- IMKB

- 59.662
- Dolar

- 1,7675
- Euro

- 2,3245
- Altın

- 653,05
- Ankara : -3 °C
- İstanbul : 1 °C
- İzmir : 5 °C
- Adana : 8 °C
- Antalya : 7 °C
- Diyarbakır : -2 °C
Gül'e darbe ihtimalini sordu ve...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, CNN TÜRK'te gazeteciler Hasan Cemal ve Cengiz Çandar'ın sorularını yanıtladı. Kurumlararası çatışma yaşanmadığını söyleyen Abdullah Gül, yetki yorumlarında farklılıklar olabileceğini belirtti. Gül, "2010'da darbe olur mu?" sorusuna ise, "Asla söz konusu değil. Bunu düşünmek TSK'ya karşı saygısızlık olur" yanıtını verdi.
"Tecrübe Konuşuyor" programının konuğu olan Gül, "Yanlış insanlar, yanlış arzular olabilir ama böyle bir şey TSK'ya karşı saygısızlık olur. Bundan sonra darbeler, muhtıralar söz konusu olamaz" diye konuştu.
KURUMLARARASI ÇATIŞMA
Ankara'da kurumlararası çatışma olduğu yönündeki yorumlara katılmadığını söyleyen Gül, "Bu söz konusu değil. Samimi olarak söylüyorum. Bunu söyleyenler Türkiye'nin yakın siyasi tarihini hiç yaşamamış gibi konuşuyor... Çeşitli yetki yorumlarındaki farklılıklardan dolayı sorunlar olabilir, buna çatışma denmez" dedi.
"Türkiye demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Referansımız Atatürk'ün söylediği muassır medeniyetlerüstüne çıkmaktır" diyen Gül, "Buraya gelmek için 1980'den bu yana anayasayı değiştirip standartlarımızı yükseltiyoruz. Bu standartların yükselmesi sürecinde toplumun herkesiminde adaptasyon sorunu yaşanıyor. Bunda herkesin payı var" dedi.
Cengiz Çandar'ın, "Diyelim ki çatışma yok. Olmaması kurumlararasındaki eşgüdümü sağlamanızla mı oldu, yoksa bu süreçte hukuk mu işledi?" şekilndeki sorusuna Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye sürekli bir şekilde standartlarını yükseltiyor. Bu hükümetleri de aşmıştır. Bir çeşit reform süreci içindeyiz. Bunlar yapılırken hatalar olabilir. Gidişata bakıldığında Türkiye'nin çok güçlü bir ordusu vardır. Ordumuzla gurur duyuyoruz. Ben Türkiye'de hukukun ve demokrasinin işlediğini, tüm kurumların hukuka bağlı olduğu bir ortamın oluştuğuna inanıyorum" dedi.
Gül, "Siyasi tarihimizi bilen bir kişiyim. Bundan sonra işimizi düzgün yapmamız lazım. Çok iyimserim bu lonuda. Kurumların üstüne düşeni hakkıyla yaptığını düşünüyorum. Uygulamada sorunlar olabilir. Aksaklıklarla uğraşmak hepimizin görevi. Kurumları temsil edenler bir araya geliyoruz. Düzenli görüşmelerimiz var biliyorsunuz" diye konuştu.
DARBE İDDİALARI
"Toplum askeri vesayet rejimi altında çalışmaktan sıkıntı duyuyor artık. Sanki bu durumdan çıkılıyor şimdi. 2010'da darbe olmayacağı rahatlığı içinde misiniz?" sorusuna ise Gül, "Bu asla söz konusu değil. Bunu düşünmek TSK'ya karşı saygısızlık olur. Yanlış insanlar yanlış arzular olabilir. Bundan böye darbeler muhtıralar söz konusu olamaz" dedi.
KARAGAHTAKİ ARAMA
"Kozmik odadaki arama çok gürültü kopardı. Çatışmanın örneği gibi görülmüyor mu?" sorusuna Gül, "Şüpheli bir davranış söz konusu olmuş, bağımsız yargı çerçevesinde savcılar harekete geçmiştir. Çatışma yok. Bir yasa değişikliğiyle bugüne gelindiği için mevcut hukuk uygulanıyor bugün. Ama basın daha sansasyonel olma konusunda ısrarcı. Çıkar çatışması yaşanıyor. Yöneticiler sakin bir ortam isterken, medya hareketliliklten yana" diyerek medyayı eleştirdi.
Hasan Cemal'in, "Ama rahmetli Bülent Ecevit'in açtıramadığı kapıyı açmak önemli bir iştir, haberdir" sözü üzerine Cumhurbaşkanı, "Gazeteci tabii ki olaylara farklı bakar. Ben buna çatışma konusu kapsamında cevap veriyorum. Bunun kuralları bellidir. Herkesin buna saygısı var. Ama bunu çatışma diye yansıtırsak bu yanlış olur" dedi.
KÜRT AÇILIMI
Gül, Kürt açılımıyla ilgili "Güzel şeyler olacak" sözünün hatırlatılması ve hala iyimser olup olmadığının sorulması üzerine, "Türkiye giderek daha güzelleşecek. Problemlerini çöze çöze gidecek. Buna inanıyorum. Vatandaşlarıma inanıyorum; vatandaşlarımızın sağlam bir mayası var. Çevresine ilham kaynağı olan bir ülke sorunlarını kendi kendine çözecektir. Terörle ilgili tarihi bir fırsat olduğuna inanıyorum. Öcalan yakalandığında vardı o fırsat, kaçırıldı. Teröre bu bölgede yer yok. Destekleyecek güç yok" ifadesini kullandı.
Gül, Kürt sorunu konusunda devletin yanlışı olup olmadığı yönündeki bir soruya ise, "Şüphesiz ki hep oldu, niye saklayalım? Tüm bunlardan ders almalıyız. Hepimiz bu ülkenin kurucu unsuruyuz. Ayrı iki halk söz konusu değildir. Farklı gerçeklerimiz, özelliklerimiz, zenginliklerimiz var. Reddetmek yanlış. Kimse öz yurdunda kendini yabancı hissetmeyecek. Bunları cesur olarak ele almak gerekir" yanıtını verdi.
DTP'NİN KAPATILMASI
Cumhurbaşkanı Gül, "Mensup olduğunuz 2 parti kapatıldı. Eski partiniz 2 yıl önce kapatılmaya muhatap oldu. Demokrasi standartları yükselen bir ülkenin lideri olarak DTP kapatıldı ve siz 'Hukuka saygılı olmak gerekir' dediniz. Garipsendi" şeklindeki soruyu ise, "Ben parti kapatmalarının ilke olarak doğru olmadığını söyledim. Doğru olan şey suç işleyenlerin yanlışlarını düzeltmesi. Şiddeti teşvik etmek yanlıştır. Ben 'karşıyım' dedim ama 'PKK bizim varoluş gerekçemizdir diyen biri varsa mahkeme ne yapsın?' dedim. Mahkemenin işine karışacak halim yok" diye yanıtladı.
Gül, "Bunun yolunu bizim bulmamız gerekiyor. Bu problemler Türkiye'yi sarsıyor ve rahatsız ediyor. Çocukları sokağa dökmeler, yıkıp dökmeler üzücü olaylar. Tüm bunlar ciddi biçimde ele alınması, üzerine gidilmesi gereken konular. Terör hiçbir şekilde mazaret gösterilmemeli" dedi.
AB İLE İLİŞKİLER
"Türkiye AB'den uzaklaşıyor mu? Süreç yavaşladı" değerlendirmesi üzerine Gül, "AB sürecini müzakere yapan bir ülkeyiz. Bu yol bizim için iyi değilse hiç girmememiz gerekirdi. Devlet politikası haline gelmiş bir şey artık AB ile ilişkiler. Türkiye'nin bütün alanlarda ilerlemesi çok önemli. Sıkıntı konular da var, ama yapmanız gerekenleri süratle yapmalısınız. Bu kararlılıktan vazgeçmemek gerekir. Süreci hızlandırmak lazım" dedi.
Süreci yavaşlatan Kıbrıs, Heybeliada Ruhban Okulu ve Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi konularının hatırlatılması üzerine Gül, "Ben bunları sadece AB ile ilişkilendirmiyorum. AB olmasa da bunlar yine bizim sorunlarımız. Bunlar bizim aşmamız gerek konular zaten. AB ile bağlantı kurulabilir. Kıbrıs'ta tüm iyi niyetimizle referanduma gittik. Ama olmadı. AB bunu biraz istismar ediyor. Bizim buna fırsat vermemiz gerek" dedi.
"ÇARMIH" TARTIŞMASI
Fener Rum Patriği Bartholomeos'un "Çarmıha gerilmiş gibi hissediyoruz" sözleriyle ilgili Cumhurbaşkanı, "Türkiye vatandaşı olanların yüzde 100'ü Müslüman değil. Azınlık statümüz de var. Ama onların da temel hakları garanti altına alınmıştır. Sayıları az da olsa askerlik de yapıyorlari vergi de veriyorlar. Onların herhangi bir şekilde sıkıntı çekmesini istemem. Onların sorunlarıyla da uğraşıyoruz. Bazen zorluklar ortaya çıkıyor. Türkiye'nin demokratik standartlarında bir eksikliği varsa kaldı ki biz AB'ye üye olmaya çalışıyoruz; 'Bize biraz zaman verin' diyebilmeliyiz'. Ümitliyim. Diyalog ve iyi niyetle konuşabilmeliyiz" dedi.
ERMENİSTAN İLE İLİŞKİLER
Ermenistan ile geçen ay imzalanan protokollerin ardından "sessiz bir diplomasi" yürütüldüğünü belirten Cumhurbaşkanı Gül, "Çok aktif ama sesiz bir diplomasi söz konusu. Donmuş problemleri ortaya çıkarıyoruz. Burada metodolojiyi aleni yapmak zor oluyor. Bu işte önemli zaman kısıtlamaları var. Bu işe çok gayret sarfediliyor. Başta Rusya kilit ülke olmak üzere devrede. Mutfakta bir şeyler pişiyor" demekle yetindi.
EKSEN TARTIŞMASI
Çok tartışılan eksen kayması konusuna da değinen Gül, "Bunu kabul etmiyorum. Çok yanlış bir değerlendirme. Bazılarında kıskançlık var. Türkiye'nin bu gelişen etkinliğinden, çevrede gördüğü itibardan, Türkiye'nin bölgesel bir güç olmasından, tarihten gelen beraberliği olan ülkelerle daha büyük beraberlikler kurmasından... Bundan çeşitli kuşkuları olanlar olabilir. Diğer bir kısım da Türkiye'de ne olup bittiğini çok fark etmiyorlar, Türkiye uzmanı gibi geçiniyorlar, yazılar yazıyorlar. Halbuki Türkiye'nin eksenine bakmak için Türkiye ne yapıyor 10 sene içerisinde, nasıl davranıyor, uluslararası kuruluşlarda nasıl davranıyor? Oyunu kullanırken nasıl kullanıyor, hangi istikamette yasalar çıkartıyor? Türkiye anayasasında değişiklik yapıyorsa ne tip değişiklikler yapıyor? İşte bunlara bakmak gerekir. Bunlara baktığınızda Türkiye AB ile bütünleşme yolunda belki çok süratli değil ama kararlı bir şekilde yürüyor. Orada bir hat vardı, 2003-2004 ve 2005'te fırsat kaçırılmış olabilir. Türkiye o zaman çok daha kolay bir şekilde bütünleşebilirdi ödevini yapsaydı. Şimdi ise daha büyük bir Türkiye var. Sorunları var. Şimdi işimiz daha zor" dedi.
Hasan Cemal'in, "Merkel Almanyası ile Sarkozy Fransası konusunda eleştirilerinizi saklı tutuyorsunuz galiba" sözlerine, Gül, "Tabii biz bunları görüyoruz, bir realistiz. Realist olmak gerekir" şeklinde karşılık verdi.
Cengiz Çandar'ın, birkaç ay önce Fransa'da Cumhurbaşkanı Sarkozy ile görüştüğünü anımsatarak, "İşler düzeldi mi?" sorusunu, Gül, şöyle yanıtladı: "Ziyaretimiz aslında iyi bir ziyaretti. Ben orada Başbakan, Senato Başkanı, Meclis Başkanı, kendisiyle beraber yemek yedik. Her şeyi çok açık bir şekilde konuştuk. Çok açık bir şekilde o da düşüncelerini söylüyor, biz de düşüncelerimizi söylüyoruz. 'Şunlar şunlar doğru, şunlar şunlar yanlıştır' diyoruz. Ama şu bir gerçek, Fransa Türkiye'nin önemini geçen seneye, daha önceki senelere göre çok daha fazla kavramaktadır ve ona göre Türkiye'ye verdiği ağırlık çok daha farklıdır. Bu gayet açık. Fransa'da yaşayan, Fransa'yı biraz bilen kime sorsanız bu böyledir. Türkiye'nin gücünü çok daha fazla gören ve ona göre davranan bir ülke. AB ile ilgili daha önceki söylemlerinden bizim memnun olmadığımızı da kendisi de biliyor, herkes de biliyor. Son dönemlerde o söylemlerin de tekrarlanmadığını görüyoruz."
"NORŞİN" İFADESİ
Bitlis ziyareti sırasında, Güroymak'ın eski adı olan "Norşin"i kullanmasına ilişkin sorulara karşılık Gül, "Bu tip şeyler, olağanüstü dönemlerde değiştirilmiş isimler. Ben 'vicdanlara ters gelen' derken bunu kastediyorum. Yoksa, yerleşmiş, bizim olmuş, kendi isimlerimizi değiştirme gibi bir şey zaten düşünülemez" dedi.
"Dersim'de de Cemevi'ne gittiniz" hatırlatması üzerine Gül, "Niye gitmeyeyim. Çünkü o bölgemizin de özelliği odur. Alevi kültürü, sosyolojik gerçek budur. Kucaklamak, herkese 'bu ülkenin gerçek vatandaşısın' hissini vermemiz lazım. Herkesin bunun tadını alması gerekir" diye konuştu.
Gül, "1930'larda yaşanan acıları da paylaşmış oluyorsunuz" sözlerine karşılık, "Geçmiş bizim kendi geçmişimiz. Geçmişi çok konuşmaya başlarsak o zaman istikameti kaybederiz. Geleceğe bakmamız gerekiyor. Gelecek içinde giderken, bazı şeyleri söyleyerek, bazılarını söylemeden, düzelterek gitmemiz gerekiyor. Önemli olan şey bu" dedi.
"2010'DA TÜRKİYE KRİZDEN ÇIKACAK"
Programın son bölümünde ulusa Türkiye'nin 2010 yılında öncelikli gündem maddelerini sıralayan Gül, "2010 yılı Türkiye için daha iyi geçecek, daha parlak bir gelecek olacak. 2010'da Türkiye'nin ekonomik krizden çıkacağını görüyoruz. Siyasi konular durulacak, her şey yerli yerine oturacak. Daha sabırla çalışmalıyıız. Kötüye yormadan güzel şeyler için uğraşmak gerek. Terörle mücadele en önemlisi. Türkiye'nin gücünün itibarının artarak devam edeceğine inanıyorum. Sorunlarımızı ihmal etmiyorum. İşsizlik en önemlisi. Kişinin kıyameti gibi... Çok büyük bir mücadele gerektiriyor" dedi.
GÜL DE BİR SORU SORDU
Gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Cumhurbaşkanı Gül, Cengiz Çandar ve Hasan Cemal'e "Ben de size bir soru sorayım. Basının genel trendini nasıl görüyorsunuz? Ben açıkçası bir bize bakıyorum, bir de dışarıya... Bizde tamamen siyaset var. Ne sanat ne kültür hiçbir şey görmüyorum. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz" diye sordu.
Hasan Cemal, "Basından memnun değilsiniz anladığım karadıyla. Türk basınına yönelik genel değerlendirmenizi paylaşıyorum ama 2009'un basın özgürlüğü yılı olmasına rağmen bizim de şikayetlerimiz var. Gazetecilere açılmış 3000 dava, 4000 soruşturma var. Bu konuda hükümet hemen harekete geçmeli" dedi.
"Tecrübesini konuşturdu bak. Benim soruma yanıt vermedi" diyen Gül'e Çandar yanıt verdi: "Siz Türkiye için nasıl iyimserseniz biz de medya için iyimser olmaya çalışıyoruz. Türkiye nasıl değişim içindeyse, medya da öyle."
Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim






































