Hepimiz bu sonucu tahmin ediyorduk. Zira sekiz yıldır, ülkenin karakalabalık bölümü, yüzünü göstermişti.
Minibüslerde... Otobüslerde... Trenlerde... Park ve Bahçelerde Tatil yerlerinde... bir hoyratlık fırtınası esiyordu... Biz de varız bu ülkede diyorlar dı...
Kibarlık denilince, komşu bir ülkenin adını veren, Nezaket denince de komşudaki kızın ismini zanneden bir garip güruh...
Minibülerde,tıkış tıkış seyehat etmeğe alıştırılmış,Park ve bahçeleri istediği gibi kirleten…salgıladıkları pis kokulardan karşılıklı olaraktan rahatsız olmayan, Marketlerde satılan Tarihi geçmiş gıda maddelerini (Kimi yutturan, kimi de yutan) ve bunları umursamayan tipler, toplum içinde, sık sık kendini gösteriyordu... Ne var ki bu olumsuz ve bir yerde suç teşkil eden, buna benzer hareketlere, Resmi makamlar da gereken İhtimamı göstermiyordu... Eşgüdüm !
Uygar insanlar gibi, Sivil toplum örgütlerine üye olup, seslerini uygarca duyurmak yerine, birbirleri ile kavga etmek daha uygun geliyordu bu kesim’e, hoş... Devleti idare etmeğe soyunanların’da...
Bu sivil toplum işini pek sevdikleri söylenemezdi ya,işte keller sağırlar birbirini ağırlar misali...
Şimdi ne olacak? Olacakları bilmek için Kahin olmaya gerek yok... Yine ayni çapaçul yaşam, dozu artarak devam edecek ve seviye, gün geçtikçe daha da düşecektir... Şu Televizyon Programlarına bakın yeter... Böyle olmamamlıydı... Yapılacak bir şey yok... Oysa...
Büyük Önder Atatürk,Türk milleti uşaklık sevmez, demiş ve Türk milletini vatandaş olmaya davet etmişti... Genleri müsaade etmedi !
Padişahım çok yaşa devri geri döndü... hem de, daha da riyakarca. Dünya devamlı değişim içinde... Bu da geçer...
Bu yazıya 17 yorum yapıldı.
yıllardır sen ve senin zihniyetindekiler niye hiç iktidar yüzü görmedi acaba.
BeğendimBeğenmedimişte bu kendinizi beğenmişliğiniz yüzünden. halkı aşağılamanız yüzünden.
halkın değerlerine önem vermemeniz yüzünden.
imkanınız olsa geriye dönüp açık oy gizli sayım yaparsınız ama geçti borun pazarı değilmi
küfür ederek aşağılatarak bişey elde edeceğini zannediyorsan aldanırsın,
üstelik burda yazdıklarını çarşıda pazarda söylede görelim bakalım, tabi halkın arasına karışacak yüzün varsa
Hikaye bu ya... Bir inek, bir beygir, bir eşek, etrafa dağılıp insanların ne yaptıklarını öğrenmeye ve üç yıl sonra buluşmaya karar verirler...
BeğendimBeğenmedimHer biri başka yöne gider.
Aradan üç uzun yıl geçtikten sonra buluşma yerine önce inek ve beygir gelir...
İkisi de perişan bir halde, zayıflamış, dişleri dökülmüş, kamburları çıkmış, adeta çökmüştür.
Beygir merakla sorar:
'Nedir bu halin inek kardeş?'
İnek acıklı bir şekilde içini çekerek anlatır:
'Sorma beygir kardeş... Bu insanlar çok merhametsiz... Beni durmadan birbirlerine sattılar. Alan sütümü sağdı. Bir inek daha bulup onu yanıma koyarak bizi çifte koştular, aç bıraktılar. Canımı zor kurtardım be kardeş.'
BeğendimBeğenmedimBeygir de acı acı başını sallayarak anlatır:
'Ah, sorma... Benim de ağzıma bir demir parçası geçirdiler, ağzımı açamadım. Üzerime bindiler, ses çıkaramadım. Biri indi, öbürü bindi! Binmedikleri zamanlar zincire vurdular.
Fıkra Buya. E.E.3
BeğendimBeğenmedimBelim çöküp de onları taşıyamaz bir hale geldiğinde arkama kocaman bir araba bağladılar.
Bu sefer birçoğunu yeniden taşımaya başladım. Ben onları taşıdıkça, daha hızlı gitmem için kırbaçladılar. Canımı zor kurtardım inek kardeş.'
İnek ve beygir böyle konuşurken uzaktan eşek görünür. Hayli neşelidir. Islık çala çala, taşlara tekme ata ata, hoplaya zıplaya gelir. Mutludur. Üstelik şişmanlamıştır. Tüyleri pırıl pırıl parlamakta, gözlerinin içi gülmektedir.
Üzerinde lacivert takımlar vardır.
BeğendimBeğenmedimİnek ile beygir şaşırmış bir şekilde sorarlar, 'Nedir bu halin? Neler oldu? Neden böyle zevkten dört köşesin?'
Eşek keyifli bir şekilde anlatır:
'Sizden ayrıldıktan sonra uzakta bir memlekete vardım. Birisi yukarı çıkmış bağırıyor, bağırdıkça insanlar onu alkışlıyordu.
Ben de yüksekçe bir yere çıkıp bağırdım. Benim anırmamı bilirsiniz, yeri göğü inletirim. Sesimi duyan benim yanıma koştu, duyan duymayana haber verdi, etrafım insanla doldu.