• Haber3 FaceBook
  • Haber3 Twitter
  • Haber3 Friendfeed.com
  • Haber3 RSS
  • IMKB
  • 60.557
  • Dolar
  • 1,7625
  • Euro
  • 2,3305
  • Altın
  • 652,04
  • Ankara : -9 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • İzmir : 5 °C
  • Adana : 7 °C
  • Antalya : 7 °C
  • Diyarbakır : -2 °C
Atatürk'ün heykeli Şeyh Sait'in mezarını mı gösteriyor ?
2 evladımız şehit düştü
İstanbul'a asıl kar şimdi geliyor !
İstanbul'da saldırı hazırlığında yakalandılar
Yazıyı küçült/büyüt :Yazıyı küçültYazıyı büyüt

Demokratikleş-me

11 Mayıs 2010 Salı

Korku, şiddet, entrika, aldatma, telekulak, haneye tecavüz, ihbar, şantaj, mafya, uyuşturucu satıcılığı, kin, öfke, nefret ve gözyaşı... Nuri Alço'nun oynadığı bir filmin reklâm afişi değil az önce sıraladıklarım. İnsana, keşke film izliyor olsaydım dedirten olaylar zinciri sekiz yıllık dönemin eseri ne yazık ki. Turgut Özal’ın başbakanlık yaptığı dönemi bile aratan bu dönemden mutlu olan var mıdır acaba diye sorsam da yapılan anket sonuçları sorularımı yanıtladığından üç kişiden birinin mevcut durumdan memnun olduğunu söyleyebilirim. Peki, hangi olumlu yöndeki gelişme iktidardakilerin koltuğunu sağlamlaştırıyor?

AKP ülkeyi yönetme görevini aldığı günden beri zaman zaman haksızlık ettiğimi düşünürüm ve bu özeleştiriyi de birçok kez dillendirmişimdir. "Bak, korkuyordunuz; AKP sekiz yıldır iktidarda ve ülkeye ne şeriat geldi, ne de ülke bir başka ülkeye benzedi," diyenlerin sözleri neredeyse beni bile ikna edecekti. O denli içten konuşuyorlar ki yandaşlar ve partidaşlar, insan ufacık bir eleştiri getirdikten sonra vicdan azabına kapılıyor. Kendisini sanki vatan hainiymiş gibi hissediyor. Şu an kendimi iyi bir icraat bulma konusunda zorluyorum, düşünüyorum ama yine de bulamıyorum. Önce copla dövdürüp, biber gazlarını üzerlerine attırıp oy kaybettiklerini düşündüklerinden sandık rüşveti olarak açtıkları Taksim Meydanı’ndan mı söz etsem acaba, yoksa Avrupa Birliğiyle yapılan görüşmelerin tıkanma noktasına gelinmesine karşın hafızalara kazınan havai fişek gösterilerinden mi? Analar ağlamasın diye Habur'da teröristlerin gövde gösterilerinin nasıl önemli bir adım olduğunu anlatsam daha mı iyi etmiş olurum, yoksa gurbetçilerin fenerlerle nasıl soyulduğunu anlatmakla mı? Silivri'deki ucu açık iddianamenin gazetecileri susturmayı nasıl başardığını aktarmaya gerek görmüyorum, çünkü adı üstünde; ucu açık...

Ne yorucu şeymiş birini övmek! Bittiğini mi düşünüyorsunuz? Yoo, iktidarın başarıları saymakla bitmez. Örneğin; tarihte en çok yandaş medya edinen ve en çok kadrolaşan hükümet partisi olarak anılacak AKP. Anılacağı bir başka konu da en kısa sürede en çok borç katlaması olacak.

Tüm bunlar demokratikleşme ve herkese daha fazla özgürlük adına yapıldı. Özgürlük denilince tüm olumsuzlukları görmezden geliyor insan. Yeter ki düşüncemi korkusuzca açıklayayım, sorgusuz sualsiz rahatça dışarıya çıkabileyim diyor ve ekliyor; özgür olacaksam aç kalmaya bile razıyım. Bu çerçevede seçtiklerinden beklentileri var tabi. İstiyorlar ki dinlenme korkusu olmaksızın akrabalarıyla konuşsun... İstiyorlar ki bir ile konuşmaya giderken güvenlik güçleri saldırı planlarının uygulamaya geçilmesini önlesin. Ve yine istiyorlar ki devlet, yatak odasına kadar girip kamerayla kasete çekenleri en ağır şekilde cezalandırsın. Orası senin alanındır korusaydın ya da basın özgürlüğü var, gibisinden sözleri duymak istemediği gibi, timsah gözyaşlarının akıtılmasını da istemiyor doğal olarak.

Baskı, komplo, iftira, karalama ve siyasetin kirli yüzünün son kurbanı ana muhalefet partisi CHP'nin genel başkanı Deniz Baykal oldu. Kırk yılı aşkın bir siyasi geçmişi olan Baykal oldukça manidar bir zamanda ve çirkin bir tuzakla istifa etmek zorunda kaldı. Basın toplantısında yaptığı suçlama eğer bir ana muhalefet başkanının başına böyle şeyler geliyorsa kim bilir bana ne yaparlar diye sordurttu herkese. En doğal hakkım olan yaşam hakkımı devlet koruyamayacaksa ve hatta Baykal’ın ortaya attığı iddia doğruysa, yani bu alçakça saldırıyı hükümet gücünü kullanarak yapmışlarsa ve bunun adı demokratikleşmeyse, insanlar demokratikleşme yüzünden işsiz kalıyorsa ve evine bir dilim ekmek götüremiyorsa, demokratikleşme yüzünden her gün bir ana yavrusunun ardından ağlıyorsa; “DEMOKRATİKLEŞ-ME ARKADAŞ” diyesi geliyor insanın!

Bu yazı toplam 1146 defa okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları
 
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim