Nefise Seda Yanık

Facebook Faciası

Telefon, Televizyon, Bilgisayar, İnternet derken… Şimdi hayatlarımıza Iphonelarımız, Blackberrylerimiz ve Facebookumuz ile devam ediyoruz. Bir sürü teknolojik ürünü sıraladıktan sonra Facebook’u neden bu listeye eklediğimi merak edebilirsiniz. Ya da direk anlamışsınızdır ve sorgulamazsınız. Ben anlamayanlar için şöyle bir küçük dip not düşeyim: Facebook hayatımızı tıpkı bu elektronik aletler gibi ele geçirdi.

Küçüğünden büyüğüne, gencinden yaşlısına, kadın, erkek, çoluk, çocuk demeden herkes deli gibi Facebook kullanıyor. Öyle ki artık diğer iletişim siteleri, Facebook’a direk bağlanabilmek adına kendi sayfalarına link koymaya başladılar. 9 yaşındaki kuzenimin bile bir hesabı var. O’nun ve dolayısıyla okul arkadaşlarının! Geçenlerde öğretmenlerinden biri fotoğraf koymuş ve 30’a yakın çocuğa bu fotoğraflar tag’lenmiş. Hepsinin ayrı ayrı hesap sahibi olduğuna inanamadım ama bir çoğunun vardı…

Videolar deseniz ayrı bir dünya; herkesin kendini ait hissettiği yaşama ait videoları akşama kadar yayınlanmakta. Komik videolar, hüzünlü videolar, dini videolar, slaytlar, yaşama dair sözler… Hepimiz kendi arkadaş grubumuzun vj ve dj leri olduk. Bir dakika bir bakıyorsunuz hopppp Cengiz’den bir parça! Aradan iki saniye geçmeden Morandi’den başka bir parça. Tabi beğeniler yaş gruplarına ve sosyal statülere göre büyük değişimler gösteriyor. Ayrıca YouTube yasağı da işlemiyor bizim sayfalarda. Bu komik yasağı kimin için koydu değerli devlet büyükleri meraktayım.

Fotoğraflar ve fotoğraflara yapılan yorumlara hiç dokunmuyorum. Çünkü bu ayrı bir yazı konusu olabilecek kapasitede geniş bir mevzu. Fakat dikkati çeken en önemli nokta kadınların yine kendi hemcinslerine yaptıkları iltifatlar. “Çok güzelsin bebeğimmmmmm”, “maşallahhh kem gözlere şişşşş”,  “İnsanmısın sen yaaaa” gibi yorumlardan bahsediyorum. Birkaç fotoğrafın beğenilmesini anlıyorum. Zaten “Like” yani “Beğen” linkimizde mevcut biliyorsunuz. Ama her fotoğrafın altına, hep aynı insanların abartılı yorumlar yazması bana samimi gelmiyor.

İletilerde bir nevi aynı işlevi görüyor. Bir şey yazıyorsunuz, altına yorumlar diziliyor. Sevgilisinden ayrılan kızların ve erkeklerin şeytan taşlama duvarı oluyor Facebook iletileri. Albümlerde aynı görevi görüyor bazı zaman. Ayrılan tarafın yıkılmadığının bir ispatı gibi… “Sen yoksun ama hayatım devam ediyor” gibi bir mesaj veriyor diğer tarafa. Boy boy resimler sıralanıyor yan yana… Kızlarda dudak genelde büzülmüş ve uzanmış öne doğru (sanırım seksi olduklarını düşünüyorlar bu şekilde), erkeklerde de mutlaka bir arabanın (mümkünse pahalı olanından) koltuğunda oturmuş ve güneş gözlüklü fotoğraf olmazsa olmazlardan…

Tanımadığı kişileri eklemeye çalışan ezik bir kız-erkek tayfası var ki… Onları hiç karıştırmıyorum. “Seni bir yerden tanıyorum” klasik giriş cümlemiz. Bak sen! diyesi geliyor insanın, ne kadar ilginç benim tanımadığım ama beni tanığını düşünen bir insan kitlesi mevcut! Kızların diğer hemcinslerini eklemeye çalışmasını ilk etapta anlayamıyordum. Ama geneli fake olan bu profillerin ise bazen eklenen ve muhtemelen popüler olan genç kızımızın arkadaş listesine ulaşmak için gösterilen bir çaba olduğunun ayırdına vardım. Böylece popüler olan kızın listesindeki yine popüler olan erkeklere ulaşılabilme imkanı doğuyor.

Zynga sayesinde artık oturduğumuz yerden yemek yapabiliyor, hayvan besleyebiliyor, ev döşeyebiliyor ve çiftlik sahibi olabiliyoruz bildiğiniz gibi. Geçenlerde bu çiftlik oyununa devlet tarafından bir yasak bile geldi. Hem de kişileri ruhsatsız çitçilik yapmaya özendirdiği gerekçesiyle! Sonradan tarım bakanlığı ne kadar salak bir iş yaptığını anlamış olacak ki ineklerimize, tavuklarımıza kavuşabildik. İşte bu kadar vahim bir Facebook faciasıyla karşı karşıyayız.

Öncelikle site sahiplerini takdir ettiğimi bilmenizi istiyorum. Çünkü insanoğlunun kendini teşhir etmeye ne kadar yatkın olduğunu bu kadar detaylı anlayabilmek her baba yiğidin harcı değildir. Hepimizin bu internet sitesi sayesinde, kendi dünyalarımızın starları olduk. Resimler çekildik, yazılar yazdık, iletilerimizle göndermeler yaptık, oyunlar oynadık, videolar paylaştık ve birbirimizi dikizledik. Samimi olmadığımız arkadaşlarımızın bile bütün hayatını takip eder olduk. Hasta olduk. Kafeler de, arkadaş sohbetlerinde Facebook’tan bahseder olduk. Tanıştığımız insanlara Face’den eklersin beni demeye başladık. Telefon bile artık bu kadar önemli değildi belki de…

Bu hastalıktan kurtulmanın bir yolu var mıdır dersiniz? Evet vardır. Ya insanoğlunun kendini daha fazla teşhir edeceği bir site çıkacak. Ya da sıkılacaksınız. Ben durumun üzerimizde ne kadar hakim olduğuna değinmek istedim sadece. Bir şeyler paylaşmanın tuşlar ve bir maustan daha güzel yolları olduğunu hatırlayabilmemiz ümidiyle..

Sevgiyle kalın…

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS