• Adana'da kanlı gece ! 5 ölü
  • Kılıçdaroğlu'ndan önemli açıklamalar
  • PKK'dan kaçan terörist yaşadıklarını anlattı
  • Dursun Özbek'ten Hakan Şükür ve Arif Erdem açıklaması
  • İstanbul'da taksici dehşeti
Nefise Seda Yanık

Darbe !

Son bir senenin belki de en popüler konusu. Ergenekon adının duyulması ile birlikte bir çok önemli isim göz altına alındı, tutuklandı ve bir çok mekanda silah, mühimmat ele geçirildi. Hepimizin dikkatle takip ettiği bu operasyon, halkın siyasi görüşüne ve bakış açısına göre yorumlar aldı. Örneğin mevcut hükümete oyunu vermiş sağ kanat darbe hazırlığı iddialarını hoşnutsuzlukla karşılarken; hükümet karşıtı kanadın ise Ergenekon gerçekleşmeden önüne geçilmesini hayal kırıklığı ile karşıladıklarına şahit oldum. Ak parti hükümetinden son derece rahatsız olan bir grup arkadaşımla kahvaltı ederken; “Darbe gerçekleşmeliydi” sözlerini içtenlikle söylediklerini görebiliyordum. Kendilerine bunun bizi on yıl evveline götüreceğine söylediğimde ise bana” Zaten bu hükümetle yeteri kadar geri gidiyoruz” yanıtını verdiler. Hükümete oy veren arkadaşlarımla sohbet ettiğimde ise onlar; bu girişimde bulunan kişileri vatan hainliği ile suçladılar ve huzursuzluk çıkarılmak istendiğini düşündüklerini ifade ettiler. Onlara göre ise bu girişim tamamen din düşmanlığından kaynaklanıyordu.

Peki neydi dilimizden düşmeyen bu DARBE?

Geçmişe göz attığımızda Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana hep bir askeri müdahale ile var olduğunu görüyoruz. Halkın seçimlerine rağmen, bu seçimlerden memnun olmayan bir kısım asker bu hakkı kendilerinde görebilmişler. Bu durum Meşrutiyetten Cumhuriyete geçişte pekte başarılı olamadığımızın kanıtı bence. Geçmişte yaşanmış darbelere baktığımızda ise çarpıcı sonuçlarla karşılaşıyoruz. Celal Bayar ve Adnan Menderes"in yönetimde olduğu Türkiye bir takım kışkırtmalar sonucu, 6 Eylül"de 9 saat süren bir çatışma ve yağmalamaya şahit oluyor. Onlarca Rum vatandaş ölüyor, binlerce ev ve iş yeri yağmalanıyor, 73 kilise talan ediliyor. Bu halk galeyanının sonucunda, Osmanlı imparatorluğu döneminde Türk topraklarında huzurla yaşamış bir çok Rum vatandaşımız göç etmek zorunda kalıyor. Bu olayların ardından 27 Mayıs 1960 günü 37 subay ülke yönetimine el koyarak Adnan Menderes ve iki bakanını idam ediyor. 5000 albay ve 200 den fazla general zorla emekli ediliyor. Halka baskı uygulandığından şikayet eden darbeciler, daha büyük baskılarla aynı mevkide bulunmakta bir sakınca görmüyorlar.

12 Eylül darbesi öncesinde ise yine oldukça büyük vukuatlara şahit oluyoruz. 1 Mayıs 1977 de işçi bayramını kutlamak üzere taksim meydanına toplanan 500.000 kişinin üzerine binaların tepelerinden ateş açılıyor. 20 kişi izdiham sonucu ezilerek ve 5 kişi vurularak hayatını kaybediyor. 100 den çok kişi yaralanıyor ve olayın failleri bulunamıyor !

12 Mart 1971 muhtırasında ise devletin desteğini arkasına almış olan  hükümet Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve arkadaşlarını yakalama emri üzerine bir baskın düzenliyor fakat kendilerine konuşma hakkı verilmeden ve konuşma talepleri reddedilerek  bulundukları yerde katlediliyorlar.

19 Mayıs  1978 günü ise Maraş"da bir sinema bombalanıyor ve bombalamadan sorumlu tutulan 2 öğretmen yol üzerinde katlediliyor. Bu öğretmenlerin öldürülüşünün ardından patlak veren olaya polis uzun süre müdahale etmiyor ve sonuç itibari ile 105 kişi ölüyor,  200 kişi yaralanıyor ve 300 den çok iş yeri tahrip ediliyor.

Temmuz 1980 tarihinde yine başka bir vukuata şahit oluyoruz. Çorum"da yıllardır bir arada sorunsuz yaşayan alevi-sünni halk “aleviler camilere saldırdı” asılsız iddiası üzerine birbirine düşürülüyor. Çıkan çatışmalarda 26 kişi ölüyor, 100 kişi kayıp oluyor ve halk bölgeden göç ediyor.

İşte tüm bunların üzerine 12 Eylül 1980 günü Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koyuyor. Sağ ve sol görüşlü bir çok kişiye idamlar uygulanıyor. Tutuklanan kişilere yapılan işkenceler had safhaya çıktığında ise bu işkenceleri protesto etmek isteyen mahkumlardan biri olan Mazlum Doğan hücresinde kendini asarak intihar ediyor. Bunu takip eden süreçte bir çok mahkum kendini yakıyor ve bir diğer kısım mahkumlar ise açlık grevi sonucu yaşamını yitiriyor. Aynı zamanda 12 Eylül sonrası Kürtler “Dağ Türkleri” ilan ediliyor ve bu günkü Kürt sorunun temeli atılıyor.

İşte hükümetlerin yönetememekle suçlandığı ve Türkiye halkının bu iddialara dayanarak hezimetlere uğradığı darbeler kısaca bunlardır. Meclisler beceriksizlikle suçlanmış, enflasyon baş edilemez bir şekilde yükselmiş (1970 %20 enflasyon/1979%90 enflasyon), dış borçlar artmış ve siyasi eylemler uğruna her gün 25-30 kişi can vermiştir. Sadede gelirsek Ergenekon gerçeklemiş olsaydı sonuç öncekilerden farklı olmayacaktı. Dinli-dinsiz, Türk-kürt, sağcı-solcu ayrımının bu kadar keskin çizgilerle yapıldığı bir memlekette  farklı bir sonuç beklemek ahmaklık olur. Hem ekonomik, hem sosyal yönden ve hem de medeni yönden oldukça geriye gidecektik. Unutmayalım darbe ve savaş öncesi zamanlarda  uygulanan sistem hiç değişmez. Halk birbirine düşürülür ve hedefe ulaşılır. Hatta bundan yüz yıl evvel yaşamış bir İngiliz casusunun itiraflarında aynen şu ifadeye rastlamıştım:

“Türkleri savaş ve kuvvet yoluyla alt etmek imkansızdır. Dış müdahalelere karşı onlar bir birlik olur ve aşılmaz bir kaleye dönüşürler. Bu yüzden onları alt edebilmek için en sağlıklı yol, kendi aralarında bölmek ve parçalamaktır.”

Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi kolay değildir. Darbe olsaydı demek, keşke demek başka ve darbeyi yaşamak bambaşkadır. Ülkesi için gerçekten bir şeyler yapmak isteyen gençleri, kendi hayat görüşleri doğrultusunda siyasi partilerde görev almaya, vakıf ve derneklere üye olmaya davet ediyorum. Ancak böylelikle istemediğiniz sistemin bir parçası olmaktan kurtulur ve yarınlar için ümit vaat eden birer Türk insanı olursunuz. Unutmayalım ki iyi olan hiçbir şey ayağımıza gelmez. Zahmetsiz rahmet olmaz. Ancak çabalar ve inanırsak istediğimiz ülkeye kavuşabiliriz. Koltuğunuza yaslanarak, hiçbir şey yapmadan izlemeye davet ederseniz sevdiğiniz veya sevmediğiniz bir hükümete, istediğiniz veya istemediğiniz bir darbeye maruz kalırsınız. Ve bütün bunlardan yakınmak gibi bir lüksünüzde olmaz.

--"Milli benligini bulamayan milletler baska milletlerin avi olacaklardir." Atatürk

--"Eğer bende bazi fevkaladelikler görüyör, buluyorsaniz bunlari sadece ve yanliz Türk olmama, Türklügüme bağlayiniz."  Atatürk

Sevgiyle ve barışla kalın…

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS