• Seçmenler sınırı yürüyerek geçmeye başladı
  • Ege'de büyük facia ! Cesetleri kıyıya vurdu
  • İğrenç tuzak karakolda bitti
  • Son ankette MHP'li seçmen sürprizi
  • Osmanlı torunu Nilhan Osmanoğlu'ndan Atatürk çıkışı
Serdar Durat

Edepsizlik aşırı iltifattan cesaret alırmış

Değerli Düşünür Dostlarım,

Malumlarınız olduğunuz üzere " Marifet iltifata tabidir " diye bir atasözümüz vardır bizim.  " Kişilerin başarıları takdir edildiği ve karşılığı verildiği müddetçe daha iyi sonuçlar elde edilir ve başarıların devamı sağlanır" anlamına gelir. 

Motivasyon,takdir ve teşvikin başarılı sonuçlar alınmasındaki önemini ve kıymetini tanımlar. Ancak her şeyde olduğu gibi iltifat konusunda da ölçülü olmak esastır. Eğer aşırıya kaçılırsa hem iltifat edeni küçük duruma düşürebilir ve hem de iltifat edileni rahatsız eder. Bazen sadece rahatsız etmekle kalmaz iltifat edilenin tevazu ve hatta edep sınırlarını aşacak kadar şaşırmasına

dahi yol açabilir. Nitekim şöyle bir etrafımıza baktığımızda, olan bitene kulak kabarttığımızda ; Sayın Prof. İlber Ortaylı'dan ödünç alarak yazıma başlık yaptığım bu sözün günümüzde fazlası ile gözlemleyebildiğimiz bir gerçeklik olduğunu kolayca anlayabiliriz.

Sevgili okurlar,

Bu durum tespitini yaptıktan sonra gelin isterseniz birlikte İstanbul'un fethinin 563. yıl dönümü dolayısıyla dün Yenikapı Miting Alanı'nda düzenlenen "Fetih Şöleni"nini kısaca analiz etmeye çalışalım. Muhterem CB Erdoğan şölen kapsamında yaptığı konuşmasında, "İstanbul'u anmadan tarih yazmaya kalkarsanız mürekkebiniz kurur, kaleminiz körelir. İstanbul'u görmeden, İstanbul'u yaşamadan geçen ömür eksiktir. Onun için bu şehrin kıymetini çok iyi bilmeliyiz. İstanbul, bizim için sevgili Peygamberimizin övgüsüne, müjdesine mazhar olmasıyla ayrıca önemlidir. Çağ kapatıp çağ açan, tarihin gördüğü en muhteşem zaferlerden biri olan İstanbul'un fethinin 563. yıl dönümü mübarek olsun, kutlu olsun demiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını aşağıda özetle sunulan şekilde sürdürmüştür ;

"Sadece Akdeniz'e değil Avrupa'ya da bir kısrak başı gibi uzanan bu memleketi bizden koparmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Bölücü terör örgütünü koçbaşı gibi kullanıp ülkemize saldıranların derdi ne Kürt kardeşlerimizdir ne de o bölgedir. Onların derdi fethin intikamını almaktır. 

Bu millet yüz yıl önce, hasta adam ilan ettikleri Osmanlı'nın küllerini havaya savurmanın hevesiyle Çanakkale'de, Kut'ül Amare'de, Kafkas cephesinde tüm güçleriyle üzerine saldıranlara, hak ettikleri cevabı vermişti. Kurtuluş Savaşı sonunda adeta küllerinden yeniden doğan son devletimiz Türkiye Cumhuriyeti, bu yıl 93. yıl dönümünü geride bırakıyor. İnşallah, 2023 hedeflerimize ulaşarak, 100 yıl öncesinin hasta adamının varisini, geleceğin en büyük 10 ekonomisinden biri haline getireceğiz.

Nereden nerelere geldik. Bize bunu layık görmeyenler şimdi aslını görüyorlar. Çünkü, bizim fiilimizin ulaştığı yere ülkemizdeki birileri var ya onların hayalleri bile ulaşamaz. Bizi dünyada seven var, sevmeyen var. Bize çok dua eden toplumlar da var ama maalesef hiçbirinin imkanları bizden daha ileri değil. Onlar da ümitlerini Türkiye'ye bağlamış durumdalar, size bağlamış durumdalar, bize bağlamış durumdalar.

Şu anlaşılıyor ki medeniyetimizin bin 400 yıllık ışığı, hala birilerini rahatsız ediyor. Anlaşılıyor ki coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımızı hala kabul etmeyenler var. Fethin 600 yıla yaklaşan acısının da hala taze olduğunu görüyoruz. Biz unutsak da onlar unutmuyor, biz uyusak da onlar uyumuyor. Biz kendilerine ne kadar yaklaşırsak yaklaşalım, onlar asıl hedeflerinden, asıl niyetlerinden, asıl rüyalarından vazgeçmiyorlar. Onun için biz de unutmayacağız, onun için uyumayacağız, onun için kendimiz olmaktan asla vazgeçmeyeceğiz."

Kıymetli okurlar,

İstanbul'un Fethi'nin 563. yıl dönümünde Başbakan Binali Yıldırım da kürsüye gelerek konuşma gerçekleştirdi. 

Yıldırım'ın konuşmasının satır başları aşağıda sunulmuştur :

"Aziz milletime selam ve saygılarımı iletiyorum. Aziz İstanbullular bizim inancımızda fetih iyiliğin kapısını açmaktır. Farklılıklarımızı zenginlik saymak, her renkten insanı bir arada yaşatmaktır. Fetih, çağ açıp çağ kapatmaktır. Fetih Çanakkale'de geçilmez olmak, Dumlupınar'da düşmana haddini bildirmektir. Millet olarak ayağa kalkmaktır. Tarih yazmaktır. Şimdi yeniden fetih ruhuyla ayağa kalkmanın zamanıdır İstanbul. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile kenetlenerek tarih yazma zamanıdır. Fetih ruhu filizlenmesin diye terörü başımıza bela ettiler. Okyanus ötesinden Türkiye'de yol biçmeye kalktılar. Halkın irfanı tuzakları yendi. Erdoğan'a sahip çıkarak vefasını gösterdi."

Bu konuşmalar içindeki marifetleri, iltifatları,aşırı iltifatları,eğer varsa siyasi ve sosyal edep ihlallerini takdirlerinize bırakıyorum.  Şölen kapsamında Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı Akrobasi filosu "Türk Yıldızlarının" gösteri yapması taktik ve teknik olarak büyük marifet olup stratejik açıdan Genel Kurmay Başkanlığı'nın CB ve AKP iktidarına biraz aşırı iltifatı gibi algılanmıştır.  İstanbul halkının büyük çoğunluğunun kutlamadığı, katılmadığı, davet bile edilmediği hatta milletimizin en az yarısının böyle bir şölen fikrini desteklemediği aşikardır. Milli resmi bayramlarımızdan olmayan bu Fetih şölenlerine "Türk Yıldızları" uçaklarımızın katılması ve gösteri yapması endişe ile karşılanmıştır. Bahsekonu gösteri sırasında saat 19.40 ile 20.00 arasında havalimanındaki trafiğe ara verilmiş, havalimanına inecek uçaklar havada tur atmışlar, kalkış yapacak uçaklarsa pistte bekletilmişler..Yabancı dostlarımıza nasıl izah ettik bilemiyorum ama eminim anlayışla karşılamışlardır..

Değerli dostlar,

Biz de sıradan bir sakini olarak "Baba ocağımız " Şehr-i İstanbul'un 

bu gün gelinen nokta itibarı ile ; Çıldırtan trafiği, korkutan demografik yapısı, beklenen deprem riski, gürültü-görüntü ve çevre kirliliği , çarpık kentleşmesi, rant kavgaları ile her geçen gün yaşanılır olmaktan biraz daha uzaklaşmasından duyduğumuz üzüntüyü ve kaygıyı belirterek 563. Fetih yıldönümünü kutlamak isteriz. Hayırlı ve uğurlu olsun !

Her şeye rağmen önemle vurgulamak gerekir ki böyle muhteşem bir kenti fethederek tarihin akışını ve dünya düzenini değiştiren Fatih Sultan Mehmet'e şukran borçluyuz. Üç büyük imparatorluğa başkent olmuş İstanbul'u düşman işgalinden kurtaran ve din disiplini ile sevk ve idare edilen , ümmet niteliğindeki kitlelerden, uygar ve tam bağımsız bir millet yaratan, modern Türkiye Cumhuriyetini kuran Atatürk'ümüze de ayni şekilde medyunu şukranız. Birbiri ile mukayese edilmeleri ve tabiri caizse farklı siyasi tandans ve dünya görüşü sahiplerince yarıştırılmaları mümkün olmayan bu iki askeri dehamız ve devlet adamımızla gurur duymak hakkımızdır.

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS