• Sonar'ın anketinden ''Hayır'' çıktı
  • Sinan Oğan'ın toplantısında arbede çıktı
  • Devlet Bahçeli: ''Ülkücüyüm diyen...''
  • Erdoğan'dan yine olay olacak ''Hayır'' çıkışı
  • PKK'ya darbe üstüne darbe ! 33 terörist öldürüldü
Serdar Durat

Gazze Konvoyları Nasıl Korunmalı ?

Değerli düşünür dostlarım,

İsrail ile ilişkilerimizdeki gergin durumun halen devam ettiği şu sıralar; Türk Deniz Kuvvetleri muharip unsurlarının Gazze ye yardım götürecek sivil konvoy gemilerine refakat desteği sağlamasının planlandığı yüksek sesle konuşulmaktadır.

Öte yandan Güney Kıbrıs Rum Kesiminin İsrail ile koordineli olarak Doğu Akdeniz çanağında petrol arama faaliyetlerine Türkiye olarak izin veremeyeceğimiz, seyrüsefer güvenliği maksadı ile Türk Donanması’nın bölgede bayrak göstereceği ifade ediliyor. Bu beyanatlar eğer kuru sıkı değilse bölgede suların giderek ısınacağını işaret etmektedir.

Bu politikamız uluslar arası camiada nasıl karşılık buluyor dersiniz.

AB den yapılan açıklamaya göre Türkiye’nin bu tür tehditkar yaklaşımlarını doğru bulmadıkları, İsrail hükümet yetkililerince Türkiye’nin bu tarz gözdağı verme içerikli açıklamalarını ciddiye almadıkları,Yunanistan’ın açıklamasına göre GKR gemilerine yapılacak herhangi bir müdahaleyi Yunanistan’a yapılmış sayacakları, ABD nin Akdeniz Filosunu bölgeye intikal ettireceğini açık kaynaklardan anlıyoruz.

Nato nun Stanavformed (Standing naval forces Mediterranean) denilen çok uluslu Akdeniz daimi filosunun harekat planlarında en azından şimdilik bu konu yer almamaktadır.

Gazze’ye insani yardım konusundaki başat rol kapma tutkumuz korkarım giderek daha da riskli ve statükoyu tırmandırıcı bir görüntü vermeye başlıyor. Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi bu insani yardımları tek başımıza değil BM çatısı altında ve uluslar arası sivil insiyatifleri de yanımıza alarak gerçekleştirmenin Milli menfaatlerimiz açısından daha uygun olacağı inancımı saklı tutuyorum.

Bu tür yardım gemilerinden oluşan bir konvoyu sadece Türk Savaş gemileri ile korumaya çalışmak mahdut hedefli de olsa Türk ve İsrail donanmalarının angajmana girme riskini en baştan kabul etmek manasına gelir. Böyle bir durumda ABD ve NATO nun nasıl bir tutum takınacağıni öngörmek için çok uzun ufuklu bir vizyon sahibi olmaya gerek bile yok kanısındayım.

Gayemiz bağcıyı dövmek değil de sadece üzüm yemek ve  İsrail’i halen uyguladığı mütecaviz politikalarından caydırarak Filistin halkının bekasına destek vermek ise ;

Öncelikle yapılması gereken Gazze konvoylarının güvenliğini sağlamak üzere Multi-national task force (Çok uluslu görev kuvveti) oluşturulması için mekik diplomasisi uygulamak, Nato Deniz görev kuvvetini işin içine çekmek ve Konunun insani boyutlarını tüm dünyaya anlatmaya çalışmaktır.

Emin olunuz ki böylesine bir çok uluslu deniz gücü refakatinde Gazze’ye intikal edecek hiç bir insani yardım konvoyuna denizden ve/veya havadan müdahale etmeye İsrail’in yüreği de ve çapı da yetmeyecektir.

İşte bizim için esas olan strateji becerisi de tam burada yani diğer güç odaklarının konuya inanmalarını ve bizimle birlikte hareket etmelerini sağlayabilmektedir.

Bunu başarabildiğimiz zaman; Türkiye değil İsrail yalnızlığa mahkum olur ve  hak hukuk tanımaz, meydan okuyan şımarık politikalarından süratle vazgeçmek zorunda kalır. Onu koşulsuz destekleyen güçlerin de ellerinden kozları alınmış olur.

Yakın ve orta doğu coğrafyasında söz sahibi, güçlü ve caydırıcı bir Türkiye yaratmak çabaları onurlu ve anlaşılabilir ancak uluslar arası konjonktür de mütecaviz konuma düşmemeye de özen göstermek şartı ile..

Saygılarımla...

Serdar DURAT
Stretejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS