• ''Cinci hoca'' insaları böyle kandırdı !
  • Seçmenler sınırı yürüyerek geçmeye başladı
  • Ege'de büyük facia ! Cesetleri kıyıya vurdu
  • İğrenç tuzak karakolda bitti
  • Son ankette MHP'li seçmen sürprizi
Serdar Durat

Güçlü Başbakan Güçlü Ülke

Değerli düşünür dostlarım,

Sayın Başbakan Erdoğan’ın çok iyi bir hatip olduğu, irticalen konuşma yeteneğinin ve beden dilinin kitleleri etkileyebilecek düzeyde olduğu yadsınamayacak bir gerçekliktir.

Ancak hitabet becerisini kullanırken genel olarak gücün dilini tercih ettiği, gerek tonlamaları,mimikleri-jestleri ve gerekse seçtiği kelimeler itibarı ile uzlaşmaktan-ikna etmekten çok dikte/empoze edici, muhataplarını ürküten bir usluba sahip olduğu algısı hakimdir. Fıtri(Doğmatik) karakter özellikleri itibarı ile de öfke kontrolu konusunda ve eleştirilere karşı tepkilerinde çok sabırlı ve hoşgörülü olduğunu söyleyebilmek pek kolay değildir. Bir kaç somut örnek vermek gerekirse ; yorumsuz olarak aşağıda belirtilenler akla gelebilir.

1. Dünya iş çevrelerinin dikkatle izlediği ‘’The Economist’’ dergisi sn. Erdoğan’ın eleştiriye tahammülsüzlüğünü ve otoriter içgüdülerini, AKP Hükümetinin Türkiye’de basın özgürlüğünü kısıtlama girişimlerini kaygı ile izlediklerini belirtmiş ve Türkiye’de demokrasinin geleceği açısından etkili bir muhalefete ihtiyaç olduğunu vurgulayarak CHP ye oy verilmesini önermişti. Sn. Başbakan bu yazıya karşı verdiği tepkisinde azarlayıcı ve çok sert bir uslup kullanmıştır.

2. Ünlü yazar Paul Auster çok sayıda gazeteci ve yazarın hapiste olmasını protesto etmek maksadı ile Türkiye’ye gitmeyeceğini açıklamıştır. Sn. Başbakan yine o alışılagelen ‘’gücün dili’’ ile reaksiyon göstermiş ve sen de kim oluyorsun be adam gelsen ne yazar gelmesen ne yazar mealinde cevap vermiştir.

3. Uluslararası kredilendirme kurumu S&P nin Türkiye’nin kredi notunu düşürmesi(Durağan kategorisine alması) üzerine yine sn.Başbakan fevri ve çatışmacı bir uslup kullanmış ve bu kararı ideolojik olarak değerlendirmiştir.

4. BM genel kurulunda yaptığı konuşmasında sn.Başbakan yine o otoriter ve adeta bütün dünyaya ders verirmişçesine bir hitap tarzını benimsemiş ve kendi duruşunu açıklamıştır.

Değerli düşünürler, bahsekonu bu sert uslup kapsamında ‘’Güçlü Başbakan güçlü Ülke’’ sloganı ilk başta kulağa hoş geliyor,milli duygularımızı kabartıyor olabilir belki ama eğer küreselleşme gerçeğini içselleştirebilir ve dünya’yı doğru okuyabilirsek bu kadar sert söylemlerin her zaman fayda sağlamayacağını da görebilmemiz gerekir. Diplomaside en ağır ve etkili beyanatların dahi diplomat gülümsemesi ile ve makul bir ses tonu ile de yapılabildiği malumdur.Nitekim ‘’Financial Times’’ ‘’The Guardian’’ ‘’Washington Post’’ ‘’European Observer’’ gibi ciddi bazı batı gazetelerinde Türkiye’nin mevcut iktidarı ile oryantal despotizm’e meyil ederek;kendisini lanse ettiği gibi Avrupalı değil, Asyalı bir ülke imajı sergilediğine,Türkiye’de demokrasi ve cumhuriyet değerlerinin tehlike altında olduğuna dair yorumlara rastlanmaktadır.

Sevgili okurlar, bütün bunlara rağmen sn. Başbakan’ın aslında güler yüzlü, hoşgörülü, anlayışlı ve kırıp dökmeden de, sakin ama etkili konuşabilen karizmatik bir lider yanının da olduğunu ilk kez dün Rize’de Ovit tünelinin temel atma töreninde yaptığı konuşmasında gördüm.

Gözlerinin içi gülümsüyordu ve son derece sempatik bir şekilde yerel Karadeniz aksanı/lehçeyi de zaman zaman kullanarak konuşmasına espiri ve renk katıyordu.
Özellikle ülkem ve milletim adına çok umutlandığım ve müsterih olduğum bir deyişi vardı ki ( Biz kimselerin Efendisi değiliz ama herkesin hizmetkarıyız, sn.Kılıçdaroğlu’nun da hizmetkarıyız) gerçekten çok mutlu etti beni. Tek bir küçük defo vardı bu konuşmasında o da ; Çay üreticilerine hitap ederek << ürününüzü Çaykur’a teslim ettikten en geç bir ay içinde paranızı alacaksınız aksi takdirde Tarım Bakanını kapının önüne koyarım>> sözleri  idi. Şaka olduğunu düşünmek istiyorum. Ayrıca Süper lig finalinde FB ve GS futbol takımlarının şampiyonluk maçı sonrasında yaşanan kupa krizini de sn.Başbakanın bir telefonu ile çözmesi yine hoş ve sempatik bir yaklaşım olarak algılandı. Doğrusunu söylemek gerekirse sn.Başbakanı güleryüzlü ve neşeli görmek sıradan bir vatandaş olarak benim hoşuma gitti.

Netice olarak demem o ki ; Sn.Erdoğan kendi sözleri ile ifade ettiği gibi sadece AKP ye oy verenlerin değil gerçekten 74 Milyon T.C vatandaşının başbakanı olmak, daha geniş kitleler tarafından da sevilmek-sayılmak-güvenilmek istiyorsa işte böyle dün Rize’de olduğu gibi güler yüzlü,sempatik ve hizmetkar tavrını daha fazla öne çıkarmalı diye geçirdim aklımdan. Eminim ki bu güleryüzlü ve mütevazı duruş öncelikle ve ivedilikle tüm ülkemizin iklimine yansıyacak, çatışma konuları kendiliğinden uzlaşmaya dönüşecektir.

Saygılarımla

Serdar DURAT

Stratejist

14.05.2012

Yazarın Diğer Yazıları
Haber3Group © 2001-2017 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Portalı Yazılımı ve Teknik Destek: CM Bilişim. Vargonen Hosting & Cloud sunucuları üzerinden yayın yapmaktadır.
Kullanım Şartları  |  Reklam  |  İnsan Kaynakları  |  Künye  |  Bize Ulaşın  |  Site Haritası  |  RSS