Serdar Durat

Düşmanı müşterek olmayan müttefik olamaz

Değerli Düşünür Dostlarım,

Suriye krizi gözlerimizin önünde giderek kontrol edilebilir ve yönetilebilir olmaktan uzaklaşmaktadır. Bu kriz süratle tırmanmış, zaman içinde başka ikincil krizleri doğurmuş ve tüm önleyici tedbirleri yetersiz kılmıştır. 

Suriye artık iç savaşın başlangıcında olduğundan çok daha fazla ülkenin stratejik ilgi odağı ve çıkar alanı haline gelmiştir. Bu nedenle de krizin iç ve dış paydaşları gerek nicelik ve gerekse çeşitlilik açısından çok artmış, tabiatı ile Suriye krizi artık bölgesel olmaktan çıkıp küresel ve çok karmaşık bir sorun halini almıştır.  

 Tabiri caizse Suriye'de savaşanlar arasında kim terörist ? kim katil ? kim meşru savunma hakkını kullanıyor ? kim mütecaviz  ? kim düşman?  kim dost ? ayırd etmek pek kolay değildir. 

img_1252.pngİngiltere'nin dünya çapında itibarı ve güvenilirliği olan "The Economist " dergisinde yayınlanan bir karikatür durumu çok net bir şekilde tasvir etmektedir. Suriye'de savaştan ve katliamdan kaçan kitleler bu asrın en büyük insanlık trajedisi olan mülteci akınlarını başlatmışlardır. AB ülkeleri bu milyonlarca çaresiz insanın kendi huzurlarını kaçırmalarını ve refah paylarını düşürmelerini arzu etmedikleri için mülteci akınlarını durdurmak üzere yol ve yöntemleri araştırmak zorunda kalmışlardır.  Bu kapsamda Türkiye'yi bariyer ülke statüsünde kullanmaya çalışmaktadırlar.

Sevgili okurlar,

Bildiğiniz gibi bu hafta ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ülkemizi ziyaret etti. Bahse konu ziyaretin şifrelerini , Biden'in temasları ve açıklamaları doğrultusunda okuyabildiğimiz kadarı ile kısa bir durum tespiti ve muhakemesi yapalım isterseniz. 

ABD Türkiye'de mevcut basın hürriyetini ve ifade özgürlüğünü yetersiz bulmaktadır. 
Türkiye'nin Suriye krizinin çözümüne destek vermek üzere daha aktif olmasını istemektedir. Daha somut olarak ifade etmek gerekirse Türk askerinin Suriye topraklarındaki kaos ortamına kara harekatı ile angaje olmasını beklemektedir. Bu beklentisi karşılanmadığı için de Suriye'deki PYD ( Partiya Yekitiya Demokrat - Demokratik Birlik Partisi ) güçleri ile yakın işbirliği içine girmekte ve destek sağlamaktadır.
ABD, İŞİD'e karşı mücadelede Rusya ve İran ile birlikte hareket etmeye kararlıdır. Dolayısı ile Rusya ve İran'nın desteklediği Esad'ın etkisizleştirilmesi konusunu eskisi kadar dile getirmemeye özen göstermektedir. Oysaki Rusya İşid'den çok Esad'a muhalif grupları vurmakta bir şekilde Esad'ın konumunu muhafaza etmeye çalışmakta ve PYD 'ye destek vermeyi sürdürmektedir.
Ayni şekilde ABD de PYD yi bir yerde kendi hizmetindeki taşeron kara gücü olarak görmektedir.

Değerli okurlar,

PYD hem ABD nin ve hem de Rusya'nın desteğini alarak Suriye'nin kuzeyinde  kantonlarını birleştirme yolunda ilerlemekte ve etki alanını genişletmektedir.

Öte yandan PYD nin Esad ile iyi ilişkiler içinde olduğuna dair bilgiler de mevcuttur. Suriye'de diplomatik çözüm arayışları kapsamında tertiplenen ve dün başlaması gereken Cenevre görüşmelerinin ertelendiğini , muhtemelen 29 Ocak'ta gerçekleşeceğini açık kaynaklardan öğrendik. Bu ertelemenin nedenleri arasında Türkiye'nin PYD yi ayni PKK ve İŞİD ( DAEŞ) gibi terör örgütü olarak kabul etmesi ve Cenevre görüşmelerinde masada görmek istememesinin olduğu kulislerde konuşulmaktadır. Ancak yukarıda belirtildiği üzere hem Rusya ve hem de ABD, PYD nin Suriye meselesinin çözümünde görüşlerinin ve sözlerinin dikkate alınması gereken aktörlerinden biri olduğuna inanmaktadırlar. Öte yandan Türkmen'lerin Cenevre'ye gelmelerini de Rusya istemiyor.

Netice olarak ; Suriye'deki tehdit değerlendirmesi krizin dolaylı ve/veya doğrudan müdahili olan aktörler tarafından birbirlerinden çok farklı şekilde yapılmaktadır. ABD için birinci öncelikli tehdit İŞİD iken Rusya ve Esad'a göre en önemli tehdit Özgür Suriye Ordusu savaşçıları ve Türkmen'lerdir.

Türkiye İŞİD'e İŞİD dahi demeyip arapça kısaltması olan DAEŞ derken, PYD yi öncelikli tehdit olarak görürken, Katar ve Suudi Arabistan'la birlikte Esad'ın devrilmesini çözüm için şart koşarken bu Cenevre görüşmelerinden pek olumlu bir sonuç beklemek aşırı iyimserlikten öteye geçemez . 

Düşmanı müşterek olmayanların müttefikliğinden de söz edilemez  kanısındayım. 

Daha önce de bu köşede defalarca yazdım. Bir yandan Suriye'deki savaş ortamını sonlandırmak için ayak sürümek , krizi fırsata çevirmeye çalışarak bölgede ilave nüfuz alanı kazanmaya çalışmak, öte yandan bu savaştan kaçan mülteci akınlarını kendi ülkelerine kabul etmek adına gönülsüz davranmak, bu akını Türkiye'nin göğüslemesini istemek yüz kızartıcı bir insanlık suçudur, iki yüzlü ve ahlaksız emperyal politikalardır. Bir an evvel bu politikalardan vazgeçilmediği , Suriye'de insanca yaşayabilecek ortam ve koşullar yeniden tesis edilmediği sürece ne mülteci krizi biter ne de Suriye meselesine çözüm bulunabilir.

Saygılarımla

Serdar Durat

Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS