Serdar Durat

Deprem Öldürmez Fakirlik Öldürür

Değerli düşünür dostlarım,

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamaz ve fikir sahibi olunmadan da yazı yazılamaz inancı ile deprem konusunda yazmamaya kararlı idim. En başından beri bu trajediyi her yönü ile izlemeye gayret ettim. Ekran karşısında hayrete düştüğüm, yüreğimin acıdığı, öfkelendiğim, sevindiğim, gözyaşlarımı tutamadığım çok farklı ruh halleri içine girdim çıktım. Bir yandan da tespitler/analizler yapıp çözüm yolları düşündüm.

Malumlarınız olduğu üzere ülkemizde hayatı zorlaştıran ve bazen metanet sınırlarını aşan en büyük iki tehdit deprem ve terördür. Biri jeolojik doğa gerçeği diğeri de insan eli ile yaratılan sosyolojik gerçektir. Dikkat edilirse her ikisinin de ortak bir yönünün , ölümcül yıkıcı etkilerinin mevcut  olduğu görülür. Meydana gelişlerinin hemen akabinde konuların ilgili uzmanları tüm tv kanallarını adeta istila ediyorlar ve bu iki tehdite karşı savunma tedbirleri hakkında toplumu bilgi ve öneri bombardımanına tutuyorlar. Zaman zaman ‘’yahu bizim memlekette ne çok deprem ve terör uzmanı varmış’’ diye şaşırdığım olmuştur.

Ne yaman çelişkidir ki bu kadar uzman/bilge/kanaat önderine sahip olmamıza rağmen her iki konuda da dünyanın en büyük kayıplarını/acılarını yine biz yaşıyoruz.! Tarihsel perspektif içinde incelendiğinde önerilen tertip ve tedbirler üç aşağı beş yukarı hep ayni/benzer şeyler.

O halde sorun nerede ? biz niçin acılardan ders alamıyoruz ? Neden hep ayni şeyleri yapıp farklı sonuçlar bekliyoruz ? Hata insana mahsustur ama ayni hataları defaten yinelemek akıl ve zeka özürlü uygulamaların ürettiği sonuçtur.

Sosyal antropolojik özelliğimizdir çabuk heyecanlanır/kızar,çabuk heveslenir ve çabuk unuturuz. Biraz adam sendecilik, biraz aşırı tevekkül hali, allaha emanet/allah korusun kolaycılığı genetik dokularımızda mevcuttur. Basiret ve akıl ile muhakeme, icraat yerine duygu yoğun refleksler/reaksiyonlarla yaşamaktan kendimizi alamıyoruz.

Kıymetli düşünürler, depremin jeolojik etüdleri kapsamlı biçimde yapılmakta ancak sosyolojik ve psikolojik analizleri yeterince yapılmıyor. Popülist politikalardan her şeye rağmen tam anlamı ile vaz geçilemiyor.

İnsanın doğal yapısında ve beşeri ilişkilerinde egemen olan en önemli özellik (DÜRTÜ + DEĞER YARGILARI = DAVRANIŞ BİÇİMİ ) olarak formüle edilebilir.

Tabiatı ile bu formül ancak  hayat olağan akışını sürdürdüğü sürece geçerli olabilir.

Yaşama/hayatı idame dürtüsü ilk ve en önemli olanıdır ve bazen değer yargılarını yok sayacak kadar dominanttır. Bir başka deyişle; Aç ve susuz olan, barınma imkanından yoksun kalan, ölüm tehlikesi ile yüz yüze gelen insan/lardan; nezaket, kurallara riayet, başkalarının haklarına saygılı olmak, fedakarlık ve vakar gibi sosyal değerlere önem vermesi beklenemez. Kendisinin ve yavrularının yaşamlarını sürdürebilmek için beslenmek zorunda olan bir aslanın veya kaplanın gücünün yettiği bir ceylan sürüsüne saldırması ve avlanması ne kadar doğal bir gerçek ise hayatta kalabilmek dürtüsü ile başka çaresi kalmayan bir insanında benzer saldırganlıkları sergilemesi o kadar kaçınılmaz olabilir. Deprem bölgesine ulaşan yardım malzemelerinin bir kısmının yağmalanmasını, bir kısmının art niyetli kişilerin eline geçmesini ve satılmalarını belki bu şekilde anlamak gerekebilir.

Böylesine bir kaos ancak o acılı ve yaşama mücadelesi veren insanları değerlerini yitirmek ve vahşileşmek zorunda bırakmayacak kadar süratli ve adil bir yardımı gerçekleştirebilecek organizasyonlar ile mümkün  olabilir.

Kriz Yönetiminde sağlıklı bir komuta-kontrol yapısı - iletişim ve veri temini esastır. Ancak süratli reaksiyonlarla başarılı olunabilir. Karşılaşılan kriz halinin moral ve psikolojik manada ilk şokunu derhal atlatarak hiç bir tereddüte mahal vermeksizin ivedilikle karşı tedbirler yürürlüğe konulmalıdır.

Lojistik artık bir bilim dalı haline gelmiştir. İhtiyaçların-taleplerin belirlenmesinden itibaren ve buna uygun mal-hizmet üretiminden başlayan ,stok kontrolundan, temin- tedarik–dağıtım aşamalarına kadar tüm süreçlerin titizlikle takip edilmesi  gerekir.

Deprem bölgesindeki yardımların zamanında ve düzen içinde ihtiyaç sahiplerine ulaşmasındaki sıkıntıların nedeni belki de bu lojistik yeteneklerimizin,deneyim ve pratiklerimizin yeterli olmayışına bağlanabilir.

Netice olarak ; yazının başlığında kullandığım Fakirlik öldürür tabirimi izninizle biraz açmak ve başka bir paradigma ile bitirmek istiyorum. Lütfen bir an için farklı bir gözle bakmaya çalışınız . Deprem bölgesindeki mağdur insanlarımızın genel profilleri, sosyal sınıfları, ekonomik özgürlükleri ,yapı stoklarının kalitesi, şehircilik ve çevre bilinci; Dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisine sahip olmaya, bölgesel ve küresel anlamda önemli bir çekim merkezi ve güç odağı olmaya çalışan bir Türkiye’nin gurur duyabileceği bir durum mudur ?

 Ayrıca Türkiye’nin konuya ilişkin çok önemli bir diğer meselesi de DENETİM zafiyetidir. Hayatın her alanında gerek kamusal ve gerekse sosyal disiplinlerde hep bir denetim boşluğu var olmuştur. Bu boşluğu istismar ederek kendilerine avantaj/pozisyon yaratmaya çalışan hastalıklı zihniyetler de malesef her dönemde ortaya çıkarak telafisi mümkün olmayan acılara dolaylı/dolaysız sebep olmaktadırlar.Birbirine çok yakın ve benzer iki binadan biri tamamen çökerken diğerinin hafif hasarla dimdik kalması en basit mantıkla bu denetimsizlik le açıklanabilir diye düşünüyorum.

Sadece ekonomik olarak değil, vicdan-ahlak-namus ve sorumluluk açılarından da fakir olununca sonuç ne yazıktır ki böyle felaket oluyor.

Gelecekte bu tür felaketlerden sakınmak ve kayıplarımızı/acılarımızı minimize edebilmek için salt acıma duyguları ile/ refleks biçimindeki yardımlarla değil ulusal kalkınma bilinci ile Türkiye’nin geri kalmış bölgelerini bir an evvel ayağa kaldırmak için Stratejik planlamalar yapılmalı ve tez zamanda uygulanmalıdır.

Saygılarımla

Serdar DURAT
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS