Bunu da gördük çok şükür! Bu saatten sonra ölsem, gözüm açık kalmaz... Mustafa Topaloğlu'nun ardından ben de itiraf etmiştim yıllar önce. Söylemiştim söylemesine de kimseyi inandıramamıştım bu görüşe. İşte, gördünüz mü elin adamı nasıl da deyiverdi; uzaylılar Türkçeye benzer bir dille konuşuyorlar diye...
Son günlerin en asparagas haberini okuyunca çok güldüm. Yanlış anlaşılmasın; koskoca bir Samanyolunda ve henüz keşfedemediğimiz noktalarda yalnız olduğumuzu düşünmenin büyük bir bencillik olacağı kanısındayım. Gülme krizine tutulmamın nedeni ise bu türden varlıklarla muhtemel karşılaşmamızda yaşanacakları düşünmemdi. Hadi gelin hep birlikte biraz düşler dünyasında gezinelim.
Üç yıl sonra…
Ankara-Türkiye...
İktidarının üçüncü döneminin ikinci yılında da AKP milletvekilleri ve Başbakan Recep Bey için yaşam aynı monotonlukta sürmektedir. Bu durumdan oldukça sıkılan Recep Bey, evinin salonunda volta atmaktadır. O sırada torununa çeyizlik dantel oyalayan Emine Hanım;
-Aaa, semazenler gibi ne dönüyorsun odanın etrafında? Başım döndü vallahi...
-Ne yapayım hanım, meşgalem de kalmadı, can sıkıntısından böyle dolanıyoruz Silivri'deki Ergenekoncular gibi.
-Şu Dandi miydi, Gandi miydi, ona bir milyon oy avans verseydin bari bey!
-Verseydim ne olacaktı ki hanım, halkımız İsrail Fatihini bırakıp da ona oy verir miydi hiç?
-Ay ne yapsak da sıkıntını geçirsek?
O sırada birden bire evin üzerine bir gölge düşer ve ardından elektrikli süpürgenin çıkardığı sese benzer bir ses duyulur. Recep Bey ve saygıdeğer eşleri meraktan kendilerini dışarı atarlar. Yuvarlak bir cisim bahçeye doğru inişe geçmiştir ve şaşkın bakışlar arasında cisim inişini tamamlar. Çok geçmeden kapak açılır ve çeşitli boylarda üç yaratık sarkıtılan merdivenin basamaklarını kullanarak bahçeye yürür. En küçük olanı;
-Geçen sene de Bodrum'a götürecektin, Ağrı Dağı'nın tepesine inmiştik. Burası neresi baba?
İri yapılı olanı boynunu bükerek;
-Playstation'da kaç kez deniyorum, hepsinde hedefi tutturuyorum; ama... Bu alet bozuk, benim suçum yok.
-Bana ne baba ya. Okuldaki doktor kızına on ışık yıldır hava atıyorum kumsalda yanacağım diye. Burada deniz bile yok, oha falan oldum yani.
Konukların zararsız olduklarına iyice inanan Recep Bey, parmakları tetikte bekleyen korumalardan sıyrılıp yeşil yüzlü canlılara doğru ilerler. Dokunabileceği kadar yaklaştığına inanınca da tokalaşmak için elini uzatır;
-Selamın âleyküm...
Adam panikle;
-Anam, İran'a gelmişiz hanım! Bizi böyle çıplak görünce, hii... Kaç hanım, kaç...
-Korkmayın, ben Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan...
-Ha şunu baştan söylesene. Ben de seni Arap sandıydım.
Yaratık bunu söylerken Recep Beyin sırtına tokadı yapıştırıverir. Konuklarını ağırlamanın telaşına düşen Emine Hanım onları hemen eve buyur eder. Kısa sürede kaynaşırlar. Emine Hanım ana-kıza kazak örmeyi öğretirken, Recep Bey de adamla tavla oynamaya başlar. Yaratığın bir eli sürekli cinsel bölgesindedir ve habire şortunun ağını çekiştirmektedir.
-Bizim başbakan gelsin de senden ders alsın azizim. Yok, işçiler de en az işveren kadar maaş almalıymış... Yok, eylem yapmak en tabi hakmış... Ülkemize senin gibi bir babayiğit gelecek ki zenginliğimizin tadına varalım. Penç-ü se, severler güzeli genç üse. Adam bunu söylerken Recep Beyin yanağını işaret ve orta parmaklarının arasına sıkıştırıp çekmişti. Sonra da orta parmağının dış tarafını öptü. Sevgili Recep Bey bu makas alma hareketine bozulmuşsa da belli etmedi. Yaratık kafasını bir sağ tarafa bir sol tarafa çevirdikten sonra ancak Recep Beyin duyabileceği bir ses tonuyla;
-Bodrum da Rus hatunlar var mıdır? Benim kuş ötüyor, anlarsın ya...
-Tövbe, tövbe...
Çaylar içilmiş, kurabiyeler yenmişti. Recep Beyin düşes atmasıyla çekişmeli tavla oyunu da noktalandı. Adamın yeşil renk yüzü bir anda mora döndü. Hiddetle ayağa fırladı.
-Zar tuttun... Beni bu galakside yenecek adam daha anasının karnından doğmadı! Kalk hanım, gidiyoruz... Daha da gelmem!
Düşlerimiz gerçekleşirse benzer durumlarla karşılaşacağız gibi geliyor bana. Eee, ne de olsa Türk onlar da... Bakanlar Kurulu yakında katılamadığımız Dünya Kupası yerine Gezegenler arası Futbol Şampiyonası düzenlenmesi, İran'a yaptırım uygulayan BM'den ayrılıp UB'yi (Uzay Birliği) kuracak yasa tasarıları hazırlarsa ve seneye kameralar karşısında gözyaşı dökmek için Türkçe Olimpiyatlarına gezegenlerden çocuk getirtilirse hiç şaşırmayın, benden söylemesi...