• Haber3 FaceBook
  • Haber3 Twitter
  • Haber3 Friendfeed.com
  • Haber3 RSS
  • IMKB
  • 54.810
  • Dolar
  • 1,8425
  • Euro
  • 2,3065
  • Altın
  • 619,17
  • Ankara : 10 °C
  • İstanbul : 15 °C
  • İzmir : 13 °C
  • Adana : 16 °C
  • Antalya : 16 °C
  • Diyarbakır : 12 °C
Erdoğan'dan yine çok tartışılacak sözler
''Gereksiz yere sezaryen yaptırdım''
Kredi kartıyla taksitli haciz
AB'ye vizesiz seyahatte umut ışığı
Yazıyı küçült/büyüt :Yazıyı küçültYazıyı büyüt

Davutoğlu'nun Fantazileri ve Küresel Bunalım (2)

Dış politikada ürettiği teorileriyle ünlü olan sayın Davutoğlu, ortaya koyduğu yol haritasıyla yeni Osmanlılıcık  akımını benimseyenlere moral ve enerji vermeye devam ediyor. Bu çevreler gündemdeki Afrika’ya açılım stratejisini ilgiyle izliyorlar. İngiltere’nin Mısır’a 100 yıl önce yaptığı ‘komiser’ ataması, ya da Fransa’nın Afrika’daki sömürgelerine, milli çıkarlarını korumakla görevli yönetici ataması mantığına benzeyen Büyükelçi atamaları yapıyor.
Geçmiş hükümetler döneminde, Özal’lı ve Demirel’li yıllarda da, Afrika hep Türkiye’nin kapsama alanında ve  gündemindeydi.

1973 yılında, yurt dışı müteahhitlik hizmetleri faaliyetlerimiz Libya’da başladı.
Yakın dönemdeki Cezayir açılımının tarihi de eskidir.

1990’da Mısır’da otomobil montaj hattımız vardı.

1990’larda Cezayir’de beyaz eşya üretim hattımız vardı.

1997’de, Türk uzmanları Nijerya’da tüm eyaletleri kapsayan fizibilite çalışması yaptılar.

Sudan’a askeri araç satışları ve Eximbank kredisinin tarihi de eskidir.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin eğitim verdiği Afrika ülkeleri vardır.

80’lerde Senegal’de Ticaret Müşavirimiz vardı.

1992 yılında, Hazine ve Dışticaret Müsteşarlığı Afrika masasının, Türkiye’nin ciddi bir Afrika vizyonuna sahip olabilmesi için mutlaka Afrika Kalkınma Bankasına üye olması gerektiği yönünde çalışmalar başlattığı bilinir.

Bu açıdan Sayın Davutoğlu’nun bugün gündemimize taşıdığı Afrika açılımı stratejisi, özgün veya yeni bir açılım modeli değildir. Üstelik, Büyükelçi ataması yapılan ülkeler incelendiğinde, bu atamaların yapılmasında hangi nesnel kriterlerin öne çıkmakta olduğu konusunda da soru işaretleri vardır.

1 – Sayın Davutoğlu, uzun süren Dişişleri Bakanlığı döneminde, Dış Ticaret Müsteşarı ve Dış ticaretten sorumlu eski Devlet Bakanı gibi, ihracat kapasitemizin arttırılmasından ziyade, mevcut ürünlerimizle komşulara ve Afrika’ya açılımı marifet sayan teknisyen ve siyasilerle birlikte çalışarak, yanlış bir Afrika vizyonu almıştır. Zaten, ilgili Müsteşar da, Afrika’ya Büyükelçi tayin edildiğini öğrendiğinde, izlediği  popülist stratejinin nelere mal olduğunu  anlamıştır.

2 – Sayın Davutoğlu uluslararası siyasete teori üretmekten fırsat bulup, Türkiye’nin ‘nereden nereye’ geldiğini izleme fırsatı bulamadı. 20-30 yıl önceki Türkiye, bugün aynı Türkiye değil.

Davos toplantıları olarak bilinen organizasyonu gerçekleştiren WORLD ECONOMIC FORUM isimli kuruluş tarafından hazırlanan ‘2008 -2009 Dünya ekonomik rekabetçilik kıyaslaması raporunda (The World Economic Competitiveness Report) yer alan rekabetçilik kıyaslaması başlıklarının büyük bir bölümünde, Türkiye’nin 134 ülke arasındaki sırası aşağıdaki gibidir.



Yukarıda yer alan veriler doğrultusunda Türkiye’nin küresel rekabette oldukça alt sıralarda yer aldığı söylenebilir. Hatta, yeni küresel rekabet endekslerine göre, Türkiye’nin gelişmekte olan ülke konumundan, geri kalmış ülke konumuna geçmekte olduğunu söylemek de mümkün bulunmaktadır.

Bahsi geçen kaynak verilerine göre, 2008 yılında Türkiye genel rekabet gücü sıralamasında  63. ülkedir. 

Oysa, Türkiye, daha 1997 yıllında 35. sırada bulunmaktaydı.

Diğer bir ifadeyle, bazı Afrika ülkeleri bile son 10 yılda Türkiye’yi  çeşitli başlıklarda geride bıraktı. Türkiye geri gidiyor. Böyle bir ülkenin dış politikası, ancak, silahının menzili kadar olabilir.

Nabucco projesi  veya  Putin’le imzalanan anlaşmalar stratejik derinliğimizin artmakta olduğu yönünde yanlış bir sinyal vermemeli. Bu anlaşmalar tıpkı, bir Afrika ülkesinde olabileceği gibi, milli menfaatler yerine, enerjideki ekonomik potasiyelimizin medya destekli enerji şirketlerine ve uluslararası tekellere peşkeş çekilmekte olduğu anlamını taşıyor.
 
Sayın Bakan, aslında Siz de, ben de bu açılım macerasının arkasında hangi nedenin yattığını çok iyi biliyoruz ama, bilmemezlikten geliyoruz, O başka. 
 
Afrika için gerçekten “sorumlulukların da küreselleşmesi’’ fikrindeyseniz, Fransa ile el ele vererek, Birleşmiş Milletlerde(BM) Afrika için birşeyler yapabilmenin teorisini ve pratiğini üretiniz. Bu sayede, G7 ile birlikte uluslararası ekonomi–politiğin oligarşik bir düzlemde yönlendirilmesini hedef edindiğini ifade ettiğiniz BM’yi de, doğru bir yöne çekmiş olursunuz. Bir Osmanlı torunu olarak bu size daha çok yakışır.

Bu yazı toplam 2053 defa okunmuştur
    * Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
Yazarın Diğer Yazıları
MANŞETLER
Atiye konseri kanlı bitti !400 kilo ağırlığındaki kız evden çıkamadıFazla yağlarınızdan kurtulunAK Parti'de istifa sesleri !Molotofçu çocuk 5 lira için yanmışOrhan Boran vefat etti !AK Parti'de ''Şahin'' krizi !Cem Uzan değil mi o ?Kabe'de bile F.Bahçe!Patron işkencesi !
FIRSATLAR
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim