- IMKB

- 59.662
- Dolar

- 1,7675
- Euro

- 2,3245
- Altın

- 653,05
- Ankara : -2 °C
- İstanbul : 1 °C
- İzmir : 5 °C
- Adana : 8 °C
- Antalya : 7 °C
- Diyarbakır : -1 °C
G.Saray, 1960'ların efsane Brezilyası gibi

GÖZE ÇARPANLAR |
Geçen hafta herhangi bir avantajları yok ikisi de elenebilir" demiştiniz ve tur Galatasaray ile Fenerbahçe'nin ayağına kadar gelmesine karşın Avrupa'ya veda ettiler. Fenerbahçe'de fazla etki yapmasa da Galatasaray için ciddi bir şoktu. Özellikle hakemin vermediği penaltı düşünülürse.
Galatasaray'da iki konu var. Bir defa hakem katletti, kesin. Neden katletti? UEFA'nın talimatıyla Avrupa Ligi maçlarında görevlendirilen beşinci, altıncı hakemler olmasa bu kadar kesin, bu kadar net konuşmam mümkün değil. Çünkü Perea'nın elle oynadığı pozisyonda orta hakemin ya da yan hakemin görememesi normal. Görse de tamam göremese de tamam. Neticede 'Hakem göremedi' der geçeriz.
Ama böyle pozisyonlar için görevlendirilmiş, maç boyu, hatta sahanın içine girerek kalecinin yanında dolaşacak kadar sahanın içine girerek görev yapan bir hakem var. İşi de sadece bu olan bir 6. hakem. Kendisine 2 metre mesafede, tam da cepheden bakıyor. Hakemin gözüyle, adamın eli arasında hiçbir engel yok. Hakemin 'Görmedim' demesine imkan, ihtimal yok. Gördü ama söyleyemedi penaltı olduğunu. Çünkü söylese penaltı ve kırmızı kart.
O sırada durum 1-1, Galatasaray 2-1 öne geçecek, Atletico 10 kişi kalacak ve maçın bitmesine 10 dakika var. 'Gördüm' demesi 'turu geçecek takımı ilan etmesi' demektir. Diyemedi. UEFA'nın hakem komitesi başkanı, '?spanyol olduğu için' diyemedi. Platini'nin UEFA Başkanlığı ve hedefindeki FIFA Başkanlığı için bir İspanyol'u desteklemesi daha önemli. Çünkü Latin camiası futbol dünyasına hakim. Platini'nin işine geldi. Ben Sabah'ta çok ağır bir not yazdım: 'Görevliydi bu hakemler' diye. Ancak görevli bir hakem bu kararı verirdi. Bu madalyonun bir tarafıydı.

DEVAMI DİĞER SAYFADA...
Madalyonun öbür tarafına gelince; Galatasaray akla hayale gelmeyecek kadar pısırık bir futbol oynadı, oynatıldı. Galatasaray, Galatasaray gibi oynatılsa ki Galatasaray'ın Galatasaray gibi oynamasının ne demek olduğunu Kasımpaşa maçının ilk yarısında gördük, o 6 tane hakemi de yenerlerdi. O maç çalınacak penaltıya kalmazdı.
Geçen hafta dedim ya "Galatasaray sahaya turu atlamış olarak çıkacak. 0-0 Galatasaray'a yetiyor. Maç başladığında tabelada 0- 0 yazıyor. Demek ki maç başladığında Galatasaray turu atlamış durumda olacak." Maç 0-0 başladığı zaman, 'Ben skoru muhafaza edeceğim' diye oynarsan işte bu olur. Karşında sana gol atmaya mecbur bir rakip var. Kendi sahandasın, kendi seyircin önünde oynuyorsun ve üstüne gelen bir rakip önünde oynuyorsun. Kendi sahanda oynamanın en büyük dezavantajı rakibin savunma düşüncesi içinde oynaması.
Kapalı savunma yapar açamazsın. Burada tam tersine üstüne gelen bir rakibe karşı kendi sahanda oynuyorsun. Yani rahat gol atma imkanına sahipsin. İyi hücum oyuncuların var ve 'dünyanın en iyi hücum hocalarından biri olduğu' iddia edilen Rijkaard da takımın başında. Daha ne istersin? Ama Galatasaray pısırık bir futbol oynadı, işte o zaman da altıncı hakem bir pozisyona gözlerini yumunca Galatasaray elendi.

VURAL İYİ BİR HOCA
DİĞER SAYFADA...
VURAL İYİ BİR HOCA
-Kasımpaşa maçıyla devam edelim. 4-1'lik farklı bir galibiyet var, Yılmaz Vural yönetimindeki Kasımpaşa'nın ortaya koyduğu pozitif futbol var. Maçın analiziyle ilgili neler söyleyeceksiniz? Kırılma noktası neresiydi?
Kim ne derse desin Yılmaz Vural, Kasımpaşa'ya çok iyi futbol oynatıyor. Yılmaz Vural, bu ülkenin en iyi hocalarından birisi. Keşke en istikrarlı hocalarından birisi olsaydı. Şimdi üç büyük takımdan birinin başında da olabilirdi, milli takımın başında da olabilirdi. Ama ne yazık ki Yılmaz Vural da bir istikrar yok. İki sezon üst üste aynı takımı çalıştırdığı çok ender. 'Efendim ben ayrılmıyorum, ayırıyorlar' diyorsa da demek ki geçimsiz birisi. Yılmaz Vural bir düşünmeli, 'Ben niye bir takımı alıp onu şampiyonluğa götürmüyorum.' Bu Bursa olabilirdi, bu Antalya olabilirdi, bu Sarıyer olabilirdi. Çok da iyi takımların başında hocalık yaptı. Hiçbirinde devamlılık sağlayamadı.
Ama futbolu futbol olarak oynatıyor, çok da iyi oynatıyor. Maçın bu kadar güzel olmasının iki sebebi vardı:
1- Yılmaz Vural'ın Kasımpaşa'sının futbolu...
2- Rijkaard ilk defa maçın ilk yarısında, Türkiye'ye geldiği günlerdeki futbol düşüncesine, hücum futbolu düşüncesine döndü.
MAÇIN ADAMI KEİTA DEĞİLDİ
Diğer Sayfada...
MAÇIN ADAMI KEİTA DEĞİLDİ
O ilk yarıda adeta 1958, 1960'lı yılların efsane Brezilya'sı vardı sahada. Garrincha, Didi, Vava, Pele, Zagallo forvetiyle futbol ziyafetleri çeken, hücum ziyafetleri çeken, gol ziyafetleri çeken bir Galatasaray vardı sahada. Galatasaray resmen 4 forvetle çıktı maça. Keita, Giovani, Jo ve Arda.
Aynen Brezilya'nın Garrincha, Didi, Vava, Pele ve Zagallo'su gibi. Bir tek Didi'nin yerinde orta sahada 4-2- 4'ün ortasında oynayan Elano yoktu. Ama onun yerine Mustafa Sarp oynayabilirdi, cesaret edemedi. 4 forvetle oynadığı için, iki tane ön libero, iki tane kesiciyle oynamak istedi. Bu yüzden de fazla suçlamıyorum; Mehmet Topal ve Ayhan ile oynamasını. Ama ileride dönerek oynattığı, Brezilya'dan da farklı bu. Brezilya'da Garrincha hep sağ açıkta, Zagallo hep sol açıktaydı.
Burada Jo dahil, 4 adamı dönerek oynatarak Kasımpaşa'nın savunma zekasını karmakarışık etti. Gazetelere bakıyorum, hakikaten biz, sevgili Altan Tanrıkulu da itiraf etmiş, Hürriyet'te, 'skor yazarıyız.' Galatasaray birinci yarıda muhteşem oynadı. Gol atamadığı birinci yarıda; üç gol attığı ikinci yarıda değil. Ve birinci yarının en kötü adamı Keita'ydı. Birinci yarının 4'le bitmemesinin tek sebebi Keita'ydı. Kötülüğü de kafasındaydı, futbolunda değil. Çok egoistti. 'Ben' diye oynadı bütün 45 dakika boyunca, bomboş durumda arkadaşları varken, asist yapmak yerine neredeyse aut çizgi üzerinden şutlar atmaya kalktı. Ve Keita'nın bu bencilliğini Galatasaray yorulduğu ve düştüğü ikinci yarıda çok ağır ödeyebilirdi.
Mesela bizim Sabah gazetesi Keita'yı maçın adamı seçmiş; en yüksek notu da ona vermiş. Bana sorarsan Keita'nın notu 3. Çünkü Galatasaray maçı veriyordu. 1-1'den sonra Keita'nın attığı gol mucize gol. Muhteşem gol, hiç itirazım yok. Futbol sahalarında görülen en güzel gollerden bir tanesi. Ama o topun öyle oturması ve çerçeveyi bulması yüzde kaç ihtimal? Mucize bir gol o. Bu sırada durum 1-1, futbolu oynayan takım da Kasımpaşa'ydı. Galatasaray bitkindi ve Rijkaard da seyrediyordu.
ÇOK HAYRET ETTİM
Diğer Sayfada...
ÇOK HAYRET ETTİM
İlk devre o muhteşem futbolu oynatan Rijkaard'ın oyunu anlamama, okuyamama eksikliği devam ediyor. Galatasaray yorulmuş, birinci devreyi Kasımpaşa sahasında oynayan Galatasaray bu defa arkaya yaslanmış.
Çünkü hücumda pres yapamıyor artık. Hücum adamları düşmüş, orta saha adamları koşamaz olmuş. Orta saha tamamen Kasımpaşa'ya teslim edilmiş, bütün ikinci toplar Kasımpaşa'ya gidiyor. Neill, Servet, Sabri, Caner topa vuruyorlar, daha doğrusu kesiyorlar ya da kaleci yumrukluyor o dönen toplar hep Kasımpaşalılara gidiyor. Niye? Orta sahada adam kalmamış. Galatasaray ikiye bölünmüş, hücumdaki adamlar, ortada boşluk ve gerideki adamlar. Böyle bir takım olur mu?
Şimdi kenarda Rijkaard ve Neeskens gibi iki teknik direktör oturuyorsa, buna müdahale edemiyorsa bu nasıl açıklanabilir! Daha bir tane oyuncu değiştirme hakkını kullanmamış Galatasaray ve kenarda da boş adamlar oturmuyor. Mehmet Cansun demiş ki "Fenerbahçe'nin kadrosu Galatasaray'dan iyi." Hayret ettim. Mehmet Cansun, Galatasaray'da futbol şubesi yönetmiş, Galatasaray Başkanlığı yapmış bir adam!..

EMRE MÜKEMMEL OYNUYOR
Diğer Sayfada...
EMRE MÜKEMMEL OYNUYOR
Diyelim ki yeniden Galatasaray Başkanı seçildi, ben de diyorum ki Mehmet Cansun'a 'İstediğini al Fenerbahçe'den, bedava. Ama kimin yerine oynatacağını bana söyle!..' Alex dahil bana söylesin bakalım!.. Ben Galatasaray'dan 26 adam sayayım, 22 adam değil. O bana 11 adam saysın. Galatasaray iki tane kadro çıkarır, Fener'e karşı iki 11'le oynar. Mehmet Cansun bunu nasıl söylemiş, inanamadım!.. Sarhoş bile olsa insan söylemez. Fenerbahçe sıradan bir takım. Beşiktaş da öyle. Fenerbahçe şimdi biraz top oynamaya başlar gibi oldu. Çünkü Emre mükemmel oynuyor da ondan. Hakemlerle oynamayı bıraktı, topla oynamaya karar verdi de ondan. Yoksa Fenerbahçe'de büyük adam falan yok.

RİJKAARD SEN NASIL BİR HOCASIN?
Diğer Sayfada...
RİJKAARD SEN NASIL BİR HOCASIN?
Bu kadar sakatına rağmen hâlâ senin elinde iyi bir takım varken ve Kasımpaşa'nın artık sahanın tek hakimi, oyunun ritminin, temposunun tek hakimi olduğu görünürken sen oyuncu değiştirmiyorsan nasıl antrenörsün, nasıl hocasın?
Gidiyordu Galatasaray resmen o mucize olmasaydı. Gitmesinin sebebi de Keita. O muhteşem futbol karşılığında ilk yarının 4-0 bitmemesinin tek sebebi Keita'dır. Ama insanlar 'o güzel golü attı' diye baştaki bütün kusurları affettiler. Maçta muhteşem bir Giovani dos Santos vardı. Efsane yazılır hakkında. Futbol bu kadar mı güzel oynanır ve bu kadar mı etkili oynanır?
Futbolu etkili oynayabilirsin, futbolu güzel de oynayabilirsin ama hem güzel hem de etkili oynayabilmek çok büyük bir sanattır. Galatasaray'da bunu şimdiye kadar Prekazi ve Hagi'de görmüştüm. Şimdi Dos Santos. Olağanüstüydü. Ben bir spor müdürü olsam bir sayfa Dos Santos anlatırdım ve anlattırırdım herkese... Kimse farkında değil. Bu nasıl spor yazarlığı, bu nasıl gazetecilik anlayamıyorum.
BİR ŞARTLA AFFEDERİM
Diğer Sayfada...
BİR ŞARTLA AFFEDERİM
-Dos Santos'un tek şansızlığı son vuruşları yapamamasıydı. Keita'nın ise en büyük şansıydı son vuruşlar.
Bursa, Fener'i yenerken golleri atan Ozan İpek'i anlatıyor herkes! Ya Bursa'da 'Volkan Şen' diye bir adam var. Barcelona dahil Avrupa'nın her takımında oynar. Kimse farkında değil. Bu adam manşetler olmalı, bu adam için köşe yazıları yazılmalı, bu adam için Bursa'ya gidip röportajlar yapılmalı! Kim bu kardeşim?
Galatasaray ile Fenerbahçe, 'Sercan' diye kavga ediyorlar. Hangi Sercan ya? Ben böyle bir şey görmedim. Kim bu Volkan, kim yetiştirmiş, nereden çıkmış, nereden gelmiş? Futbolun güzelliklerini görmeyi ve yazmayı bilmiyoruz. Ondan sonra da ben diyorum ki Rijkaard oyunu okumayı bilmiyor! Peki benim tribünde oturan ve maçı seyreden 250 gazetecim biliyor mu? Şu maçın yıldızı nasıl Keita olur; Santos gibi bir adam oradayken ve de bugüne kadar dökülmüş adam. 'Galatasaray'a niye geldi' diye sorgulanmış.

SABRETMEK LAZIM
Diğer Sayfada...
SABRETMEK LAZIM
-Galatasaray'ın Divan Kurulu toplantısında 'Tüy sıklet' yakıştırması yapılmıştı!
Bunları diyenlerden biri de benim!.. "Nereden buldu bunu acaba?' diyordum inanamadım.
-Ama siz ilk geldikleri günlerde Dos Santos için, "Neill ve Jo'dan çok daha önemli bir oyuncu" ifadesini de kullanmıştınız.
"Olabilir" dedik ama seyrettiğimiz zaman beklenildiği gibi olmadığını gördük. Ama meğerse sabretmek lazımmış. Simoviç böyle değil miydi geldiği zaman, neler yazıldı hakkında! Hagi böyle değil miydi?
-Dos Santos'un satış opsiyonu Galatasaray'da. Bu futbol kalması için bir gösterge kabul edilebilir mi?
Bugüne kadar döküldü bu çocuk!.. Ama Kasımpaşa maçını kazanan adamdı bana sorarsan. Bakacağız. Müthiş bir yetenek olduğu kesin. Bu çocuk bu istikrarını sürdürürse Rijkaard'ın bütün günahlarını affedebilirim. Çünkü o aldırdı Dos Santos'u. "Ben tanıyorum, bunu alın" dedi.

KARŞILAŞTIRMA BİLE YAPMAM
Diğer Sayfada...
KARŞILAŞTIRMA BİLE YAPMAM
-Alex de Belediye maçında çok şık bir gol attı. Keita'nın attığı 2 golle bir karşılaştırma yapacak olsanız hangisini seçerdiniz?
Keita'nın ilk golü dünyanın en güzel gollerinden biriydi. Hiçbiriyle mukayese etmem. Hiç... Estetik ve vuruş olağanüstüydü. Öbürlerini herkes atabilir.
-Ben ikinci golü de çok beğendim. Bir anda yön değiştirmesi, topu kontrolü ve kaleci ile savunma oyuncusunu terse yatırması çok ustacaydı.
Tamam da böyle gol çok gördüm. İyi çalım atıyor Keita ve onları yapması gerekiyor. Sadece egoistlikten kurtulması lazım. Rijkaard ve Neeskens ona egoist olmamayı öğretebilirlerse Keita da Galatasaray'a çok şey kazandırır.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim




































