• Haber3 FaceBook
  • Haber3 Twitter
  • Haber3 Friendfeed.com
  • Haber3 RSS
  • IMKB
  • 54.810
  • Dolar
  • 1,8425
  • Euro
  • 2,3065
  • Altın
  • 619,17
  • Ankara : 10 °C
  • İstanbul : 15 °C
  • İzmir : 13 °C
  • Adana : 16 °C
  • Antalya : 16 °C
  • Diyarbakır : 11 °C
Erdoğan'dan yine çok tartışılacak sözler
Eurovision'da Türkiye üzüldü, sevinen İsveç oldu !
Memurlara maaş farkı ödeniyor !
Bu haber çocuğu Facebook kullananlar için
İstanbul HaberleriDiğer İller
Yazıyı küçült/büyüt :Yazıyı küçültYazıyı büyüt

Hanefi Bostan'dan "Yeni Anayasa" Açıklaması

04.02.2012 21:47

Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, "Anayasada yapılacak değişikliklerin toplumun bir kesiminin değil tamamının onayı ile katılımcı bir anlayış içinde gerçekleşmesi bir gerekliliktir" dedi.

İstanbul Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen 'Yeni Anayasa Çalıştayı'na Türkiye Kamu Sen İstanbul Şubesi adına gönderilen bildiri metninde, "Son yıllarda ülkemizde daha özgürlükçü, daha çağdaş bir Anayasaya konusunda toplumsal bir talep ortaya çıkmıştır. Ancak, Anayasada yapılacak değişikliklerin toplumun bir kesiminin değil tamamının onayı ile katılımcı bir anlayış içinde gerçekleşmesi de bir gerekliliktir. Aksi taktirde yapılacak düzenlemelerin bir Anayasa metninden çok dayatma haline gelme tehlikesi

bulunmaktadır. Daha demokratik, insan haklarını ön plana çıkaran, özgürlükçü, çevreci, milli ve manevi değerlerimizi gözeten ve toplumun tüm kesimlerince kabul gören bir Anayasa hazırlanmalıdır. Öncelikli olarak, bu gibi açık tartışma ortamlarında anayasa metninin olgunlaştırılması ve hayata geçirilmesi amaç edinilmelidir. Anayasa, toplumun tüm kesimlerinin taleplerini yansıtmalı, ayrı ayrı tamamının haklarını korumalıdır. Anayasa, memurların, işçilerin, çiftçilerin, tarım kesiminde çalışanların,

işsizlerin, sendikaların, sendikasız çalıştırılanların, emeklilerin, dul ve yetimlerin, kadınların, çocukların, engellilerin, öğrencilerin, küçük esnafın, yargının, basın çalışanlarının, gazilerin ve bu ülke için canını vermiş şehit ailelerinin hassasiyetlerini yansıtmalıdır. Bu, siyasi organlara düşen asli bir görev niteliğindedir. Bu anlayıştan yola çıkarak, hazırlanacak yeni Anayasa ile ilgili hassasiyetlerimizi, taleplerimizi ve olmazsa olmazlarımızı dile getirmek istiyoruz. Anayasanın ilk üç maddesi

aynen korunmalıdır. Türkiye Devletinin üniter yapısı ve milli devlet kimliği bozulmamalı, içi boşaltılmamalı, mahalli idarelere özerklik tanınmamalıdır. Millet bütünlüğü bozulmamalı, ırklara, etnisitelere ve mozaiklere bölünmemelidir. Anayasa'daki Türk ve Türk Milleti kavramları bir ırkı, bir etnisiteyi, bir mozaiği değil, herkesi kucaklayan, tüm ırk ve etnisiteleri de içine alan, Türk Kültür ve Medeniyet Değerlerini ve Millet Bütünlüğünü temsil eden Türkiye Devletini kuran ve bu devlete aidiyeti ifade eden

asli unsurdur. Bu sebeple Türk Milleti'nin ve Türkiye Devleti'nin Anayasası'ndan bu ifadeler çıkarılamaz. Devletin dili, bayrağı, istiklal marşı, başkenti, değiştirilemez. Herkes anadilini konuşabilir, öğrenebilir, ancak, anadille Türkçe dışında eğitim talebi kabul edilemez. Devlet tarafından, Türkçe dışında resmen ikinci bir dil tanımak, Türkiye'de resmen, devlet eliyle, iki farklı siyasî toplum yaratmak demektir. Dil daima siyasetin taşıcısıdır. Zira farklı dil, farklı siyasi talepler demektir; 'Büyük

Kitle' ile yolları ayrışan, hatta kesişen, başka ve farklı gelecek tasavvurları olan, geleceğini başka yerlerde görmeye başlayan ve devlet eliyle 'etni'den "millet"e dönüştürülecek farklı bir kitlenin siyasi talepleri. Bunun için, farklı bir dilde eğitime meşruiyet tanındıktan sonra bir tek kişinin dahi bu dilden eğitim talebinde bulunmamasının hiçbir kıymeti olmayacaktır ve zaten bu talepleri ileri sürenlerin niyeti de öncelikle eğitim-öğretim değildir: Kürtçe eğitim-öğretim talebi, bir koyundan iki post

çıkarır gibi, bir ülkeden iki ülke çıkarmak için ustalıklı bir vasıtadır. Bir memlekette eğitim-öğretimin dili, daha açık ve anlaşılabilir bir ifadeyle, 'resmen tanınmış ve kabul edilmiş eğitim-öğretim dili', o memleketteki 'hükümranlık'ın - yani 'egemenlik'in -, yine yani, siyasî otoritenin aidiyetinin, sembolü ve hatta kendisidir. Binaenaleyh, bir memlekette birden fazla dile eğitim-öğretimde resmî nitelik kazandırmak, o memlekette birden fazla siyasi otorite, birden fazla hükümranlık ihdas etmek,

hükümranlığın parçalanmasını meşrulaştırmak demektir. Bir memleketin 'resmî eğitim-öğretim dili' ile 'resmî dili' fonksiyonellik açısından özdeştir; tamamıyla ve bire-bir özdeştir. Bu sebeple, resmî eğitim-öğretim dilinin çoğullaşması talebinde bulunmak, hükümranlığın çoğullaşması talebinde bulunmak demektir. Bunun içindir ki, 'farklı dil(ler)de eğitim' talebi, saf ve mücerret bir masum talep değildir. Anayasanın Türk vatandaşlığı maddesi değiştirilemez. Bireysel temel hak ve hürriyetler evrensel

standartlara kavuşturularak her vatandaşımızın özgürlük alanları genişletilmeli, vatandaşlarımızın diline, dinine, siyasi ve felsefi inancına bakılmaksızın herkes eşit hak ve hürriyetlere sahip olmalıdır. Ancak, etnik ve inanç temeline dayalı olarak hak ve özgürlüklerin kolektif olarak kullanımı eşitlik ilkesini ve millet bütünlüğünü bozacağından kabul edilemez. İnsan haklarına dayalı, laik ve sosyal hukuk devleti ilkesinden vazgeçilemez. Laiklik din düşmanlığı olarak değil, din ve vicdan özgürlüğü şeklinde

değerlendirilmelidir. Laiklik ilkesi özgürlük boyutu ile ele alınmalı, din ve devlet işlerinin ayrılığının yanı sıra, din hürriyeti boyutu da anayasa ile korunmalıdır. Din Kültürü Eğitimi konusunda mevcut anayasadaki düzenleme benimsenmeli, 'Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi' dersinin ilköğretimde ve orta öğretimde zorunlu ders olarak kalması sağlanmalıdır. İsteğe bağlı din eğitim ve öğretiminin de devletin görevleri arasında olduğu nazara alınmalıdır. Bu bağlamda, din eğitim ve öğretimi konusunda, ilk ve orta

öğretimde belli yoğunluğu aşan talepler söz konusu olduğunda, öğrenci velisinin isteği doğrultusunda verilmesi hususunun Anayasal temele kavuşturulması da uygun olacaktır. Anayasaların toplumun bütününü ifade ettiği düşünüldüğünde; sosyal devlet ilkesinin anayasalarda yer almasının kaçınılmaz olduğu açıktır. Sosyal barışın ve sosyal adaletin sağlanması amacıyla devletin ekonomik hayata müdahalesinin meşru olduğu çeşitli anayasalarda çeşitli şekillerde ifade edilmiştir. Sosyal devlet piyasa ekonomisinin ve

sanayileşmenin getirdiği gelişmelerle birlikte sosyal sorunların, gelir ve servet eşitsizliğinin arttığı toplumlarda devletin sosyal tedbirler almasını içermektir. Bu sayede milli bütünleşme de sağlanmış olacaktır. Sosyal devlet ilkesinin gerçekleşmesine yönelik hukuki yöntemler olarak ifade edilen; herkese insan haysiyetine yakışır asgari bir hayat düzeyi sağlamaya yönelik tedbirlerin alınması, vergi adaletinin sağlanması, toplumun ekonomik kaynaklarının, yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizin ekonomik

kalkınmayı sağlayacak biçimde bilimsel ve akılcı olarak, milli çıkarlarımıza uygun olarak değerlendirilmelidir. Yine sosyal hakların korunması ve geliştirilmesi, sosyal adaletin sağlanması, sosyal eşitsizliklerin azaltılması, toplum içinde ekonomik bakımdan güçsüz olanların korunması anayasal bir ilke olarak benimsenmeli ve alt norm niteliğindeki yasa ile güçlendirilmelidir. Hazırlanacak anayasa metni, hukuk devleti ilkesine açıkça vurgu yapmalıdır. Hukuk devleti ilkesi gereği yürütmenin hukuka bağlılığı ve

yürütme işlemlerinin yargı denetimi altında bulunması mutlak olarak sağlanmalıdır. Parlamenter demokrasi, kuvvetler ayrılığı ilkesinden vazgeçilemez. Hukukun üstünlüğü en geniş anlamı ile anayasada yer almalıdır. Yargı mutlaka bağımsız ve tarafsız hale getirilmeli, hiçbir siyasi partinin arka ya da ön bahçesi olmamalıdır. Yeni anayasada taleplerimiz ise Sendikaların her şartta üyelerinin ekonomik ve sosyal haklarını geliştirebilmesi için, Anayasada önemli değişikliklerin yapılması gerekmektedir" denildi.

İSTENİLEN DEĞİŞİKLİKLER

Türkiye Kamu-Sen olarak belirlenen değişiklikler ise şu şekilde açıklandı:

"Kamu görevlilerine grev hakkı tanınmalıdır. Anayasanın 54. maddesinde yer alan 'Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler.' hükmündeki 'işçiler' ifadesinden sonra 'memurlar ve diğer kamu görevlileri' ibaresi eklenmelidir. Kamu görevlilerinin siyasete katılma hakkının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Anayasanın siyasi partilere üye olamayacakların belirlendiği 68. madde metninden '*kamu kurum ve kuruluºlar?n?n memur statüsündeki görevlileri,

yapt?klar? hizmet bak?m?ndan iºçi niteli?i taº?mayan di?er kamu görevlileri' ibaresi ç?kar?lmal?d?r. Sendikalar?n ve konfederasyonlar?n üyeleri ad?na mahkemelere dava açma hakk? anayasa metninde yer almal?d?r. Kamu görevlilerini ilgilendiren her konu toplu sözleºmenin kapsam? dâhilinde olmal?d?r. Anayasan?n 128. madde metni 'Memurlar?n ve di?er kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmalar?, görev ve yetkileri, haklar? ve yükümlülükleri, ayl?k ve ödenekleri ve di?er özlük iºleri kanunla düzenlenir. Ancak, bu

konulara iliºkin toplu sözleºme hükümleri sakl?d?r' ºeklinde düzenlenmelidir. Devletin asli ve sürekli görevleri yaln?zca, memurlar ve kadrolu kamu görevlileri eliyle gördürülmelidir. Asli ve sürekli kamu hizmetlerinin memurlar eliyle gördürülmesi için anayasan?n 128. madde hükmünün 'Devletin, kamu iktisadî teºebbüsleri ve di?er kamu tüzelkiºilerinin genel idare esaslar?na göre yürütmekle yükümlü olduklar? kamu hizmetlerinin gerektirdi?i aslî ve sürekli görevler, memurlar ve kadrolu di?er kamu görevlileri

eliyle görülür' ºeklinde de?iºtirilmesi uygun olacakt?r. Emeklilere de sendika kurma hakk? tan?nmal?d?r. Anayasan?n 51. maddesi 'Çal?ºanlar, emekliler ve iºverenler, üyelerinin ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliºtirmek için önceden izin almaks?z?n sendikalar ve üst kuruluºlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklar?na sahiptir' ºeklinde de?iºtirilmelidir. Sonuç olarak, anayasa de?iºiklikleri toplumsal bir gereksinimden kaynaklanmal?, anayasa de?iºikli?i

toplumun her kesimince tart?º?ld?ktan sonra hayata geçirilmelidir. Türkiye Kamu-Sen olarak, 1982 Anayasas?'n?n geliºen zaman içinde toplumumuzun ihtiyaçlar?na cevap veremedi?i ve Anayasa'n?n de?iºmesi gerekti?i düºüncesindeyiz. 1982 Anayasas?'n?n merkezine insan? ve özgürlü?ü alan bir anlay?º içinde ancak Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran iradeyi tart?ºma konusu haline getirmeden, devletimizin ºekli ve temel nitelikleri üzerinde operasyon yapmaya yeltenmeyen, Anayasan?n baºlang?ç bölümündeki ilkelere sad?k

kal?narak ve Kamu Çal?ºanlar?n?n sendikal haklar?n?n önündeki engelleri kald?rarak yap?lacak Anayasa de?iºikli?ine, Türkiye Kamu-Sen olarak her zaman taraftar?z."

74
    * Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere ilk yorum yapan siz olun.
MANŞETLER
Bir efsane sona erdi...Milliler uzatmada yıkıldı !Sarıgül, 2015 planını anlattı !Hacizde kredi kartlı dönem !''Başbakan vajina bekçiliğini bıraksın''Bu haber ortalığı karıştırdı !Atiye konseri kanlı bitti !400 kilo ağırlığındaki kız evden çıkamadıAK Parti'de istifa sesleri !Molotofçu çocuk 5 lira için yanmış
FIRSATLAR
Foto-Galeriler
YAZARLAR
Haber3Group © 2001-2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.

Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim