- IMKB

- 54.810
- Dolar

- 1,8425
- Euro

- 2,3065
- Altın

- 619,17
- Ankara : 10 °C
- İstanbul : 15 °C
- İzmir : 13 °C
- Adana : 16 °C
- Antalya : 16 °C
- Diyarbakır : 12 °C
Demirtaş'tan Mit Düzenlemesine Eleştiri
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eş Genel Başkanı ve Hakkari Milletvekili Selahattin Demirtaş, hak ve özgürlüklerin artırılmasıyla ortada kavga edecek bir meselenin de kalmayacağını belirterek, "Barışı gerçekleştirmek bu kadar kolaydır işte. Bununda yolu müzakeredir, diyalogdur, karşılıklı oturup konuşmaktır" dedi.
Selahattin Demirtaş, BDP Hakkari milletvekilleri Adil Kurt ve Esat Canan ile Belediye Başkanı Fadıl Bedirhanoğlu ve BDP Hakkari İl Başkanı M. Sıddık Yıldırım'ın da katıldığı dayanışma gecesinde partililere seslendi. Kendilerinin uzunca bir süredir demokrasi adına mücadele eden bir parti olduklarını ifade eden Demirtaş, şöyle konuştu: "Biz kendimizi seçmen partisi, sandık partisi olarak tanımlamadık bugüne kadar. Tek derdi oy olan ve oy için binlerce dalavere çeviren bir parti olarak tanımlamadık
kendimizi. Biz aslında bir halk partisi, halk hareketiyiz. Biz halkın emeği, dişi ve tırnağıyla kendi kurduğu, ete kemiğe bürüdüğü bir halk hareketinin temsilcisiyiz. BDP, halkın kendisidir. Partimizin bu günlere gelmesi kolay olmadı. Colemerg (Hakkari) gibi bir yerde partinin kurumsallaşması, kendi kimlik ve gücüne kavuşması çok büyük emek, bedel ve zorlukla sağlanabildi. BDP, bir halk hareketinin partisidir. Partimizin ulaşmak istediği nihai hedef daha demokratik bir ülke, daha özgür bir toplum ve barış
içerisinde yaşayan halkların hizmetinde olabilmektir. En nihai hedefimiz bunun asgari koşullarını oluşturmaktır."
Selahattin Demirtaş, diğer partilerle eşit bir ortamda siyaset yapmadıklarını iddia ederek, mücadele verirken bin bir zorlukla baskıyla engelleme ile karşılaştıklarını şöyle anlattı: "Her seferinde bunları tekrarlamayı uygun bulmuyorum, çünkü baskıları yaşayan bizzat halkın kendisidir. Ama sanki demokratik bir yarış ortamında diğer partilerle eşit koşullarda siyaset yapılıyormuş gibi hava oluşturulmasını doğru bulmuyoruz. İktidar ve bazı muhalefet sözcülerine kalsa BDP'ye sunulmuş olan siyasi imkanlar
bir lütufmuş gibi düşünüyorlar. Bakın diyorlar, 'Size konuşma imkanı veriyoruz ve istediğinizi söyleyebiliyorsunuz'. Kusura bakmayın, ama bugün konuşabiliyorsak bu sizin verdiğiniz lütuftan, haklardan kaynaklı değil. Bedelini ödeyerek, büyük acılar çekerek bugünlere geldik ki bugün kounşabiliyoruz. Ve halen her konuştuğumuz şeye dava ve soruşturma açılmasına, tutuklanmamıza rağmen konuşuyoruz."
Türkiye'de demokrasi ortamı olmadığını anlatan Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sadece milletvekili grubumuz hakkında 674 fezleke vardır ve tamamı yapılan konuşmalarla ilgilidir. Milletvekillerine 3 bin yıla kadar hapis cezası isteniyor. Bir vekil konuşamıyorsa, konuştuğuna dava açılıyorsa ve buna ilişkin kimsenin sesi çıkmıyorsa mecliste, sokaktaki vatandaş nasıl konuşacak, derdini nasıl anlatacak, sivil toplum örgütleri nasıl anlatacak. Eğer milletvekili üzerinde bu kadar baskı oluşturuyorsan, bu
korkutma, sindirme politikasıdır. Biz bütün baskılara rağmen, fedakarca siyaset yapıyoruz. Siyaset yapılıyorsa eğer ülkede, bunu biz yapıyoruz. Geriye kalanlar devletin sunduğu olanak, imkanlarla medyanın gücü ve desteğiyle rahat bir şekilde parti çalışmalarını yürütüyorlar.Her türlü engellemeye rağmen biz demokratik siyasette ısrar ediyoruz. 6 bin 200 arkadaşımız sadece siyaset yaptığı için içeride. Mahkemelerde 200 binden fazla dosya var. Bu insanlar siyasetten dolayı yargılanıyor."
Sürekli BDP'nin karalandığını anlatan Demirtaş, sözlerine şöyle devam etti: "karalamaya, ezmeye, tasviye etmeye, yok etmeye çalışıyorlar. Oysa yok etmeye çalıştıkları bir parti değil, bir halkın özgürlük umududur. Yok etmeye çalıştıkları şey ülkenin en büyük demokrasi dinamiğidir. Bütün Türkiye toplumu şunu iyi anlamalıdır ki, bizim olmadığımız bir siyaset arenası tümüyle iktidarın egemenliği tahakkümü altına girmiş ve kimsenin nefes bile almaya cesaret edemediği bir korku imparatorluğu olur. Buna karşı
direnebilen tek güç biziz. Ve bizi yok etmeye çalışanlar Türkiye'nin gelecekteki demokrasi hayallerini ezmeye çalışıyorlar. Biz aynı zamanda bu mücadelemizle bu ülkeye barışı da getirmeye çalışıyoruz. Çünkü, barış yolu demokrasi ve özgürlüklerden geçer. Teslim almakla, tasviye etmekle veya hakları yok saymakla bu ülkeye barışı getiremezsiniz. Barışın en temel yolu daha fazla demokrasi ve özgürlüktür. Yürüttüğümüz mücadele bu nedenle onurlu bir barış mücadelesidir. Biz şuna inanıyoruz ki, bu ülkeye
demokraside barışta gelecek, bunun teminatı da sizsiniz. İktidarın halka verebileceği hiçbir şey yoktur."
ANADİLDE EĞİTİM YAPINCA KİM NE ZARAR GÖRECEK
Anadilde eğitime de değinen Demirtaş, şöyle konuştu: "Ana dilde eğitim yapmak istiyoruz. Kendi kültürünü özgürce korumak, geliştirmek istiyor. Kendi coğrafyasında, ana vatanında öz yönetimle kendi iradesiyle kendini yönetmek istiyor, özerklik diyoruz buna. Bunlar Türkiye'nin aleyhine değil. Hakkari'deki Kürt çocuğu kendi anadilinde eğitim yapınca bundan kim ne zarar görecek. Biz kimsenin farklı diller öğrenmesine karşı değiliz. Bir değil on dil öğrensin, ama anadilini unutturup hakaret ederek, yok
sayarak bunu yaparsanız bu kültürel soykırım, asimilasyon olur. Şu an bunu yapmaya çalışıyorlar."
KANDİL'DE, OSLO'DA DİYALOG VE MÜZAKERE YAPILMIŞSA BAZILARI BUNU BİR SUÇMUŞ GİBİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR
AK Parti'nin Kürt halkının hiçbir derdine derman olamadığını da söyleyen Demirtaş, şunları söyledi: "Böyle bir niyetleri yoktur, bunları açık açık ifade ediyorlar. Barış dediğimiz şey bu yoldan geçer. Hak ve özgürlükleri artırırsanız ortada kavga edecek bir mesele kalmaz. Barışı gerçekleştirmek bu kadar kolaydır işte. Bununda yolu müzakeredir, diyalogdur, karşılıklı oturup konuşmaktır. Şimdi yakın zamanda İmralı'da, Kandil'de, Oslo'da artık nerede diyalog ve müzakere yapılmışsa bazıları bunu bir suçmuş
gibi göstermeye çalışıyor. Suç işlenmiş gibi göstermeye çalışıyor. Hükümette ç lıyorsa ve buna ilişkin kimsenin sesi çıkmıyorsa ıksin kimsenin sesi çıkmıyorsaıp açık açık bunu savunmak yerine kısmi yasal düzenlemelerle bunu geçiştirmeye çalışıyor. Böylesine büyük bir sorun çözülecekse, hükümet çıkıp açık açık müzakereleri savunmalıdır. Bu gayri ahlaki değildir, yasadışı değildir. Eğer bir yasal değişiklik söz konusu olacaksa da kısmi bir değişiklik yerine meclisin müzakere yapmayı kolaylaştıracak bir yasal
düzenleme yapması gerekir. Mesele bu diyalogu yapmış bazı kurum temsilcilerinin, MİT mensuplarının korunması meselesi değil. Parlamento barış yasası olarak müzakere yapacak kurumlara güç ve destek verebilmelidir. Biz, BDP olarak meseleye böyle geniş bakıyoruz ve gerçektende barışa giden yolda parlamentonun sorumluluk yüklenmesini canı gönülden arzuluyoruz."
- Bugün
- Dün
- Bu Hafta
- Bu Ay
Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim








Sporun doğru adresi
Kadinlara çok özel bir haber
Medyanın 24 saat açık kafesi















































Bu habere ilk yorum yapan siz olun.