• CHP'den sürpriz erken seçim iddiası
  • Amerika-Rusya PYD ile kol kola
  • Sosyal medyada linç ettiler
  • Şehidi pasta yaptılar
  • Bakan'dan kıdem tazminatı açıklaması
Serdar Durat

Dış politikada duygular mı, kozlar mı ?

Değerli düşünür dostlarım,
Yazının başlığından da anlaşılabileceği gibi şu sıralar İsrail ile ilişkilerimizdeki son gelişmeleri biraz endişe ve biraz da hayretle izlemeye/anlamaya çalışıyorum.
Dış işleri bakanı sayın Davutoğlu’unun siyasete girmeden evvel akademik kimliği ile yazdığı (Stratejik Derinlik ) adlı kitabında ifade ettiği görüşleri ve göreve geldikten sonra ortaya koyduğu (Komşularla sıfır sorun) sloganını icraatlarında pek göremediğimi belirtmek isterim. Bireysel vizyonum ve sınırlı müktesabatım ancak bu kadarını görebilmeme yetiyor olabilir ancak toplumda bu konuda genel bir mutabakat olduğu da aşikar.

Sosyal antropolojik bir özelliğimiz olan duygusallığımızı ve çabuk/kolay öfkelenme/heyecanlanma alışkanlığımızı; uluslar arası ilişkilerimizde ve dış politikalarımızda gizleyebilmek zorundayız. Politikacılar ve diplomatlar her düşündüklerini ve/veya hissettiklerini değil sadece ulusal çıkarlarımızın gerektirdiklerini ifade etmelidirler. (Diplomat gülümsemesi) diye bir tabir vardır.
En çetin müzakerelerde dahi bu gülümsemeyi kaybetmeyecek kadar soğukkanlı ve nazik olabilmek çok önemlidir. Kırmak dökmek,bağırmak çağırmak,masadan kalkmak, tehditler savurmak bu günün dünyasında pek etkili olmuyor.
Belki iç politikaya dönük duygusal prim sağlayabilir ama öte yandan uluslar arası camiada yalnız kalmak /dışlanmak tehlikesini de beraberinde getirir.

Dünyanın en karmaşık/sorunlu siyasi ve etnik yapılarının yer aldığı, stratejik ve ekonomik çıkarların çatıştığı yakın-orta doğu bölgesinde gelecek on yıllar içinde
(belki daha da önce) muazzam jeo-politik değişimlerin yaşanacağı artık akıl gözü ile değil normal çıplak gözle bile görülebilmektedir.
Bu gerçeklik dikkate alındığında; bölgedeki diğer güç odakları ile gerilim ve soğuk savaş ilişkileri yaşamak Türkiye’nin hiç te ihtiyacı olmayan talihsiz bir durum olur.
İsrail’in de gerek siyonizmden ve gerekse ABD nin gerçek stratejik ortağı olma özelliğinden  beslenen gücü ile bölgenin önemli oyun kurucularından biri olduğu malumdur.

İsrail’in Gazze ablukası ve Filistin politikasına ilişkin protestoları-sivil İnsani boyuttan çıkartıp, konuyu tüm dünyadan soyutlayarak sadece Türkiye’nin meselesi gibi lanse etmek, iki ülkeyi karşı karşıya getirebilecek gerginliklere dönüştürmek bizim ulusal çıkarlarımızla örtüşemez kanısındayım. Ayrıca mazlumun koruyucusu olmak gibi bir politik misyon da dünya çapında genel kabul/destek görmeyebilir.

İsrail gibi, bu coğrafyada bekasını sağlayabilmek için sürekli tetikte ve mütecaviz angajman kuralları ile yaşayan bir ülke ile ikili ilişkilerimizi tanzim ederken çok dikkatli ve soğukkanlı olmak, uzun ufuklu bir vizyon geliştirmek gereklidir.
Bu ilişkilerin tesis ve idamesinde duygusallığa asla yer verilmemeli mevcut sorunların giderilmesi için dolaylı ve/veya dolaysız olarak kullanabileceğimiz kozlarımız kademeli olarak devreye sokulmalıdır. Bu kapsamda; İsrail’i Gazze halkına karşı uyguladığı baskıcı ve gayri insani politikalarından caydırmak adına her türlü diplomatik girişimler BM çatısı altında ve çok uluslu insiyatifleri de yanımıza alarak sürdürülmelidir.


Öte yandan İsrail ile ortak çıkar alanlarının yaratılmasına ve karşılıklı işbirliği olanaklarının genişletilmesine çaba sarf edilmelidir.

Netice itibarı ile, bu aşamada kendimize sormamız gereken sorunun aşağıdaki gibi olabileceği kanaatimi muhafaza ediyorum.

Akıl egemen Koz/lar stratejisi ile dostluğundan istifade edilmesi çok mümkün olan ;

-özellikle savunma sanayii sektöründe hemen tüm dünya ya teknoloji satabilen,
  müşterek projelerde yapılacak off-set antlaşmaları ile ilave istihdam
   yaratabileceğimiz,
- ihracatımız için önemli bir pazar olabilecek,
- terörle mücadelemizde gerek teknik ve gerekse istihbarat konularında destek
   alabileceğimiz komşu bir İsrail mi ?

Yoksa ;Duygusal ve amatörce yürütülen, statükoyu tırmandırıcı politikalar uygulayarak bir anlamda kendi ellerimizle yaratacağımız ;

- Dünya çapında ermeni ve yahudi lobilerini aleyhimizde kışkırtan/örgütleyen,
- PKK terör örgütüne lojistik ve teknik destek veren düşmanımız olabilecek bir İsrail mi ?

Türkiye için daha önem arz eder ve tercih nedenidir .


Saygılarımla

Serdar DURAT
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS