• Haber3 FaceBook
  • Haber3 Twitter
  • Haber3 Friendfeed.com
  • Haber3 RSS
  • IMKB
  • 54.810
  • Dolar
  • 1,8425
  • Euro
  • 2,3065
  • Altın
  • 619,17
  • Ankara : 10 °C
  • İstanbul : 15 °C
  • İzmir : 13 °C
  • Adana : 16 °C
  • Antalya : 16 °C
  • Diyarbakır : 12 °C
Erdoğan'dan yine çok tartışılacak sözler
HAYDİ CAN BONOMO ! EUROVISION'DAN CANLI
Memurlara maaş farkı ödeniyor !
Bu haber çocuğu Facebook kullananlar için
Yazıyı küçült/büyüt :Yazıyı küçültYazıyı büyüt

Eziliyorum, O Halde Ben De Bu Ülkenin Bir Kürdüyüm

Neslihan Yalman
“Hepimiz aynı gemideyiz. Gökte kasırga bulutları…Ve kuledeki gözcünün feryadı: S.O.S! S.O.S!” (CEMİL MERİÇ)
 
 
Girizgâh Silsilesi…

 

İzin verirseniz, yazacağım yazının öncesinde aşağıdaki açıklamaları iletmek istiyorum. Bunları birer ön not olarak da telakki edebilirsiniz:    

 

1) Daha önceki yazılarımda geçen ve bu yazıda da kullanacağım ‘Kürt açılımı saçılımı’ ifadesi şahsıma aittir. Neden saçılım kelimesini ekledin diye sorabilirsiniz. Bu ülkede fazlaca açılmanın saçılmaya(dağılmaya) neden olacağını düşünenlerden olduğumdandır.

 

2) Yazılarımda ayrıştırıcı değil uzlaştırıcı olmayı ve ‘ortak altın noktayı’ bulmayı temenni edenlerdenim… Bu durumun temenninin de ötesinde, yapısal bir durum olduğunu tekrar vurgulamak isterim. Gerek insan, gerek vatandaş olarak hiçbirimizin homojen düşüncelere sahip olması mümkün değildir. Ayrışan dağılır, uzlaşan birleşir. Mevcut uzlaşma talebi herkesin üniformal, tek açılı fikirlere sahip olmasına da sebebiyet vermemelidir.

 

3) Son bir not olarak şunu belirtmek isterim. Ahmet Hakan bir yazısında ‘biz artık kısa köşeyazıları okumayı seviyoruz. Yazılar bizi yormasın, sıkmasın, düşündürmesin, oyalasın istiyoruz.’ şeklinde bir saptama yapmıştı. İşin içine internet girdiğinde, bu durumun daha da belirgin olduğu tespit edilmişti.

 

Eğer, kimi okuyucular internette yazılan bazı yazıların uzun olduğunu düşünüyorlarsa, bence bu yazıyı okumaya hiç başlamasınlar. Bunu herhangi biri beni eleştirdi manasında söylemiyorum. O tarz bir eleştiri de almadım. Böyle olduğu kanaatine sahip olanlar varsa da, bir şey diyemem. Kendi fikirleridir. Tabii bu duruma saygı duymuş olmam, sanal ortamda forum seviyesine düşen ifadelere, sığ paylaşımlara ve kimi gereksiz tartışmalara olumlu baktığım anlamına gelmiyor. Nitekim, internetteki seçimlerimiz beynimizin işleyişini ve düşünce yapımızı etkiliyor. Sanal ağa takılan seçimlerimizin yanlışlığı bizleri sabırsız, saygısız, anlayışsız insanlar haline de getirebiliyor. Üstelik, internetle birlikte Türkçe’yi kullanma biçimlerimiz de değişime uğruyor.  

 

Bir yazıyla buluşma amacınız gerçekten düşünmek, yeni bir şeyler öğrenmek, görüşlerinizin benzerini yahut zıttını okumaksa; o yazının yaşamınızda olumlu veya olumsuz herhangi bir karşılığı varsa bence üşenmeksizin okuyun. Yazı hakkında yorum yaparken kullandığınız kelimelere, noktalama işaretlerine ve ifadelerinize dikkat etmeniz de, size bir şey kaybettirmeyecektir. İnanın bana!.. (Her şeyin karıştığı ve kirlendiği şu evrende olabildiğince temiz kalmaya çalışın. Tamamen demiyorum. Olabildiğince…)  

 

Demokratik Arabeskin İki Ayağı: Boynu Bükük Kürtler ve Nineleri Hunharca  Öldürülen Ermeniler 

 

Yukarıdaki açıklamaları yapmanın verdiği hafiflikle, yazının omurgasını oluşturmak istiyorum. Biliyorsunuz, bugünlerde tartışılan en temel sorunumuz Kürt açılımı saçılımı oldu. Yanına bir de Ermenilerle istişarelerde bulunma meselesi eklendi. Tüm yaşananları dehşetle ve hayretle izliyorum. Tarihin yıllanmış meseleleri –geçmişleri tartışılmadan- ‘şimdinin’ ışık hızıyla çözümlenmeye çalışılıyor. Hiçbir stratejisi bulunmayan insanlar sihirli değnekleri varmışçasına işi kökünden halletmek için kolları sıvıyorlar.
 

Başta iktidar yetkilileri ve bu konuda acele eden insanlar şunu bilmelidirler. Araya kan girmiş olaylar pat diye çözülemez!.. Bunu demokratik açılım saçılım kılıfı altında, çeşitli fikirlerden yararlanıyormuş gibi görünerek yapmanız da kâr getirmez. Yaşanan travmalar ve acılar, tarihsel saptırmalar, gizlenilenler, farklı bilinenler, su yüzüne çıkanlar öyle bir anda aynı potada eritilemez. Ne zaman ki bunlar ivedilikle aynı potada toplanıverir; o zaman demokrasi havarilerinin kendileri aslında otoriterler, totaliter güruhu haline dönüşmüşlerdir.

 

Türkiye’de gerçekten açılım yapılmak isteniyorsa, bunun sıçrama tahtası Kürtler olmamalıdır. Türkiye gerçekten komşularıyla ilişkilerini düzenlemek istiyorsa, bunun ilk ayağını Ermenistan oluşturmamalıdır.

 

Bazı Kürtlerin anlaması gereken temel problem şudur. Bir tek onlar değil, birçok insan Türkiye’de ezilmektedir. Üstelik, kendilerinin savunuculuğunu yapan ve ‘demokraaaaaasi’ naraları atan parti başkanı Ahmet Türk’ün bizzat kendisi aşiret beyidir. Yani iktadarsal anlamda ezendir!

 

Osman Baydemir ‘Kürt halkıyla birlikte olmak istiyorsa’ ve onların acıtılmışlıklarına vurgu yapıyorsa, giydiği takım elbiselerin kalitesinden makam koltuklarına kadar her şeyi minimum seviyede tutarak kıt kanaat geçinmelidir. Böyle yapmalıdır ki, kendi ‘halkının’ ne yaşadığını gerçekten anlasın. Mesela, Baydemir dişinden kovuğundan, maaşından ve eline geçen fonlardan artırdıklarını diğer Kürt aydınlarıyla, DTP milletvekilleriyle birleştirerek modern anlamda çocuk gelişim ve oyun merkezleri, lüks kadın sığınma evleri açmalıdır.

 

Her şeyi devletin en üst kademesinden beklemek yerine, kendileri harekete geçmelidirler. Zengin Kürt asıllı işadamlarından kendi bölgelerine yatırım yapmalarını talep etmelidirler. Belçika, İsviçre, İsveç, Fransa gibi ülkelerde yaşayan ‘kardeşlerini’ Diyarbakır’a yaşamak için davet etmelidirler. Eğer, hak isteniyorsa kaçarak, giderek, uzaklaşarak alınamaz. Sormak isterim, acaba kaç DTP milletvekili kaç çocuk, kaç üniversiteli okutuyor? (Yeri gelmişken, aynı soruyu diğer partilerin milletvekillerine de yöneltiyorum.)

 

Niçin DTP milletvekilleri, Kürt kadınlarının bilmem kaç kumalı kocalarından boşanmaları için mücadele etmeleri, Şırnak’taki yanık sesli çocukların burslarla konservatuara gönderilmeleri, Kürt çocuklarının canlarının acımaması için çatışmalarda öne sürülmemeleri, Kürtlerin İngilizce ve diğer yabancı dilleri öğrenerek küresel düzeyde en iyi eğitimi parasız almaları hakkında beyanda bulunmuyorlar. Madem ezilmişlik, madem hak… Bunlar da demokratik hakların birer parçası değil mi? Neden payandalar kardeşlik, özgürlük, insan hakları gibi soyut kavramlar çevresinde kuruluyor? Bunu analiz etmek gerek…

 

Ermenilerle ilişkilere gelince… Madem dedeleri/nineleri Türkler tarafından kesilmişler, neden vatandaşları iş bulmak için Türkiye’ye giriş yapmaya çalışıyorlar? Neden kaçak olarak bu ülkede çalışıyorlar? Neden genç Ermeniler  yurtdışına gitmeye can atıyorlar? Amaçları kendi ülkelerinin çıkarlarını korumaksa, buyursunlar Ermenistan’da yaşasınlar. En azından aç ama onurlu birer vatansever olarak ölürler. Birçok Ermeni Türkiye’de vakit harcayacağına kendi ülkesi için çalışsa ve öz topraklarında kalsa, Amerika’daki zengin Ermeni lobilerinin mensupları kendi ülkelerine dönseler fena mı olur? Mesela, ulusal duyarlılıkları biraz kabarmış olan, ama kibar bir üslup kullanan herhangi bir Türk Agos'ta köşe edinse hoş olmaz mı? Bu durum kardeşlik için atılmış bir adım olarak görülemez mi? 

 

Ermenistan genç bir ülke… Tarihi yok. Dikkat ederseniz Ermeni diyasporası da kardeşlik, eşitlik, insan hakları gibi soyut kavramlara vurgu yapıyor. Kendi tarihlerini yazmak için de soykırım ifadesini öne sürüyorlar. Hiçbiri kendi ülkelerindeki ekonomik darboğazdan, siyasi iktidarsızlıktan, vatandaşların memnuniyetsizliklerinden bahsetmiyor. Varsa yoksa, soykırım… Neden? Çünkü; denildiği üzere 3T(tazminat, toprak talebi, tanınma) uygulaması ancak böylesi bir senaryoyla harekete geçirilebilir. Kitleler bu şekilde kullanılabilir. Bu şekilde diğer eksikliklerin üzeri örtülebilir. Neden yeni bir devlet olarak, tek taraflı söylemlerle mazlum edebiyatı yapılıyor. Bunun da analiz edilmesi gerek… Tıpkı, -bazılarını tenzih ettiğim- bir kısım Kürtlerin yaptığı gibi…

 

Ötekim Olur musun?

 

Tarihinde sömürgeliği tatmamış ve Osmanlı denen koskoca emperyal yapıdan Cumhuriyet’le birlikte ulus-devleti konumuna geçiş yapmış Türkiye’den bahsediyorsak, sancılar ve hezeyanlar yaşamamız normal karşılanmalı… Bu sancıları Kürt de yaşasa, Türk de yaşasa bir önemi yok. Hadi bilindik ifadeler kullanalım. Çerkes de, Laz da, Ermeni de yaşasa… Önemli olan ülke sınırları dahilinde vatandaşlık haklarımızdan mahrum edilmemiz, ortak ezilmişliklerimiz, maddi sorunlarımız, manevi buhranlarımız, kültür yozlaşmalarımız… ‘Ötekilerimizi’ kendi topraklarımız içinde belirlememiz…  

 

Dikkat edin lütfen. Amerika, AB, İsrail gibi dışarıdaki ‘ötekilerimiz’ olsa bile, onlara karşı içimizdeki kendi ‘ötekilerimizle’ işbirliği yapamıyoruz. Örneğin; siz Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye üzerindeki hain emelleri konulu bir konferansta İşçi Partili biriyle Saadet Partili birinin yan yana geldiğini gördünüz mü? İsrail’in uyguladığı zulümden, Mescid-i Aksa’da yapılan İsrail çalışmalarından İslam-Musevilik çatışması ekseninde bahseden Cumhuriyet gazetesi menşeli bir köşeyazısı okudunuz mu? Örneğin, ‘İslam Türklerle Kürtleri hangi noktada birleştirmektedir?’ konulu bir tartışmaya rastladınız mı? Yahut, 'Alevilikle Sünniliği bir arada tutan itici güç nedir?'  konulu analiz kapsamlı bir konuşma izlediniz mi? Hiç sanmıyorum.

 

Hep kendi köşelerinden, kendi yazarlarından, kendi televizyon programcılarından, kendi dostlarından, kendi anlayışlarından bahseden insanlar var. HEP KENDİ ADAMLARINI KOLLAYANLAR TOPLULUĞU… Ortak düşmanlar dahi, kendi ‘ötekimizle’ yan yana gelmemize neden olamıyor. Ortak konularda ve ilkelerde bile ayrışıyoruz. ‘Benim İsrail’im daha vahşi; benim Amerikam’ın kirli emelleri seninkini döver’ gibisinden çocukça atışmalar yapıldığını düşünün. Bunun gibi bir şey…

 

 

Strateji Yoksunluğu…

 

DEMOKRATİK AÇILIMIN İYİ NİYETLİ OLDUĞUNDAN BAHSEDİLİYORSA, önce şu sorular cevaplarını bulmalı… Niçin Ankara’daki birçok gazetecide Star, Zaman, Yeniçağ, Taraf satılırken, Cumhuriyet satılmamaktadır? Niçin Ankara’da Cumhuriyet satılsa bile, arka raflara konulmaktadır?Niçin Cumhuriyet yayınlarını satan kitabevi Muhafazakar Düşünce dergisi, niçin Muhafazakar Düşünce dergisi satan kitabevi Yeninden Müdafai  Hukuk dergisi satmamaktadır? Niçin travestilere yolda yürüdükleri için 69 TL.’den başlayan  cezalar kesilmektedir? Niçin gazilere milletvekili maaşlarının yarısı bile verilmemektedir? Niçin TRT 1’de hep aynı görüşlere sahip, akademisyenler/köşeyazarları aynı masa etrafında ‘kardeşçe’(!) tartışmalar yapmaktadırlar? Niçin Prof. Dr. Yalçın Küçük’ün, Nihat Genç’in TRT’de programları yoktur? Niçin Ufuk Uras insan haklarını savunduğu Siyaset Meydanı’nda karşısındakinin konuşmasını bölmektedir? Niçin Taraf yazarı Rasim Ozan Kütahyalı da katıldığı her programda eşitlikten ve saygıdan bahsederken sürekli saygısızlık yaparak karşısındakinin konuşmasını provake etmektedir? Niçin devletin polisi önüne gelene biber gazı sıkıp, tekme atıp, copla vurup orantısız güç kullanmaktadır? Niçin ulusalcılar faşisttir, İslamcılar şeriatçıdır, cumhuriyetçiler dine hakaret etmektedir, liboşlar dönektir gibi ifadeler havalarda uçuşuyor? Görüldüğü üzere, sadece Kürtler değil mağdur olanlar... Herkes herkesi hamamböceği misali ezmek için fırsat kolluyor.

 

O arada neler oluyor? Ruslar ve Amerikalılar uzayda mülk satın almanın peşine düşüyorlar, NASA Ay’da su var mı diye incelemelerde bulunuyor, insansız silahlar geliştirilmek üzere çalışmalar yapılıyor, İran nükleer programını genişletiyor, İngiliz üniversitelerinin birçoğu –hatta bir Tayvan üniversitesi bile- kalitede ilk yüz üniversite içine giriyor.
 
Bizim bir tek üniversitemiz kalite standardını yakalayamazken, fakültelerde Kürtçe eğitim verilsin mi tartışılıyor. Dünyada parapsikoloji, seksoloji, astronomi, astroloji, strateji, alternatif tıp, seyirci dramaturgisi, gerontoloji bölümleri açılırken… Türkiye’de üniversitelerde yabancı dil hazırlık bölümleri açılmazken ve ısrarla ÜDS-KPDS belgeleri istenirken… TEKRAR YAZIYORUM. FAKÜLTELERDE KÜRTÇE EĞİTİM VERİLSİN Mİ MESELESİ TARTIŞILIYOR. Vahametin boyutlarını varın siz düşünün! 

 

DEMOKRATİK AÇILIM YAPILACAKSA, bu ülkenin geleceği olacak çocukların, gençlerin sorunlarının nasıl çözüleceğinden ve onların haklarından başlansın. Yaşlıların, engellilerin, gazilerin, eşcinsellerin, kadınların, öğrencilerin, esnafın, işçinin –hatta mevsimlik işçinin- hakları konuşulsun. O zaman anlaşılır ki, ne Kürt ne Türk hepsi hikaye… Ortak paydada ezilmişlikler mevcut…

 

TÜRKİYE’DE SADECE KÜRTLERİN HAKLARININ VERİLMEMESİNİN DIŞINDA, SOSYAL DEVLET ANLAMINDA BİRÇOK KİMSENİN HAKLARI GASP EDİLMEKTEDİR. BUYURUN BUNU TARTIŞIN, BU KONU HAKKINDA YAZIN ÇİZİN! Fakat, bu hazmedilmesi zor bir mesele olduğu için Kürtler üzerinden soyut tartışmalar yapmak daha kolay…

 

AKP topu CHP ve MHP üzerine atıyor. Kamuoyunda, onlar çözümsüzlük çıkardıkları için bu sorun halledilemiyormuş algısı yaratılmaya çalışılıyor. Buna katılamam. Çünkü, ortada somut bir gelişme ve stratejik anlamda nitelikli bir gidişat yok. Ortada bir başarısızlık varsa; başından beri sosyal devlet anlayışını baltalayan AKP’nin başarısızlığıdır bu!.. Velhasıl; sade, ölçülü bir hayat yaşayan ve kendi gibi düşünmeyenin burnunun kanamaması için didinen bir peygamberin ümmeti olduğunu iddia edenlerin başarısızlığı… Jetler, uçaklar, yatlar, gemiler içinde tartışıp karara varamamış iktidar sahiplerinin başarısızlığı…

 

BU ÜLKEDE;

 

Üniversite öğrencileri imzalatılan milyarlık senetlerle öğrenim kredisi borçları altında ezilmektedirler,
 
Aynı öğrencilerin harçlarına zam yapılmaktadır,

 

Engelli vatandaşlarımızın, hastalarımızın, yaşlılarımızın toplanabilecekleri ve profesyonel eğitimcilerle, sanatçılarla faaliyetler gerçekleştirebilecekleri sosyal tesisler bulunmamaktadır,

 

Çocuklarımız ve gençlerimiz internet kafelerde heba olmaktadırlar. Onları ayda bir kere topluca tiyatroya, baleye, operaya götürmeyi bile akıl edemeyecek öğretmenler yetişmektedir,

 

Devlet üniversitelerinde görevli birçok öğretim üyesi muallimlikten öte bir beceriye sahip olamamakta, özgün çalışmalara imza atamamakta ve hatta birçoğu intihal de yapmaktadır,  

 

Öğrenciler eğitim haklarından standartların altındaki koşullarda yararlanmaktadırlar,

 

Elektriğe üst üste zam yapılmakta, millet geçmişi mumla aramaktadır
 
Orta sınıf diye tabir edilen kesimin beli bükülmektedir,

 

                                                                                                                   desem bu vb. konular hakkında da yeni demokratik açılım paketleri hazırlanır mı? Halkın fikri alınır mı? Referandum yapılır mı? Elektrik zammı yapılsın mı yapılmasın mı diye…
 

Yukarıdaki başlıkları tartışan, bunların çözümlerine dair projeler üreten ve gerekirse imece usulü hareket etmeyi salık veren bir Allah’ın kulu çıkar mı televizyona? O Allah’ın kulu köşeyazılarında beylik ifadelerin dışında orijinal fikirlere yer verip, bu ülkede ezilenlerin etnik kimliklerinin sadece Kürt olmadığına yahut etnik ayrıştırıcılığın bu topraklarda geçerli olamayacağına değinir mi? Ayrışma olursa, geminin su alacağını ve toptan batacağını imler mi?

 

Zaman aleyhimize işlerken… Temel çatırdamaya, kazan kaynamaya başlamışken… BEKLEYELİM VE OLACAKLARI GÖRELİM!..

 

 

 

Bu yazı toplam 2335 defa okunmuştur
    * Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya 14 yorum yapıldı.
  • çözüm ne o zamanmisafir20 Ekim 2009 Salı 00:02

    sayın yazar sizce çözüm ne o zaman... bu ülkeyi kurutan bu kürt meselesini nasıl haletmeyi düşünüyorsunuz, bu elbet böyle sürecek değil. muhakkak ki bi çözümü olmalı ve istemezsenizde oluyor olacak da. Ak Parti doğru yolda devamını getirecekse tabi. unutmayın ki hiçbir şey candan önemli değildir. Kürt genci olsun Türk olsun farketmez her kimse can önemlidir. öncelikli meselemiz budur bu halolduktan sonra oraya harcanan para artık diğer sorunlarımız için harcanmaya başlayacak ve herşey düzelecek.

    BeğendimBeğenmedim
  • törelernhizal17 Ekim 2009 Cumartesi 17:04

    dtpli milletvekilleri oradaki feodal yapının bizzat dişleri oldukları için düzenin değişmesi işlerine gelmez. birde yazmasını yere atan kadın fiğürü sürdüler ortaya ki trajikomik bir örnek. güneydoğuda kadının bırakın insancasını sadece yaşama haklarını bile ellerinden alıyorlar,yazmasını atıp kavgayı durduran kadını kim dinler.hem öyle ortada kavganın durmasını isteyen bir gurupta yok.en azından dtp li kadınlar bu aşamada değiller.ezmeye gelince ağaları tarafından o kadareziliyorlarki o yeter .

    BeğendimBeğenmedim
  • devam.. Bizans....misafir15 Ekim 2009 Perşembe 15:21

    Ve DTP kadın milletvekilleri, Emine Hanım, Pervin Hanım ve diğerleri,
    KÜrt kadınlarına reva gördüğünüz hayatlardan dolayı hiç vicdanınız sızlıyor mu? kadını damızlık haline getiren , kuma ve berdele Kürt töresi diyen sahtekarlara karşı niye tepki göstermiyorsunuz. Ağalık,şeyhlik düzeniyle bu insanlara zulum yapılmasına sessiz kalmaktan birer kadın olarak suçlıluk duymuyormusunuz. Lütfen samimi olun, siz Kürt halkına değil sizi oralara gönderen patronlarınıza hizmet ediyorsunuz.Yazara teşekkü

    BeğendimBeğenmedim
  • devam.. Bizans düşerken.....misafir15 Ekim 2009 Perşembe 15:12

    ve Türkleri birbirine karşıtmış gibi gösterip, bunları birbirine düşürmeye çalışan kimseler,eğer gerçekten KÜRTLERİN demokratik hakları için samimiyseniz, şeffaf bir şekilde konunun her yönüyle ele alınması için palavrayı bırakın, KÜRT ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜNÜ hayata geçirmeye destek verin , herşeyi çözeriz. siz sömürdüğünüz KÜRT kavramını rahat bırakın, Kürtler kazanacak. Sözde aydınlar, DTP milletvkilleri ,AKP ve CHPmilletvekilleri açılımın içi ancak bununla dolar, yalancı raporlarınızla değil.

    BeğendimBeğenmedim
  • devam.. Bizans....misafir15 Ekim 2009 Perşembe 15:05

    sürdürenler, demokrasi diyorsunuz,uyuşturucu ve kaçakcılıkla, toprak ağalığı ile en ilkel şekilde Kürt halkını sömürenler, başta DTP'deki ağalar, niye ağalık düzeninden vazgeçmiyorlar,niye toprakları halka dağıtmıyorlar,
    niye kooperatif, sendika vs sivil toplum kuruluşlarını önünü açmıyorlar, onun yerine AB finansmanıyla 10 kişi ,servis elemanına kurdurtulan ve yalan yanlış provakatif fikirlerle gündemi işgal eden İnsan hakları vs STK adı verilen sahtekar kuruluşlara prim veriyorlar. KÜrtleri

    BeğendimBeğenmedim
105371235DİĞER YORUMLAR
  • 1
  • 2
  • 3
Yazarın Diğer Yazıları
MANŞETLER
Bir efsane sona erdi...Milliler uzatmada yıkıldı !Fazla yağlarınızdan kurtulunSarıgül, 2015 planını anlattı !Hacizde kredi kartlı dönem !''Başbakan vajina bekçiliğini bıraksın''Bu haber ortalığı karıştırdı !Atiye konseri kanlı bitti !400 kilo ağırlığındaki kız evden çıkamadıAK Parti'de istifa sesleri !
FIRSATLAR
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim