Serdar Durat

Gönül Dili

Değerli düşünür dostlarım,

Dün akşam bir televizyon kanalındaki canlı yayında seçilmiş bazı gazetecilerin ülke gündemine ilişkin seçilmiş sorularına istinaden Sn.Başbakan açıklamalarda bulunmuştur. Bu kapsamda kendisine yöneltilen "Gerçekten Gülen cemaati ile siyasi bir kavgada mısınız yoksa masumane bir dershane tartışması mı" sorusunu şöyle yanıtladı:"Biz siyasi partiyiz. Bir siyasi parti olarak kendimize bu noktada düşman ilan etmek gibi bir yanlışın içine düşmeyiz. Kaldı ki bugüne kadar beraber yürüdüğümüz, beraber birçok sorunları hallettiğimiz kardeşlerimizle böyle bir ayrılığın içine düşmeyiz. Burada fitne odakları var. Bu fitne odaklarına fırsat vermememiz gerekir. İşin aslı burada. Oslo süreciydi, müsteşarımla ilgili yapılanlardı... Kimler bu tür fitnelere fırsat verdiyseler veya bu olayların içinde olduysalar onlar zaten bunun bedelini öderler. Ama bu dünyada ama ebedi alemde. Bize düşen sadece kucaklamaktır, birleştirmektir, bütünleştirmektir.

 "İlk ve son kez konuşuyorum, geri adım atmayacağız" dedi. Başbakan, Gülen cemaati ile yaşanan gerilim konusunda da "Karşı tarafın dili gönül dili değil" ifadesini kullandı.

Sevgili okurlar nedir bu gönül ve dili diye merak ettim. Küçük bir araştırma ile aşağıdaki bilgilere eriştim.

“Gönül” genel olarak “kalp”, bazen de “nefis” anlamına kullanılan özbe-öz Türkçe bir kelime imiş. Türkçe’nin deyim ve terim geliştirmede en güçlü ve en üretken kelimelerinden birisiymiş. gönül kelimesi de kültürümüz içinde çok derin izler bırakmış.

Gönül kelimesinin Farsça karşılığı “dil”, Arapça karşılığı da “kalb”imiş.  Kur’an’da, hadîslerde ve Arapça tasavvuf kitaplarında geçen “kalb” kelimesi ile Türkçe’deki “gönül” eş anlamlı imiş. Nitekim Kur’an’daki: “Kör olan gözler değil, göğüslerdeki kalplerdir”  âyetinde “gönül körlüğü” anlatılmaktaymış.

Günümüzde gönül insanı denilince aydınlanmış bir kalbe sâhip, davranışlarını kalb ve gönül yörüngesinde yöneten, empati yapmasını bilen insan akla gelirmiş.

Kalbin aydınlanıp sadrın genişlemesi, merhamet, sevgi ve hoşgörü ile olurmuş.

Gönül insanı canını ve malını Allah’a adayarak  kalb-i selîme  eren ve gönlünü, Gönüller Sultanı’na verenmiş. Rahmân tecellîsine mazhar, incelik ve zarafet timsâli insanmış.

Gönül bir sevgi ve merhamet merkezi olduğundan hassas bir terâzi gibiymiş.

Bu yüzden insanlara gönle danışmaları tavsiye edilirmiş. Nitekim Hz. Peygamber: “Müftüler her ne kadar fetva verseler de sen gönlüne danış!”  buyurmuş.

Gönül yapmak insanları sevindirmek ve kırık kalpleri onarmak demekmiş. Gönül Hakk’ın tecelli yeri olduğundan saygınmış. Gönle girmek, gönül imar etmek son derece önemliymiş.

Gönül yapmak ne kadar güzelse gönül yıkmak o kadar günahmış. Hele hele yüreği yufka, yıkık gönüllere dokunmak o kadar büyük vebalmiş.

Gönül vermek birisine canla başla sarılmak, âşık olmak ve bir işe bütün varlığı ile koyulmak demekmiş.

Gönül ehli, gerçeğe ulaşanlar ve gönüllerinde dâima tevhîd hazzı bulanlarmış. Ehl-i dil denilen bu insanlar tevhîd gerçeğine ermiş bahtiyarlarmış. Şâirin dediği gibi: Ehl-i dildir diyemem sînesi saf olmayana. Ehl-i dil olmak için sadır ve sîneyi pâk kılmak gerekir. Çıfıt çarşısı hâline gelmiş ve her türlü ilgi ve sevginin kök saldığı bir sînenin sâhibi, gönül ehli sayılamaz. ( Kaynak: Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr.Hasan Kamil Yılmaz)

Değerli düşünürler,

Tasavvuf ve ilahiyat bilimine dayanan gerçekler böyle iken ; sadece kolay gözyaşı dökebilmek gönül dilini kullanan bir gönül insanı olmaya yetebilir mi dersiniz ?

Ulan, ananıda al git, ben adamımı kimselere yedirmem, şeyini şey ettiğimin şeyi, gavat gibi sözleri kullananların gönül dilinden söz etmeye hakları olabilir mi ?

Takdirlerinize sunarım,

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS