Nefise Seda Yanık

Engelli Vatandaşlarımızın Atanma Çığlığı

Daha önce ki yazılarımı okuyan çok değerli takipçilerim bilirler ki, medya sektörüne adım atmadan evvel iki yılımı Büyük Şehir Belediyesine ait bir engelliler merkezinde çalışarak geçirdim. Bilmeyenler için özet olarak geçecek olursak; belediyede çalışmaya hak kazandıktan sonra evime yakın bir lokasyonda ki engelliler merkezine atandım.

İlk işim müdürümü aramak oldu. Arama sebebimse bir saçmalıktan ibaretti; “Lütfen beni farklı bir birime transfer edin. Engelli vatandaşlarla çalışmak beni çok üzer..”  Aslında kimi zihinsel, kimi bedensel engellere sahip bu vatandaşlarımızla nasıl iletişim kuracağımı bilememenin verdiği huzursuzluk vardı üzerimde. Hani yolda karşılaştığınızda ne yapacağınızı bilemeden gözlerinizi kaçırırsınız ya.. Öyle bir mahcubiyet ve çaresizlik hissi..

Çok sevgili müdürüm Faruk bey başka kadrolarda açık bulunmadığını, olduğum yerde kalmamın daha iyi olacağını telkin ederek konuşmayı nazikçe sonlandırdı. İyiki de öyle yapmış.. Çok değil en fazla onbeş gün sonra yeni bir ailem oldu. Ve daha önce bakışlarımı esirgediğim bu insanlara aşık oldum.

Masum birer melek olarak geldiğimiz şu hayatta gün geçtikçe değişiyoruz hepimiz. Kalbimiz kırılıyor çoğu zaman; kırıldıkça sertleşiyor, sertleştikçe alışıyor, alıştıkça umarsızlaşıyoruz. Beraber geçirilen onca zamandan sonra vardığım kanı oydu ki; engelli vatandaşlarımız bizden daha hassas, daha farkında, daha duygusal, daha insan.. Yani bizim zamanla kaybettiğimiz bir çok değere hala sahipler.

Görmezden gelinmeyi hak eden birileri varsa emin olun onlar değil.

Oradaki çalışmalarımızın en güzellerinden biri zihinsel engelli vatandaşlarımıza dahi eğitim vererek topluma ve iş hayatına kazandırmaya çalışmak oldu çoğu zaman. Bir kısmı hamburgercilerde çalıştı, diğerleri temizlik firmalarında görev aldı. Çok da güzel başardılar. Hepsiyle gurur duyduk.

Fakat maalesef oradan ayrıldıktan 6-7 sene sonra bile engelli okuyucularımdan mail almak, iş bulamadıklarını, atanmalarının gerçekleşmediğini öğrenmek, çaresizliklerine kulak vermek beni çok üzüyor. Üstelik bana mail atan ve onlara ses vermemi isteyen okuyucularımın engelleri sadece fiziksel..  Yani masa başındaki işlerde gayet başarılı olabilir ve performans gösterebilirler.

Yıllarca atanmayı bekleyen, sonrasındaysa açılan yetersiz kota yüzünden işsiz kalan bu vatandaşlarımızın da iş hayatında aktif olarak var olmaya sizin bizim kadar hakları yok mu dersiniz?

Sağlıklı olduğunu addeden vatandaşlarımızın çoğu iş beğenmezken; belki de çözüm çalışmaya gerçekten ihtiyacı olan engelli vatandaşlarımızdadır. Artık birileri olmadan da hayatlarını idame edebildiklerini ispatlamak isteyen bu kıymetli vatandaşlarımız için lütfen daha çok fırsat yaratınız..

Sözüm sadece devlet büyüklerine değil, aynı zamanda özel sektörde faaliyet gösteren firmalara da sesleniyorum. İkinci sınıf vatandaş muamelesi görmekten bıktıklarını ifade eden, çalışma azmiyle yanıp tutuşan bu vatandaşlarımızı daha ne kadar görmezden geleceksiniz?

Yıllardır Avrupa standartlarına sahip olmaktan bahseden bizler, aynı özeni engelli haklarında da göstermeliyiz. Türkiye’de %3 olan engelli alım kotasını, Avrupa istihdam kotası olan %8’e çıkarabiliriz.

Nitelik bahanesiyle boş tutulan 25.000 kadronun açılmasını talep eden engelli dostlarıma canı gönülden destek veriyorum. İşe uygun engelli arama bahanesine sarılmak yerine, engellilere uygun kadrolar açmak daha yapıcı ve samimi olur.

Empati yeteneğinin geliştiği bir dünya dileğiyle.  3 Aralık Dünya Engelliler Günü Kutlu Olsun..

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS