• ''Almanya, MİT'in verdiği listedeki isimleri uyardı''
  • Dışişleri Bakanı'ndan son referandum anketi
  • Yunan hastalar Türkiye'ye geliyor
  • Erdoğan: Galatasaray'ın kararını hafif buluyorum
  • Erdoğan noktayı koydu: ''İspat et istifa edeceğim''
Serdar Durat

Egemenlik İçin Erk Savaşları

Değerli düşünür dostlarım,

2012 yılı içinde ülkemizin ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte ve çağın küresel gerçeklerine uygun yeni bir anayasa yapılmasına ilişkin irade beyanı ortadadır. TBMM içinde yasama erkini paylaşan tüm siyasi partilerin katılımı ile yeni anayasa hazırlık çalışmaları izleyebildiğimiz kadarı ile sürmektedir. Bu sürecin çok sancılı geçeceği ve çetin müzakerelere sahne olacağı aşikardır. Halen mevcut siyasi iklimin çok sert ve çatışmalı olmasının temel nedeni sanırım bu yeni anayasa öncesinde siyasi aktörlerin yaptırım güçlerini besleyici, pozisyon ve avantaj kazanma içgüdülerinden kaynaklanmaktadır. Bu günlerde yaşadıklarımız sayesinde ;Türkiye bir hukuk devletidir- Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir-Türkiye’de erk ler ayrılığı ilkesi vardır gibi inançlarımıza ilişkin gerçeklik duygularımızı yitirmenin eşiğine gelmiş bulunmaktayız. Uluslar arası hukuk güçlüden yöne işler şeklinde zımni bir intiba vardır ama ulusal hukuk sistemimizin gücün ve güçlünün yanında tahakkuk etmesi kabul edilebilir bir şey değildir ancak korku ve baskı ile boyun eğdirilmeye çalışılan bir büyük talihsizlik ve tehlikedir. Toplum içinde genel bir güvensizlik ve gelecek kaygısı dalga dalga yayılmakta, evrensel hukuk normlarının ihtiyaçlar doğrultusunda eğilip büküldüğü algısı yerleşmektedir.

Türkiye, dünyanın en karmaşık etnik-ekonomik-sosyo kültürel ve siyasi çatışmalarının hakim olduğu sorunlu bir coğrafyada yer almaktadır. Bahsekonu jeopolitik koşullar Türkiye’nin bekası açısından daima caydırıcı bir güce sahip olmasını zaruri kılmaktadır. Sadece ekonomik anlamda gelişme ve istikrar güçlü olmak için yetmez. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde gerçek manada şeffaflığı, hesap verebilirliği temel alan kurumsal yapıya sahip hukuk devleti anlayışı vardır. Bu anlayış yerleşmedikçe sürdürülebilir bir ekonomik refahtan bahsetmek mümkün olamaz.

Merkeziyetçi zihniyetin giderek daha da yoğunlaştığı bir devlet yapısı adına, zaten henüz çok eksiği olan demokratik standartlarımızı yitirmek Türkiye’ye zarar verir. Çağdaş uygarlık ve ileri refah düzeyine erişmemizi geciktirir.

Değerli düşünürler, Türkiye’de kuvvetler ayrılığında her zaman sorunlar ve arızi durumlar olagelmiştir. Anayasal kurumların bir şekilde iktidarı paylaşma/ müdahil olma heves ve iştahları hiç bitmemiş ve bu uğurda aralarında hep bir nüfuz mücadelesi-örtülü bilek güreşi yaşanmıştır. Bu iç rekabetin ve çatışmanın en önemli nedeni, bu kurumların hükümranlık ve otorite alanlarını olabildiğince geniş tutmak istekleri ile görev-yetki ve sorumluluklarının sınırlarının somut bir şekilde tanımlanmamış olmasıdır. Bu kavgalar tabiatı ile toplum içindeki ayrışmaları ve güvensizliği tetiklemektedir. Bu durum yetmezmiş gibi bir de cemaat yapılaşmaları belirtilen sistematik kavgaya dahil olmuş ve pek te yadsınamayacak kadar adeta dördüncü bir erk niteliğine kavuşmuştur. Bürokraside, kamusal hizmet alanlarında yalın kimlikler artık pek kalmamış gerek siyasi ve /veya gerekse cemaat tandanslı ikincil kimlikler yaratılmıştır.

Sayın Başbakan, ameliyatı sonrası nekahat dönemi hitamında bugün ilk defa kameralar önüne geçerek AKP nin gençlik kongresine hitaben yaptığı konuşmasında ;Türkiye’de kurumlar arasında (Yargı-Asker-Emniyet-İstihbarat) hiç bir sorun ve çatışma yoktur, özveri ve motivasyon ile tam bir ahenk içinde işlevlerini sürdürmektedirler dedi. AKP olarak bizler de ihlas ve muhabbetle yolumuza devam ediyoruz şeklinde beyanda bulundu. İcranın başı olarak aksini telaffuz etmesi zaten beklenemez ve bu iyi niyetli/birleştirici yaklaşımına saygı duyulabilir ama kamu oyunun gözü önünde yaşanan son gelişmelerin (MİT yasası, emniyet ve yargı içindeki atamalar/görevden almalar,bir önceki baş komutanı ve çok sayıda muvazzaf General ve Amirali terör örgütü kurmak/üyesi olmak suçu ile tutuklu bulunan ve Suriye ile bir savaşın eşiğine getirilen moral seviyesi en üst düzeydeki ! TSK nin) yarattığı algılamalar doğrultusunda ne kadar inanılır ve ikna edici olabilir? yüce milletin takdirine maruzdur.

Türkiye’de bireysel özgürlük alanları ve eşitlik anlayışı henüz ileri demokrasi standartlarında değildir. Devlet ve hükümet kavramları arasında karmaşa yaşanmaktadır. Ülkeyi yöneten iktidar, bazı icraatlarını kamuoyunın bilgisinden uzak tutmak için ve siyasi kaygılar ile; hükümet olarak biz böyle bir girişim içinde olmayız ama devlet yapar diyebilmektedir. Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletin ise onun seçtiği hükümetin ve parlamentonun kayıtsız ve şartsız olarak politika üretmek ve hükümet etmek hakkı vardır. Ancak bu hak; hukuk devleti olmanın gerekleri, hukukun üstünlüğü ve yerleşik usuller ile diledikleri şekilde oynama yetkisini beraberinde getirmez.

Netice olarak; Yargı reformunun ivedilikle gerçekleştirilmesi ve yönetimde şeffaflık ihtiyacı artık had safhadadır. Günümüz koşullarında ve gelişmiş bilgi teknolojileri doğrultusunda artık hiç bir şey uzun süre gizli kalamamaktadır. Ahlak ve vicdan sınırlarını zorlayan ve hatta hayasızca aşan sızıntılar ne devlet sırrı ve ne de bireysel mahremiyet bırakmıştır. Reformlar öncelikle zihniyetten başlayan meşakkatli süreçlerdir ve bütünlük içinde yapılmalıdır. Bu günkü tıkanmış durumda artık sistemin bölük pörçük revizyonlarla yama kabul edebilecek hali kalmamıştır.

Müstakbel anayasamızın bu vizyon ile ve tümü kapsayıcı nitelikte yapılarak içinde bulunduğumuz kaotik ortamdan çıkış yolu olmasını dilerim.

Saygılarımla

Serdar DURAT
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS