Serdar Durat

G-20 Zirvesinden Türk Dış Politikasına Destek Çıkmadı

Değerli düşünür dostlarım,

Rusya’nın ev sahipliğinde yapılan ve genel tabiatı itibarı ile ekonomi içerikli olan
G 20 zirvesinde liderler Suriye krizini masaya yatırdılar. Zirve öncesi büyük oyuncuların konuya ilişkin duruşları belli idi. Bu kapsam da ABD nin önderliğindeki İngiltere-Fransa-Türkiye-Katar-Suudi Arabistan grubu Suriye’ye karşı askeri bir müdahaleyi desteklerken Rusya başta olmak üzere dünyanın geri kalan bütün ülkeleri BM güvenlik konseyinden onay çıkmadıkça askeri müdahaleye karşı bir tavır sergilemekte idiler. İngiltere ve Fransa, parlementolarının kararları doğrultusunda başlangıçtaki atılgan politikalarından vaz geçerek görece pasif konuma geçmişler ve BM silah denetçilerinin Suriye’de kimyasal silah kullanımına ilişkin raporlarının açıklanmasını ve durumun netlik kazanmasını beklemeyi tercih etmişlerdir.

Obama bile tek başına karar verme yetkisi olmasına rağmen ABD Kongresinin onayını talep etmiştir. Bizim Hükümetimiz ise TBMM nin onayına gerek duymadan mevcut teskere ile Suriye’ye karşı askeri güç kullanmaya hazır olduğuna dair mesajlar vermeyi sürdürmektedir.

Rusya lideri Putin G 20 zirvesinde Suriye krizine dönük genel politikasını ve düşüncelerini muhafaza ettiğini belirtmiş ve Esad rejiminin kimyasal silah kullanarak masum halkını katlettiğine dair oluşturulmaya çalışılan algının tümüyle bir yanılsamadan ibaret olduğunu, askeri müdahale için gerekçe yaratılmaya çalışıldığını, bu katliamın muhalefet güçleri tarafından organize edildiğine inandığını vurgulamıştır. Suriye’ye yapılacak bir müdahaleye karşı kesinlikle Suriye’nin yardımına koşacağını net bir şekilde vurgulamıştır. Çin ise ayni şekillde itidal tavsiyesinde bulunmuş ve askeri müdahaleye karşı olduğunu açıklamıştır. İran’ın da  Esad’ı desteklediği ve Suriye’ye karşı ABD nin ve/veya çok uluslu koalisyon güçlerinin askeri bir müdahalesi halinde kesinlikle Esad’ın yanında müdahil olacağına dair açıklamaları ortadadır. Suriye ve İran herhangi bir askeri operasyon halinde İsrail ve Türkiye’yi hedef alan reaksiyoner taktik  taaruzlar yapacaklarını dile getirmişlerdir.

NATO genel sekreteri Rasmussen askeri müdahaleye Nato’nun katılmayacağını belirterek Suriye’nin Türkiye’ye saldırması halinde müttefikimiz Türkiye’yi korumak için planlarımız hazır gibi cılız bir beyanat vermiştir.

Kısaca ifade etmek gerekirse zirve öncesindeki kutuplaşma ve gerilim değişmemiştir.
G 20 den beklediği desteği bulamayan ABD Başkanı Obama bu gün yaptığı açıklamasında BM güvenlik konseyinin adeta felç olduğunu belirtmiş ve kendi ulusal çıkarları gereğince BM kararı olmaksızın da ABD’nin tek başına bile olsa Suriye’ye yönelik mahdut hedefli bir askeri operasyonla cezalandırma yoluna gidebileceğini bildirmiştir.

Sevgili okurlar, işin aslına bakacak olursak ABD nin de böyle bir operasyon için çok istekli olmadığı sadece caydırıcılığı ve küresel otoritesine ilişkin karizmasının sarsılmamasının peşinde olduğu aşikardır. ABD kamouyu artık dünyanın hiç bir yerinde doğrudan kendi bekalarını tehdit etmeyen hiç bir krize Amerikan askerinin müdahil olmasını arzu etmemektedir. Suriye coğrafyasına demokrasi ve insan hakları getirmek gibi bir kaygıları ve dertleri asla yoktur.

Obama yönetimi Suriye’de kimyasal silahlar ile öldürüldükleri belirlenen çoğu çocuk 1400 masum insan için değil sadece bundan sonra kimyasal silahların kullanılmasının yol olmasını önlemek için müdahale etmeyi düşünmektedir.

Nitekim Esad’ı devirmek gibi bir hedeflerinin olmadığını da açıkça ifade etmektedirler. Zira Esad sonrasına ilişkin ciddi endişeleri vardır.

Hal böyle iken Başbakan Sn. Erdoğan halen Suriye’ye yönelik kapsamlı bir askeri taarruzun gerekli olduğunu ve Esad’ın her hal ve şartta diz çöktürülerek iktidardan uzaklaştırılması gerektiğini ısrarla belirtmektedir. Bu kapsamda BM desteği olmasa bile bir şekilde oluşturulacak olan gönüllüler koalisyonuna katılmak üzere Türkiye’nin hazır ve istekli olduğunuda açıkça söylemektedir.

Zaten en başında Suriye’deki insani duruma ilişkin olarak zulme karşı bir diplomatik tavır sergilediğini belirten Türkiye yanıbaşındaki komşusunda meydana gelen çok farklı etnisite ve mezhep sahibi grupların çatışmalarında tarafsız kalmamış tüm politikasını Esad’ın kısa sürede devrileceği varsayımı üzerine kurarak siyasi bir tercih yapmıştır. Batı ülkelerinden beklediği desteği ve fikir birliğini de sağlayamayan Türkiye kesinlikle yalnız kalmıştır. Bu gün için Dünya kamuoyu Suriye’de savaşan farklı kesimlerin hiç birine güvenmiyor ve desteklemiyor. Bizden başka hiç bir ülke Esad’ı kendi halkına karşı katliam yapan bir diktatör olarak görmüyor, ülkesindeki terörle mücadele eden otoriter bir lider olarak kabul ediyorlar ve daha iyi bir alternatifini görmedikleri için bir şekilde Esad’ı daha yapıcı ve çözüm odaklı olmaya zorlayıp iktidarda kalmasını arzu ediyorlar. Batı basını ise Suriye’de mazlum insanlardan pek bahsetmezken ağırlıkla aşırı dinci unsurların birbirlerini terörist diye suçlayarak savaştıkları kaos ortamını vurgulamaktadır.

Değerli düşünürler netice olarak Türk dış politikasının Suriye’ye dönük hesapları tutmamış, paradigmaları planlandığı ve hayal edildiği şekilde gerçekleşmemiş olup G20 zirvesi de bunu teyid etmiştir. Uluslararası statüko giderek barışçıl çözümleri merkeze alacak şekilde değişmekte olup Türk dış politikasınında ivedilikle, savaş yanlısı / heveslisi görünümünden kurtulup yepyeni bir strateji ve barış dilini egemen kılan yeni bir yaklaşım ile revize edilmesine ihtiyaç vardır. Ateşe körükle gitmek milli menfaatlarimizle örtüşmez. Seçimde oy kaybetmek pahasına bile olsa yanlıştan dönmek erdemdir. Komşularla sıfır sorun derken komşusuz kaldığımız bu siyasi konjonktürde savaş asla hiç bir sorunumuzun çözümü olamaz. AKP için, İktidarı kaybetmek bile olası bir savaşın acılarının yanında hiç kalır.

Saygılarımla
Serdar DURAT
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS