Sabah gazetesi yazarı, geçen hafta yazısında, Time dergisinin düzenlediği “Yılın Adamı” anketinde Tayyip Erdoğan'ın yerine diğer adaylara oy verenleri hainlik ve puştlukla suçlamış. Demek ki "İleri Demokrasi" kavramının anlamı, yalnızca Tayyip için çalışmakmış. Latife etmeyi bir kenara bırakıp, sevgili yazarımızın ruh halini anlamaya çalışırken biraz da AKP ile geçen on yılı değerlendirelim istedim. Bu arada, konuya girmeden önce belirtmeliyim ki ankette oy kullanmadım, ancak yazıyı okuduktan sonra içimde Messi'ye oy atma isteği belirdi. Hainlik kanımda var, ne yapayım?
Bir insanı ya da herhangi bir şeyi ya seversiniz ya da sevmezsiniz. Görüşleri, yaşam felsefesi sizinkine oldukça uzaksa o kişinin, üstelik bir de hareketleri, tavırları ve hatta ses tonu bile sizi kendisinden uzaklaştırmaya yetiyorsa, o kişiyle can ciğer kuzu sarması olamazsınız. İşte, Tayyip Erdoğan ve düşünce arkadaşlarıyla benim ve benim gibi düşünenlerin ayrıştığı nokta da bundan ibaret. Ancak... Ayrı dünyaların insanları olmamız, kalın çizginin ötesindekilere hakaret etmemizi, onları küçümsememizi gerektirir mi? Yanıtınız hayır ise sevgili yazarımızın bu hırçınlığını kralcılığının ona yeterli gelmemesine ve başka kralcıların önünü kesmesinden korkmasına yorabilir miyiz? Ya da daha iyimser bir yorumla, yazarımızın kendinden olmayan görüşlere kapalı olduğunu ve öfkesine hâkim olamadığını da söyleyebiliriz.
Görüşlerinden ötürü ne kimseyi yadırgıyorum, ne de onu düşmanımmış gibi görüyorum. Çoğu yazımda şu anki iktidarı kızdıracak cümleler kuruyorum belki ama benim gibi düşünmeyenlerin varlığının da bilincindeyim ve bu bilinçle yaşamaya çalışıyorum. Aslına bakarsanız, yaşam, bu haliyle daha yaşanılası geliyor bana. Yani yaşamdaki tüm tatlar varlıklarını korudukça daha bir güzel oluyor yaşam. Lakin kimi biberi acı sever, kimisi tatlı... Kimi pilavı kaşıklamayı sever, kimisi de iki çubuğun arasına sıkıştırarak yemeyi... Örnekleri her alanda istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Ben de muhafazakâr görüş yapısını benimsemiyorum. Çünkü Tanrıyla insan arasındaki inanç sisteminin başkaları tarafınca sıkça dillendirilip menfaate dönüştürülmesi bana her zaman ters gelmiştir. Bana sorarsanız; insanlığa en büyük yanlışı da bu kişiler yapmıştır. Faiz sistemin haram olduğunu söyleyip "kar payı" adı altında getirdiği sistemin açıklarından yararlanarak "iflas ettik" deyip müşterilerinin paralarını cebine indiren de gördük, insanların dini duygularla bağışladıkları paraları soyup x kuruluşun propagandasına harcayanları da... Sömürme yalnızca parayla yapılmadı elbette. Yaşı benimkinden büyük olanlar hatırlayacaklardır; bir ayağının Konya'daki bir camide, diğer ayağının Sultanahmet'te olduğu söylenilen lider, duyguları sömürmek için kullandığı dinde cana kıymanın yasaklandığını bile bile yurttaşlarının ölümüne göz yummuştu. İşte, bu nedenle birbirinin devamı niteliğindeki partilerin sonuncusu olan AKP’yi diğerlerinden ayırmıyorum.
İtiraf ediyorum; ben uslanmaz bir hainim… Çünkü AKP’ye ve onun düşüncesindeki partilere hiçbir yarışta oy vermedim, vermiyorum, vermeyeceğim… Bana göre AKP iktidarındaki Türkiye, hiçbir konuda ilerleme sağlayamamıştır. Yetmişi aşkın gazetecisi ve sekiz milletvekili hapisken, gazetecileri ve yazarları her an işlerinden edilme tehlikesiyle karşı karşıyayken, o ülke yurttaşlarının özgürlüklerinin genişlediğinden söz edilebilir mi? Cari açığı tavan yapan bir ülkenin ekonomisi düzgün müdür? Ekonomisi dışarıdakilerin emirlerine bağlı, el âlemin füze kalkanını barındıran bir ülke, bağımsız mıdır? Tüm bu olumsuzlukları göre göre sırf dini gereksinimlerini diğerlerine oranla daha göz önünde yerine getiriyor diye; halkı fakirleşirken kendisi zenginleşen(kızlarını aldığı borçlarla okutur durumdayken şu anda dünyanın yedinci zengin başbakanı olduğunu anımsatma gereği duydum), intikam alma duygusuna yenik düşüp, onun tırnaklarıyla kazıyarak kazandığı kazanımlarından yararlanan ve halen başbakanlık koltuğunda oturduğu halde tarihi çarpıtarak aktarıp, insanları kurtarıcılarından soğutmaya çalışan, muhaliflerini her fırsatta azarlayan, demokrat olmayan bir lidere niye oy vereyim?
Sabah gazetesi yazarı, Tayyip Erdoğan’ı “Yılın Adamı” seçmeyenler hain ve puşttur diye buyurmuş. Aman Allah’ım, ne onur verici bir durum bu. Üstat Nazım, sen de gülümsüyorsundur biliyorum. Evet, aradığınız hainim ben, sevgili yazarım…
NOT: “Ben de Varım” ve “Ölüme Çalım” adlı romanlarımı yalnızca www.doğanyayın.com adresine girip sipariş formunu doldurarak ya da doganyayin@gmail.com adresine adınızı, soyadınızı, açık adresinizi, telefon numaranızı ve kaç adet kitap istediğinizi belirten bir ileti yazarak edinebilirsiniz. Bu iki yolun dışında hiçbir yol yasal değildir. Korsan kitaptan kaçınınız…
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
iranı öyle adb yapmıştır.
BeğendimBeğenmedimHiç bir iktidar döneminde bu kadar yalaka görülmedi ve görülen yalakalar bu kadar ileri gitmedi.Yalakalık yaptıkları siyasiler Yüce Divan'da yargılanırken de bu kadar atıp tutabilecekler mi merak ediyorum. Çünkü ABD'nin bunlarla işi bittikten sonra gidebilecekleri tek yer Yüce Divan! Tarih bahsettiğiniz bu yazar ve onun gibi yağdanlıkları nefretle anmak üzere sayfalarına yazacaktır.Böylesine bir garabet'e karşı durmak hainlik ve puştluksa ben hem hain hemde puştum da o yazar ne o zaman???
BeğendimBeğenmedim