• Haber3 FaceBook
  • Haber3 Twitter
  • Haber3 Friendfeed.com
  • Haber3 RSS
  • IMKB
  • 60.663
  • Dolar
  • 1,7655
  • Euro
  • 2,3325
  • Altın
  • 651,49
  • Ankara : -3 °C
  • İstanbul : 2 °C
  • İzmir : 5 °C
  • Adana : 8 °C
  • Antalya : 7 °C
  • Diyarbakır : 0 °C
Çerkezler ve Lazlar da anadil için karar aldı
Dünya bu işkenceyi konuşuyor
Bu listede sizin de adınız olabilir
İşte PKK'nın infaz belgeleri
Yazıyı küçült/büyüt :Yazıyı küçültYazıyı büyüt

Günlük Keşmekeş’den uzak….

30 Mart 2010 Salı

Türkiyeyi başarıyla.! yönetenler,hepimizi paranoyak yapmaya kararlı gibi gözüküyorlar.
Bu yüzden, günlük karmaşadan uzak bir yazı getirelim köşemize de, biraz kafalarımız sakinleşsin diye düşündüm.
Değişik konulara ilgilenmediğimiz takdirde,akli dengemizin bozulması,vakti gelmeden de gerçekleşebilir...

& & &

Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
Hatta babamın bile anahtarı yoktu. Annem, evimizin bir parçası gibiydi,hep evdeydi. Heryere birlikte giderdik,
zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki.

En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.
Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.
Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.
Servis falan da yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.
Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna dalardık,hiçbir şeyleri umursamadan
Annelerimiz bu durumu bildiklerinden,
kardeşlerimizle veya komşunun çocuklarınla, bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik.”çok terlemişsin oğlum” diyerek terimizi bile silelerlerdi bazı bazı ,küçük havlulara….
Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.
Kısacacı evine girip gelen (ki sadece İhtiyaçı gelen giderdi evine) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.
Anneleri, o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi. Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu,paylaşırdık hepsini, hakça……
Cebimizde harçlığımız olduğunda, düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.
Çok garip ama kimse almazdı paralarımızı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştılırdık. Polisler gelmezdi, kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.
Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,
onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,
en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.
Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.
Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık. Azar işitip, acillere taşınmazdık

Oyun oynarken bazen düşerdik.. ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.
Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.
Seyyar yoğurtcu…..silivriiiii kaymaaak diye bağırarak geçerken, bizlere ayırdığı, (yoğurdun kaymaklarını) sevinçle kapışırdık.

Ben, bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki..
Komşumu tanımıyorum, ama evinin camında temizliğe gelen kadını, haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum. Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.
Evlerimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ; bilmem kaç kuruş,pencere şu kadar diye, hepimizin elinde bezler,güle oynaya bitirirdik işleri.
Ya bu gün…! Evlerimiz var içinde yaşayan yok.
Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok.
Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar...sahte gülümsemeler,sahte selamlaşmalar
Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

Kapı önlerinde tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
Ben kapılarında '' vale '' lerin, '' bady '' lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.
Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana. Benim değildir bu kültür.
Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder. Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu, ele geçirilmiş insanlar olduk.
Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk…?
Gel de üzülme,acıma geçmişimize,hele de bu gün ki çocuklara ,yapılacak bir şey var mı..? yok…..sadece…
Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer ve yeni yetişenlere de bahtınız açık olsun…! demekten başka….


Kaynak: eski bir İstanbullu ve biraz da benden ilave
 

Bu yazı toplam 864 defa okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları
 
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim