimi bu kararı onaylarken bir diğer kesimi bahsekonu kutlamaların bir eğlence gibi algılanmaması, acılarımıza rağmen ağırbaşlı bir ciddiyet içinde törenlerin yapılması icap ederdi diye değerlendirdi. Bu uygulama Cumhuriyetin geleceği adına bir tehdit olarak algılandı.

Gerçekten de bir şeyi kutlamak demek illa da zil takıp göbek atarak eğlenmek,asarı gizlenmeyecek derecede sarhoş olmak demek değildir. Buradaki kutlamak eyleminin içinde aslında kurucularını saygı ile anmak, onlara karşı şukran ve takdir duygularımızı ifade etmek,dünya aleme gücümüzü-birlik beraberliğimizi ve yönetim tercihimizi lanse etmek amacı vardır.Bu amaca yönelik olarak okullarda şiirlerin okunması, tören alanlarında resmi geçitlerin yapılması, kültür merkezlerinde cumhuriyet içerikli film ve tiyatroların sergilenmesi deprem mağduru acılı vatandaşlarımızı ve genel toplum vicdanını neden incitsin ki ? Cumhuriyetin erdemleri şu anda o kardeşlerimizin yaralarının sarılmasına da doğrudan veya dolaylı olarak katkı sağlamıyor mu? Ne yazıktır ki bu yıl popülist politikalara kurban ettik bu irademizi.

Değerli düşünürler, bu konuyu daha fazla irdelemekte bir yarar görmüyorum, olan oldu zaten. Tarih kendi dinamikleri içinde değerlendirecektir nasılsa.

Yalnızca şurası bir gerçektir ki ilk kez bu kadar açık seçik olarak Cumhuriyetin idamesi için artık bedel ödenmesi gerektiği, bizim nesillerimize gümüş tepside sunulan bu değerin artık öyle oturduğumuz yerden sadece konuşarak, koşulsuz biat ederek, tepkisiz kalınarak ve korku ile sinerek ilelebet muhafaza ve müdafa edilemeyeceği ortaya çıkmıştır.

Çok yakın bir tarihe kadar Cumhuriyet ; anayasanın kendisine verdiği görev ve yetki doğrultusunda günahı ve sevabı ile TSK tarafından korunmuş ve kollanmıştır.

Başta irtica olmak üzere tüm risk ve tehditlere karşı cumhuriyetin bütün kazanımları asil milletimizin hizmetinde ve güvende tutulmuştur. Ancak malumlarınız olduğu üzere yaratılan konjonktürel siyasi iklim ile TSK nin böyle bir görev ve sorumluluğu olmadığı ve adeta üstüne vazife olmayan bir konuda had aşımı/işgüzarlık yaptığı kanaatı topluma enjekte edilmiştir. Sonuç malum artık TSK nin böyle bir misyonunun  olmadığı  inancı yaygınlaştırıldı.

Öyleyse bir başka güce ihtiyaç var demektir cumhuriyetin bekasını temin etmek için.  İşte o güç zaten en başından beri kurucusunun da eserini emanet ettiği gençliktir.

Teknolojiye hakim, iyi eğitim almış, Global anlamda uluslar arası ilişkiler bilincine sahip modern ve silahsız kuvvetlerdir onlar. Enerjileri ve uzun ufuklu vizyonları ile cumhuriyetimizi koruyup kollayacaklarına dair inancım tamdır.

Saygılarımla

Serdar DURAT
Stratejist

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2014 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS